Bıçakla Yaralama Cezası

Bıçakla Yaralama Cezası (2026) | Şikâyet, Tutuklama ve Para Cezası

Bıçakla yaralama cezası, Türk Ceza Kanunu’nda kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi nedeniyle ağırlaştırılmış yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Bıçak, ceza hukuku bakımından çoğu durumda “silah” kabul edildiğinden, aynı yaralama fiilinin yumruk veya tokatla işlenmesine göre çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Ancak her bıçaklama olayı aynı cezayı gerektirmez. Yaralanmanın niteliği, kullanılan bıçağın özellikleri, darbenin isabet ettiği bölge, failin kastı ve olayın gerçekleşme şekli mahkemenin vereceği kararı doğrudan etkiler.

Örneğin mağdurun yaralanması basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte ise uygulanacak ceza ile hayati tehlike oluşturan veya organ kaybına yol açan bir yaralama nedeniyle uygulanacak ceza arasında önemli farklar bulunmaktadır. Aynı şekilde, bazı olaylarda eylem yalnızca kasten yaralama suçu olarak değerlendirilirken, bazı dosyalarda failin öldürme kastıyla hareket ettiği kabul edilerek kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulabilmektedir.

Bu nedenle “bıçakla yaralama kaç yıl ceza alır?” sorusunun tek bir cevabı bulunmamaktadır. Her olayın kendine özgü özellikleri dikkate alınarak hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

Bu yazıda;

  • Bıçakla yaralama cezası kaç yıldır?
  • Bıçakla yaralama şikâyete tabi midir?
  • Bıçakla yaralama para cezasına çevrilebilir mi?
  • Bıçakla yaralama uzlaştırmaya tabi midir?
  • Bıçakla yaralama suçunda tutuklama olur mu?
  • Bıçakla yaralamanın yatarı ne kadardır?
  • Yaralanan kişi tazminat isteyebilir mi?
  • Haksız tahrik ve meşru müdafaa hükümleri nasıl uygulanır?
  • Fail ayrıca yasak bıçak taşımaktan da ceza alır mı?

gibi uygulamada en çok merak edilen sorular ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

Ceza hukuku uygulamasında yaralama suçlarına ilişkin genel esaslar hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler, internet sitemizde yer alan Kasten Yaralamada Meşru Müdafaa ve Bıçakla Kasten Adam Öldürme başlıklı yazılarımızı da inceleyebilir.

Bıçakla Yaralama Suçu Nedir?

Bıçakla yaralama suçu, failin mağdurun vücuduna bıçak veya silah niteliğindeki kesici-delici bir alet kullanarak acı vermesi, sağlığını bozması ya da algılama yeteneğini etkilemesi halinde oluşan kasten yaralama suçunun nitelikli halidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 86 ve 87. maddelerinde düzenlenen yaralama suçunda korunan hukuki değer, kişinin vücut dokunulmazlığıdır. Bu nedenle yalnızca mağdurun fiziksel bütünlüğünü bozan ağır yaralanmalar değil; basit kesiler, çizikler ve kısa süreli sağlık bozuklukları da belirli şartlarda yaralama suçunu oluşturabilir.

Uygulamada bıçak kullanılarak gerçekleştirilen;

  • karın bölgesine saplama,
  • kol veya bacağa bıçak vurma,
  • omuzdan yaralama,
  • yüzde kesik oluşturma,
  • el veya parmakta kesi meydana getirme,
  • bıçağı mağdura savurarak yaralama gibi çok farklı eylemler aynı suç tipi kapsamında değerlendirilmekle birlikte, verilecek ceza meydana gelen sonuca göre değişmektedir.

Mahkeme, karar verirken yalnızca yaranın büyüklüğüne bakmaz. Bunun yanında;

  • kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
  • darbenin sayısı,
  • hedef alınan vücut bölgesi,
  • yaranın hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı,
  • failin saldırıyı sürdürme biçimi,
  • olayın gelişim süreci gibi birçok kriter birlikte değerlendirilmektedir.

Bu nedenle aynı bölgede meydana gelen iki farklı bıçak yaralanması, dosyanın özelliklerine göre farklı suç vasıflarıyla sonuçlanabilir.

Bıçak Hukuken Silah Sayılır mı?

pexels rebaz geo 1735378 27349917 1

Evet. Türk Ceza Kanunu bakımından bıçak, çoğu durumda silah olarak kabul edilmektedir.

TCK’nın 6. maddesinde yalnızca ateşli silahlar değil, saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli kesici ve delici aletler de silah kavramı içerisinde değerlendirilmiştir. Bu nedenle mutfak bıçağı, ekmek bıçağı, sustalı bıçak, kasap bıçağı, av bıçağı veya benzeri birçok kesici aletle gerçekleştirilen yaralama eylemleri silahla kasten yaralama olarak cezalandırılabilir.

Ancak burada önemli olan husus, kullanılan eşyanın yalnızca adı değildir. Mahkeme, olay sırasında eşyanın fiilen saldırı amacıyla kullanılıp kullanılmadığını da değerlendirir. Bazı dosyalarda suçta bıçak kullanıldığı kesin olarak ispatlanamadığında, fail hakkında silahla yaralama hükümleri uygulanmayabilir.

Bu nedenle bıçağın ele geçirilip geçirilmemesi, tanık beyanları, kamera kayıtları ve adli raporlar davanın sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.

Bıçakla Yaralama Cezası Kaç Yıldır?

Bıçakla yaralama cezası, yaralanmanın ağırlığına göre değişmektedir.

Eğer mağdurun yaralanması basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteyse, kasten yaralama suçuna ilişkin temel ceza uygulanır. Ancak eylemin silahla yani bıçak kullanılarak işlenmesi nedeniyle cezada kanunun öngördüğü artırım yapılır.

Buna karşılık mağdurun yaralanması;

  • basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikteyse,
  • kemik kırığı meydana gelmişse,
  • hayati tehlike oluşmuşsa,
  • organlardan biri zarar görmüşse,
  • yüzde sabit iz kalmışsa,
  • duyulardan veya organlardan biri işlevini yitirmişse, uygulanacak hapis cezası önemli ölçüde artmaktadır.

Özellikle göğüs, boyun, karın ve kalp bölgesi gibi hayati organlara yönelik çok sayıda bıçak darbesinin bulunduğu dosyalarda Yargıtay, olayın yalnızca yaralama olarak değil kasten öldürmeye teşebbüs suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar verebilmektedir.

Bu nedenle bıçakla yaralama suçlarında yalnızca adli rapor değil; olayın oluş şekli, failin kastı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ceza belirlenmektedir.

Bıçakla Yaralama Şikâyete Tabi mi?

Türk Ceza Kanunu’nda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki kasten yaralama suçu, kural olarak şikâyete tabidir. Ancak yaralama fiili silahla, yani bıçakla işlendiğinde durum değişmektedir. Çünkü bıçak, ceza hukuku bakımından silah sayıldığından, suç nitelikli hale dönüşmektedir.

Bu nedenle bıçakla işlenen yaralama suçları şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet Savcılığı, mağdur daha sonra şikâyetinden vazgeçse bile soruşturma ve kovuşturmaya devam eder.

Bu nedenle kamuoyunda sıkça dile getirilen “şikâyetimi geri alırsam dava düşer” düşüncesi, bıçakla yaralama suçlarının önemli bir kısmı bakımından doğru değildir.

Bıçakla Yaralama Suçu Uzlaştırmaya Tabi mi?

Hayır. Bıçakla işlenen yaralama suçları kural olarak uzlaştırma kapsamında değildir.

Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yalnızca belirli suçlar uzlaştırmaya tabidir. Basit yaralama suçunun bazı halleri uzlaştırma kapsamına girebilse de, suçun silahla işlenmesi, yani bıçak kullanılması halinde dosya çoğunlukla uzlaştırma bürosuna gönderilmez.

Dolayısıyla;

  • fail ile mağdurun anlaşması,
  • mağdurun zararının karşılanması,
  • tarafların barışması tek başına ceza yargılamasının sona ermesini sağlamaz.

Ancak bu durum, mağdurun zararının giderilmesinin hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez. Somut olayın özelliklerine göre mahkeme, sanığın yargılama sürecindeki davranışlarını ve mağdurun zararını gidermesini takdiri indirim nedeni olarak değerlendirebilir.

Bıçakla Yaralama Kamu Davasına Döner mi?

Evet. Bıçakla yaralama suçunda yeterli şüphe bulunduğu takdirde Cumhuriyet Savcısı tarafından kamu davası açılır.

Özellikle;

  • suçun silahla işlenmesi,
  • mağdurun hayati tehlike geçirmesi,
  • kırık oluşması,
  • organ kaybı meydana gelmesi,
  • yüzde sabit iz kalması gibi durumlarda soruşturma resen yürütülür ve yeterli delil bulunması halinde iddianame düzenlenerek Ağır Ceza Mahkemesi veya Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılır.

Mağdurun daha sonra sanığı affetmesi veya şikâyetini geri çekmesi, çoğu dosyada davanın sona ermesine neden olmaz.

Bu nedenle uygulamada taraflar arasında anlaşma sağlanmış olsa bile mahkeme yargılamaya devam ederek hüküm kurabilmektedir.

Bıçakla Yaralama Suçu Para Cezasına Çevrilir mi?

Her bıçakla yaralama suçu adli para cezasına çevrilemez.

Türk Ceza Kanunu’na göre kısa süreli hapis cezalarının belirli şartlarda adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak bıçak kullanılarak işlenen yaralama suçlarında çoğu zaman hükmedilen hapis cezası bu sınırların üzerinde kaldığından, uygulamada para cezasına çevrilme ihtimali oldukça düşüktür.

Özellikle;

  • mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanması,
  • silahla yaralama nedeniyle cezanın artırılması,
  • failin sabıkalı olması,
  • olayın ağır sonuçlar doğurması halinde mahkemeler genellikle doğrudan hapis cezasına hükmetmektedir.

Buna karşılık istisnai bazı olaylarda, cezanın süresi ve sanığın kişisel durumu dikkate alınarak adli para cezasına çevirme imkânı doğabilir. Bu değerlendirme tamamen somut olayın özelliklerine bağlıdır.

Bıçakla Yaralama Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) veya Cezanın Ertelenmesi Mümkün müdür?

Bıçakla yaralama suçunda HAGB veya cezanın ertelenmesi her dosyada uygulanabilecek kurumlar değildir.

Mahkeme;

  • verilen hapis cezasının süresini,
  • sanığın adli sicil kaydını,
  • suçun işleniş biçimini,
  • mağdur üzerinde meydana gelen sonucu,
  • sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceğine ilişkin kanaatini birlikte değerlendirerek karar verir.

Özellikle ağır yaralanmalarla sonuçlanan bıçaklama olaylarında mahkemelerin HAGB veya erteleme kararı verme ihtimali oldukça düşmektedir.

Bıçakla Yaralama Suçunu İşleyen Tutuklanır mı?

pexels introspectivedsgn 9524660 1

Her bıçakla yaralama olayı tutuklama nedeni değildir.

Tutuklama, ceza değil; ceza muhakemesinde başvurulan geçici bir koruma tedbiridir. Bu nedenle yalnızca suç işlendiği iddiası, kişinin tutuklanması için yeterli değildir.

Mahkeme veya sulh ceza hâkimi;

  • kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığını,
  • kaçma ihtimalini,
  • delilleri karartma riskini,
  • tanık veya mağdurlar üzerinde baskı kurulup kurulamayacağını,
  • ölçülülük ilkesini ayrıca değerlendirir.

Bununla birlikte uygulamada;

  • göğüs veya karın bölgesinin bıçaklanması,
  • hayati tehlike oluşturacak yaralanmalar,
  • öldürmeye teşebbüs şüphesi,
  • olayın kamu güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmesi gibi durumlarda tutuklama tedbirine daha sık başvurulduğu görülmektedir.

Buna karşılık basit yaralanmalarla sonuçlanan ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olduğu bazı dosyalarda adli kontrol tedbirleri uygulanarak şüpheli serbest bırakılabilmektedir.

Bu nedenle “bıçakla yaralama suçunu işleyen herkes tutuklanır” veya “hiç kimse tutuklanmaz” şeklindeki genel ifadeler hukuken doğru değildir. Her dosya, kendi delil durumu ve koşulları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Bıçakla Yaralamanın Yatarı Ne Kadardır?

Bu soruya herkes için geçerli tek bir süre vermek mümkün değildir. Çünkü infaz süresi, yalnızca verilen hapis cezasına değil; suçun işlendiği tarih, uygulanan infaz rejimi, cezada yapılan artırımlar ve indirimler ile hükümlünün kişisel durumuna göre değişmektedir.

Öncelikle mahkeme tarafından temel ceza belirlenir. Ardından;

  • suçun silahla işlenmesi,
  • mağdurun uğradığı yaralanmanın ağırlığı,
  • haksız tahrik,
  • teşebbüs,
  • takdiri indirim,
  • zincirleme suç hükümleri,
  • tekerrür hükümleri gibi hususlar dikkate alınarak kesin ceza hesaplanır.

Kesinleşen hapis cezasının ne kadarının ceza infaz kurumunda geçirileceği ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenmektedir.

Örneğin aynı suç nedeniyle iki farklı kişi hakkında verilen cezaların infaz süreleri birbirinden tamamen farklı olabilir. Bu nedenle yalnızca “5 yıl ceza aldım, ne kadar yatarım?” sorusuna dosya incelenmeden sağlıklı cevap vermek mümkün değildir.

Özellikle bıçakla yaralama suçlarında;

  • cezanın ertelenmesi,
  • hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
  • koşullu salıverilme,
  • denetimli serbestlik,
  • tekerrür hükümleri infaz süresini doğrudan etkilemektedir.

Bıçakla Yaralamada Haksız Tahrik İndirimi Uygulanır Mı?

Şartları oluştuğu takdirde bıçakla yaralama suçunda haksız tahrik indirimi uygulanabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesine göre fail, mağdurun meydana getirdiği haksız bir fiilin etkisiyle suçu işlemişse cezasında indirim yapılabilir.

Ancak uygulamada sık yapılan bir yanlış bulunmaktadır. Her tartışma veya hakaret, otomatik olarak haksız tahrik oluşturmaz.

Mahkeme özellikle;

  • mağdurun ilk saldırıyı gerçekleştirip gerçekleştirmediğini,
  • saldırının ağırlığını,
  • olayın gelişim biçimini,
  • tarafların davranışlarını,
  • failin öfke veya şiddetli elem altında hareket edip etmediğini ayrıntılı şekilde değerlendirir.

Örneğin;

  • ağır hakaret,
  • fiziksel saldırı,
  • aile bireylerine yönelik ciddi saldırılar,
  • cinsel saldırıya ilişkin kuvvetli emareler bazı olaylarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına neden olabilmektedir.

Buna karşılık önceden planlanan veya intikam amacı taşıyan bıçaklama olaylarında haksız tahrik indirimi uygulanması çoğu zaman mümkün değildir

Yargıtay da kararlarında, haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için olayın tüm özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini sürekli olarak vurgulamaktadır.

Bıçakla Yaralamada Meşru Müdafaa (Meşru Savunma)

Bıçakla yaralama suçunda en önemli hukuka uygunluk nedenlerinden biri meşru müdafaadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca, kişinin kendisine veya başkasına yönelen haksız ve devam eden bir saldırıyı zorunlu olarak bertaraf etmek amacıyla hareket etmesi halinde cezai sorumluluğu doğmayabilir.

Ancak meşru müdafaanın uygulanabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bunlardan başlıcaları;

  • haksız bir saldırının bulunması,
  • saldırının devam ediyor veya gerçekleşmesinin kesin olması,
  • savunmanın zorunlu olması,
  • kullanılan savunmanın saldırıyla orantılı bulunmasıdır.

Örneğin elinde bıçak bulunan bir kişinin saldırısından kaçma imkânı bulunmayan mağdurun, saldırıyı etkisiz hale getirmek amacıyla karşı tarafa zarar vermesi bazı durumlarda meşru müdafaa kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık saldırı sona erdikten sonra öfkeyle gerçekleştirilen bıçaklama eylemleri artık meşru müdafaa olarak kabul edilmez.

Uygulamada en fazla tartışılan konulardan biri de meşru müdafaa sınırının aşılmasıdır. Mahkeme, savunmanın zorunlu olup olmadığını ve kullanılan gücün saldırıyla orantılı bulunup bulunmadığını her olay bakımından ayrı ayrı değerlendirmektedir.

Bu konuda ayrıntılı bilgi almak isteyenler internet sitemizde yer alan Kasten Yaralamada Meşru Müdafaa” başlıklı makalemizi de inceleyebilir.

Bıçakla Yaralama Suçu Ne Zaman Adam Öldürmeye Teşebbüs Sayılır?

pexels rdne 6519904 1

Her bıçaklama olayı kasten yaralama suçu oluşturmaz.

Bazı dosyalarda mahkeme, failin amacının yalnızca yaralamak değil öldürmek olduğuna kanaat getirerek kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurmaktadır.

Yargıtay uygulamasına göre özellikle;

  • darbenin göğüs, kalp, boyun veya karın bölgesine yönelmesi,
  • çok sayıda bıçak darbesi bulunması,
  • öldürmeye yönelik sözlerin söylenmesi,
  • saldırının engellenmese devam edecek olması,
  • kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması,
  • yaranın hayati tehlike oluşturması öldürme kastının varlığı bakımından önemli değerlendirme ölçütleridir.

Buna karşılık ani gelişen kavgalarda, tek darbe ile meydana gelen ve öldürme kastını göstermeyen olaylarda Yargıtay birçok kararında suçun kasten yaralama kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle iki benzer olay arasında dahi farklı suç vasıfları belirlenebilmekte ve uygulanacak ceza önemli ölçüde değişebilmektedir.

Bu konu hakkında daha ayrıntılı değerlendirmeler için “Bıçakla Kasten Adam Öldürme” başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Bıçakla Yaralama Suçunu İşleyen Kişi Yasak Silah Taşımaktan da Ayrı Ceza Alır mı?

Evet, belirli şartların varlığı halinde alabilir.

Uygulamada sıkça karıştırılan konulardan biri, yaralama suçunda kullanılan bıçak nedeniyle 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerinin ayrıca uygulanıp uygulanmayacağıdır.

Her bıçak, bu Kanun kapsamında yasak bıçak niteliğinde değildir.

Örneğin;

  • evlerde kullanılan mutfak bıçakları,
  • ekmek bıçakları,
  • kasap bıçakları,
  • meyve bıçakları yalnızca yaralama suçunda kullanılmış olmaları nedeniyle otomatik olarak 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmez.

Buna karşılık;

  • sustalı bıçak,
  • kasatura,
  • kama,
  • saldırı amacıyla üretilmiş bazı özel bıçaklar,
  • taşınması veya bulundurulması yasaklanan kesici-delici aletler bakımından hem yaralama suçundan hem de 6136 sayılı Kanun kapsamında ayrıca ceza verilmesi mümkündür.

Bu noktada kullanılan bıçağın niteliği büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, gerektiğinde kriminal inceleme yaptırarak bıçağın yasak nitelikte olup olmadığını araştırmaktadır.

Dolayısıyla bıçakla yaralama suçunu işleyen herkesin otomatik olarak “yasak silah taşımaktan” da mahkûm edileceğini söylemek doğru değildir. Bunun için kullanılan bıçağın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasaklanan silahlardan biri olduğunun ayrıca ispat edilmesi gerekir.

Bıçakla Yaralama Suçunda Sık Yapılan Hukuki Hatalar

Gerek mağdurlar gerekse şüpheli veya sanıklar, soruşturma aşamasında bazı yanlış bilgiler nedeniyle ciddi hak kayıpları yaşayabilmektedir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • “Mağdur şikâyetini geri aldı, dava düşer.” düşüncesi.
  • “Bıçak ele geçirilmediği için ceza verilmez.” şeklindeki yanlış kanaat.
  • “Tek bıçak darbesi varsa öldürmeye teşebbüs olmaz.” değerlendirmesi.
  • “Her bıçak taşıyan kişi 6136 sayılı Kanun’dan da ceza alır.” inancı.
  • Adli raporun içeriği incelenmeden yalnızca doktorun ilk değerlendirmesine göre hareket edilmesi.
  • Kamera kayıtları ve tanık anlatımları yeterince araştırılmadan savunma hazırlanması.

Oysa ceza yargılamasında her olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Aynı nitelikte görünen iki dosyada dahi tamamen farklı kararlar verilebilmektedir.

Bıçakla Yaralanan Kişi Tazminat Talep Edebilir mi?

Bıçaklı saldırıya maruz kalan kişi, ceza davasından bağımsız olarak maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Maddi tazminat kapsamında;

  • hastane ve tedavi giderleri,
  • ilaç masrafları,
  • ameliyat giderleri,
  • geçici veya sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan zarar,
  • çalışma gücü kaybı,
  • ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar istenebilir.

Bunun yanında mağdur, uğradığı acı, korku ve psikolojik etkiler nedeniyle manevi tazminat da talep edebilir.

Özellikle yüzde sabit iz kalması, kalıcı sakatlık oluşması veya yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen yaralanmaların meydana gelmesi halinde manevi tazminat miktarı önemli ölçüde artabilmektedir.

Ceza davası ile tazminat davası birbirinden farklı yargılamalar olmakla birlikte, ceza mahkemesinde toplanan deliller hukuk mahkemesinde görülecek davaya da önemli katkı sağlayabilmektedir.

Bıçakla Yaralama Suçunda Yargıtay’ın Benimsediği Temel İlkeler

Bıçakla yaralama suçlarında mahkemelerin vereceği kararlar büyük ölçüde Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda şekillenmektedir. Özellikle failin yaralama kastıyla mı yoksa öldürme kastıyla mı hareket ettiğinin tespiti bakımından Yargıtay kararları belirleyici rol oynamaktadır.

Yargıtay uygulamasına göre aşağıdaki hususlar, suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde önem taşımaktadır:

  • Yaralanmanın meydana geldiği vücut bölgesi,
  • Kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
  • Darbe sayısı ve şiddeti,
  • Mağdurda oluşan yaralanmanın niteliği,
  • Hayati tehlikenin bulunup bulunmadığı,
  • Taraflar arasında önceden husumet bulunup bulunmadığı,
  • Olayın ani gelişen bir kavga sonucu mu yoksa planlı şekilde mi gerçekleştiği,
  • Failin saldırıya devam etme iradesi gösterip göstermediği.

Örneğin ani gelişen bir kavga sırasında tek bıçak darbesiyle meydana gelen ve öldürme kastını göstermeyen olaylarda Yargıtay çoğu zaman kasten yaralama suçunun oluştuğunu kabul etmektedir. Buna karşılık göğüs, boyun veya karın bölgesine art arda gerçekleştirilen ve hayati tehlike oluşturan saldırılarda ise eylem kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilebilmektedir.

Bu nedenle bıçakla yaralama davalarında yalnızca adli raporun sonucu değil, olayın başlangıcından sonuna kadar tüm deliller birlikte değerlendirilmektedir.

Bıçakla Yaralama Suçuna İlişkin Emsal Yargıtay Kararları

1. Bıçağın Tehdit Amacıyla Kullanılması Halinde Yaralama Suçu Oluşmayabilir

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2021/20712 E.

Sanığın elindeki bıçakla mağdurlara “hepinizi doğrayacağım” şeklinde sözler söyleyerek tehditte bulunması olayında, Yargıtay eylemin tek başına yaralamaya teşebbüs olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Kararda, olayın bütün halinde silahla tehdit suçunu oluşturduğu, aynı fiil nedeniyle ayrıca yaralamaya teşebbüs suçundan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

2. Her Bıçaklı Saldırı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Sayılmaz

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2021/15224 E.

Ani gelişen kavga sırasında sanığın önce tornavida, ardından bıçak kullanmasına rağmen mağdurun yaralanmasının niteliği ve olayın gelişim şekli birlikte değerlendirilmiştir. Yargıtay, somut olayda sanığın öldürme kastıyla değil, yaralama kastıyla hareket ettiğine karar vermiş ve suçun kasten yaralama olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

3. Hareket Halindeki Mağdura Yapılan Tek Bıçak Darbesi Her Zaman Öldürmeye Teşebbüs Oluşturmaz

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2021/14559 E.

Sanığın traktör kullanan mağduru bıçakla yaraladığı olayda, taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek ağır bir husumetin bulunmaması, saldırının ani gelişmesi ve sanığın eylemine devam etmemesi dikkate alınmıştır. Yargıtay, olayın öldürmeye teşebbüs değil kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

4. Eşe Karşı Bıçakla Yaralama Cezayı Ağırlaştırır

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/29848 E.

Yargıtay, yaralama suçunun hem eşe karşı hem de silahla işlenmesi halinde iki ayrı nitelikli halin birlikte gerçekleştiğini kabul etmiştir. Bu nedenle mahkemenin temel cezayı belirlerken alt sınırdan uzaklaşması gerektiği vurgulanmıştır.

5. Hayati Bölgelere Çok Sayıda Bıçak Darbesi Öldürme Kastını Gösterir

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2021/14961 E.

Sanığın mağduru göğüs ve sırt bölgesinden çok sayıda bıçak darbesiyle hayati tehlike oluşturacak şekilde yaraladığı olayda Yargıtay, kullanılan silahın niteliği, hedef alınan bölgeler ve yaranın ağırlığını dikkate almıştır. Kararda, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.

6. “Seni Öldüreceğim” Diyerek Sekiz Kez Bıçaklayan Sanığın Kastı Öldürmeye Yöneliktir

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2021/15095 E.

Sanığın mağduru ölüm tehdidinde bulunduktan sonra sekiz kez bıçaklaması ve mağdurun hayati tehlike geçirmesi karşısında Yargıtay, öldürme kastının açıkça ortaya çıktığını kabul etmiştir. Bu nedenle sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiğine karar verilmiştir.

7. Hayati Organlara Yönelik Bıçak Darbesi Yaralama Değil, Öldürmeye Teşebbüs Sayılabilir

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2021/14587 E.

Sanığın mağduru karın bölgesinden bıçaklayarak hayati tehlike ve organ kaybına neden olduğu olayda Yargıtay, saldırının niteliği ve hedef alınan bölgeyi dikkate almıştır. Kararda eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

8. Haksız Tahrik İndirimi Mahkemece Mutlaka Değerlendirilmelidir

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/19227 E.

Sanıkların kardeşlerine yönelik cinsel saldırı ve tehdit iddiası üzerine mağduru bıçakla yaraladıkları olayda, Yargıtay haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının mahkeme tarafından ayrıntılı biçimde tartışılması gerektiğini ifade etmiştir.

9. Yağma Suçu İspatlanamazsa Yaralama Suçundan Hüküm Kurulur

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2021/19165 E.

Mağdurun kolyesinin zorla alındığı iddiasını destekleyen yeterli delil bulunmaması nedeniyle Yargıtay, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yağma suçunun oluşmadığına karar vermiştir. Buna karşılık bıçakla yaralama fiili sabit olduğundan sanığın silahla kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir.

10. Meşru Müdafaa Halinde Ceza Verilemez

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2021/8656 E.

Babasının bıçaklı saldırısından korunmaya çalışırken onu hafif şekilde yaralayan sanık hakkında mahkeme meşru müdafaa hükümlerini uygulamıştır. Yargıtay da saldırının bertaraf edilmesi amacıyla gerçekleştirilen eylemin hukuka uygun olduğunu belirterek beraat kararını onamıştır.

11. Bıçağı Rastgele Sallayan Fail Olası Kastla Yaralamadan Sorumlu Tutulabilir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/8248 E.

Kalabalık kavga sırasında elindeki bıçağı rastgele sallayan sanığın, müdahale eden polis memurunu yaralaması olayında Yargıtay, failin neticeyi öngörmesine rağmen hareketine devam ettiğini kabul ederek olası kastla yaralama hükümlerinin uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur.

12. Bıçağın Ele Geçirilememesi Her Zaman Silahla Yaralama Hükmünün Uygulanmasını Gerektirmez

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/27160 E.

Suçta kullanıldığı iddia edilen bıçağın ele geçirilemediği ve mağdurun yaralanmasının bıçaktan kaynaklandığının kesin olarak ispatlanamadığı olayda Yargıtay, sanık hakkında silahla yaralama nedeniyle ceza artırımı yapılmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.

13. Tehdit ve Yaralama Aynı Fiilin Parçasıysa Ayrı Ayrı Ceza Verilemez

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/27227 E.

Sanığın mağduru “seni öldüreceğim” diyerek bıçakla yaraladığı olayda Yargıtay, tehdidin yaralama eyleminin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle sanık hakkında ayrıca tehdit suçundan mahkûmiyet kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilmiştir.

Bu özetler, makalenizin hem okunabilirliğini artıracak hem de kullanıcıların Yargıtay uygulamasını kısa sürede anlamasını sağlayacaktır. Ayrıca özgün biçimde kaleme alındıkları için SEO ve intihal açısından da daha güvenlidir.

Bıçakla Yaralama Davalarında Ceza Avukatının Önemi

pexels karola g 7876093 5 1

Bıçakla yaralama davaları, çoğu zaman yalnızca yaralama suçundan ibaret değildir. Aynı olay içerisinde öldürmeye teşebbüs, tehdit, hakaret, mala zarar verme veya 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçları da gündeme gelebilmektedir.

Özellikle failin kastının belirlenmesi, adli raporların değerlendirilmesi, olay yeri inceleme tutanakları, kamera kayıtları ve tanık beyanlarının doğru analiz edilmesi davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir.

Yanlış değerlendirilen bir delil nedeniyle yaralama suçu, öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilebileceği gibi; meşru müdafaa veya haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması da sanık açısından çok ağır sonuçlar doğurabilir. Aynı şekilde mağdur bakımından da maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması, ceza yargılaması yanında tazminat haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle bıçakla yaralama suçlarında, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren dosyanın ceza hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından takip edilmesi, telafisi güç hak kayıplarının önlenmesine önemli katkı sağlayacaktır.

Sonuç

Bıçakla yaralama suçları, yalnızca mağdurun yaralanma derecesine göre değerlendirilen basit davalar değildir. Yaralanmanın niteliği, kullanılan bıçağın özellikleri, failin kastı, olayın meydana geliş şekli ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları birlikte değerlendirilerek suçun hukuki niteliği belirlenmektedir. Bu nedenle aynı şekilde gerçekleştiği düşünülen iki olayda dahi tamamen farklı cezalar uygulanabilmektedir.

Soruşturma aşamasında alınacak ifadeler, adli raporların değerlendirilmesi, kamera görüntülerinin incelenmesi ve hukuka aykırı delillere yönelik itirazlar, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle hem mağdur hem de şüpheli veya sanık açısından sürecin ceza hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından takip edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Harun Karadağ Hukuk Bürosu olarak; bıçakla yaralama, kasten yaralama, öldürmeye teşebbüs ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Konuya ilişkin daha ayrıntılı bilgi edinmek için internet sitemizde yer alan “Kasten Yaralamada Meşru Müdafaa”, “Bıçakla Kasten Adam Öldürme” ve diğer ceza hukuku makalelerimizi de inceleyebilirsiniz.