10.10.2026
Çocuğun cinsel istismarı suçunda yaşta hata, sanığın cinsel davranışta bulunduğu kişinin gerçek yaşını bilmemesi veya mağdurun yaşını olduğundan büyük zannetmesi durumunda gündeme gelen önemli bir ceza hukuku meselesidir. Özellikle mağdurun 15 yaşını doldurmadığı hâllerde, sanığın mağduru 15 yaşından büyük zannetmesi, Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmasını gerektirebilir.
Peki, mağdurun yaşını bilmemek beraat sebebi midir? Cinsel ilişkiye girilen kişinin yaşını büyük söylemesi sanığın ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Mağdurun 18 yaşında olduğunu zanneden kişi çocuğun cinsel istismarı suçundan ceza alır mı?
Bu soruların cevapları, olayın özelliklerine ve Yargıtay içtihatlarına göre değişmektedir.
Cinsel istismar suçunda mağdurun yaşı konusunda düşülen hata, TCK 30/1 kapsamında suçun maddi unsurlarında hata olarak değerlendirilebilir. Sanığın gerçekten ve kabul edilebilir şekilde yanıldığı sonucuna ulaşılırsa çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet kurulamayabilir. Ancak yalnızca mağdurun yaşını bilmediğini söylemek beraat için yeterli değildir.
Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Mağdurun Yaşı Neden Önemlidir?
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunun oluşmasında mağdurun yaşı temel unsurlardan biridir.
Kanun, cinsel davranışın gerçekleştirildiği çocuğun yaşına ve fiilin özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar öngörmektedir.
15 yaşını tamamlamamış çocuklar: Bu yaş grubundaki çocuklara yönelik cinsel davranışlar, çocuğun rızası bulunsa dahi TCK 103 kapsamında cinsel istismar suçunu oluşturabilir. Çünkü kanun, bu yaş grubundaki çocukların cinsel davranışlara gösterdikleri rızaya hukuki sonuç bağlamamaktadır.
15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklar: Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklar bakımından, cinsel davranışın TCK 103 kapsamında değerlendirilebilmesi için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin bulunması gerekir. Bununla birlikte cebir, tehdit ve hile olmaksızın gerçekleştirilen cinsel ilişki, TCK 104 kapsamında suç oluşturabilir.
15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar: Bu çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar da TCK 103 kapsamında değerlendirilmektedir.
Görüldüğü üzere mağdurun 15 yaşını tamamlayıp tamamlamadığı, sanığa uygulanacak suç maddesini ve dolayısıyla yaptırımı doğrudan etkileyebilmektedir.
Çocuğun cinsel istismarı ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun farkı
TCK 103 ile TCK 104 arasındaki fark özellikle yaşta hata savunmalarında önem kazanmaktadır.
| Suç | Temel ceza |
| TCK 103/1 – Çocuğun cinsel istismarı | 8 yıldan 15 yıla kadar hapis |
| TCK 103/1 – Sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar | 3 yıldan 8 yıla kadar hapis |
| TCK 103/2 – Organ veya sair cisim sokulması suretiyle cinsel istismar | 16 yıldan az olmamak üzere hapis |
| TCK 104/1 – Reşit olmayanla cinsel ilişki | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
Bu cezalar temel yaptırımlardır. Mağdurun 12 yaşından küçük olması ve kanunda öngörülen diğer nitelikli hâller cezayı değiştirebilir.
Ayrıca TCK 104/2 ve 104/3 kapsamında şikâyet aranmaksızın daha ağır cezalar öngörülmüştür.
Dolayısıyla mağdurun yaşındaki yanılma, bazı dosyalarda yalnızca ceza miktarını değil, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan sorumlu tutulup tutulamayacağını da etkileyebilir.
Cinsel İstismar Suçunda Yaşta Hata Nedir? (TCK 30)
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi, ceza hukukunda hata hâllerini düzenlemektedir.
Maddenin birinci fıkrası şöyledir:
“Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.”
Çocuğun cinsel istismarı suçunda mağdurun yaşı, suçun maddi unsurlarının değerlendirilmesinde belirleyici olduğundan, bu husustaki yanılma TCK 30/1 kapsamında incelenmektedir.
Örneğin, gerçekte 14 yaşında olan bir mağdurun kendisini 17 yaşında tanıttığını ve sanığın da bu beyana inanarak mağdurun 15 yaşını tamamladığını düşündüğünü varsayalım.
Böyle bir olayda öncelikle sanığın gerçekten mağdurun yaşını bilip bilmediği ve yaş konusunda kabul edilebilir bir yanılgıya düşüp düşmediği araştırılmalıdır.
Sanığın yaşta hataya düşmesi, somut delillerle ve olayın bütün özellikleriyle değerlendirildiğinde kabul edilebilir bulunursa TCK 103 kapsamında gerekli kastın bulunmadığı sonucuna ulaşılabilir.
Ancak bunun için yalnızca sanığın yaşını bilmediğini ileri sürmesi yeterli değildir.
Yaşta hata ile hukuki hata birbirinden farklıdır
Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Sanığın mağdurun 14 yaşında olduğunu bildiği hâlde, 14 yaşındaki bir çocukla rızaya dayalı ilişkinin suç olmadığını düşünmesi, mağdurun yaşında hata değildir.
Birinci durumda kişi mağdurun gerçek yaşı hakkında yanılmaktadır. İkinci durumda ise kişinin fiilin hukuki niteliği hakkındaki yanılgısı söz konusudur.
Yaşın bilinmemesi kural olarak TCK 30/1 kapsamında değerlendirilirken, fiilin haksızlık oluşturduğuna ilişkin yanılgının TCK 30/4 yönünden ayrıca incelenmesi gerekir.
Bu nedenle savunmada ileri sürülen hatanın niteliğinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Mağdurun Yaşını Bilmemek Beraat Sebebi midir?
Evet. Mağdurun yaşı konusunda gerçek ve kabul edilebilir bir hataya düşülmesi, olayın özelliklerine göre çocuğun cinsel istismarı suçundan beraat sonucunu doğurabilir. Bununla birlikte, eylemin TCK 104 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, 2014/88 Esas ve 2014/334 Karar sayılı ilamında yaşta hatanın hukuki sonuçları ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Ceza Genel Kuruluna göre, gerçekte 15 yaşını doldurmamış olan mağdurun 15 yaşından büyük olduğunu düşünerek onunla rızaya dayalı cinsel ilişkiye giren sanığın yaş konusundaki yanılgısı kabul edilebilir nitelikteyse TCK 30/1 kapsamında hata hükümlerinden yararlanması mümkündür.
Böyle bir durumda sanığın çocuğun cinsel istismarı suçunun maddi unsurlarına ilişkin kastının bulunmadığı kabul edilebilecektir.
Ancak aynı kararda önemli bir sınırlamaya da yer verilmiştir: Sanığın yaş konusunda hataya düştüğü yönündeki savunması, olayın özellikleriyle ve hayatın olağan akışıyla uyumlu olmalıdır.
Dolayısıyla yaşta hata savunması her dosyada kendiliğinden kabul edilen bir savunma değildir.
Mağdurun Yaşını Büyük Söylemesi Sanığın Ceza Sorumluluğunu Kaldırır mı?
Çocuğun cinsel istismarı suçunda sık karşılaşılan durumlardan biri, mağdurun sanığa gerçek yaşından daha büyük olduğunu söylemesidir.
Örneğin mağdurun gerçekte 14 yaşında olmasına rağmen kendisini 18 yaşında tanıttığı bir olayda, sanığın bu bilgiye dayanarak yaş konusunda yanıldığını ileri sürmesi mümkündür.
Ancak mağdurun yaşını büyük söylemiş olması, tek başına hata hükümlerinin uygulanması için yeterli değildir.
Mahkeme özellikle şu hususları değerlendirmelidir:
- Mağdur, sanığa kaç yaşında olduğunu söylemiştir?
- Sanık ile mağdur ne zaman ve hangi ortamda tanışmıştır?
- Mağdurun yaşını büyük söylediğine ilişkin mesaj veya tanık anlatımı var mıdır?
- Sanık, mağdurun hangi okulda ve kaçıncı sınıfta okuduğunu bilmekte midir?
- Mağdurun fiziksel görünümü olay tarihinde kaç yaşında olduğu izlenimini vermektedir?
- Taraflar arasındaki tanışıklık ne kadar sürmüştür?
- Sanığın mağdurun yaşını öğrendiğini gösteren başka deliller bulunmakta mıdır?
Örneğin mağdurun sosyal medya hesabında kendisini 19 yaşında tanıtması, sanığın savunmasını destekleyen bir veri olabilir. Fakat bu bilgi tek başına yaşta hatayı ispatlamaz.
Özellikle uzun süreli ilişkilerde, tarafların yaş ve eğitim durumlarına ilişkin bilgi sahibi olup olmadıkları önem kazanmaktadır.
Mağdurun yaşına ilişkin çelişkili beyanları önemli midir?
Mağdurun yaşını farklı aşamalarda farklı şekilde açıklaması, yaşta hata savunmasının değerlendirilmesini etkileyebilir.
Örneğin mağdurun ilk ifadesinde sanığa 18 yaşında olduğunu söylediğini belirtmesi, sonraki aşamada ise sanığın gerçek yaşını bildiğini ileri sürmesi durumunda bu farklılığın nedenleri araştırılmalıdır.
Ancak her çelişki doğrudan sanığın haklı olduğunu veya mağdurun gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu göstermez.
Önemli olan, yaş konusundaki farklı anlatımların sanığın bilgi durumu üzerindeki etkisidir.
Bu konuyla bağlantılı daha ayrıntılı açıklamalarımıza Cinsel Suçlarda Mağdurun Çelişkili Beyanları başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Mağdurun 18 Yaşında Olduğunu Zannetmek Suçu Ortadan Kaldırır mı?
Mağdurun 18 yaşında olduğunu düşünmek de TCK 30 kapsamında değerlendirilmesi gereken bir iddiadır.
Burada iki farklı ihtimal bulunmaktadır.
Birinci ihtimal: Mağdur gerçekte 15 yaşından küçük olmasına rağmen sanık mağdurun 18 yaşını doldurduğunu düşünmektedir.
Bu durumda sanığın yaş konusundaki yanılgısı kabul edilirse çocuğun cinsel istismarı suçundan sorumluluğu etkilenebilir.
İkinci ihtimal: Mağdur gerçekte 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamıştır. Sanık ise mağdurun 18 yaşından büyük olduğunu düşünmektedir.
Bu ihtimalde, TCK 104 kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun maddi unsurlarında hataya düşülüp düşülmediği ayrıca incelenmelidir.
Her iki durumda da sanığın ileri sürdüğü yaş bilgisinin hangi somut verilere dayandığı önemlidir.
Örneğin yalnızca mağdurun yetişkinlere yönelik bir sosyal medya platformunu kullanması, 18 yaşından büyük olduğunun kesin olarak kabul edilmesini gerektirmez. Bununla birlikte platformun niteliği, hesap bilgileri ve taraflar arasındaki yazışmalar, diğer delillerle birlikte yaşta hata incelemesinde dikkate alınabilir.
Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hataya İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay kararları incelendiğinde, yaşta hata savunmasının her dosyada farklı sonuçlar doğurabildiği görülmektedir.
Bazı kararlarda eksik inceleme nedeniyle bozma kararı verilirken, bazı dosyalarda sanığın mağdurun gerçek yaşını bilmediği yönündeki savunması inandırıcı bulunmamaktadır.
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu: Yaşta hata savunmasının ileri sürülmesi ve inandırıcı olması gerekir
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2014, 2014/88 E., 2014/334 K.
Bu kararda, 15 yaşını tamamlamamış mağdurla cinsel ilişkiye giren sanığın yaşta hata hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı tartışılmıştır.
Sanık ile mağdur arasında uzun süreli bir arkadaşlık bulunduğu, tarafların bir dönem birlikte yaşadıkları ve sonrasında evlendikleri anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK 30/1 kapsamında mağdurun yaşına ilişkin kabul edilebilir bir hatanın kastı kaldırabileceğini açıklamıştır.
Ancak somut olayda sanığın mağdurun 15 yaşından büyük olduğunu zannettiği yönünde bir savunma ileri sürmemiş olması ve uzun süren tanışıklık dikkate alınmıştır.
Ceza Genel Kurulu, olayda hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı sonucuna ulaşarak mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiştir.
Kararın önemi: Yaşta hata hukuken mümkün bir savunma olmakla birlikte, somut olayla bağlantılı ve inandırıcı şekilde ileri sürülmelidir. Mahkemenin her davada kendiliğinden yaşta hata araştırması yapması gerektiği söylenemez.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu: Mağdurun öğrenci olduğunu bilmek yaşta hata savunmasını zayıflatabilir
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.10.2024, 2022/126 E., 2024/307 K.
Bu kararda mağdurun olay tarihinde yaklaşık 14 yaş 6 ay ile 14 yaş 9 ay arasında olduğu, sanığın ise 40 yaşında bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık, zaman zaman şoförlüğünü yaptığı öğrenci servisinde tanıştığı mağdurun yaşının büyük olduğunu düşündüğünü ileri sürmüştür.
Ancak dosyada mağdurun fiziksel ve zihinsel gelişiminin yaşıyla uyumlu olduğuna ilişkin raporlar bulunmaktadır.
Ayrıca sanığın mağdurun öğrenci olduğunu, yaşına ilişkin anlatımlarında çelişkiler bulunduğunu ve yaşını doğrulamak istediğini gösteren beyanları da değerlendirilmiştir.
Ceza Genel Kurulu, sanığın mağdurun gerçek yaşını bilmediği yönündeki savunmasını somut olayın koşullarında inandırıcı bulmamıştır.
Sonuç olarak TCK 30 kapsamında hata hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Kararın önemi: Mağdurun yaşını büyük söylediği iddiası, diğer delillerle çeliştiğinde tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle sanığın mağdurun eğitim durumu ve yaşına ilişkin bilgileri önemlidir.
3. Yargıtay 9. Ceza Dairesi: Yetişkinlere yönelik platformda tanışma ve yaşta hata savunması araştırılmalıdır
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/14636 E., 2023/3622 K.
Kararda sanık, mağdurun yaşını 18 olarak bildiğini savunmuştur.
Sanık ile mağdurun yetişkin kullanıcıları hedefleyen bir internet platformunda tanıştıkları ve bu platformun üyelik koşulları gündeme gelmiştir.
Yargıtay, sanığın yaşa ilişkin savunmasının, tarafların tanışma ortamının, mağdurun anlatımlarının ve dosyadaki diğer delillerin TCK 30 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İlk derece mahkemesinin hata hükümlerini yeterince tartışmadan mahkûmiyet kararı vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Kararın önemi: Tarafların tanıştığı internet sitesinin niteliği, mağdurun kendisini nasıl tanıttığı ve sanığın yaş konusundaki bilgisi birlikte değerlendirilmelidir.
4. Yargıtay 9. Ceza Dairesi: Yaşta hata bakımından çelişkili anlatımlar giderilmelidir
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/11445 E., 2023/1224 K.
Bu kararda mağdurun sanıkla arkadaşlık süresine ilişkin anlatımlarında çelişkiler bulunduğu değerlendirilmiştir.
Yargıtay, tarafların ne zamandan beri birbirlerini tanıdıklarının yaşta hata savunmasını etkileyebileceğine işaret etmiştir.
Mağdurun anlatımlarındaki farklılıkların açıklığa kavuşturulması ve sanığın yaşta hata savunmasının TCK 30 kapsamında tartışılması gerektiği belirtilmiştir.
Kararın önemi: Taraflar arasındaki ilişkinin başlangıcı ve sanığın mağdurun gerçek yaşını hangi tarihte öğrendiği belirleyici olabilir.
5. Yargıtay 9. Ceza Dairesi: Yaş tespiti ve hata hükümleri hakkında eksik araştırma yapılamaz
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 07.12.2021, 2021/23879 E., 2021/9778 K.
Sanık, cinsel ilişkiye girdiği mağdurun 19 yaşında olduğunu bildiğini savunmuştur.
Yargıtay, öncelikle mağdurun resmî bir sağlık kuruluşunda doğup doğmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
Resmî kurumda doğmadığının anlaşılması durumunda uygun tıbbi yöntemlerle yaş tespiti yapılması; mağdurun 15 yaşından küçük olduğunun belirlenmesi hâlinde ise sanığın yaşta hata savunmasının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Eksik araştırmayla hüküm kurulması nedeniyle bozma kararı verilmiştir.
Kararın önemi: Mağdurun gerçek yaşının belirlenmesi ile sanığın bu yaş konusunda hataya düşmesi birbirinden ayrı meselelerdir. Her ikisi de yargılamanın sonucunu etkileyebilir.
6. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararı: Mağdurun yaşının kesin belirlenememesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 14.01.2026, 2021/25248 E., 2026/450 K.
Bu kararda mağdurun hastane doğumlu olmadığı, Adli Tıp Kurumunun raporunda olay tarihindeki yaşın kesin olarak belirlenemediği anlaşılmıştır.
Sanığın aksi kanıtlanamayan savunması ve dosyadaki deliller çerçevesinde mağdurun olay tarihinde 15 yaşını doldurmuş olduğunun kabul edilmesi gündeme gelmiştir.
Yargıtay, eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında değerlendirilmesi ve şikâyet yokluğunda kamu davasının düşürülmesi gerekirken farklı şekilde hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Kararın önemi: Yaşın kesin belirlenemediği durumlarda, sanık aleyhine varsayımla hareket edilemez. Mağdurun gerçek yaşı hakkındaki belirsizlik de suç vasfını değiştirebilir.
Bu karar, doğrudan sanığın yaşta hatasından ziyade mağdurun gerçek yaşının ispatına ilişkin olması bakımından ayrıca önem taşımaktadır.
Cinsel İstismar Davasında Kemik Yaşı Raporu Alınması Gerekir mi?
Yaşta hata savunmasının yanı sıra, bazı dosyalarda mağdurun gerçek doğum tarihi de tartışmalı olabilir.
Özellikle nüfus kaydındaki doğum tarihi ile gerçekteki doğum tarihi arasında farklılık bulunduğu ileri sürüldüğünde yaş tespiti önemli hâle gelmektedir.
Bununla birlikte her cinsel istismar dosyasında kemik yaşı raporu alınması zorunlu değildir.
Mağdurun hastanede doğmuş olması ve doğum bilgilerinin güvenilir resmî belgelerle belirlenebilmesi durumunda, yalnızca fiziksel görünümü gerekçe gösterilerek nüfus kaydının gerçeğe aykırı olduğu sonucuna ulaşılamaz.
Hastane doğum kaydı bulunmayan veya doğum tarihi konusunda ciddi belirsizlik taşıyan dosyalarda ise adli tıp incelemesi gerekebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, kemik yaşının her zaman takvim yaşını kesin olarak göstermemesidir. Kişinin biyolojik gelişimi ile nüfus yaşı arasında farklılık bulunabilir.
Bu nedenle bilirkişi raporlarının diğer kayıtlar ve delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ayrıca mağdurun güncel fiziksel görünümü ile olay tarihindeki görünümü birbirinden farklı olabileceğinden, olay tarihine yakın fotoğraflar ve diğer kayıtlar da önem taşıyabilir.
Yaşta Hata Nedeniyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu TCK 104’e Dönüşür mü?
Bazı olaylarda yaşta hata hükümlerinin uygulanması, çocuğun cinsel istismarı suçlamasının hukuki niteliğini değiştirebilir.
Örneğin gerçekte 14 yaşında olan mağdurun 16 yaşında olduğunu düşünen sanığın, cebir, tehdit veya hile olmaksızın cinsel ilişkiye girdiği varsayılsın.
Sanığın mağdurun yaşına ilişkin hatası kabul edilirse TCK 103 kapsamında kastın bulunmadığı değerlendirilebilir.
Bu durumda sanığın bilgisi ve kastı çerçevesinde eylemin TCK 104 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenir.
TCK 104/1 kapsamındaki suçlarda şikâyet koşulu bulunmaktadır.
Ancak TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki özel hâllerde şikâyet aranmadığından, bu ayrımın gözden kaçırılmaması gerekir.
Yaşta hata nedeniyle beraat mi, düşme kararı mı verilir?
Bu iki karar birbirinden farklıdır.
Beraat kararı: Yüklenen suç bakımından kastın bulunmaması gibi CMK 223/2 kapsamında öngörülen nedenlerin gerçekleşmesi durumunda gündeme gelir.
Düşme kararı: Eylemin şikâyete bağlı bir suç kapsamında değerlendirilmesi ve gerekli şikâyet koşulunun bulunmaması gibi hâllerde gündeme gelebilir.
Örneğin Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2026/450 sayılı kararında, eylemin TCK 104 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek şikâyet yokluğu nedeniyle davanın düşmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla yaşta hata savunmasının kabul edilmesinin her durumda aynı kararla sonuçlanacağı söylenemez.
Mağdurun Rızası Yaşta Hata Savunması İçin Yeterli midir?
Hayır. Mağdurun rızasının bulunması ile sanığın mağdurun yaşını bilmemesi farklı hukuki meselelerdir.
15 yaşını tamamlamamış çocuğun cinsel davranışa rıza göstermesi, tek başına TCK 103 kapsamındaki cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Ancak sanığın mağduru 15 yaşından büyük zannederek hareket ettiğinin ileri sürüldüğü bir olayda, fiilin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden içermemesi önem taşımaktadır.
Çünkü yaşta hata nedeniyle hukuki nitelendirmenin TCK 104’e dönüşüp dönüşmeyeceği tartışılırken fiilin gerçekleşme koşullarının da değerlendirilmesi gerekir.
Cebir veya tehdidin bulunduğu bir olayda, yalnızca mağdurun yaşının yanlış bilinmesi bütün cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Sarkıntılık Suçunda Mağdurun Yaşını Bilmemek
Yaşta hata savunması yalnızca cinsel ilişki iddialarında değil, sarkıntılık düzeyindeki cinsel istismar suçlarında da gündeme gelebilir.
Örneğin mağdurun 15 yaşından küçük olduğu bir olayda sanığın mağdurun 17 yaşında olduğunu düşündüğünü ileri sürmesi durumunda TCK 30 hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı tartışılabilir.
Bununla birlikte eylemin fiziksel temas içerip içermediği, hangi koşullarda gerçekleştiği, cebir veya tehdit bulunup bulunmadığı da önemlidir.
Özellikle 15 yaşını tamamlamış ve fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara yönelik davranışların hangi suç kapsamında değerlendirileceği ayrıca belirlenmelidir.
Sarkıntılık suçunun unsurları, cezası ve Yargıtay uygulamasına ilişkin ayrıntılı açıklamalar için Çocuğa Sarkıntılığın Cezası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Çocuğun Cinsel İstismarı Davasında Yaşta Hata Nasıl İspatlanır?
Yaşta hata savunmasında en önemli mesele, sanığın olay tarihinde mağdurun yaşını gerçekten bilip bilmediğinin belirlenmesidir.
Bunun için yalnızca mağdurun fiziksel görünümü veya sanığın beyanı üzerinden değerlendirme yapılması yeterli olmayabilir.
Somut dosyanın özelliklerine göre özellikle şu deliller araştırılmalıdır:
- WhatsApp ve sosyal medya yazışmaları: Mağdurun sanığa kaç yaşında olduğunu söylediği, doğum tarihini nasıl açıkladığı ve sanığın bu bilgiyi ne zaman edindiği incelenmelidir.
- Sosyal medya hesap bilgileri: Mağdurun hesabında belirttiği yaş ve kendisini nasıl tanıttığı değerlendirilebilir. Bu bilgilerin olay tarihinde mevcut olup olmadığı da araştırılmalıdır.
- Tanık beyanları: Tarafların tanışma ortamında bulunan kişilerin mağdurun yaşına ilişkin anlatımları önem taşıyabilir.
- Okul ve eğitim bilgileri: Sanığın mağdurun hangi okulda okuduğunu ve eğitim durumunu bilip bilmediği değerlendirilmelidir.
- Olay tarihine yakın fotoğraf ve görüntüler: Mağdurun olay tarihindeki fiziksel görünümünün araştırılmasına yardımcı olabilir.
- Doğum kayıtları ve adli tıp raporları: Mağdurun gerçek yaşı konusunda belirsizlik mevcutsa bu husustaki araştırmalar tamamlanmalıdır.
- Tarafların önceki ifadeleri: Sanığın ve mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki yaşa ilişkin anlatımları karşılaştırılmalıdır.
Burada önemli bir husus da delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesidir. Özellikle dijital yazışmaların bütünlüğü, tarihleri ve kime ait olduğu değerlendirilmeden yalnızca ekran görüntülerine dayanılarak kesin sonuca ulaşılması doğru değildir.
Sanığın yaşta hata savunmasını sonradan ileri sürmesi
Yargıtay kararlarında dikkat çekilen hususlardan biri de sanığın yaşta hata savunmasını hangi aşamada ileri sürdüğüdür.
Sanığın ilk ifadesinde mağdurun gerçek yaşını bildiğini söylemesi, daha sonraki ifadelerinde ise yaşını bilmediğini ileri sürmesi durumunda bu değişikliğin açıklanması gerekir.
Öte yandan savunmanın sonraki aşamalarda ileri sürülmüş olması, tek başına gerçeğe aykırı olduğu anlamına gelmez.
Önemli olan, açıklamaların dosyadaki maddi delillerle ve olayın özellikleriyle uyumlu bulunup bulunmadığıdır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/334 ve 2024/307 sayılı kararları, yaşta hata savunmasının inandırıcılığına ve somut olayın koşullarına özellikle önem vermektedir.
Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hata Hakkında Sık Sorulan Sorular
14 yaşındaki birini 16 yaşında zanneden kişi ceza alır mı?
Kişinin gerçekte 14 yaşında olan mağduru 16 yaşında zannetmesi, TCK 30/1 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak yaşta hata savunmasının kabul edilmesi için yanılgının somut olay bakımından inandırıcı bulunması gerekir. Hata kabul edilirse TCK 103 yönünden sorumluluk etkilenebilir; TCK 104 ve diğer suçların koşulları ise ayrıca incelenmelidir.
Mağdurun 18 yaşında olduğunu söylemesi beraat için yeterli midir?
Hayır. Mağdurun kendisini 18 yaşında tanıtması önemli bir delil olabilir. Ancak tanışıklık süresi, okul bilgileri, mesajlaşmalar ve olayın diğer özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Mağdurun kimliğini görmemek yaşta hata sayılır mı?
Kimliğin görülmemiş olması tek başına yaşta hatanın kabulünü veya reddini gerektirmez. Sanığın mağdurun yaşına ilişkin bilgileri hangi koşullarda edindiği ve bu bilgilerin ne kadar güvenilir olduğu değerlendirilmelidir.
Çocukla sevgili olmak cinsel istismar suçunda cezayı kaldırır mı?
Hayır. Taraflar arasında duygusal ilişki bulunması veya birlikte olmayı istemeleri, 15 yaşını tamamlamamış çocuğa yönelik cinsel davranışları kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Bununla birlikte sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğünü ileri sürdüğü bir davada ilişkinin başlangıcı ve taraflar arasındaki iletişim delil olarak önem taşıyabilir.
Mağdur şikâyetçi olmazsa dava düşer mi?
TCK 103 kapsamında soruşturulan çocukların cinsel istismarı suçlarında genel olarak şikâyet şartı aranmaz. Kanunda suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirilen sarkıntılık düzeyindeki eylemler bakımından özel düzenleme bulunmaktadır.
TCK 104/1 bakımından ise şikâyet şartı vardır. Ancak TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki durumlarda şikâyet aranmamaktadır.
Dolayısıyla davanın düşüp düşmeyeceği, suçun hukuki niteliğine bağlıdır.
Kemik yaşının 15 yaşından büyük çıkması beraat sebebi midir?
Kemik yaşı raporunun nüfus yaşından farklı olması otomatik olarak beraat kararı verilmesini gerektirmez. Doğum kayıtları, raporun bilimsel kesinliği ve diğer deliller birlikte incelenmelidir.
Mağdurun gerçek yaşının belirlenmesiyle ilgili giderilemeyen şüphe bulunması ise suç vasfının belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Yaşta hata savunması her cinsel istismar davasında uygulanır mı?
Hayır. Yaşta hata savunmasının uygulanabilmesi, sanığın mağdurun gerçek yaşı konusunda yanılmış olması ve bu yanılgının somut olayın koşullarında kabul edilebilir bulunmasına bağlıdır.
Sanığın mağdurun gerçek yaşını bildiği veya bilmediği yönündeki savunmasının inandırıcı olmadığı durumlarda TCK 30 hükümleri uygulanmayabilir.
Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hata ve Ceza Sorumluluğu
Çocuğun cinsel istismarı suçunda yaşta hata, ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyebilen önemli hukuki meselelerden biridir.
Özellikle mağdurun 15 yaşını tamamlamadığı durumlarda, sanığın mağdurun yaşını olduğundan büyük zannetmesi TCK 30 kapsamında değerlendirilmelidir.
Ancak Yargıtay kararları incelendiğinde, yaşta hata savunmasının kabul edilmesinin belirli şartlara bağlı olduğu görülmektedir.
Mağdurun yaşını büyük söylemesi, fiziksel görünümünün yaşından ileri olması veya taraflar arasında rızaya dayalı ilişki bulunması tek başına yaşta hatanın kabul edilmesini sağlamaz.
Mahkemenin, sanığın olay tarihindeki bilgi durumunu, tarafların tanışıklık süresini, yaşa ilişkin anlatımları ve diğer bütün delilleri birlikte değerlendirmesi gerekir.
Yaşta hata kabul edildiğinde çocuğun cinsel istismarı suçunun unsurları yönünden beraat kararı gündeme gelebileceği gibi, somut olayın koşullarına göre eylemin TCK 104 kapsamında değerlendirilmesi ve şikâyet şartı bulunmaması nedeniyle davanın düşmesi de söz konusu olabilir.
Bu nedenle çocuğun cinsel istismarı suçunda yaşta hata savunması, yalnızca mağdurun yaşının bilinmediğinin ileri sürülmesiyle sınırlı tutulmamalı; olayın maddi gerçekliği ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda bütün delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Cinsel Suçlar ve Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hata konusunda Cinsel Suçlar Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.


