Follow us on :

Boşanma Davasında Eşe İftira Atmak ve Hukuki Sorumluluk

Boşanma davasında eşe iftira atmak ceza hukuku anlamında bir sorumluluk doğuracağı gibi aynı zamanda haklı bir boşanma nedenidir. Bunun yanında taraflardan herhangi birisi boşanma davasında eşe iftira atmak gibi bir eyleme maruz kalmış ise açacağı tazminat davası ile maddi ve manevi tazminata hak kazanabilir.

Yazımızda öncelikle ceza yargılaması anlamında iftiranın ne anlama geldiği, hangi şartlarda oluştuğu, cezasının ne olduğu kısaca ve ana hatlarıyla anlatıldıktan sonra gerek tazminat gerekse bir boşanma sebebi olarak boşanma davasında eşe iftira atmak konusu Yargıtay kararları doğrultusunda aktarılmaya çalışılacaktır.

İftira Suçu Nedir?

İftira suçu, suçsuz olduğu bilinen bir kişiye karşı hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi şeklinde tanımlanabilir. Bu suçta, iftira edenin amacı, iftira attığı kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamaktır.

 İftira suçu, emniyet veya savcılığa yapılacak ihbar veya şikâyet yoluyla gerçekleşebileceği gibi, iftira atan tarafından idari makamlara sunulacak haksız ithamlar içeren dilekçe ile de oluşabilir. Bunun yanında, bir kişi masum olduğunu bilmesine rağmen başka birisi hakkında basın ve yayın yoluyla onun hakkında hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunursa yine iftira suçu oluşacaktır.

Bunun yanında, bir kimse bir suç işler ancak bu suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanırsa yine iftira suçu hükümlerine göre cezalandırılır.

İftira Suçu Şikâyete Tabi midir?

İftira suçu şikâyete tabi değildir. Masum olmasına rağmen hukuka aykırı bir eylemle isnat edilen veya kendisi suç işlememiş olmasına rağmen suçta kimliği kullanılan kişiler hakkında savcılık bilgi sahibi olursa şikâyet olmasa dahi soruşturma başlar. Ayrıca iftira suçunun mağduru ilerleyen süreçte şikâyetinden vazgeçse dahi yargılama devam eder ve sanığın iftira suçunu işlediği anlaşılırsa cezalandırılır.

İftira Suçu Cezası Ne Kadardır?

İftira suçunun en basit hali, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Sanık, delilleri de kendisi uydurarak iftira suçunu işlerse cezası yarı oranında arttırılır.

Haksız suçlamaya maruz kalan kişi hakkında atılan iftira nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa cezası yine yarı oranında arttırılır.

Haksız suçlamaya maruz kalan kişi iftira nedeniyle gözaltına alınır veya tutuklanırsa iftira atan kişi, iftira suçundan ceza alacağı gibi ayrıca  kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılır.

İftira Suçu Hangi Şekillerde İşlenebilir?

İftira suçu, ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla işlenebilir. Ancak bu üç durum dışında bir kişiye hukuka aykırı eylem isnadı varsa iftira suçu değil şartları varsa hakaret suçu oluşur.

İhbar, şikâyete bağlı olmayan adli suçlarda veya disiplin cezasını gerektiren davranışlarda, eylemden haberdar olan kişinin bunu yetkili makamlara bildirmesidir. İhbar herkese tanınmış bir haktır. Bu itibarla, ihbarda bulunulan kimsenin, bildirimde bulunulan, hukuka aykırı fiil sebebiyle zarar görmesi şart değildir. Failin, isimsiz, sahte veya müstear isimle yaptığı ihbar durumunda da iftira suçu oluşur. Çünkü failin kendi kimliğini açıklaması veya doğru bildirmesi şart değildir.

Şikâyet, takibi şikâyete bağlı olan suçlarda suçtan zarar gören kimse veya onun kanuni veya iradi temsilcisi tarafından, altı aylık hak düşürücü süre içinde, suç failinin cezalandırılması istemiyle yetkili makamlara başvurmasıdır. Fail, mağdurun işlemediğini bildiği eylemi isnat ettiği tarihte şikâyet süresi geçmişse iftira suçu oluşmaz.

İftira Suçunun Şartları Nelerdir?

Sanık, mağdur tarağından işlenmediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, ihbar veya şikâyet yoluyla mağdura isnat ettiği anda iftira suçu oluşmuş olur. İftira neticesinde bir zarar oluşmasa dahi sanık cezalandırılır. Ancak iftiraya uğrayanın bazı zararlara uğraması halinde yukarıda da belirtildiği üzere sanığın alacağı ceza artar.

İftira suçunun oluşması için,

  1. Mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat edilmelidir
  2. Sanığın iftira atma kastıyla hareket etmesi gerekir

İftira suçunun şartları ve cazına ilişkin daha ayrıntılı bilgi için “İftira suçu” konulu yazımız inceleyebilirsiniz

İftira Suçu Mağdurları Tazminat Davası Açabilir mi?

İftira suçu mağduru, suç duyurusu yanında, kendisi hakkında iftira atan kişiye karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Maddi tazminat davası ile iftira suçunun mağduru, iftira nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmenin dolayısıyla maddi zararının giderilmesini talep edebilir. Manevi tazminat davasında ise iftiraya uğrayan, bu eylem nedeniyle yaşadığı üzüntü ve elemin neden olduğu manevi zararların giderilmesini isteme hakkına sahip olur.

Örneğin, bir şahıs kendisine atılan iftira nedeniyle tutuklanmış ve tutuklanma nedeniyle işini kaybetmiş ve eşinden boşanmış olabilir. Bu durumda iftira suçu mağduru işini kaybetmesi nedeniyle iftira atan kişiden madde tazminat talep edebileceği gibi, özellikle boşanma gibi yaşadığı ailevi problemlerin neden olduğu üzüntü nedeniyle manevi tazminat davası açma hakkına da sahip olacaktır.

İftira Sonrası Açılan Tazminat Davasında Miktar Nasıl Belirlenir?

Mahkeme tarafından iftira tazminat davası esnasında manevi tazminat miktarı belirlenirken bir takım kriterler göz önünde bulundurulmaktadır.

Tarafların mali durumları, meydana gelen manevi zararın büyüklüğü, olay tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve somut olayın kendine mahsus özellikleri iftira tazminat davası miktarı açısından mahkemece değerlendirilmektedir.

Ayrıca mahkeme tarafından iftira tazminat davası miktarı belirlenirken, tazminat ödeyecek kişiyi fakirleştirmeyecek, iftiraya uğrayan kişiyi de zenginleştirmeyecek bir bedele karar verilir.

Boşanma Davasında Eşe İftira Atmak ve Tazminat Davası

Boşanma davasında eşe iftira atmak manevi tazminat sorumluluğunu doğurabilmektedir.  Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır.

Ancak hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda dengenin iyi kurulması gerekmektedir. Bu itibarla, boşanma davalarında iftira olduğu iddia edilen sözlerin hak arama özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekmektedir.  

Bu itibarla, boşanma davasında şikâyet konusu yapılan sözler iftira kastıyla söylenmiş ise manevi tazminat gerektirirken, şikâyet hakkı kapsamında kalığına karar verilirse manevi tazminat talepleri reddedilmektedir.

 Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019/4893 sayılı kararında, erkeğin eşininhamile kaldığı müşterek çocuğu bilerek düşürdüğünü iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu suçlama nedeniyle kadın hakkında dava açılmış ancak kadın beraat etmiştir. Kadın, yaşanan süreçte çok büyük üzüntü duyduğunu, psikolojisinin bozulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yargıtay burada, davalının, davacıya yönelik şikayetinin, hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiştir.

Bunun yanında Yargıtay boşanma davasında iftira atmak hususunu incelediği başka bir kararında, eşinin başkası ile ilişki kurduğunu iddia eden davacı kocanın tamamen kusurlu olduğuna ve manevi tazminat ödemesi gerektiğine karar vermiştir.

Boşanma Sebebi Olması Yönünden Boşanma Davasında Eşe İftira Atmak

Boşanma davasında eşe iftira atmak daha önce de değinildiği üzere ceza hukuku anlamında doğuracağı sonuçlar yanında haklı bir boşanma nedene olarak da kabul edilmektedir. Eşe iftira atılması durumunda evlilik birliğinin temelden sarsıldığı kabulüyle mahkemeler tarafından boşanma kararı verildiği görülmektedir. Yazımızın bu kısmında Yargıtay’ın bir boşanma nedeni olarak boşanma davasında eşe iftira atmak konusuna ne şekilde yaklaştığını örnek kararlar üzerinden açıklamaya çalışacağız.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/11980 sayılı kararı,  Mahkemece, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda davacı-davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu eşine iftira attığı, kovduğu ve birlik görevlerinini yerine getirmediği kabul edilerek davasının reddine, kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiş ise de; erkeğin eşine iftira attığı vakıasının gerçekleşmediği, dinlenen tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının da kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı-davalı erkek de dava açmakta haklıdır. O halde, davacı-davalı erkeğin boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5458 sayılı kararı,  Mahkemece, “davalı kadının sürekli olarak eşini aşağıladığı, şerefsiz, köpek şeklinde hakaretler ettiği, kıskançlık gösterdiği ve eşine kendisini aldattığından bahisle iftiralar attığı, eşimi sevmiyorum, tiksiniyorum şeklinde beyanlarda bulunduğu, kaldıkları lojmanda sürekli kavga çıkartarak davacı erkeğin başka illere tayin istemesine sebep olduğu, buna karşın davacı erkeğin ise davalı kadına küfür ve hakaretler ettiği, kadını dövdüğü” gerekçesiyle tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’ilerine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda eşine sürekli ağır hakaretler ve küfürler eden ve fiziksel şiddet uygulayan davacı erkeğin, kendisine ağır hakaretler eden ve sevmediğini söyleyen davalı kadına göre daha ziyade kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kadına yüklenen “kaldıkları lojmanda sürekli kavga çıkartarak davacı erkeğin başka illere tayin istemesine sebep olduğu” şeklindeki vakıadan sonra evlilik birliğinin uzunca bir süre devam etmesi sebebiyle bu olayın davacı tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı anlaşılmakta olup, kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Kadının “kıskançlık gösterdiği ve eşine kendisini aldattığından bahisle iftiralar attığı” vakıasının ise, tarafların ortak çocuklarının babasının başka bir kadın ile görüşmesini annesine anlattığı beyanı karşısında kadının bu durumla ilgili şüphelerini dile getirmesi sebebiyle, kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Hal böyleyken davacı erkeğin boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanunun 166/2. maddesi koşulları gerçekleştiğine göre boşanma davasının kabul kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan boşanma kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiş (HUMK m. 438/son) ve davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2009/18951 sayılı kararı,

1- dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya sebep olan olaylarda eşine şiddet uygulayan davalı ile kocasına ve kocasının ailesine iftira eden ve bundan dolayı mahkum olan davacının eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalının eşine şiddet uyguladığı, davacının da eşine iftirada bulunduğu, bundan dolayı mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu olan taraf lehine manevi tazminata hükmolunamaz. Türk Medeni Kanununun 174/2.maddesi koşulları oluşmamıştır. Davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/10485 sayılı kararı, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Mahkemece, dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylar, kusur belirlemesinde esas alınmaz ve taraflara bu olaylar kusur olarak izafe edilemez. Somut olayda mahkemece davalı kadının davacı erkeğe adli merciler önünde iftirada bulunduğu gerekçesiyle davalı kadın kusurlu bulunarak tarafların boşanmasına karar verilmiştir. Ne varki mahkemece davalı kadına kusur olarak yüklenilen adli soruşturma 30.09.2015 tarihli suç duyurusuna istinaden başlatılmıştır. Dava ise 31.08.2015 tarihinde, adli soruşturmadan önce açılmıştır. Bu sebeple dava dosyasında, davalı kadının boşanmayı gerektirir kusuru kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca eşine fiziksel şiddet uygulayan ve küfür eden tam kusurlu davacı erkeğin açtığı boşanma davasının reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/6852 sayılı kararı, Mahkemece “davalı-davacı kadının kusurlu davranışı bulunmadığı” belirtilerek boşanma davasının reddine karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, kadının ise, eşinin ailesini istemediği, ortak çocuğa tacizde bulunduğundan bahisle eşine iftira attığı, ayrıca bu konuda eşinin çalıştığı kuruma eşini şikayet ettiği anlaşılmaktadır. Erkeğin, eşine şiddet uyguladığı kanıtlanamamıştır. Ayrıca mahkeme tarafından davacı-davalı erkeğin eşini tehdit ettiği kabul edilmiş ise de bu eylem dava tarihinden sonra gerçekleştirilmiştir. Her dava açıldığı tarihe göre değerlendirileceğinden davacı-davalı erkek tarafından dava tarihinden sonra gerçekleştirilen bu eylem davalı-davacı erkeğe bu davada kusur olarak yüklenemez. Olayların akışı karşısında davacı-davalı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.

İftira suçu basit bir dedikodudan ibaret değildir. Bu eylem neticesinde iftiraya uğrayan mağdur özgürlüğünden dahi olabilir. Ancak eleştiri amacıyla veya şikâyet hakkı kapsamında yetkili makamların bilgilendirilmesi iftira suçu kapsamında değerlendirilmez.

İftira suçu mağduru, savcılığa bu hususta vereceği suç duyurusu ile iftira atan hakkında cezai soruşturma başlatabileceği gibi, iftira nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini ortaya koymak suretiyle maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunabilir.

İftira suçu, iftira nedeniyle açılacak tazminat davaları ve boşanma davasında eşe iftira atmak konularıyla ilgili olarak Boşanma Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.