Kamu görevlisine hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun nitelikli hâllerinden biridir. Bir kamu görevlisinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek söz veya davranışlarda bulunulması halinde fail hakkında daha ağır ceza uygulanır.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, hakaret edilen kişinin yalnızca kamu görevlisi olması değildir. Hakaretin kamu görevinin yerine getirilmesi nedeniyle yapılmış olması gerekir. Başka bir ifadeyle, kamu görevlisinin görevinden tamamen bağımsız bir sebeple hakarete uğraması halinde TCK m.125/3-a değil, hakaret suçunun temel şekli uygulanacaktır.
Bu ayrım, uygulamada en fazla tartışılan konulardan biridir ve Yargıtay kararlarının önemli bir kısmı da bu noktaya ilişkindir.
Örneğin;
- Polis memurunun yaptığı kimlik kontrolü nedeniyle hakaret edilmesi,
- Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma sebebiyle hakarete uğraması,
- Hakimin verdiği karar nedeniyle aşağılanması,
- Doktorun rapor vermemesi nedeniyle hakarete maruz kalması,
- Öğretmenin verdiği not sebebiyle hakaret edilmesi durumlarında kamu görevlisine hakaret suçu gündeme gelebilir.
Buna karşılık;
- Trafikte rastgele tartışılan bir polis memuruna görevinden bağımsız olarak hakaret edilmesi,
- Komşu olan bir öğretmene özel hayatındaki anlaşmazlık nedeniyle hakaret edilmesi gibi olaylarda ağırlaştırılmış hükmün uygulanması mümkün olmayabilir.
Bu nedenle her olay kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmektedir.
Kamu Görevlisi Kimdir?
Kamu görevlisine hakaret suçunun oluşabilmesi için öncelikle mağdurun hukuken kamu görevlisi sıfatını taşıması gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesine göre;
“Kamu görevlisi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir.”
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kişinin;
- Devlet memuru olması,
- Kadrolu çalışması,
- Maaş alması,
- Sürekli görev yapması zorunlu değildir.
Önemli olan yürütülen faaliyetin kamusal faaliyet niteliğinde olmasıdır.
Bu nedenle yalnızca memurlar değil, kamusal faaliyete katılan pek çok kişi ceza hukuku bakımından kamu görevlisi kabul edilmektedir.
Askerler Kamu Görevlisi Sayılır mı?
Türk hukukunda askerlik hizmetini yerine getiren kişiler de kamu görevlisi kabul edilmektedir.
Özellikle;
- Jandarma personeli,
- Uzman çavuşlar,
- Astsubaylar,
- Subaylar,
- Askerlik görevini yapan er ve erbaşlar görevleri sebebiyle hakarete uğradıkları takdirde kamu görevlisine hakaret hükümleri uygulanabilir.
Örneğin;
Ceza infaz kurumundan hükümlünün sevkini gerçekleştiren jandarma personeline görev sırasında hakaret edilmesi halinde TCK m.125/3-a kapsamında cezalandırma söz konusu olacaktır.
Bilirkişi, Tercüman ve Tanık Kamu Görevlisi Sayılır mı?
Ceza yargılamasında yalnızca hakim ve savcılar değil, yargılamanın yürütülmesine katkı sağlayan diğer kişiler de belirli şartlar altında kamu görevlisi kabul edilmektedir.
Bunlar arasında özellikle;
- Bilirkişiler,
- Yeminli tercümanlar,
- Tanıklar yer almaktadır.
Bu kişiler kamusal faaliyetin yürütülmesine geçici olarak katıldıkları için TCK bakımından kamu görevlisi sıfatına sahiptir.
Dolayısıyla mahkemede görev yapan bilirkişiye hazırladığı rapor nedeniyle hakaret edilmesi veya duruşmada görev yapan tercümanın yaptığı çeviri nedeniyle aşağılanması halinde kamu görevlisine hakaret suçunun oluşması mümkündür.
Özel Güvenlik Görevlisine Hakaret Kamu Görevlisine Hakaret Sayılır mı?
Her özel güvenlik görevlisi doğrudan kamu görevlisi kabul edilmez.
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 23. maddesi uyarınca özel güvenlik görevlileri, kanundan kaynaklanan yetkilerini kullandıkları sırada kendilerine karşı işlenen bazı suçlar bakımından kamu görevlisi gibi korunmaktadır.
Bu nedenle olayın özellikleri önem taşımaktadır.
Örneğin;
- Kimlik kontrolü yapan,
- Arama yetkisini kullanan,
- Kamu düzenini sağlamaya yönelik görev icra eden özel güvenlik görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi halinde kamu görevlisine hakaret hükümlerinin uygulanması mümkün olabilir.
Buna karşılık görevle ilgisi bulunmayan tamamen kişisel bir tartışmada özel güvenlik görevlisine yöneltilen hakaretler bakımından hakaret suçunun temel şekli gündeme gelebilir.
Bu nedenle Yargıtay her somut olayı ayrı ayrı değerlendirmektedir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçunun Unsurları Nelerdir?
Kamu görevlisine hakaret suçunun oluşabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
1. Mağdur kamu görevlisi olmalıdır.
Mağdur, TCK’nın 6. maddesinde belirtilen kamu görevlisi tanımına uygun olmalıdır.
2. Hakaret görevi nedeniyle yapılmalıdır.
Bu unsur uygulamanın en önemli şartıdır.
Hakaret yalnızca kamu görevlisine yönelmiş olmakla kalmamalı; kamu görevlisinin yerine getirdiği kamu görevi sebebiyle gerçekleştirilmiş olmalıdır.
3. Hakaret, mağdurun onur ve saygınlığını hedef almalıdır.
Hakaret suçu; sövme, aşağılayıcı ifadeler kullanma veya kişiye somut bir fiil ya da olgu isnat edilmesi suretiyle işlenebilir.
Ancak her ağır eleştiri veya kaba söz hakaret suçunu oluşturmaz. Yargıtay, ifade özgürlüğü kapsamında kalan sözlerle kişilik haklarına saldırı oluşturan ifadeleri birbirinden ayırmaktadır.
Kamu Görevlisinin Görevi Nedeniyle Hakaret Edilmesi Neden Önemlidir?
Kanun koyucu kamu görevlisini değil, kamusal hizmetin saygınlığını korumayı amaçlamaktadır.
Bu nedenle suçun ağırlaştırılmış hâlinin uygulanabilmesi için hakaret ile kamu görevi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmalıdır.
Örneğin;
Bir doktorun sahte sağlık raporu vermeyi reddetmesi üzerine birkaç gün sonra sokakta hakarete uğraması halinde, hakaret hastane dışında gerçekleşmiş olsa bile sebep doktorun görevini yerine getirmesi olduğundan kamu görevlisine hakaret suçu oluşabilir.
Buna karşılık aynı doktora apartman yönetimiyle yaşanan kişisel anlaşmazlık nedeniyle hakaret edilmesi halinde ağırlaştırılmış hükmün uygulanması mümkün olmayacaktır.
Bu nedenle Yargıtay kararlarında “görev nedeniyle işlenme” şartı titizlikle incelenmektedir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçunun Cezası Nedir?
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre;
Bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle kişilik değerlerine saldıran kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Ancak suçun;
- kamu görevlisine,
- görevinden dolayı işlenmesi halinde TCK m.125/3-a devreye girer.
Bu durumda kanun koyucu kamu hizmetinin saygınlığını korumak amacıyla daha ağır bir yaptırım öngörmüştür.
Buna göre;
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret eden kişi en az 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanunda açıkça düzenlendiği üzere, bu suç bakımından cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
Mahkeme;
- hakaretin niteliği,
- kullanılan ifadeler,
- olayın gerçekleşme şekli,
- failin kastı,
- suçun işleniş biçimi,
- sanığın geçmişi gibi hususları dikkate alarak temel cezayı belirlemektedir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçunun Alenen İşlenmesi Halinde Ceza Artar mı?
Evet. Hakaret suçunun alenen işlenmesi, cezanın artırılmasını gerektiren ayrı bir nitelikli haldir.
TCK’nın 125/4. maddesine göre;
Hakaret suçunun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır.
Aleniyet;
- kalabalık bir ortamda,
- sosyal medya üzerinden,
- televizyon programında,
- internet yayınında,
- çok sayıda kişinin duyabileceği veya görebileceği şekilde hakaret edilmesini ifade eder.
Kamu Görevlisine Hakaret Durumunda Adli Para Cezası Verilebilir mi?
Evet, bazı durumlarda mümkündür.
TCK m.125/3-a’da yaptırım yalnızca hapis cezası olarak düzenlenmiştir.
Ancak mahkeme tarafından verilen kısa süreli hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesindeki şartların oluşması halinde adli para cezasına çevrilebilir.
Bu nedenle;
“Kamu görevlisine hakaret suçunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiştir.”
Ancak;
mahkemenin belirlediği kısa süreli hapis cezası sonradan adli para cezasına çevrilebilir.
Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği;
- ceza miktarına,
- sanığın sabıka kaydına,
- suçun işleniş biçimine,
- failin kişilik özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmektedir.
Özellikle sabıkasız sanıklar bakımından uygulamada adli para cezasına çevirme kararıyla karşılaşılabilmektedir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçu Şikâyete Tabi midir?
Hayır. Hakaret suçunun temel şekli çoğu zaman şikâyete bağlıdır.
Ancak kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu bu kuralın istisnasını oluşturur.
Türk Ceza Kanunu’na göre;
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu resen soruşturulan suçlar arasındadır.
Bu nedenle;
- mağdurun şikâyetçi olmaması,
- sonradan şikâyetinden vazgeçmesi,
- uzlaşmak istemesi ceza soruşturmasının kendiliğinden sona ermesini sağlamaz.
Cumhuriyet savcılığı suçun işlendiğini öğrenmesi halinde resen soruşturma başlatabilir.
Bu yönüyle kamu görevlisine hakaret, basit hakaret suçundan ayrılmaktadır.
Kamu Görevlisine Hakarette Şikâyet Süresi Var mıdır?
Hayır. Çünkü suç şikâyete bağlı değildir.
Hakaret suçunun temel halinde mağdurun;
6 ay içinde şikâyette bulunması gerekir.
Ancak kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette böyle bir süre bulunmamaktadır.
Cumhuriyet savcılığı dava zamanaşımı süresi içinde her zaman soruşturma başlatabilir.
Dolayısıyla;
“6 aylık şikâyet süresi geçti.” savunması kamu görevlisine hakaret suçunda hukuken sonuç doğurmaz.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?
Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde uzlaştırmaya tabi suçlar sınırlı olarak sayılmıştır.
Hakaret suçunun bazı halleri uzlaştırmaya tabi olmakla birlikte;
kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu uzlaştırma kapsamında değildir.
Bunun nedeni suçun yalnızca bireyin şerefini değil aynı zamanda kamu hizmetinin saygınlığını da korumasıdır.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçu Ön Ödemeye Tabi midir?
Hayır. Ön ödeme kurumu yalnızca kanunda belirtilen belirli suçlar bakımından uygulanabilir.
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu ön ödeme kapsamına alınmamıştır.
Bu nedenle savcılık tarafından; “belirli bir miktar para yatırılması halinde dosyanın kapanması” şeklinde bir uygulama söz konusu değildir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Uygulanabilir mi?
Şartların oluşması halinde evet.
Mahkeme tarafından verilen cezanın;
- iki yıl veya altında olması,
- sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması,
- yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gibi şartların varlığı halinde HAGB kararı verilebilir.
Ancak HAGB’nin uygulanıp uygulanmayacağı her dosyada ayrı değerlendirilmektedir.
Özellikle kamu görevlisine yönelik ağır hakaret içeren, kamu düzenini ciddi şekilde etkileyen olaylarda mahkemeler HAGB konusunda daha ihtiyatlı davranabilmektedir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçunda Hapis Cezasının Ertelenmesi Mümkün müdür?
Evet. Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesindeki şartlar oluştuğu takdirde mahkeme hapis cezasının ertelenmesine karar verebilir.
Ancak burada önemli bir istisna bulunmaktadır.
Sağlık çalışanlarına yönelik hakaret suçunda farklı bir düzenleme vardır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu uyarınca;
kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan sağlık personeline görevleri nedeniyle işlenen hakaret suçlarında;
- ceza yarı oranında artırılır,
- hapis cezasının ertelenmesine karar verilemez.
Bu nedenle doktorlara, hemşirelere ve diğer sağlık personeline yönelik hakaret suçları bakımından genel kurallardan farklı hükümler uygulanmaktadır.
Kamu Görevlisinin Görevini Kötüye Kullanması Halinde Hakaret Suçu Nasıl Değerlendirilir?
Her kamu görevlisinin yaptığı işlem hukuka uygun olmayabilir.
Bazen;
- hukuka aykırı işlem yapılması,
- yetkinin kötüye kullanılması,
- vatandaşın haksız şekilde mağdur edilmesi gibi durumlarla karşılaşılabilmektedir.
Bu gibi olaylarda dahi kişilerin kamu görevlisine hakaret etme hakkı doğmaz.
Ancak ceza hukuku bu tür olayları tamamen göz ardı etmemektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesi, haksız fiile tepki olarak işlenen hakaret suçunda cezada indirime veya bazı durumlarda ceza verilmemesine imkân tanımaktadır.
Örneğin; hukuka açıkça aykırı davranan bir kamu görevlisinin ağır tahrik oluşturacak davranışı üzerine gerçekleşen hakaret olayında mahkeme;
- tahrik indirimi uygulayabilir,
- bazı şartlarda ceza vermeyebilir.
Ancak bunun uygulanabilmesi için olayın özellikleri dikkatle incelenmelidir.
Her hukuka aykırı işlem otomatik olarak tahrik hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmez.
Kamu Görevlisine Hakaret Davalarında Savunma Neden Önemlidir?
Kamu görevlisine hakaret suçlarında en önemli hukuki tartışma, çoğu zaman hakaretin gerçekten görev nedeniyle söylenip söylenmediği noktasında ortaya çıkar.
Uygulamada;
- kişisel husumet,
- görev dışındaki tartışmalar,
- karşılıklı hakaret,
- ifade özgürlüğü,
- ağır eleştiri sınırları,
- kaba hitap ile hakaret arasındaki ayrım beraat veya daha hafif yaptırım sonucunu doğurabilecek nitelikte olabilir.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dosyanın delilleri, kamera kayıtları, tanık anlatımları ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek etkili bir savunma hazırlanmalıdır.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçu Yargıtay Kararları Işığında Nasıl Değerlendirilmektedir?
Kamu görevlisine hakaret suçuna ilişkin davalarda en çok tartışılan konu, kullanılan sözlerin gerçekten hakaret niteliğinde olup olmadığıdır. Günlük hayatta öfke anında söylenen her kaba söz veya ağır eleştiri, ceza hukuku bakımından hakaret suçunu oluşturmaz.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre hakaret suçuyla korunan hukuki değer, kişinin onuru, şerefi ve toplum içindeki saygınlığıdır. Bu nedenle kullanılan ifadenin, ortalama bir kişinin kişilik değerlerini objektif olarak rencide edebilecek ağırlıkta olması gerekir.
Hakaret suçunun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken;
- sözün söylendiği ortam,
- taraflar arasındaki ilişkinin niteliği,
- olayın gelişimi,
- kullanılan kelimelerin bütün hâlindeki anlamı,
- ifade özgürlüğünün sınırları birlikte değerlendirilmektedir.
Yargıtay özellikle son yıllarda verdiği kararlarında, hakaret oluşturan ifadeler ile kaba hitap, nezaket dışı davranış ve ağır eleştiri arasındaki ayrımı daha belirgin hâle getirmiştir.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma makamlarının yalnızca kullanılan tek bir kelimeye odaklanmaları doğru değildir. İfadenin söylendiği bağlam mutlaka dikkate alınmalıdır.
Kamu Görevlisine “Terbiyesiz” Demek Hakaret Suçu Oluşturur mu?
Uygulamada en sık karşılaşılan ifadelerden biri “terbiyesiz” sözüdür.
İlk bakışta aşağılayıcı gibi görünse de Yargıtay her olayda bu kelimeyi hakaret olarak değerlendirmemektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2016/15597 sayılı kararında sanığın öğretmenler odasına girerek öğretmene söylediği;
“Sen nasıl öğretmensin, terbiyesiz.” şeklindeki sözlerin kaba hitap niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Daireye göre bu ifade;
- nezaket kurallarına aykırı olmakla birlikte,
- mağdurun onur ve saygınlığını ceza hukuku anlamında rencide edecek ağırlıkta değildir.
Bu nedenle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiştir.
Ancak bu karar, “terbiyesiz” kelimesinin hiçbir zaman hakaret oluşturmayacağı anlamına gelmez.
Örneğin aynı kelimenin;
- küçük düşürücü başka ifadelerle birlikte kullanılması,
- sosyal medya üzerinden alenen paylaşılması,
- sistematik şekilde tekrar edilmesi halinde farklı değerlendirme yapılması mümkündür.
Kamu Görevlisine “Gerizekâlı” Demek Hakaret Sayılır mı?
Yargıtay’ın hakaret olarak kabul ettiği ifadelerden biri de “gerizekâlı” sözüdür.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2015/22479 sayılı kararında sanığın başhekime yönelik;
- “Anlamıyor musun, sen gerizekâlı mısın?”
- “Sen kimsin?”
- “Kendini ne sanıyorsun?”
- “Sen ne laf anlamaz adamsın.” şeklindeki sözleri zincirleme şekilde değerlendirilmiştir.
Kararda, sözlerin yalnızca kaba eleştiri niteliğinde olmadığı, mağdurun kişilik değerlerini hedef aldığı belirtilmiş ve hakaret suçunun oluştuğu kabul edilmiştir.
Bu karar, özellikle aşağılayıcı nitelik taşıyan zekâya yönelik ifadelerin çoğu zaman hakaret kapsamında değerlendirildiğini göstermektedir.
Kamu Görevlisine “Yalancı” Demek Hakaret midir?
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2020/7439 sayılı kararında sanığın mağdura söylediği;
“Ne kadar bencil ve yalancı adam olduğunu Allah bana gösterdi.” şeklindeki sözler incelenmiştir.
Daire;
- sözlerin rahatsız edici olduğunu,
- kaba ve nezaket dışı kabul edilebileceğini, ancak kişilik haklarına saldırı oluşturacak yoğunlukta bulunmadığını belirterek hakaret suçunun oluşmadığına karar vermiştir.
Bu karar göstermektedir ki;tek başına “yalancı” ifadesi her zaman hakaret suçu oluşturmaz.
Bununla birlikte;
bir kamu görevlisine görevini kötüye kullandığını ima edecek şekilde gerçeğe aykırı isnatlarda bulunulması veya somut olayın özellikleri nedeniyle mağdurun saygınlığını hedef alan ifadeler kullanılması halinde sonuç değişebilir.
Kamu Görevlisine “Karaktersiz” Demek Hakaret Sayılır mı?
“Karaktersiz” kelimesi de uygulamada farklı değerlendirmelere konu olmaktadır.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2020/7439 sayılı kararında sanığın infaz koruma memuruna söylediği;
“Beceriksiz herif, meziyetsiz, karaktersiz… Artık bırak bu işi, emekli ol git.” şeklindeki sözler değerlendirilmiştir.
Daire; ifadelerin kaba hitap niteliğinde olduğunu, somut olayın özellikleri dikkate alındığında mağdurun onur, şeref ve saygınlığını ceza hukuku anlamında rencide edecek ağırlıkta bulunmadığını belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Bu karar, tek bir kelimeye bakılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını göstermektedir.
Mahkemeler;
- sözün tamamını,
- söylendiği ortamı,
- olayın gelişimini birlikte değerlendirmektedir.
Kamu Görevlisine “Lan” Demek Hakaret Sayılır mı?
Toplumda sık kullanılan “lan” hitabı da birçok ceza dosyasına konu olmaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/26608 sayılı kararında; sanığın kamu görevlilerine hitaben söylediği “lan” sözünün;
- kaba,
- nezaket dışı,
- rahatsız edici bir hitap tarzı olduğu ancak tek başına hakaret suçunu oluşturmadığı belirtilmiştir.
Dolayısıyla yalnızca “lan” kelimesinin kullanılmış olması mahkûmiyet için yeterli değildir.
Kamu Görevlisine “Adam Değilsin” Demek Hakaret midir?
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/15090 sayılı kararında;bu sözün;
- kaba hitap,
- nezaket dışı davranış niteliğinde olduğu, ancak hakaret suçunun oluşması için gerekli ağırlığa ulaşmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Polis Memuruna Edilen Her Hakaret Kamu Görevlisine Hakaret Sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin emsal kararında; devriye görevini tamamlayarak lokantadan ayrılmak üzere bulunan polis memurlarına sanığın küfür etmesi değerlendirilmiştir.
Mahkeme ilk derece kararında kamu görevlisine hakaret suçunun oluştuğunu kabul etmişse de Yargıtay farklı sonuca ulaşmıştır.
Daireye göre; polislerin o anda sanığa yönelik yürüttükleri herhangi bir görev bulunmamaktadır.
Dolayısıyla sövme fiili polislerin yerine getirdikleri görev nedeniyle yapılmamıştır.
Bu nedenle sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan değil, hakaret suçunun temel şeklinden sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, görev bağlantısının ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.
Avukata Söylenen Her Hakaret Kamu Görevlisine Hakaret Sayılır mı?
Hayır. Avukatlar kamusal faaliyet yürütmeleri nedeniyle belirli durumlarda kamu görevlisi kabul edilmektedir.
Ancak her hakaret olayı ağırlaştırılmış hükmün uygulanmasını gerektirmez.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi; avukat olan müştekinin herhangi bir vekâlet görevini yerine getirmediği sırada yapılan telefon görüşmesinde söylenen;
“Bu ne biçim avukat?”ifadesinin, görev nedeniyle söylenmediğine karar vermiştir.
Bu nedenle kamu görevlisine hakaret suçunun oluşmadığı kabul edilmiştir.
Öğretmene Verdiği Not Nedeniyle Hakaret Edilmesi
Görev nedeniyle hakaretin en açık örneklerinden biri eğitim alanında görülmektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2018/7664 sayılı kararında; üniversite öğrencisinin öğretim görevlisine; verdiği vize notu nedeniyle hakaret ettiği belirlenmiştir.
Yargıtay; hakaretin tamamen öğretmenin yürüttüğü eğitim görevi nedeniyle gerçekleştiğini belirterek,
TCK m.125/3-a kapsamında kamu görevlisine hakaret suçunun oluştuğuna hükmetmiştir.
Bu karar, hakaretin okul dışında gerçekleşmesinin sonucu değiştirmeyeceğini de göstermektedir.
Önemli olan hakaretin görevin yerine getirilmesi nedeniyle yapılmış olmasıdır.
Ağır Eleştiri ile Hakaret Arasındaki Sınır Nasıl Belirlenmektedir?
Anayasa’nın 26. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır.
Bu nedenle kamu görevlileri de görevlerini yerine getirirken;
- sert eleştirilere,
- rahatsız edici ifadelere,
- nezaket dışı sözlere, belirli ölçüde katlanmak zorundadır.
Ancak ifade özgürlüğü, kişinin şeref ve saygınlığını hedef alan aşağılayıcı sözleri korumaz.
Bu nedenle Yargıtay;
- kaba hitap,
- ağır eleştiri,
- öfke anında söylenen sözler ile
- kişiyi küçük düşürmeye yönelik sövme,
- aşağılayıcı isnatlar,
- onur ve saygınlığı hedef alan ifadeler arasında hassas bir denge kurmaktadır.
Her dosyanın kendi delilleri ve olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Hekimlere ve Sağlık Personeline Hakaret Suçunda Ceza Daha Ağır mıdır?
Evet. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla yapılan yasal değişiklikler sonucunda, doktorlara ve diğer sağlık personeline görevleri nedeniyle işlenen hakaret suçları bakımından daha ağır yaptırımlar öngörülmüştür.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 12. madde uyarınca;
- Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekimlere,
- Diş hekimlerine,
- Eczacılara,
- Hemşirelere,
- Ebeler ile diğer sağlık meslek mensuplarına,
- Yardımcı sağlık personeline, görevleri sebebiyle işlenen hakaret suçlarında verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Bunun yanında kanun koyucu yalnızca cezanın artırılmasıyla yetinmemiş, infaz bakımından da daha sıkı hükümler getirmiştir.
Bu kapsamda; hapis cezasının ertelenmesine karar verilemez.
Dolayısıyla özellikle hastanelerde yaşanan tartışmaların ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır.
Ancak burada da genel kural değişmemektedir.
Hakaretin sağlık çalışanının görevini yerine getirmesi nedeniyle yapılmış olması gerekir.
Kamu Görevlisinin Görevini Kötüye Kullanması Hakaret Suçunu Ortadan Kaldırır mı?
Hayır. Bir kamu görevlisinin hukuka aykırı davranması veya görevini kötüye kullanması, kişilere hakaret etme hakkı vermez.
Bununla birlikte ceza hukuku, olayın gelişimini tamamen göz ardı etmez.
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesi uyarınca;
hakaret suçunun;
- haksız bir fiile tepki olarak,
- yoğun tahrik altında,
işlenmesi halinde mahkeme;
- cezada indirim yapabilir,
- bazı durumlarda ceza vermeyebilir.
Örneğin; vatandaşa açıkça hukuka aykırı davranan bir kamu görevlisinin ağır tahrik oluşturan fiili üzerine gerçekleşen hakaret olayında mahkeme, tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını somut olayın özelliklerine göre değerlendirecektir.
Ancak her hukuka aykırı işlem otomatik olarak tahrik hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmez.
Kamu Görevlisine Hakaret Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada hem şüpheliler hem de mağdurlar tarafından yapılan bazı hatalar, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.
Bunlardan en önemlileri şunlardır:
1. Kamu görevlisi olduğu için her hakaretin ağırlaştırılmış suç oluşturduğunu düşünmek
Bu doğru değildir.
Hakaretin mutlaka görev nedeniyle işlenmiş olması gerekir.
2. Her kaba sözün hakaret sayıldığını zannetmek
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre;
- kaba hitap,
- sert eleştiri,
- nezaket dışı ifadeler her zaman hakaret suçunu oluşturmaz.
3. Sosyal medya paylaşımlarının delil olmayacağını düşünmek
Facebook, Instagram, X (Twitter), TikTok ve benzeri platformlarda yapılan paylaşımlar;
- ekran görüntüleri,
- bilirkişi incelemeleri,
- IP kayıtları,
- dijital deliller ile ispatlanabilmektedir.
Üstelik sosyal medya üzerinden yapılan hakaretlerde aleniyet nedeniyle ceza artırımı da gündeme gelebilir.
4. Özür dilemenin davayı otomatik olarak sona erdireceğini düşünmek
Kamu görevlisine hakaret suçu şikâyete bağlı olmadığından; sonradan özür dilenmesi veya mağdurun affetmesi tek başına kamu davasını düşürmez.
Bu husus yalnızca cezanın belirlenmesinde hâkim tarafından takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
5. Savunma hazırlamadan ifade vermek
Hakaret suçlarında kullanılan sözlerin bağlamı büyük önem taşır.
İfade alınırken yapılacak eksik veya hatalı açıklamalar, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasından itibaren dosyanın hukuki açıdan değerlendirilmesi önemlidir.
Kamu Görevlisine Hakaret Suçunda Savunma Nasıl Yapılmalıdır?
Her dosyada uygulanabilecek tek tip bir savunma yöntemi bulunmamaktadır.
Ancak uygulamada aşağıdaki hususlar çoğu zaman belirleyici olmaktadır:
- Söylenen söz gerçekten hakaret niteliğinde mi?
- İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir mi?
- Hakaret iddia edilen söz tam olarak neydi?
- Ses veya görüntü kaydı mevcut mu?
- Tanık anlatımları birbiriyle uyumlu mu?
- Hakaret görev nedeniyle mi söylendi?
- Taraflar arasında önceden kişisel husumet bulunuyor mu?
- Olay karşılıklı hakaret niteliğinde mi?
- TCK’nın 129. maddesindeki haksız fiil veya tahrik hükümleri uygulanabilir mi?
Bu soruların her biri beraat veya daha hafif yaptırım sonucunu doğurabilecek öneme sahiptir.
Sonuç
Her sert ifade veya nezaket dışı söz de hakaret suçunu oluşturmaz. İfade özgürlüğü kapsamında kalan ağır eleştiriler ile kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef alan hakaret içerikli sözler birbirinden dikkatle ayrılmalıdır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında olayın gerçekleşme biçimi, tarafların konumu, kullanılan ifadelerin bağlamı ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilmelidir.
Kamu görevlisine hakaret suçlamasıyla karşı karşıya kalan kişiler bakımından erken aşamada etkili bir hukuki değerlendirme yapılması, delillerin doğru şekilde toplanması ve savunmanın somut olayın özelliklerine göre hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde görevinden dolayı hakarete uğrayan kamu görevlilerinin de ceza soruşturması sürecinde haklarını usulüne uygun şekilde kullanmaları gerekmektedir.
Ceza hukuku alanında uzmanlık gerektiren bu ve benzeri uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.
Kamu görevlisine hakaret suçuyla ilgili olarak her türlü hukuki probleminizde Ceza Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.


