Follow us on :

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

TCK’nın 257. maddesine göre kamu görevlisinin görevi kötüye kullanma suçu 3 şekilde gerçekleşebilir.

  1. Yapmakla görevli olduğu görevini yapmaması,
  2. Görevini kanunun öngördüğü şekilde yapmaması,
  3. Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi, bu durum görevi ihmal suçu olarak da adlandırılmaktadır.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Cezası ve Zamanaşımı Süresi

Görevi kötüye kullanma suçunun cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak görevi kötüye kullanma suçu ihmal suretiyle işlenirse sanık görevi ihmal suçu nedeniyle 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Görevi kötüye kullanma suçu, şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle, şikâyet olmasa veya şikâyetten vazgeçilse dahi savcılık suçun soruşturulması için gerekli işlemleri yürütür.

Ancak olayın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen bir işlem yapılmamış ise suç dava zaman aşımına uğrar ve bir daha aynı olayla ilgili soruşturma yapılamaz.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Şartları

1.Suçun Faili Kamu Görevlisi Olmalıdır

Görevi kötüye kullanma suçu sadece kamu görevlisi tarafından veya özel kanunlarda kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı belirtilen kişiler tarafından işlenebilir.

TCK’da, kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla kamu görevlisi memur kavramından daha geniş bir anlama sahiptir. Bu itibarla, avukatlar, bir davanın tanıkları ya da mahkemece atanan bilirkişiler memur olmamalarına rağmen kamu görevlisi olarak kabul edilmektedirler. 

Özel hastanelerde görev yapan hekim ve diğer sağlık çalışanları kamu görevlisi kabul edilmediklerinden görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal suçunun faili olmazlar.

Görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için aynı zamanda kamu görevlisinin görevine giren bir iş veya fiil olması gerekir. Dolayısıyla, kamu görevlisinin görevli olmadığı bir işi yapması halinde, görevi kötüye kullanma suçu değil kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu oluşur.

Kamu görevlisinin takdir yetkisini kamu yararı gözeterek değil, özel yarar gözeterek kullanması halinde de görevi kötüye kullanma suçu oluşur. Örneğin, kamu görevlisi, kendisine tanınan takdir yetkisini, intikam almak veya üstünlük kurmak gibi amaçlarla kullanması halinde, görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğu kabul edilir.

Kamu görevlisinin yaptığı işin veya eylemin görevi ile ilgili olması yeterli değildir. Bunun yanında, bu işin görevin gereklerine aykırılık oluşturması da gerekir. Bu nedenle, kamu görevlisi tarafından yapılan işler kamunun yararına olarak değil, özel menfaat güdülerek gerçekleştirilmiş ise görevi kötüye kullanma suçundan söz edilebilir.

Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2006/8125 sayılı kararında, bir devlet hastanesinde radyoloji uzmanı olan hekimin, yetkili olduğu hastane servisinde daha önce 20 hasta kabul ederken, hasta sayısını beşe indirmesini ve diğer hastaları kendisine ait özel görüntüleme merkezine yönlendirmesini görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna karar vermiştir.

Benzer şekilde Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir kararında, lojman tahsis komisyonu başkanı olan kamu görevlisinin lojmanı daha yüksek puanlı kimselere tahsis etmesi gerekirken puanı düşük bir kimseye tahsis etmesinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağını belirtmiştir.

2.Görevi Kötüye Kullanma Eyleminin Kasten Gerçekleştirilmesi Gerekir

Bu suçun oluşması içinkamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ettiğini bilmesi ve istemesi dolayısıyla kasten hareket etmesi gerekir. Dolayısıyla kamu görevlisi görevinin gereklerine aykırı hareket ettiğini bilmiyorsa kasten hareket etmiş olmaz ve suç oluşmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken süreyi yanlış hesaplayan savcı hakkında verdiği kararda görevi kötüye kullanma suçunun oluşmayacağına karar vermiştir. Yargıtay, savcı olan sanığın iş yükünün çokluğu ve personel azlığı nedeniyle hata yapıldığını sanığın görevini savsaklama gibi bir kastının olmadığını belirtmiş ve beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

3. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedeniyle Bir Zarar Oluşmalıdır

Görevi kötüye kullanma suçundan söz edebilmek için kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı harekette bulunması yanında, bu hareketin kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmuş ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması gerekir.

Hekimlerin ve Sağlık Çalışanları Açısından Görevi Kötüye Kullanma ve Görevi İhmal Suçu

Hekimler ve sağlık çalışanları açısından görevi kötüye kullanma suçu sadece kamu görevlisi olan sağlık personeli tarafından işlenebilir. Özel sağlık kuruluşlarında istihdam edilen ve kamu görevlisi sayılmayan hekimler ve sağlık çalışanları açısından diğer şartlar oluşsa bile bu suç oluşmaz.

Görevi kötüyü kullanma suçundan cezalandırılmaları için hekim ve diğer sağlık çalışanlarının, ilgili mevzuattan kaynaklı görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri veya görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme göstermeleri ve bunun sonucunda da bir zararın oluşması gerekmektedir.

Bu şartlar oluşmadıkça hekim ve sağlık çalışanları görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılamazlar. Ancak görevin gereklerine aykırı davranışlar disiplin cezası gerektirebilir. Nitekim Yargıtay bir kararında, sanık olan hekimin trafik kazası nedeniyle hastaneye getirilen yaralıya haber verildikten itibaren 15 dakikalık gecikme ile tedaviye başlamasında, bilirkişi raporuna göre bu gecikme olmasa bile ölümün kaçınılmaz olacağını belirtmesi karşısında, eylemin disiplin suçu kapsamında kaldığına karar vermiştir. Yargıtay’a göre somut olayda görevi ihmal suçu oluşmamıştır.

Görevi kötüye kullanma suçu sadece sanığın eylemi başka bir suç oluşturmuyor ise uygulanabilir. Dolayısıyla sağlık çalışanlarının eylemi başka bir suç tipine giriyorsa, görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılamazlar.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23.06.2014 tarih ve 2014/15418 sayılı kararında, trafik kazası nedeni ile yaralanan katılanın, Ortopedi ve Travmatoloji doktoru olan sanık tarafından muayenesi yapıldıktan sonra “sağ acetabulum, femur kırığı ve dolaşım bozukluğu tanısı” ile yatışının yapıldığı, ayağı alçıya alınan katılanın kalp damar uzmanının muayenesi sonrasında “alt ekstremite dolaşım bozukluğu” nedeni ile Çukurova Tıp Fakültesi Hastahanesine sevkedildiği ve buradaki tedavisi sırasında katılana sağ diz altı amputasyonu yapıldığı, mevcut arter ve ven yırtığının fark edilmemiş olması, katılanın yeterince takibinin yapılmamış olması ve kalp damar cerrahi konsültasyonunun geç yapılması nedenleri ile sanık doktorun, mesleğinin gerektirdiği objektif özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle katılanın yaralanmasına neden olduğu iddiasını incelemiştir. Yargıtay’a göre burada sanığın taksirle yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken; görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması yasaya aykırıdır.

Hekimlerin Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yönünden Sorumlulukları

Görevlerinin gereklerine kasten aykırı hareket etmek suretiyle hastaların mağduriyetine veya kamunun zararına yol açan ya da haksız menfaat sağlayan hekim ve sağlık çalışanları görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle cezalandırılırlar.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hekimin görev yaptığı hastanede mesaisi bitmeden hastaneden ayrılıp özel muayenehanesinde hasta bakarak para almasını görevi kötüye kullanma suçu oluşturacağına karar vermiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kronik tansiyon ve yüksek ateş şikâyetiyle hastaneye yatırılan 37 haftalık gebe olan müştekinin riskli gebeliği hakkında, nöbetçi ebeler tarafından telefonla aranarak bilgilendirilen icapçı sanık hekimin hastaneye gelmeyip telefon ile ebelere ilaç tedavisi uygulamaları yönünde talimat verdiği olayı incelemiştir. Somut olayda, ebeler bebeğin kalp atışının olmadığını tespit etmeleri üzerine sanık olan hekim hastaneye gelmiş ancak bu esnada bebek ölü doğmuştur. Yargıtay’a göre, burada sanık hekimin çağrılmasına rağmen hastaneye gidip hastaya ilk müdahaleye yapmamasını görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna karar vermiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hekim olan sanığın, görmediği ve bizzat muayene etmediği, tahlil ve tetkiklerini yapmadığı hastanın sağlık karnesine ilaç yazmasını görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna karar vermiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, nezaretten çıkarılan ve vücudunda ekimozlar bulunan müştekiyi gereği gibi muayene etmeden darp ve cebir izine rastlanmadığı yönünde rapor düzenleyen hekimin eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna karar vermiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, göz doktoru olan sanığın, hastaların özel klinikte muayene ettikten sonra görev yaptığı resmi hastanede protokol defterine kaydederek özel muayene sonuçlarına göre reçete düzenlemesini görevi kötüye kullanma suçu kapsamına girdiğine karar vermiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2013/21013 sayılı kararında, Adli Tıp Kurumunun raporunda, saat 03.00-03.30 sıralarında ileri derecede rahatsızlanması sonucu hastaya EKG çekilmemesi ve kan potasyum düzeyi tetkikinin yapılmamış olmasının bir eksiklik olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay’a göre, buruda raporda belirtilen eksikle ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığından sanık olan hekim taksirle öldürme eyleminden sorumlu tutulamaz. Bunun yanında, hastayı hemodiyaliz programına alarak, hastalığın teşhisini sanık olan hekim yapmıştır ve hastanın kendi isteğiyle hemodiyalize son verilmiştir. Bu itibarla, sanık hekimin kastı ve taksirinin bulunmaması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. 

Hekimlerin Görevi İhmal Suçu Yönünden Sorumlulukları

Görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstermek suretiyle hastaların mağduriyetine veya kamunun zararına yol açan ya da haksız menfaat sağlayan hekim ve sağlık çalışanları görevi ihmal suçu nedeniyle cezalandırılırlar.

Görevi ihmal suçunun oluşması için hekimlerinin kasıtlı olarak görevlerinin gereklerini yerine getirmemiş olmalıdırlar. Eğer kasıtlı hareket edilmemişse bu suç oluşmaz. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi de 2014/17076 sayılı kararında, sanık olan hekimin görevi ihmal suçu yönünden kastının bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararını onamıştır. Yargıtay bu kararda,  B Tipi 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonunda görevli nöbetçi hekim olarak ambulans ekibinde yer alan doktor Y.’nin sevke karar veren sanık icapçı uzman doktor tarafından ayrıca bir görevlendirme yapılmasına gerek olmaksızın 112 ambulansıyla yapılan sevkte kendiliğinden araçta bulunmasının gerektiği, bu nedenle ölenin doktorsuz olarak sevkinde kusurunun bulunmadığını belirtmiştir.

İcapçı hekimin hastaneye çağrılmasına rağmen gitmemesi durumunda meydana gelen istenmeyen netice ile ihmal arasında bir illiyet bağı kurulabiliyorsa hekim taksirle yaralama veya öldürmeden sorumlu tutulabilirken, illiyet bağının olmadığı durumlarda görevi ihmal suçu gündeme gelebilecektir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/10865 sayılı kararında, devlet hastanesinde çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak görev yapan içapçı hekim olan sanığın, acil servise getirilen ağır hasta çocuğun durumunun kendisine bildirilmesi üzerine hastaneye gelip hastayı görerek değerlendirmesi ve tedavisini düzenlemesi, gerekirse başka hastaneye sevkini sağlaması gerekirken, evinden telefon ile talimat vererek görevlerinin gereklerine aykırı davranmak suretiyle görevi ihlal suçunu işlediğine karar vermiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesi de 2011/2152 sayılı kararında, devlet hastanesinde icapçı hekim olan sanığın mide rahatsızlığı nedeniyle saat 12.30 sıralarında acil servise getirilen hastanın kanamalı kusmalarının olduğu kendisine bildirilmesine karşın, hastaneye gitmeyip burundan sonda takılmasını nöbetçi doktordan istemesini, ancak saat 15.30’da hastaneye gelip kanamalı hastayı görerek endoskopi aleti bulunmadığından başka bir hastaneye hastayı sevk etmesinin görevi ihmal suçunu oluşturduğuna karar vermiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2003/7302 sayılı kararında ise sağlık ocağında görevli hekimin buraya gelen hasta çocuğun annesi ile tartışması nedeniyle çocuğu muayene etmemesini görevi ihmal suçu kapsamında yorumlamıştır.

Yargıtay, hekimin ihmali bazı davranışlarının ise görevi ihmal suçunu oluşturmayacağını ve disiplin suçu kapsamında düşünülmesi gerektiğine karar vermiştir. Nitekim Yargıtay içtihatlarına göre, hekimin izinsiz bir şekilde görev yaptığı yerden ayrılması, adli nöbetçi olmasına rağmen çalıştığı yerde bulunmaması ve kendisine ulaşılamaması nedeniyle ölü muayene ve otopsi işlemine katılamaması görevi ihmal suçu değil disiplin cezasını gerektiren eylemlerdir.

Hekimlerin soruşturma işlemlerini yürüten savcıların adli işlemleri ile ilgili taleplerini en kısa sürede yerine getirmeleri gerekmektedir. Aksi halde bu konudaki ihmal ve gecikmeleri görevi ihmal suçunun oluşmasına neden olabilir. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi, devlet hastanesinde patalog olarak görev yapan hekimin savcının adli işlemler ile ilgili talebini yerine getirmediği gerekçesiyle görevi ihmal suçunun oluştuğuna karar vermiştir.

Hekimin teşhis ve tedavi sürecinde gerekli dikkat ve özeni göstermesi durumunda dahi hastada istenmeyen sonucun çıkacağı yani hekimin eylemi ile zararlı netice arasında illiyet bağının olmadığı sabit ise hekim taksirle yaralama suçu veya taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulamaz. Ancak bu süreçte hekim veya diğer sağlık çalışanları kasıtlı olarak ihmal ve gecikme sonucu zarara neden olurlar ise görevi ihmal suçu açısından sorumlulukları devam eder.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/2909 sayılı kararında,sanık olan hekimin tıp kurallarına uygun olmadığı tespit edilen davranışı ile meydana gelen yaralanma arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı net olarak tespit edilememiştir. Dolayısıyla taksirle yaralama suçundan verilen beraat kararı doğrudur. Ancak hastaya yapılan idrar tahlili sonucuna göre konulan idrar yolu enfeksiyonu tanısı ve yaptırılan Dicloron adlı iğne uygulanmasının klasik bilgilere göre tıbben uyumlu olmadığı, hastanın fizik muayenesinin yapılıp yapılmadığının da tıbbi belgelerden anlaşılamadığı, bu nedenlerden dolayı sanık tarafından konulan idrar yolu infeksiyon tanısı sonrası tıbbi uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle sanığın tıp kurallarına uygun olmayan eylemi, ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır.

Hekimler ve diğer sağlık görevlileri, görevi kötüye kullanma suçu ve görevi ihmal suçu ile ilgili olarak Sağlık Hukuku Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirler.