Kredi kartının herhangi bir gerçek mal veya hizmet satışı bulunmadığı halde POS cihazından geçirilmesi, karttan çekilen tutarın bir kısmının komisyon olarak kesilmesi ve kalan paranın kart sahibine nakit olarak verilmesi uygulamada POS Tefeciliği Suçu olarak adlandırılmaktadır.
Özellikle nakit ihtiyacı bulunan kişilerin kredi kartlarının kullanılması suretiyle gerçekleştirilen bu işlemler, dışarıdan bakıldığında kredi kartıyla yapılmış sıradan bir alışveriş gibi görünebilir. Ancak ceza hukuku bakımından önemli olan işlemin görünüşü değil, taraflar arasındaki gerçek ilişkinin niteliğidir.
Kart sahibinin gerçekte herhangi bir mal veya hizmet satın almadığı, POS cihazının yalnızca nakit para sağlamak amacıyla kullanıldığı ve işlemi yapan kişinin bundan komisyon veya başka bir ekonomik menfaat elde ettiği ispatlanırsa TCK 241 kapsamında tefecilik suçu gündeme gelebilir.
POS tefeciliği davalarında yalnızca POS cihazından yüksek miktarda işlem yapılmış olması mahkûmiyet için yeterli görülmemektedir. Kart sahiplerinin beyanları, POS hareketleri, banka kayıtları, faturalar, ticari defterler, stok hareketleri, vergi tekniği raporları ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilmelidir.
Tefecilik suçunun genel olarak hangi delillerle kanıtlanabileceğini ayrıca Tefecilik Suçu Nasıl İspatlanır? başlıklı yazımızda ayrıntılı şekilde incelemiştik. POS tefeciliğinde ise özellikle banka ve ticari kayıtların birbirleriyle karşılaştırılması daha fazla önem taşımaktadır.
POS Tefeciliği Nedir?
POS tefeciliğinin en yaygın gerçekleşme biçimi şöyledir:
Nakit paraya ihtiyacı bulunan kişi kredi kartıyla işyerine başvurur. Gerçekte herhangi bir mal veya hizmet satın alınmadığı halde karttan örneğin 20.000 TL alışveriş yapılmış gibi çekim gerçekleştirilir. İşletme sahibi bunun belirli bir kısmını komisyon olarak keserek kalan tutarı kart sahibine nakit olarak verir.
Örneğin;
20.000 TL kredi kartından çekilip kart sahibine 18.000 TL nakit verilmesi ve 2.000 TL’nin komisyon olarak alınması halinde, gerçekte bir mal veya hizmet satışı bulunmuyorsa işlem kazanç karşılığında ödünç para verme niteliğine dönüşebilir.
Yargıtay kararlarında da POS tefeciliğinin tipik görünümü; gerçek alışveriş olmadan karttan işlem yapılması, çekilen miktarın bir kısmının komisyon olarak kesilmesi ve kalan kısmın nakit olarak kart sahibine verilmesi şeklinde tarif edilmektedir. Örneğin Yargıtay 5. Ceza Dairesi, böyle bir iddianın araştırılmasında POS hesap hareketlerinin, bankaya ödenen komisyonların, kart sahiplerinin ifadelerinin ve vergi kayıtlarının birlikte incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
POS Tefeciliği Hangi Suçu Oluşturur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesine göre;
kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi tefecilik suçunu oluşturur.
POS cihazı kullanılarak gerçekleştirilen tefecilikte ise fiziksel olarak “faizle borç para verme” görüntüsü bulunmayabilir. Çünkü kredi kartından görünürde alışveriş yapılmıştır.
Ancak tarafların gerçek iradesi;
- mal veya hizmet satın almak değil,
- nakit para temin etmek,
- verilen nakit paradan daha yüksek bir kredi kartı borcu yaratmak ve
- aradaki farktan kazanç sağlamak ise görünürdeki alışveriş işleminin arkasında gerçekte bir ödünç para ilişkisi bulunmaktadır.
Bu nedenle güncel Yargıtay uygulamasında POS cihazının kullanılması tefecilik suçunun oluşmasına engel değildir.
POS Tefeciliğinde Önemli İçtihat Değişikliği: TCK 241 mi, 5464 Sayılı Kanun mu?
POS tefeciliği konusunda Yargıtay’ın eski tarihli kararları ile daha yeni kararları arasında önemli bir hukuki yaklaşım farkı bulunmaktadır.
Eski bazı Yargıtay kararlarında, POS cihazının kullanım amacı dışında kullanılması ve gerçekte alışveriş olmadığı halde alışveriş belgesi düzenlenmesi nedeniyle fiilin hem TCK 241’deki tefecilik suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesindeki gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturduğu kabul edilmekteydi.
Örneğin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2018/7541 sayılı kararında, özel normun önceliği gerekçesiyle 5464 sayılı Kanun’un 36. maddesinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Ancak daha sonraki içtihatlarda bu yaklaşım değişmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun POS Tefeciliği Kararı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.05.2022 tarihli ve 2022/325 Karar sayılı kararında POS tefeciliğinde asıl amacın kazanç karşılığında ödünç para vermek olduğu kabul edilmiştir.
Ceza Genel Kuruluna göre görünürdeki kredi kartı alışverişinin arkasındaki gerçek işlem ödünç para ilişkisidir. Bu nedenle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlenmesi, tefecilik eyleminin gerçekleştirilmesi sırasında yapılan hareketlerden biri olarak değerlendirilmiş ve fiilin bütün olarak TCK 241 kapsamında tefecilik suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2024/7989 sayılı kararında da Ceza Genel Kurulunun bu içtihadı esas alınmıştır. Kararda, mal veya hizmet teslimi bulunmadan üçüncü kişilerin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla kredi kartından işlem yapılması ve komisyon kesilerek nakit verilmesi halinde eylemin TCK 241 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla güncel içtihat bakımından POS tefeciliği değerlendirilirken öncelikle TCK 241’de düzenlenen tefecilik suçu dikkate alınmalıdır.
POS Tefeciliği Suçunun Cezası Ne Kadardır?

TCK’nın 241. maddesine göre kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi;
iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise verilecek ceza bir kat artırılır.
Bunun yanında aynı suç işleme kararı kapsamında değişik tarihlerde birden fazla POS tefeciliği işlemi gerçekleştirilmişse somut olayın özelliklerine göre TCK 43’teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması da gündeme gelebilir.
Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6807 sayılı kararında, bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirilen birden fazla tefecilik eyleminde TCK 43/1’in değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Bir Defa POS’tan Komisyonla Para Vermek Tefecilik Suçu Oluşturur mu?
Tefecilik suçunun oluşması için kişinin mutlaka yıllardır bu işi yapıyor olması veya tefeciliği meslek haline getirmesi şart değildir.
5237 sayılı TCK döneminde kazanç elde etmek amacıyla bir kişiye bir kez ödünç para verilmesi dahi, diğer şartların bulunması halinde suçun oluşması için yeterli kabul edilmektedir. Birden fazla kişiye veya aynı kişiye farklı tarihlerde para verilmesi ise zincirleme suç bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle; “Ben yalnızca bir kişiye yardımcı oldum” veya “bu işi sürekli yapmıyorum” şeklindeki savunmalar tek başına suçun oluşmadığını göstermeyecektir.
Ancak tek bir işlemin gerçekten kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verme niteliğinde olup olmadığı yine somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Her Kredi Kartından Nakit Verme İşlemi POS Tefeciliği midir?

Hayır. POS cihazıyla işlem yapılmış olması veya işletmenin kredi kartı işlemlerinden ekonomik kazanç elde etmesi tek başına tefecilik anlamına gelmez.
Suçun temel noktası gerçek bir mal veya hizmet satışının bulunmamasıdır.
Örneğin müşteri gerçekten 30.000 TL değerinde bir cep telefonu satın almış ve bedelini kredi kartıyla ödemişse, sırf POS cihazından 30.000 TL çekilmiş olması nedeniyle tefecilikten söz edilemez.
Buna karşılık hiçbir mal teslim edilmediği halde 30.000 TL’lik telefon satılmış gibi POS işlemi gerçekleştiriliyor ve müşteriye 27.000 TL nakit verilerek 3.000 TL komisyon alınıyorsa işlem tamamen farklı bir hukuki nitelik kazanır.
Bu nedenle POS tefeciliği dosyalarının en önemli sorusu şudur:
POS çekiminin karşılığında gerçekten mal teslim edilmiş veya hizmet verilmiş midir?
POS Tefeciliği Nasıl İspatlanır?
POS tefeciliği suçunda mahkûmiyet yalnızca varsayıma dayanamaz. İşlemin gerçek bir ticari işlem olmadığı ve kazanç amacıyla ödünç para verildiği her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya konulmalıdır.
Yargıtay kararlarında bu suçun araştırılmasında özellikle aşağıdaki delillere önem verilmektedir.
1. POS Cihazı ve Banka Hesap Hareketleri
Öncelikle sanık veya işletme adına kayıtlı POS cihazlarının hangi bankalara ait olduğu belirlenmelidir.
Daha sonra suç tarihlerini kapsayan;
- POS işlem dökümleri,
- işlem tarihleri,
- işlem tutarları,
- kredi kartı sahipleri,
- iptal ve iade işlemleri,
- bankaca kesilen komisyon oranları incelenmelidir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/14676 sayılı kararında işyerinde POS cihazı ele geçirilememiş olmasına rağmen defter ve belgelerde POS kullanımına ilişkin kayıt bulunması karşısında bankalardan POS kayıtlarının getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca kart sahiplerinin dinlenmesi, vergi beyannamelerinin getirtilmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması istenmiştir.
Bu kararın önemli sonucu şudur:
İşyerinde POS cihazının bulunamaması tek başına POS tefeciliği iddiasını ortadan kaldırmaz.
Ancak geçmiş POS hareketlerinin banka kayıtlarıyla tespit edilmesi gerekir.
2. Kredi Kartı Sahiplerinin Beyanları
POS tefeciliği davalarında en önemli delillerden biri kartı kullanılan kişilerin beyanlarıdır.
Bu kişilere özellikle;
- işyerinden gerçekten mal alıp almadıkları,
- hangi ürünü satın aldıkları,
- ürünün teslim edilip edilmediği,
- karttan ne kadar para çekildiği,
- karşılığında ne kadar nakit aldıkları,
- komisyon ödeyip ödemedikleri,
- işlemi kimin yaptığı sorulmalıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2022/21181 sayılı kararında, vergi tekniği raporunda kredi kartları kullanılan kişilerin ifadelerinin alınmamış olması önemli bir eksiklik kabul edilmiştir. Daire, yeterli sayıda kart sahibinin tanık olarak dinlenmesini, sanıkla ticari ilişkilerinin ve komisyon ödeyip ödemediklerinin sorulmasını istemiştir.
Dolayısıyla yalnızca vergi inceleme raporunda “POS tefeciliği yapıldığı” yönünde değerlendirme bulunması her durumda mahkûmiyet için yeterli değildir.
3. Gerçekten Mal veya Hizmet Satılıp Satılmadığı
POS tefeciliği suçlamasında sanığın en sık yaptığı savunmalardan biri, kredi kartı işlemlerinin gerçek satışlara ilişkin olduğudur.
Bu durumda faturanın bulunması tek başına yeterli olmayabilir.
Faturanın arkasında gerçek bir ticari hareket bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin;
- işletmenin o maldan yeterli miktarda stokunun bulunup bulunmadığı,
- malın işletmeye giriş faturalarının mevcut olup olmadığı,
- satış miktarlarının işyerinin ticari kapasitesiyle uyumlu olup olmadığı,
- POS’tan kartı çekilen kişi ile adına fatura düzenlenen kişinin aynı olup olmadığı,
- malın gerçekten teslim edilip edilmediği incelenebilir.
Yargıtay’ın farklı kararlarında özellikle kontör, altın ve benzeri ürünlerin satıldığı ileri sürülen POS tefeciliği dosyalarında mal giriş ve çıkışlarının bilirkişi marifetiyle karşılaştırılmasının gerektiği vurgulanmıştır.
Bu yönüyle POS tefeciliğinin ispatı, genel tefecilik suçundan daha fazla ticari ve mali inceleme gerektirebilir. Genel ispat esasları bakımından tefecilik suçunun nasıl ispatlandığına ilişkin ayrıntılı yazımıza da bakılabilir.
4. Vergi Tekniği Raporu
POS tefeciliği soruşturmalarının önemli bir kısmı vergi incelemeleri sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Vergi tekniği raporunda;
- işletmenin cirosu,
- POS işlem hacmi,
- düzenlenen faturalar,
- mal girişleri,
- kredi kartı sahipleri,
- BA-BS kayıtları,
- diğer mükelleflerle ticari ilişkiler karşılaştırılabilir.
Ancak Yargıtay uygulamasında vergi tekniği raporunun içeriğinin mahkeme tarafından ayrıca denetlenmesi gerektiği görülmektedir.
Özellikle raporda ifadelerine yer verilen kişilerin mahkeme huzurunda dinlenmemesi veya raporun dayandığı belgelerin dosyaya getirtilmemesi halinde eksik araştırma gündeme gelebilir.
Vergi tekniği raporlarının ceza davalarındaki önemi yalnızca POS tefeciliği soruşturmalarıyla sınırlı değildir. Sahte fatura düzenleme veya kullanma suçlamalarında da vergi inceleme raporlarının içeriği, raporların dayandığı belgeler ve sanığın bireysel ceza sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Vergi suçu raporları, vergi tekniği raporları ve vergi kaçakçılığı suçlarında soruşturma usulü hakkında daha kapsamlı açıklamalar için vergi suçları ve ceza davalarına ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.
5. Bankaya Ödenen Komisyon ile Kart Sahibinden Alınan Komisyon
Yargıtay’ın POS tefeciliği kararlarında üzerinde özellikle durduğu hususlardan biri de bankaya ödenen POS komisyonuyla kart sahibinden tahsil edilen miktarın karşılaştırılmasıdır.
Örneğin işletme bankaya %1 POS komisyonu ödemesine rağmen kart sahibinden %5 veya %10 kesinti yapıyor ve ortada gerçek bir mal satışı bulunmuyorsa, aradaki fark kazanç amacı bakımından önem taşıyabilir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2019/7797 sayılı kararında da POS işlemleri karşılığında bankaya komisyon ödenip ödenmediğinin ve miktarının araştırılması, kart sahiplerinin dinlenmesi ve detaylı kolluk araştırması yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Ancak yine belirtmek gerekir ki komisyon oranının yüksekliği tek başına suçun kanıtı değildir. Öncelikle işlemin gerçek bir satışa dayanmadığının ortaya konulması gerekir.
6. İşyerini ve POS Cihazını Fiilen Kimin Kullandığı
Bir POS cihazının kişinin veya şirketin adına kayıtlı olması, cihazdaki her işlemin doğrudan o kişi tarafından yapıldığını otomatik olarak göstermez.
Özellikle aile şirketleri, ortaklıklar, alt bayiler veya birden fazla çalışan bulunan işletmelerde POS cihazının fiilen kim tarafından kullanıldığı araştırılmalıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/2026 sayılı kararında, kart sahiplerinin dinlenmesi yanında POS işlemini sanığın mı yoksa başka bir kişinin mi gerçekleştirdiğinin belirlenmesi, gerektiğinde teşhis yapılması ve işyerini fiilen kimin işlettiğinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenle ceza sorumluluğu yalnızca POS cihazının kimin adına kayıtlı olduğuna bakılarak belirlenemez.
Fatura Bulunması POS Tefeciliği Suçlamasını Ortadan Kaldırır mı?
Her zaman değil. POS tefeciliği faaliyetinin ticari işlem görüntüsü altında yapılması halinde gerçekte mevcut olmayan satışlar için fatura düzenlenmesi mümkündür.
Bu nedenle mahkemeler sadece faturanın bulunup bulunmadığına değil, faturanın gerçek ekonomik faaliyeti yansıtıp yansıtmadığına bakmalıdır.
Örneğin cep telefonu veya kontör satışı yaptığı belirtilen bir işletmenin;
- sattığını iddia ettiği miktarda mal satın alıp almadığı,
- deposunda veya ticari kayıtlarında bu malların bulunup bulunmadığı,
- faturaların kart sahipleri adına düzenlenip düzenlenmediği,
- faturadaki bedelle POS çekiminin birbirini karşılayıp karşılamadığı araştırılabilir.
Bunun aksi de önemlidir.
Sanığın gerçek ticari faaliyetinin bulunması, yeterli stokunun olması, kart sahiplerinin gerçekten mal aldıklarını doğrulaması ve POS işlemleri ile faturaların birbiriyle uyumlu bulunması halinde POS tefeciliği iddiası önemli ölçüde zayıflayabilir.
POS Tefeciliğinde Vergi Tekniği Raporu Tek Başına Yeterli midir?
Her dosyada yeterli kabul edilemez.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2022/21181 sayılı kararında kredi kartı kullanılan kişilerin vergi incelemesi sırasında dahi dinlenmemiş olması karşısında mahkûmiyet hükmü eksik araştırma nedeniyle bozulmuştur. Daire, kart sahiplerinin tanık olarak dinlenmesini ve sanığa komisyon ödeyip ödemediklerinin belirlenmesini gerekli görmüştür.
Bu nedenle savunma açısından;
“Vergi tekniği raporunda POS tefeciliği tespiti vardır.” şeklindeki bir değerlendirme ile yetinilmemeli, raporun hangi somut delillere dayandığı ayrıca incelenmelidir.
POS Tefeciliği Suçunda Beraat Hangi Durumlarda Gündeme Gelebilir?
Her dosyanın delil durumu farklı olmakla birlikte aşağıdaki hususlar beraat değerlendirmesi bakımından önem taşıyabilir:
- POS işlemlerinin gerçek mal veya hizmet satışlarına dayanması,
- kart sahiplerinin gerçekten alışveriş yaptıklarını doğrulaması,
- stok ve fatura kayıtlarının satışlarla uyumlu olması,
- sanığın POS işlemlerini yaptığına ilişkin yeterli delil bulunmaması,
- POS cihazının fiilen başka kişi veya işletme tarafından kullanılması,
- komisyon karşılığı nakit para verildiğini doğrulayan güvenilir tanık bulunmaması,
- vergi tekniği raporunun dayanağı olan kişilerin ifadelerinin dosyada bulunmaması,
- kart sahiplerinin beyanları arasında ciddi çelişkiler bulunması,
- banka kayıtlarıyla suçlamanın doğrulanamaması,
- suç tarihinin veya işlemlerin sanıkla bağlantısının kesin biçimde belirlenememesi.
POS tefeciliği davalarında mahkûmiyetin varsayıma değil, somut delillere dayanması gerekir.
Bu nedenle soruşturma veya kovuşturma dosyasındaki bütün delillerin bir arada değerlendirilmesi önemlidir. Tefecilik suçunda banka hareketleri, tanık beyanları, senetler, icra takipleri ve diğer deliller bakımından daha kapsamlı açıklamalara Tefecilik Suçu Nasıl İspatlanır? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.
POS Tefeciliğinde Eksik Araştırmayla Mahkûmiyet Verilebilir mi?
Yargıtay’ın kararlarındaki en belirgin ortak noktalardan biri budur:
POS tefeciliği suçlamasında ayrıntılı araştırma yapılmadan mahkûmiyet veya beraat kararı verilmemelidir.
Yargıtay;
- bankalardan POS kayıtlarının getirtilmesini,
- kart sahiplerinin dinlenmesini,
- kart sahibinin gerçekten alışveriş yapıp yapmadığının sorulmasını,
- alınan komisyon oranının belirlenmesini,
- vergi kayıtlarının incelenmesini,
- gerçek mal giriş ve çıkışlarının araştırılmasını,
- gerektiğinde bilirkişi raporu alınmasını,
- POS’u fiilen kullanan kişinin belirlenmesini pek çok kararında özellikle istemektedir.
Örneğin Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/14676 sayılı kararında POS cihazının işyerinde ele geçirilememiş olmasına rağmen banka kayıtlarının, vergi beyannamelerinin ve kart sahiplerinin beyanlarının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2022/21181 sayılı kararında ise kredi kartı sahipleri dinlenmeden verilen mahkûmiyet hükmü eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
Dolayısıyla POS tefeciliği dosyasında yalnızca POS hareketlerinin çokluğu veya vergi müfettişinin değerlendirmesi üzerinden sonuca gidilmesi her zaman yeterli değildir.
POS Cihazı Ele Geçirilmeden POS Tefeciliğinden Ceza Verilebilir mi?
POS cihazının fiziken ele geçirilmesi suçun ispatı açısından önemli olmakla birlikte zorunlu değildir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/14676 sayılı kararında sanığın işyerindeki aramada POS cihazı ele geçirilememesine rağmen işyeri kayıtlarında POS kullanımını gösteren verilerin bulunması nedeniyle bankalardan araştırma yapılması gerektiğine karar verilmiştir.
Bankalardan geçmiş POS işlem dökümlerinin getirtilmesi halinde işlemlerin;
- tarihleri,
- tutarları,
- kullanılan kredi kartları ve
- işyeri POS bilgileri sonradan da belirlenebilir.
Bu nedenle “POS cihazı bulunmadı, o halde suç yoktur” şeklinde otomatik bir sonuca varılması mümkün değildir.
Başkasına Ait POS Cihazını Kullanmak POS Tefeciliği Suçunu Ortadan Kaldırır mı?
Hayır. Önemli olan POS cihazının resmi olarak kimin adına kayıtlı olduğundan ziyade cihazı kimin, hangi amaçla kullandığıdır.
Yargıtay kararlarında sanığın kendi adına kayıtlı POS cihazlarının yanında başkalarına ait POS cihazlarının sanığın işyerinde kullanıldığı iddialarının da araştırıldığı görülmektedir.
Bu durumda;
- cihazın hangi işyerinde bulunduğu,
- banka tarafından hangi işletmeye tahsis edildiği,
- işlemleri kimin yaptığı,
- paranın kime aktarıldığı ve
- kart sahiplerinin kiminle muhatap olduğu belirlenmelidir.
POS Tefeciliğinde Komisyon Oranı Ne Kadardır?
Kanunda POS tefeciliği bakımından belirlenmiş bir “suç oluşturan komisyon oranı” bulunmamaktadır.
Dolayısıyla;
%2 komisyon suçtur,
%3 komisyon suç değildir, şeklinde sabit bir oran söz konusu değildir.
Yargıtay kararlarında %2, %3, %5-6 gibi farklı oranların yer aldığı görülmektedir. Ancak suçun belirleyici unsuru komisyonun belirli bir oranı aşması değil; gerçek bir ticari işlem olmaksızın kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilmesidir.
Komisyon miktarı ise kazanç amacının ortaya konulmasında delillerden biri olabilir.
Kredi Kartı Borcunu Ödeyip Karttan Tekrar Para Çekmek POS Tefeciliği Olabilir mi?
Evet. POS tefeciliği yalnızca karttan bir defada yüksek miktarda çekim yapıp nakit verilmesi şeklinde gerçekleşmez.
Bazı olaylarda kişinin kredi kartı borcu önce tefecilik yaptığı iddia edilen kişi tarafından kapatılmakta, kart yeniden kullanılabilir hale geldikten sonra POS cihazından daha yüksek miktarda işlem yapılmakta ve aradaki fark kazanç olarak alınmaktadır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2019/7797 sayılı kararında da kredi kartı borcunun yatırılması ve daha sonra POS cihazından yeniden işlem yapılarak komisyon alınması biçimindeki eylemler POS tefeciliği iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.
POS Tefeciliği ve Sahte Fatura Suçu Birlikte Gündeme Gelebilir mi?
POS tefeciliği faaliyetinin gerçek ticari işlem gibi gösterilmesi amacıyla gerçeği yansıtmayan faturalar düzenlenmişse Vergi Usul Kanunu kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.
Nitekim ilgili Yargıtay kararlarının önemli bir bölümünde POS tefeciliği iddiası ile sahte veya yanıltıcı belge düzenleme iddiasının birlikte soruşturulduğu görülmektedir.
Bu durumda faturanın yalnızca şeklen bulunması yeterli değildir.
Faturanın;
- gerçekten teslim edilen mala dayanıp dayanmadığı,
- mal girişinin olup olmadığı,
- alıcı ve kredi kartı sahibinin aynı kişi olup olmadığı,
- bedelin POS işlem tutarıyla uyumlu olup olmadığı araştırılmalıdır.
Dolayısıyla POS tefeciliği soruşturması bazı dosyalarda yalnızca TCK 241 yönünden değil, vergi suçları bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.
POS tefeciliği kapsamında gerçekte gerçekleşmeyen satışlar için fatura düzenlenmesi, tefecilik suçundan ayrı olarak vergi kaçakçılığı suçu yönünden de değerlendirme yapılmasını gerektirebilir. Özellikle sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının unsurları, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi, vergi incelemeleri ve bu suçlara ilişkin ceza yargılaması hakkında ayrıntılı bilgiye Vergi Suçları ve Ceza Davaları başlıklı makalemizden ulaşabilirsiniz.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/21181 Sayılı Kararı: Kart Sahipleri Dinlenmelidir
Sanığın POS cihazlarıyla kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyacını komisyon karşılığında karşıladığı ileri sürülmüştür.
Ancak vergi tekniği raporunda kredi kartları kullanılan kişilerin ifadelerinin alınmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay;
- yeterli sayıda kart sahibinin tanık olarak dinlenmesini,
- sanıkla aralarındaki ticari ilişkinin açıklanmasını,
- komisyon verilip verilmediğinin sorulmasını gerekli görmüş ve eksik araştırmayla verilen mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Bu karar özellikle savunma bakımından önemlidir.
POS hareketinin bulunması, bu işlemin mutlaka komisyon karşılığı nakit verme amacıyla yapıldığını kendiliğinden ispatlamaz.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2019/7797 Sayılı Kararı: Banka Komisyonları Araştırılmalıdır
Yargıtay bu kararında gerçek alışveriş olmadan kredi kartlarından işlem yapıldığı ve %5-6 civarında komisyon alındığı iddiasını incelemiştir.
Daire;
- kullanılan POS cihazlarının tespitini,
- POS hesap hareketlerinin getirtilmesini,
- bankaya ödenen komisyonun belirlenmesini,
- kart sahiplerinin dinlenmesini ve
- POS tefeciliği konusunda detaylı kolluk araştırması yapılmasını istemiştir.
Karar, POS tefeciliğinin yalnızca tanık anlatımıyla değil mali verilerle de araştırılması gerektiğini göstermektedir.
POS Tefeciliği Davalarında Savunmada Nelere Dikkat Edilmelidir?
POS tefeciliği dosyalarında savunmanın yalnızca “tefecilik yapmadım” şeklinde kurulması çoğu zaman yeterli değildir.
Dosyadaki işlemler tek tek incelenmelidir.
Özellikle;
POS çekimi – fatura – mal girişi – kart sahibi – banka hareketi arasındaki ilişkinin ortaya konulması gerekir.
Gerçek satış savunması yapılıyorsa bunu doğrulayabilecek;
- alış faturaları,
- stok kayıtları,
- teslim belgeleri,
- ticari defterler,
- kargo belgeleri,
- kart sahibinin beyanı,
- muhasebe kayıtları dosyaya kazandırılmalıdır.
Buna karşılık iddia makamı yönünden de gerçek satış olmadığını ve işlemin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla yapıldığını ortaya koyan yeterli delil bulunması gerekir.
Tefecilik suçunun ispatında diğer önemli hususlar bakımından Tefecilik Suçu Nasıl İspatlanır? başlıklı yazımızın da birlikte incelenmesi faydalı olacaktır.
POS Tefeciliği Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular
POS tefeciliği suç mudur?
Gerçek bir mal veya hizmet satışı olmadığı halde kredi kartından işlem yapılarak kart sahibine daha düşük miktarda nakit verilmesi ve aradaki farktan kazanç sağlanması halinde TCK 241 kapsamında tefecilik suçu gündeme gelebilir.
POS’tan para çekip komisyon almak suç mu?
Her komisyonlu POS işlemi suç değildir. Suç bakımından belirleyici olan gerçek bir alışveriş bulunup bulunmadığı ve işlemin kazanç karşılığında ödünç para vermek amacıyla yapılıp yapılmadığıdır.
POS tefeciliğinin cezası ne kadar?
TCK 241 uyarınca temel ceza iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Bir kere POS tefeciliği yapmak suç olur mu?
Evet. Suçun oluşması için tefeciliğin meslek haline getirilmesi zorunlu değildir. Kazanç karşılığında tek bir kişiye bir kez ödünç para verilmesi de diğer şartların bulunması halinde suç oluşturabilir.
POS tefeciliğinde yüzde kaç komisyon suçtur?
Kanunda belirli bir oran yoktur. %2, %5 veya daha yüksek bir oranın tek başına suç oluşturduğu söylenemez. Gerçek satışın bulunmaması ve kazanç amacıyla nakit para verilmesi önemlidir.
POS cihazı ele geçirilmezse ceza verilemez mi?
Hayır. POS cihazı ele geçirilmese dahi bankalardan geçmiş POS işlem kayıtları getirilebilir. Ancak bu kayıtların diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Vergi tekniği raporu POS tefeciliği için yeterli midir?
Her durumda değildir. Yargıtay özellikle kart sahiplerinin dinlenmesini, gerçek alışveriş bulunup bulunmadığının araştırılmasını ve banka/POS kayıtlarının incelenmesini istemektedir.
Gerçek alışveriş varsa POS tefeciliği oluşur mu?
Gerçek bir mal veya hizmet satışı varsa kural olarak POS üzerinden yapılan tahsilat ödünç para verme olarak nitelendirilemez. Ancak faturanın şeklen düzenlenmiş olması değil, gerçekten mal teslimi veya hizmet ifası bulunması önemlidir.
POS cihazı başkasının adına kayıtlıysa kim sorumlu olur?
Ceza sorumluluğu bakımından POS cihazını fiilen kimin kullandığı, kart sahipleriyle kimin görüştüğü ve işlemlerden ekonomik menfaati kimin elde ettiği araştırılmalıdır.
POS Tefeciliği Davalarında Ceza Avukatının Önemi

POS tefeciliği davaları klasik faizle para verme dosyalarından farklı olarak banka kayıtları, POS hareketleri, ticari defterler, faturalar, stok kayıtları ve vergi inceleme raporlarının birlikte değerlendirilmesini gerektirebilir.
Yargıtay kararlarından da görüldüğü üzere yalnızca vergi inceleme raporuna, POS işlem sayısına veya birkaç tanık beyanına dayanılarak sonuca gidilmesi her dosyada yeterli değildir.
Özellikle;
- işlemlerin gerçek ticari faaliyete dayanıp dayanmadığının,
- kredi kartını kullanan kişilerin beyanlarının,
- POS işlemleriyle faturaların uyumunun,
- bankaya ödenen ve müşteriden alındığı iddia edilen komisyonların,
- POS cihazını fiilen kullanan kişinin ve
- sanığın kazanç elde etmek amacıyla hareket edip etmediğinin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekir.
POS tefeciliği ve tefecilik suçlarına ilişkin soruşturma veya kovuşturmalarda dosyanın Yargıtay içtihatlarıyla birlikte değerlendirilmesi, eksik araştırmaların belirlenmesi ve maddi olayın doğru hukuki nitelendirmeye tabi tutulması savunmanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
POS tefeciliği suçu ve tefecilik suçuna ilişkin hukuki sorunlarınızda Ceza Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.


