Cinsel Saldırıya Teşebbüs Cezası (2026)

Cinsel saldırıya teşebbüs cezası, uygulamada en fazla tartışılan ceza hukuku konularından biridir. Birçok soruşturmada fail hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan iddianame düzenlenirken, yargılama sonunda eylemin basit cinsel saldırı, hakaret, hatta bazı durumlarda hiç suç oluşturmadığı sonucuna ulaşılabilmektedir. Bu nedenle cinsel saldırı suçlarında “teşebbüs” kavramının doğru değerlendirilmesi, verilecek cezanın belirlenmesinde doğrudan etkili olmaktadır.

Yargıtay kararları incelendiğinde, failin kastı, başladığı icra hareketleri, eylemin hangi aşamada kaldığı ve tamamlanamama nedenleri her dosyada ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Özellikle gönüllü vazgeçme, icra hareketlerinin başlangıcı ve organ sokmaya yönelik fiillerin bulunup bulunmadığı uygulamada en çok tartışılan hususlar arasında yer almaktadır.

Bu yazıda cinsel saldırıya teşebbüs suçu, basit cinsel saldırıya teşebbüs, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, teşebbüs hükümlerinin uygulanma şartları, Yargıtay uygulaması ve cezanın nasıl belirlendiği ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs Suçu Nedir?

Cinsel saldırıya teşebbüs, failin cinsel saldırı suçunu işleme kastıyla icra hareketlerine başlamasına rağmen, kendi iradesi dışındaki nedenlerle suçu tamamlayamaması halinde ortaya çıkar.

Türk Ceza Kanunu’nda cinsel saldırı suçu TCK’nın 102. maddesinde, suça teşebbüs ise TCK’nın 35. maddesinde düzenlenmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, cinsel saldırıya teşebbüs halinde fail hakkında hem cinsel saldırı suçuna ilişkin hükümler hem de teşebbüs hükümleri uygulanmaktadır.

Ancak her yarım kalan cinsel davranış teşebbüs olarak kabul edilmez. Bunun için kanunun aradığı bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bunlar;

  • Failde cinsel saldırı suçunu işleme kastı bulunmalıdır.
  • Suçun icrasına başlanmış olmalıdır.
  • Kullanılan hareketler suçu gerçekleştirmeye elverişli olmalıdır.
  • Suç failin iradesi dışında kalan nedenlerle tamamlanamamış olmalıdır.

Bu şartlardan birinin eksik olması halinde teşebbüs hükümleri uygulanmayabilir. Nitekim Yargıtay birçok kararında, sanığın davranışlarının organ sokmaya yönelik icra hareketi niteliğinde olmadığını belirterek nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs yerine basit cinsel saldırı suçunun oluştuğuna karar vermektedir.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs Olur Mu?

Evet. Cinsel saldırıya teşebbüs olur.

Ancak bunun için yalnızca cinsel amaç taşıyan bir davranış yeterli değildir. Failin, suçun kanuni tanımında yer alan icra hareketlerine başlamış olması gerekir.

Örneğin;

  • mağduru zorla bir yere sürüklemek,
  • kıyafetlerini çıkarmaya çalışmak,
  • organ sokmaya yönelik doğrudan icra hareketlerine başlamak,
  • mağdurun direncini kırmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak gibi davranışlar somut olayın özelliklerine göre teşebbüs değerlendirmesinde önem taşımaktadır.

Buna karşılık;

  • yalnızca söz söylemek,
  • cinsel teklifte bulunmak,
  • mağduru takip etmek,
  • hazırlık hareketleriyle sınırlı kalan davranışlar tek başına cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluştuğunu göstermeyebilir.

Bu nedenle soruşturma dosyalarında en önemli hukuki tartışma, hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs Cezası Nasıl Belirlenir?

Cinsel saldırıya teşebbüs halinde ceza tek bir maddeden belirlenmez.

Mahkeme önce;

  • eylemin basit cinsel saldırı mı,
  • yoksa nitelikli cinsel saldırı mı oluşturduğunu tespit eder.

Ardından belirlenen temel ceza üzerinden TCK’nın 35. maddesi uygulanır.

Kanuna göre;

Fail, işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten dolayı sorumlu olur ve meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak cezasında dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

Dolayısıyla cinsel saldırıya teşebbüs dosyalarında verilecek ceza her olayda farklılık göstermektedir. Çünkü uygulanacak indirim oranı;

  • suçun tamamlanmasına ne kadar yaklaşıldığı,
  • mağdur üzerinde oluşan tehlike,
  • gerçekleştirilen icra hareketlerinin yoğunluğu,
  • suçun hangi aşamada kaldığı gibi kriterlere göre belirlenmektedir.

Bu nedenle aynı suç isnadıyla yargılanan iki sanık hakkında farklı oranlarda teşebbüs indirimi uygulanması mümkündür.

Cinsel Saldırı Suçlarında Teşebbüs Neden Bu Kadar Tartışmalıdır?

Cinsel suçlar, delillerin çoğu zaman tanık beyanı, mağdur anlatımı ve olayın oluş şekli üzerinden değerlendirildiği suç tipleridir. Bu nedenle failin hangi suçu işlemeyi amaçladığının tespiti çoğu zaman kolay değildir.

Örneğin bazı olaylarda;

  • mağdurun kıyafetlerinin çıkarılmaya çalışılması,
  • mağdurun yere yatırılması,
  • cebir uygulanması, tek başına nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs anlamına gelmeyebilir.

Yargıtay, failin gerçekten organ veya sair cisim sokmaya yönelik icra hareketlerine başlayıp başlamadığını ayrıntılı şekilde incelemektedir. Eğer bu yönde yeterli icra hareketi bulunmuyorsa, eylem çoğu zaman basit cinsel saldırı olarak kabul edilmektedir. Bu ayrım, sanığın alacağı cezada yıllarca hapis farkı oluşturabilecek kadar önemlidir.

Bu nedenle özellikle soruşturma aşamasında olayın oluş sırasının doğru ortaya konulması, kamera kayıtları, mesaj içerikleri, HTS verileri, adli raporlar ve tanık anlatımlarının birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs Davalarında Hukuki Destek Neden Önemlidir?

Cinsel saldırı suçları, Türk Ceza Kanunu’nda en ağır yaptırımlara bağlanan suçlar arasında yer almaktadır. Bunun yanında teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, suç vasfının doğru belirlenmesi ve Yargıtay içtihatlarının dosyaya doğru şekilde yansıtılması, yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Örneğin uygulamada, başlangıçta nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs olarak değerlendirilen birçok olayın, yargılama sonunda basit cinsel saldırı veya farklı bir suç kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilmektedir. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma sürecinin, cinsel suçlar konusunda deneyimli bir ceza avukatı tarafından takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Basit Cinsel Saldırıya Teşebbüs Suçu

Basit cinsel saldırıya teşebbüs, failin TCK’nın 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu işlemeye doğrudan doğruya başlamasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle eylemini tamamlayamaması halinde gündeme gelir.

Basit cinsel saldırı suçu, mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal eden ancak organ veya sair cisim sokulmasını içermeyen cinsel davranışları kapsamaktadır. Bu nedenle basit cinsel saldırıya teşebbüs değerlendirilirken esas alınan husus, failin mağdura yönelik cinsel amaçlı fiziksel temas kurmaya yönelik icra hareketlerine başlayıp başlamadığıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

Örneğin;

  • mağduru takip etmek,
  • konuşmak istemek,
  • araçla önünü kesmek,
  • cinsel içerikli sözler söylemek, tek başına basit cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluştuğunu göstermeyebilir.

Buna karşılık;

  • mağduru zorla tutmaya çalışmak,
  • cinsel bölgelerine dokunmaya yönelik doğrudan hareketlerde bulunmak,
  • mağdurun kaçması nedeniyle fiili tamamlayamamak gibi davranışlar somut olayın özelliklerine göre teşebbüs kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay da her olayda failin suç işleme kastını, mağdurun beyanlarını, olayın gelişimini ve icra hareketlerinin hangi aşamaya ulaştığını birlikte değerlendirmektedir.

Basit Cinsel Saldırıya Teşebbüste Ceza Nasıl Hesaplanır?

Basit cinsel saldırıya teşebbüs halinde mahkeme öncelikle TCK’nın 102/1. maddesine göre temel cezayı belirler.

Ardından TCK’nın 35. maddesi uygulanarak, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

İndirim oranı belirlenirken;

  • failin suçu tamamlama derecesi,
  • mağdur üzerinde meydana gelen etki,
  • suçun hangi aşamada kaldığı,
  • failin eylemi tamamlamasına engel olan nedenler ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Bu nedenle uygulamada aynı suçtan yargılanan sanıklar hakkında farklı teşebbüs indirimleri uygulanabilmektedir.

Basit Cinsel Saldırıya Teşebbüs Hakkında Yargıtay Uygulaması

Yargıtay‘ın yerleşik uygulamasına göre, fail yalnızca mağdurun cinsel bölgelerine dokunmaya yönelik doğrudan harekete başlamış ancak mağdurun kaçması veya direnmesi nedeniyle bunu gerçekleştirememişse, eylem basit cinsel saldırıya teşebbüs olarak değerlendirilebilmektedir.

Nitekim Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/5675 sayılı kararı, bu konuda önemli örneklerden biridir. Kararda, sanığın bisikletle mağdurenin yanına gelerek cinsel bölgelerine dokunmaya çalıştığı, mağdurenin kaçması üzerine eylemini tamamlayamadığı ve yeniden yaklaşmasına rağmen mağdurenin bağırması nedeniyle olay yerinden uzaklaştığı belirtilmiş; bu durumda sanığın eyleminin basit cinsel saldırıya teşebbüs suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Bu karar, teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için failin yalnızca niyetinin değil, aynı zamanda suçun icrasına yönelik doğrudan hareketlerinin de bulunması gerektiğini göstermektedir.

Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüs Suçu

Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, uygulamada en ağır yaptırımlarla karşılaşılan suçlardan biridir.

TCK’nın 102/2. maddesine göre nitelikli cinsel saldırı, vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırıdır.

Dolayısıyla nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten söz edilebilmesi için failin;

  • organ veya sair cisim sokmaya yönelik kastının bulunması,
  • bu amaca yönelik doğrudan icra hareketlerine başlaması,
  • ancak iradesi dışında gelişen nedenlerle fiili tamamlayamaması gerekmektedir.

Burada yalnızca kıyafetlerin çıkarılmaya çalışılması veya mağdurun yere yatırılması tek başına yeterli değildir. Mahkeme, failin gerçekten nitelikli cinsel saldırıyı tamamlamaya yönelik hareketlere başlayıp başlamadığını somut olayın tüm delilleri ışığında değerlendirir.

Bu nedenle uygulamada birçok dosyada savcılık tarafından nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan dava açılmış olsa bile, mahkemeler ve Yargıtay suç vasfını değiştirerek basit cinsel saldırı suçundan hüküm kurulmasına karar verebilmektedir.

Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüste Ceza

pexels xiaoyi 3297302 5377052 5 1

Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs halinde mahkeme öncelikle TCK’nın 102/2. maddesi uyarınca temel cezayı belirler.

Daha sonra TCK’nın 35. maddesi uygulanarak teşebbüs indirimi yapılır.

Ancak burada indirim oranı belirlenirken;

  • failin organ sokmaya ne kadar yaklaştığı,
  • mağdurun direnci,
  • suçun hangi aşamada kaldığı,
  • harici engelin niteliği ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

Bu nedenle teşebbüs indiriminin her olayda aynı oranda uygulanması mümkün değildir.

Organ Sokmaya Yönelik Hareketler Her Zaman Teşebbüs Sayılır mı?

Hayır. Yargıtay kararları incelendiğinde, organ sokmaya yönelik kastın somut olaydan açık şekilde anlaşılması gerektiği görülmektedir.

Örneğin Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/10480 sayılı kararında, sanığın mağdureyi anal yoldan cinsel ilişkiye zorladığı, mağdurenin direnmesi nedeniyle eylemini tamamlayamadığı ve kalçasına boşaldığı olayda, eylemin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs olarak kabul edildiği belirtilmiştir.

Buna karşılık Yargıtay birçok kararında, failin organ sokmaya yönelik icra hareketlerine başlamadığı veya bu hususun ispatlanamadığı durumlarda nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs yerine basit cinsel saldırı suçunun oluştuğuna karar vermektedir.

Gönüllü Vazgeçme Halinde Teşebbüs Hükümleri Uygulanır mı?

Cinsel saldırı suçlarında en çok hata yapılan konulardan biri de gönüllü vazgeçme ile teşebbüs kavramlarının karıştırılmasıdır.

TCK’nın 36. maddesine göre, fail suçun icra hareketlerine başladıktan sonra kendi iradesiyle suçu tamamlamaktan vazgeçerse, artık teşebbüs hükümleri uygulanmaz.

Burada önemli olan, suçun tamamlanmasına engel olan nedenin failin iradesi dışında mı, yoksa tamamen kendi kararıyla mı gerçekleştiğidir.

Eğer fail;

  • mağdurun direncini aşabilecek durumdayken,
  • olay yerinde herhangi bir dış engel bulunmazken,
  • kendi isteğiyle eylemini sonlandırmışsa bu durumda gönüllü vazgeçme hükümleri gündeme gelir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2015/515, 2021/3201 ve 2020/1886 sayılı kararlarında da, sanığın eylemini tamamlamasına engel harici bir neden bulunmamasına rağmen kendi iradesiyle vazgeçtiği olaylarda, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs hükümlerinin uygulanamayacağı, tamamlanan hareketlerin oluşturduğu suçtan sorumluluk doğacağı kabul edilmiştir.

Bu içtihatlar, cinsel saldırı davalarında teşebbüs ile gönüllü vazgeçme arasındaki ayrımın, sanığın hukuki durumunu doğrudan etkileyen en önemli değerlendirmelerden biri olduğunu ortaya koymaktadır.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Cinsel saldırıya teşebbüs davalarında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında en sık karşılaşılan hukuki hatalar şunlardır:

  • Organ sokmaya yönelik icra hareketleri bulunmadığı hâlde nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan iddianame düzenlenmesi.
  • Gönüllü vazgeçme hükümlerinin göz ardı edilmesi.
  • Hazırlık hareketlerinin teşebbüs olarak değerlendirilmesi.
  • Failin kastının yeterince araştırılmaması.
  • Yargıtay’ın yerleşik içtihatları dikkate alınmadan suç vasfının belirlenmesi.

Bu nedenle cinsel saldırıya teşebbüs davalarında yalnızca olayın anlatımı değil; kamera kayıtları, adli raporlar, tanık beyanları, dijital deliller ve Yargıtay içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi, doğru hukuki sonuca ulaşılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs Suçuna İlişkin Emsal Yargıtay Kararları

yargitay aa 2095963 4 1

Cinsel saldırıya teşebbüs suçunda mahkemelerin en fazla başvurduğu kaynaklardan biri Yargıtay içtihatlarıdır. Çünkü TCK’nın 102. maddesi ile TCK’nın 35. maddesinin hangi olaylarda birlikte uygulanacağı, kanun metninden çok Yargıtay kararlarıyla şekillenmiştir.

Özellikle;

  • hangi davranışların basit cinsel saldırıya teşebbüs sayılacağı,
  • hangi eylemlerin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs oluşturacağı,
  • failin gönüllü vazgeçme kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği,
  • organ sokmaya yönelik kastın nasıl belirleneceği,

Yargıtay’ın yıllar içerisinde oluşturduğu istikrarlı içtihatlarla açıklığa kavuşmuştur.

1. Cinsel Fiil Tamamlanmışsa Artık Teşebbüs Hükümleri Uygulanamaz

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/3057 sayılı kararında, sanığın mağduru bıçakla tehdit ettikten sonra cinsel organına dokunup sürtünme şeklindeki eylemi değerlendirilmiştir.

Yerel mahkeme sanığı nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten mahkûm etmiş olsa da Yargıtay, olayda organ sokmaya yönelik icra hareketlerinin başlamadığını, gerçekleşen fiilin TCK’nın 102/1. maddesinde düzenlenen basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğunu belirtmiştir.

Bu karar, her cinsel içerikli fiziksel temasın nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs anlamına gelmeyeceğini; organ sokmaya yönelik icra hareketlerinin somut olarak ortaya konulması gerektiğini göstermektedir.

2. Gönüllü Vazgeçme Halinde Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüs Oluşmaz

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/3201 sayılı kararında, sanığın mağduru tarlaya sürüklediği ve üzerine çıktığı, ancak çevrede bulunan kişilerin olayı fark etmesi üzerine eylemine son verdiği olay incelenmiştir.

Yargıtay, sanığın organ sokmaya yönelik icra hareketlerini gerçekleştirebilecek durumda olmasına rağmen kendi iradesiyle eylemini tamamlamaktan vazgeçtiğini, bu nedenle nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluşmadığını kabul etmiştir.

Kararda, tamamlanan hareketlerin yalnızca basit cinsel saldırı suçunu oluşturacağı belirtilmiştir.

Bu karar, gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki ayrımın uygulamadaki en önemli örneklerinden biridir.

3. Organ Sokmaya Yönelik İcra Hareketleri Başlamışsa Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüs Oluşabilir

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/10480 sayılı kararında, sanığın mağdureyi anal yoldan cinsel ilişkiye zorladığı, mağdurenin direnmesi nedeniyle eylemini tamamlayamadığı ve kalçasına boşaldığı olay değerlendirilmiştir.

Yargıtay, olayda organ sokmaya yönelik doğrudan icra hareketlerinin başladığını, ancak mağdurun etkin direnişi nedeniyle suçun tamamlanamadığını belirterek nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluştuğuna karar vermiştir.

Karar, teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun direnişi veya başka harici nedenlerle suçun tamamlanamamasının yeterli olabileceğini göstermektedir.

4. Mağdurun Kaçması Nedeniyle Tamamlanamayan Eylem Basit Cinsel Saldırıya Teşebbüs Sayılabilir

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/5675 sayılı kararında, sanığın bisikletle mağdurenin yanına yaklaşarak cinsel bölgelerine dokunmaya çalıştığı, mağdurenin kaçması üzerine eylemini tamamlayamadığı olay incelenmiştir.

Yargıtay, sanığın doğrudan cinsel saldırı suçunun icrasına başladığını ancak mağdurun kaçması nedeniyle fiilin tamamlanamadığını belirterek basit cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluştuğunu kabul etmiştir.

Bu karar, teşebbüsün oluşabilmesi için failin yalnızca niyetinin değil, doğrudan suçun icrasına başlamasının da zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

5. Kıyafetleri Çıkarmaya Çalışmak Her Zaman Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüs Anlamına Gelmez

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2019/11873 sayılı kararında, sanıkların mağdurenin kıyafetlerini çıkarmaya çalıştıkları ve göğüslerine dokundukları olay değerlendirilmiştir.

Yerel mahkeme eylemi nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs olarak kabul etmiş olsa da Yargıtay, organ sokmaya yönelik icra hareketlerinin bulunmadığını belirterek suç vasfını basit cinsel saldırı olarak değiştirmiştir.

Karar, organ sokmaya yönelik kastın yalnızca varsayıma dayanılarak kabul edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

6. Cinsel Amaç Bulunmayan Fiiller Cinsel Saldırı Suçunu Oluşturmayabilir

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2018/1398 sayılı kararında, mağdurun anüsüne sopa değdirilmesine rağmen sopanın içeri sokulmadığı ve eylemin küçük düşürme amacıyla gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir.

Yargıtay, olayda cinsel amaç bulunmadığı için ne nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs ne de basit cinsel saldırı suçunun oluştuğunu, fiilin hakaret suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.

Bu karar, suçun oluşabilmesi için fiziksel hareket kadar failin cinsel amaç taşımasının da zorunlu olduğunu göstermektedir.

7. Etkin Direniş Nedeniyle Tamamlanamayan Organ Sokma Girişimi Teşebbüstür

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/9673 sayılı kararında, sanığın mağdureyi darbederek cinsel organını ağzına sokmaya çalıştığı ancak mağdurenin güçlü direnişi nedeniyle bunu gerçekleştiremediği olay incelenmiştir.

Yerel mahkemenin beraat kararı Yargıtay tarafından bozulmuş; sanığın eyleminin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.

Karar, mağdurun direnişinin suçun tamamlanmasını engellemesi halinde teşebbüs hükümlerinin uygulanacağını açıkça ortaya koymaktadır.

8. Şikâyetten Vazgeçme Her Dosyada Aynı Sonucu Doğurmaz

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2018/6275 sayılı kararında, sanığın mağdurenin göğüslerini sıkıp öpmeye çalıştığı olay değerlendirilmiştir.

Yargıtay, dosyada organ sokmaya yönelik herhangi bir icra hareketinin bulunmadığını, eylemin basit cinsel saldırı kapsamında kaldığını ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle TCK’nın 73. maddesindeki hükümler dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Karar, suç vasfının doğru belirlenmesinin şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonuçlarını da doğrudan etkilediğini göstermektedir.

9. Fail Kendi İsteğiyle Vazgeçerse Teşebbüs Hükümleri Uygulanmaz

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2015/515 sayılı kararında, sanığın mağduru etkisiz hale getirdikten sonra organ sokabilecek durumda olmasına rağmen kendi isteğiyle vazgeçtiği olay incelenmiştir.

Yargıtay, olayda dışarıdan gelen herhangi bir engel bulunmadığını, sanığın tamamen kendi iradesiyle eylemi sonlandırdığını belirterek TCK’nın 36. maddesindeki gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.

Bu nedenle sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs değil, tamamlanan hareketlerin oluşturduğu suçtan hüküm kurulması gerektiği ifade edilmiştir.

10. Suçun Tamamlanmasına Engel Yokken Vazgeçen Fail Teşebbüsten Cezalandırılamaz

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/1886 sayılı kararında, sanığın mağdurenin kıyafetlerini çıkardıktan sonra herhangi bir dış engel bulunmamasına rağmen eylemine son verdiği olay değerlendirilmiştir.

Yargıtay, suçun tamamlanmasına engel harici bir neden bulunmadığından gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanacağını, bu nedenle nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kurulamayacağını belirtmiştir.

11. Birden Fazla Kişinin Bulunduğu Olaylarda da Organ Sokmaya Yönelik İcra Hareketi Araştırılır

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/458 sayılı kararında, mağdurun araç içerisinde cinsel saldırıya maruz kaldığı olay değerlendirilmiştir.

Yargıtay, mağdurenin kıyafetlerinin çıkarılmaya çalışılması ve cinsel temas kurulmasının tek başına nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs için yeterli olmadığını, organ sokmaya yönelik icra hareketlerinin somut olarak ortaya konulamadığını belirterek yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Karar, birden fazla failin bulunduğu dosyalarda dahi suç vasfının varsayımlarla değil, somut delillerle belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay Kararlarından Çıkan Ortak Hukuki İlkeler

Yukarıda özetlenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay’ın cinsel saldırıya teşebbüs suçuna ilişkin uygulamasında şu temel ilkeler öne çıkmaktadır:

  • Her yarım kalan cinsel davranış teşebbüs değildir. Failin suçun icra hareketlerine başlaması gerekir.
  • Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs için organ veya sair cisim sokmaya yönelik doğrudan icra hareketleri somut delillerle ispatlanmalıdır.
  • Hazırlık hareketleri ile icra hareketleri birbirine karıştırılmamalıdır.
  • Failin kendi isteğiyle eylemden vazgeçtiği durumlarda TCK’nın 36. maddesindeki gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
  • Suç vasfının doğru belirlenmesi, uygulanacak ceza miktarını ve şikâyet, uzlaşma gibi muhakeme kurumlarını doğrudan etkiler.

Bu içtihatlar, cinsel saldırıya teşebbüs davalarında yalnızca olayın anlatımının değil; failin kastının, icra hareketlerinin niteliğinin ve suçun neden tamamlanamadığının ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma sürecinde dosyanın Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ışığında analiz edilmesi, hem savunma hem de mağdur vekilliği bakımından büyük önem taşımaktadır.

Cinsel Saldırıya Teşebbüs Suçunda Sık Sorulan Sorular

Cinsel saldırıya teşebbüs olur mu?

Evet. Fail, cinsel saldırı suçunu işlemeye elverişli hareketlerle doğrudan doğruya başlamasına rağmen, kendi iradesi dışında gelişen nedenlerle eylemini tamamlayamazsa TCK’nın 35. maddesi uyarınca cinsel saldırıya teşebbüs suçu oluşabilir.

Basit cinsel saldırıya teşebbüs ile nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs arasındaki fark nedir?

En önemli fark, failin gerçekleştirmeyi amaçladığı fiildir.

Basit cinsel saldırıya teşebbüste, mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal eden ancak organ veya sair cisim sokulmasını içermeyen cinsel davranışlar söz konusudur.

Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüste ise fail, mağdurun vücuduna organ veya sair cisim sokmaya yönelik doğrudan icra hareketlerine başlamış olmalıdır.

Yargıtay kararlarında bu ayrım büyük önem taşımaktadır. Organ sokmaya yönelik icra hareketlerinin bulunmadığı birçok olayda yerel mahkeme kararları bozulmuş ve suç vasfı basit cinsel saldırı olarak değiştirilmiştir.

Cinsel saldırıya teşebbüs suçunda şikâyet gerekli midir?

Bu husus suçun niteliğine göre değişmektedir.

Basit cinsel saldırı suçunda kanunda öngörülen hâllerde şikâyet şartı söz konusu olabilirken, nitelikli cinsel saldırı suçlarında kamu adına resen soruşturma yürütülmektedir.

Bu nedenle öncelikle eylemin hangi suç tipini oluşturduğu doğru şekilde belirlenmelidir.

Cinsel saldırıya teşebbüste ceza ne kadar indirilir?

Teşebbüs halinde ceza otomatik olarak belirli bir oranda düşmez.

Mahkeme;

  • suçun tamamlanmasına ne kadar yaklaşıldığını,
  • meydana gelen tehlikeyi,
  • failin gerçekleştirdiği icra hareketlerini,
  • suçun hangi aşamada kaldığını

değerlendirerek TCK’nın 35. maddesi uyarınca dörtte bir ile dörtte üç arasında indirim yapar.

Dolayısıyla her dosyada uygulanacak indirim oranı farklı olabilir.

Mağdurun kaçması halinde teşebbüs oluşur mu?

Eğer fail suçun icrasına başlamış ve mağdurun kaçması nedeniyle eylemini tamamlayamamışsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

Ancak fail henüz hazırlık aşamasındaysa veya suçun icra hareketlerine başlamamışsa teşebbüs hükümlerinden söz edilemez.

Fail kendi isteğiyle vazgeçerse yine teşebbüsten cezalandırılır mı?

Hayır.

Sanık suçu tamamlamasına engel herhangi bir dış neden bulunmadığı halde kendi iradesiyle eylemine son vermişse TCK’nın 36. maddesindeki gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.

Bu durumda teşebbüs hükümleri uygulanmaz; yalnızca tamamlanan hareketlerin oluşturduğu suçtan sorumluluk doğar.

Cinsel saldırıya teşebbüs davasına hangi mahkeme bakar?

Görevli mahkeme, isnat edilen suçun niteliğine göre belirlenmektedir.

Özellikle nitelikli cinsel saldırı suçları, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bu nedenle soruşturma aşamasından itibaren yapılacak savunmanın, suç vasfının doğru belirlenmesi bakımından büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır.

Sonuç

Cinsel saldırıya teşebbüs suçu, uygulamada en fazla hukuki tartışmaya neden olan suç tiplerinden biridir. Çünkü her yarım kalan cinsel davranış teşebbüs olarak değerlendirilemeyeceği gibi, her fiziksel temas da nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs anlamına gelmemektedir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları incelendiğinde özellikle şu hususlar öne çıkmaktadır:

  • Failin hazırlık hareketleri ile icra hareketleri birbirinden dikkatle ayrılmalıdır.
  • Organ veya sair cisim sokmaya yönelik doğrudan icra hareketleri bulunmadan, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kurulamaz.
  • Failin eylemi kendi isteğiyle bırakması hâlinde gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanmalıdır.
  • Suçun neden tamamlanamadığı her olayın kendi özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
  • Suç vasfındaki küçük bir hukuki hata dahi sanığın alacağı cezada yıllarca hapis farkına neden olabilmektedir.

Bu nedenle cinsel saldırıya teşebbüs suçlarında yalnızca mağdur veya şüpheli beyanlarıyla değil; kamera kayıtları, adli raporlar, dijital deliller, tanık anlatımları ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca ulaşılması gerekmektedir.

Özellikle soruşturma aşamasında yapılacak savunmalar ve sunulacak deliller, dosyanın ilerleyen aşamalarındaki yargılamayı doğrudan etkileyebilmektedir. Aynı şekilde mağdur vekilliğinde de olayın hukuki nitelendirmesinin doğru yapılması, hem maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hem de adil yargılanma ilkesinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Cinsel Suçlara İlişkin Diğer Yazılarımız

Cinsel suçlar konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz aşağıdaki içerikler de faydalı olacaktır:

Bu yazılar birlikte değerlendirildiğinde, cinsel suçlar bakımından soruşturma süreci, suç tipleri, uygulanacak cezalar ve Yargıtay uygulamaları hakkında daha kapsamlı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık

Cinsel saldırıya teşebbüs suçlamasıyla karşı karşıya kalmanız veya bu suçun mağduru olmanız hâlinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinde hak kaybı yaşamamak adına dosyanın ceza hukuku alanında uzman bir avukat tarafından değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Ceza hukuku alanındaki güncel değerlendirmeler, Yargıtay kararları ve diğer hukuki makaleler için harunkaradag.av.tr adresindeki içeriklerimizi inceleyebilir; somut olayınıza ilişkin hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, her olayın kendi özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.