Cinsel suçlarda HTS kayıtları, olayın nasıl gerçekleştiğinin doğrudan ispatını sağlayan bir delil olmayabilir. Ancak mağdur ile sanığın olay öncesinde veya sonrasında iletişim kurup kurmadığının, olay tarihinde belirli bir bölgede bulunup bulunmadıklarının, tarafların birbirlerini tanıyıp tanımadıklarının ve mağdur ya da sanık beyanlarının gerçeğe uygun olup olmadığının araştırılmasında son derece önemli bir delil niteliği taşıyabilir. Özellikle cinsel saldırı, cinsel istismar ve cinsel taciz davalarında HTS kayıtları, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilir.
Bu nedenle “HTS kaydı tek başına cinsel suçun işlendiğini ispatlar mı?” sorusu ile “Cinsel suç dosyasında HTS kayıtları önemli bir delil midir?” sorularının birbirinden ayrılması gerekir. Yargıtay’ın farklı kararlarında HTS kayıtlarının getirtilmemesini eksik araştırma kabul ederek bozma kararları verdiği görülmektedir.
Özellikle mağdur veya sanığın olayın öncesi ve sonrasındaki telefon iletişimine ilişkin farklı anlatımlarda bulunması halinde HTS kayıtları, bu anlatımların objektif verilerle sınanmasına imkân sağlayabilir.
Bu yazımızda cinsel suçlarda HTS kayıtları delil olur mu, HTS kayıtları neyi gösterir, HTS kayıtları ile baz istasyonu kayıtları arasındaki fark nedir, HTS kayıtları cinsel saldırı veya cinsel istismar suçunda nasıl değerlendirilir ve Yargıtay HTS kayıtları hakkında ne karar vermektedir? sorularını inceleyeceğiz.
HTS Kaydı Nedir?
HTS kayıtları, belirli bir telefon hattına ilişkin iletişim trafiğini gösteren teknik kayıtlardır.
Dosyanın niteliğine göre HTS kayıtları üzerinden;
- Arayan ve aranan telefon numaraları,
- Görüşmenin tarihi,
- Görüşmenin saati,
- Görüşmenin süresi,
- SMS veya diğer iletişim trafiğine ilişkin bilgiler,
- Bazı durumlarda iletişim sırasında kullanılan baz istasyonlarına ilişkin veriler tespit edilebilir.
Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
HTS kaydı ile telefon konuşmasının içeriği aynı şey değildir.
Örneğin HTS kaydında A isimli kişinin B isimli kişiyi saat 22.15’te aradığı görülebilir. Ancak bu kayıt, A ile B arasında saat 22.15’te yapılan konuşmada ne söylendiğini göstermez.
Dolayısıyla HTS kayıtları çoğu zaman iletişimin varlığını ve zamanını ortaya koyan teknik bir delildir.
Buna karşılık telefon konuşmasının içeriğinin bilinmesi, ses kaydı veya hukuka uygun şekilde elde edilmiş başka bir delilin bulunmasını gerektirebilir.
Bu ayrım, özellikle “HTS kaydında sanığın mağduru aradığı görülüyor, o halde cinsel saldırı suçu sabittir” şeklindeki değerlendirmelerin neden her dosyada doğru olmayacağını göstermektedir.
Cinsel Suçlarda HTS Kayıtları Delil Olur Mu?
Cinsel suçlarda HTS kayıtları delil olarak değerlendirilebilir.
Ancak HTS kaydının dosyadaki delil değerinin, olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir.
Ceza yargılamasında önemli olan yalnızca bir delilin bulunması değil, bu delilin hangi maddi vakıayı ispat ettiği ve diğer delillerle nasıl bir bütün oluşturduğu meselesidir.
Örneğin;
Mağdur, olaydan hemen sonra babasını aradığını söylüyor. Bu durumda babanın gerçekten olaydan hemen sonra aranıp aranmadığının HTS kayıtlarıyla araştırılması, mağdurun anlatımının objektif bir veriyle karşılaştırılmasını sağlayabilir.
Benzer şekilde;
Sanık, olay tarihinde mağdurla görüşmediğini söylüyor. Mağdur ise olay günü sanıkla telefon üzerinden iletişim kurduğunu iddia ediyorsa, tarafların HTS kayıtlarının getirtilmesi sanığın savunmasının doğruluğunun araştırılması bakımından önem taşıyabilir.
Dolayısıyla HTS kayıtları bazen iddia makamının ileri sürdüğü vakıayı destekleyen, bazen de sanığın savunmasını doğrulayan bir delil olabilir.
Bu nedenle HTS kayıtları yalnızca sanık aleyhine araştırılması gereken bir delil değildir.
HTS Kayıtları Cinsel Suçlarda Neden Önemlidir?
Cinsel suçların önemli bir bölümünde olayın görgü tanığı bulunmayabilir. Kamera kaydı, ses kaydı, DNA veya başka bir maddi delilin de elde edilemediği dosyalar oldukça sık görülmektedir.
Daha önce yayımladığımız “Cinsel Suçlarda Somut Delil” başlıklı yazımızda da açıkladığımız üzere, cinsel suçlarda mağdur beyanının delil değeri önem taşımakla birlikte, bu beyanın dosyada bulunan diğer objektif verilerle uyumlu olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu noktada HTS kayıtları önemli bir kontrol aracı olabilir.
Cinsel Suçlarda Somut Delil başlıklı yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
Örneğin mağdur;
- Sanıkla olaydan önce hiç görüşmediğini,
- Sanığın kendisini sürekli aradığını,
- Olaydan hemen sonra belirli bir kişiyi aradığını,
- Olay tarihinde sanıkla aynı yerde bulunduğunu iddia ediyorsa, HTS kayıtları bu iddiaların bir bölümünün objektif olarak kontrol edilmesini sağlayabilir.
Aynı durum sanığın savunması bakımından da geçerlidir.
Sanık olay günü başka bir yerde olduğunu ileri sürüyorsa, baz istasyonu verileriyle desteklenen HTS kayıtları bu savunmanın araştırılmasına yardımcı olabilir.
HTS Kaydı Mağdur Beyanını Doğrulayabilir Mi?
Evet doğrulayabilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/1482 sayılı kararında, mağdurenin olay sonrasında belirli bir arkadaşını aradığını ve olay hakkında yaklaşık 8 dakika konuştuğunu belirtmesi üzerine, bu görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin HTS kayıtlarıyla araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay, mağdurenin beyan ettiği telefon görüşmesine ilişkin HTS kayıtlarının getirtilmesini ve adı geçen kişinin tanık olarak dinlenmesini gerekli görmüş; bu araştırmalar yapılmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma olarak değerlendirmiştir.
Bu kararın önemli yönü şudur:
HTS kaydı doğrudan cinsel eylemin gerçekleştiğini göstermemektedir.
Ancak mağdurun;
“Olaydan sonra şu kişiyi aradım ve yaşadıklarımı anlattım.” şeklindeki anlatımının objektif olarak araştırılmasına imkân sağlamaktadır.
Dolayısıyla HTS kayıtları bazen olayın kendisini değil, olay anlatımının çevresindeki vakıaları ispatlamaktadır.
Bu ayrım cinsel suç davalarında son derece önemlidir.
HTS Kayıtları Sanığın Savunmasını Doğrulayabilir Mi?
Evet bu mümkündür ve doğrulayabilir.
HTS kayıtlarının yalnızca mağdur anlatımını desteklemek amacıyla değerlendirilmesi doğru değildir.
Örneğin sanık;
“Olay günü mağdurla görüşmedim.” diyorsa, tarafların olay tarihindeki iletişim kayıtlarının incelenmesi bu savunmanın test edilmesini sağlayabilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/4530 sayılı kararında da sanığın ve katılanın olayla ilgili farklı anlatımları karşısında, suç tarihi ile bir gün öncesi ve sonrasına ilişkin HTS kayıtlarının ve baz istasyonu bilgilerinin getirtilerek savunma ile katılan anlatımının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu araştırma yapılmadan hüküm kurulması eksik araştırma kabul edilmiştir.
Bu karar özellikle cinsel suçlarda savunmanın objektif verilerle araştırılması bakımından önemlidir.
Bir sanığın “olay günü mağdurla görüşmedim” şeklindeki savunması yalnızca sözlü bir iddia olarak bırakılmamalıdır. Eğer bu iddianın HTS ve baz istasyonu kayıtlarıyla araştırılması mümkünse, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmak için bu delili değerlendirmesi gerekir.
HTS Kayıtları Tarafların Olay Yerinde Bulunduğunu Gösterir Mi?
HTS kayıtlarında baz istasyonu bilgilerinin bulunması halinde, telefonun belirli bir zaman diliminde hangi baz istasyonundan sinyal verdiği konusunda teknik bilgi elde edilebilir.
Ancak burada önemli bir noktaya dikkat etmek gerekir:
Baz istasyonu kaydı, telefonun kesin koordinatını gösteren GPS verisi değildir.
Bu nedenle “telefon şu baz istasyonundan sinyal verdi, o halde kişi kesin olarak olay yerindeydi” şeklindeki otomatik değerlendirmeler her dosyada doğru olmayabilir.
Baz istasyonunun kapsama alanı, teknik özellikleri, olay yeri ile baz istasyonu arasındaki mesafe ve diğer teknik veriler birlikte değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/6955 sayılı kararında, sanıklar ile mağdurenin olay günü kullandıkları telefon hatlarına ait baz istasyonu bilgilerini içeren HTS kayıtlarının getirtilmesi ve olay saatlerinde tarafların olay yerlerinde bulunup bulunmadıklarının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu araştırma yapılmadan karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Bu yaklaşım, baz istasyonu kayıtlarının teknik niteliğinin mahkeme tarafından doğru anlaşılması gerektiğini göstermektedir.
Cinsel Saldırı Davalarında HTS Kayıtları
Cinsel saldırı suçlarında HTS kayıtları farklı amaçlarla gündeme gelebilir.
Örneğin;
- Mağdur ile sanığın olaydan önce görüşüp görüşmediği,
- Olay günü iletişim kurup kurmadıkları,
- Olaydan sonra mağdurun kimleri aradığı,
- Sanığın olay saatlerinde nerede bulunmuş olabileceği,
- Tarafların birbirleriyle önceden tanışıp tanışmadıkları,
- Sanığın savunmasının teknik verilerle uyumlu olup olmadığı HTS kayıtları üzerinden araştırılabilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/2620 sayılı kararında, mağdurenin olaydan sonra sanığın kendisini sürekli telefonla aradığını söylemesi karşısında, sanık ile mağdurenin telefon görüşmelerine ilişkin HTS kayıtlarının getirtilip incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenle cinsel saldırı dosyasında tarafların telefon iletişim geçmişi, olayın öncesi ve sonrası bakımından önemli bir delil olabilir.
Cinsel İstismar Davalarında HTS Kayıtları
Çocuğun cinsel istismarı iddialarında da HTS kayıtları önemli bir araştırma konusu olabilir.
Özellikle;
- Çocuğun sanıkla iletişim kurup kurmadığı,
- Sanığın çocuğu arayıp aramadığı,
- Olay sonrasında çocuğun kimlerle iletişim kurduğu,
- Tarafların iddia edilen tarihlerde birbirleriyle irtibatının bulunup bulunmadığı araştırılabilir.
Ancak HTS kayıtlarının bulunması veya bulunmaması tek başına cinsel istismar suçunun gerçekleşip gerçekleşmediğini göstermez.
Cinsel istismar davalarında mağdur beyanı, adli raporlar, tanık anlatımları, dijital deliller, DNA incelemeleri ve diğer teknik deliller bir bütün halinde değerlendirilmelidir.
Bu nedenle HTS kaydı, dosyanın tamamından kopartılarak tek başına değerlendirilmemelidir.
Daha önce yayımladığımız “Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi?” başlıklı yazımızda da cinsel suçlarda delillerin birlikte değerlendirilmesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur.
Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi? başlıklı yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
HTS Kayıtları Cinsel Taciz Suçunda Delil Olur Mu?
Cinsel taciz suçlarında HTS kayıtlarının önemi daha da belirgin hale gelebilir.
Çünkü cinsel taciz suçunun telefon görüşmesi veya mesajlaşma yoluyla işlendiği iddialarında, iletişim trafiği olayın araştırılması açısından doğrudan önem taşıyabilir.
Örneğin mağdur;
“Sanık beni belirli tarihlerde sürekli aradı.” diyorsa, bu iddianın HTS kayıtlarıyla araştırılması mümkündür.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2015/10788 sayılı kararında da mağdurun sanığın kendisini belirli bir dönem boyunca telefonla sık sık aradığını ve mesaj gönderdiğini belirtmesine rağmen ilgili döneme ilişkin HTS kayıtlarının dosyaya getirtilmemiş olması eksik araştırma olarak değerlendirilmiştir.
Buna karşılık HTS kayıtları, mağdurun iddiasıyla çelişiyorsa sanık açısından da önemli olabilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2023/4549 sayılı kararında, katılanın anlatımları ile HTS kayıtlarının birbirini desteklemediği; HTS kayıtlarının sanığın savunmasıyla daha uyumlu olduğu ve sanık hakkında yeterli delile ulaşılamadığı kabul edilen beraat hükmünün onandığı görülmektedir.
Bu karar, HTS kayıtlarının sanığın lehine de kullanılabilecek objektif bir delil olduğunu göstermesi bakımından özellikle önemlidir.
HTS Kaydı Olmaması Sanığın Beraat Etmesini Gerektirir Mi?

Hayır HTS kaydının bulunmaması tek başına sanığın beraat etmesini gerektirmez.
Çünkü her cinsel suç telefon görüşmesiyle işlenmemektedir. Taraflar olay öncesinde veya sonrasında telefonla görüşmemiş olabilirler. Ayrıca olayın niteliğine göre telefon iletişimi hiç bulunmayabilir.
Dolayısıyla:
“HTS kaydı yoksa suç ispatlanamaz.”şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Bununla birlikte HTS kayıtları, dosyada araştırılması gereken önemli bir delil olmasına rağmen hiç araştırılmamışsa ve bu kayıtların sonucu sanığın hukuki durumunu etkileyebilecek nitelikteyse, eksik araştırma iddiası gündeme gelebilir.
Yargıtay’ın ekteki kararlarında tekrar eden yaklaşım da budur.
Mahkemeler, HTS kayıtlarının sonucunun mutlaka sanık lehine veya aleyhine olacağını varsaymamakta; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için bu kayıtların araştırılması gerektiğini kabul etmektedir.
HTS Kayıtları Mağdur Beyanındaki Çelişkileri Ortaya Çıkarabilir Mi?
Evet. Cinsel suçlarda mağdur beyanının delil değeri önemli olmakla birlikte, bu beyanın dosyadaki diğer objektif delillerle uyumlu olup olmadığı da incelenmelidir.
Örneğin mağdur;
- Sanığı hiç aramadığını,
- Sanıkla olaydan önce iletişim kurmadığını,
- Olaydan sonra belirli bir kişiyi aradığını,
- Sanığın kendisini belirli tarihlerde sürekli aradığını söylüyor olabilir.
Bu anlatımların HTS kayıtlarıyla uyuşmaması halinde, ortaya çıkan çelişkinin mahkeme tarafından tartışılması gerekir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2017/3288 sayılı kararında da mağdurenin telefon görüşmelerine ilişkin aşamalardaki anlatımlarında çelişki bulunması karşısında HTS kayıtlarının getirtilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenle müdafii açısından HTS kayıtlarının incelenmesi, yalnızca “telefon görüşmesi var mı?” şeklinde yapılmamalı; mağdurun hangi aşamada ne söylediği ile HTS kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı karşılaştırılmalıdır.
HTS Kayıtları Sanığın “Olay Yerinde Değildim” Savunmasını Destekleyebilir Mi?
Bazı durumlarda evet.
Sanık olay tarihinde farklı bir yerde olduğunu ileri sürüyorsa, olay günü ve mümkünse olaydan önceki ve sonraki zaman dilimlerini kapsayan HTS ve baz istasyonu kayıtları önem taşıyabilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/3189 sayılı kararında, sanığın katılanla olay günü hiç görüşmediğini savunması karşısında sanık ve katılanın olay günü ve öncesine ilişkin HTS ile aynı ortamda bulunup bulunmadıklarını gösterebilecek baz istasyonu kayıtlarının getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2024/3300 sayılı kararında, mağdurun ve sanıkların kullandıkları telefonlara ait HTS kayıtlarının getirtilerek olay tarihleri itibarıyla sinyal verdikleri baz istasyonlarının aynı yer olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu tür dosyalarda savunma açısından yapılması gereken, yalnızca “HTS kayıtları getirilsin” demek değil, HTS kayıtlarının hangi maddi vakıayı aydınlatacağının açıkça ortaya konulmasıdır.
HTS Kayıtları Cinsel Suçlarda Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Bu soruya dosyadan bağımsız şekilde “evet” veya “hayır” şeklinde cevap vermek doğru değildir.
Çünkü HTS kayıtlarının ispat gücü, içeriğine ve ispat edilmek istenen olguya göre değişir.
Örneğin HTS kaydı;
“Sanık, mağduru olay günü saat 20.00’de aramış.” bilgisini ortaya koyabilir.
Ancak bu bilgi tek başına;
“Sanık mağdura cinsel saldırıda bulundu.” sonucunu doğurmaz.
Buna karşılık HTS kayıtları;
- Mağdurun olaydan sonra yardım istediğini doğrulayan görüşmeyi,
- Sanığın olay tarihinde belirli bir yerde bulunmadığını,
- Tarafların olaydan önce uzun süre iletişim kurduğunu,
- Sanığın mağdurla hiç görüşmediği yönündeki savunmanın doğru olmadığını,
- Mağdurun belirli bir iletişim iddiasının gerçeğe uygun olmadığını ortaya koyabilir.
Dolayısıyla HTS kaydının delil değeri, ispat ettiği vakıa ile suçun unsurları arasındaki bağlantı üzerinden belirlenmelidir.
Yargıtay HTS Kayıtlarını Cinsel Suçlarda Nasıl Değerlendiriyor?

Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, birkaç temel yaklaşım ortaya çıkmaktadır.
HTS kayıtları getirtilmeden hüküm kurulması eksik araştırma olabilir
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/3733 sayılı kararında, müştekinin olaydan hemen sonra 155’i aradığını söylemesi üzerine hangi telefondan kolluğu aradığının araştırılması ve HTS kayıtlarının getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir.
HTS kayıtları mağdur anlatımını doğrulayabilir
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/1886 sayılı kararında HTS kayıtları, mağdurun beyanları, tanık anlatımları ve adli raporlarla birlikte değerlendirilmiştir.
HTS kayıtları sanık savunmasının araştırılmasını sağlayabilir
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/4530 sayılı kararında sanığın savunması ile katılan anlatımının HTS ve baz istasyonu kayıtları üzerinden karşılaştırılması gerektiği kabul edilmiştir.
HTS kayıtları sanığın lehine sonuç doğurabilir
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2023/4549 sayılı kararında HTS kayıtlarının katılan anlatımıyla uyumlu olmadığı ve sanığın savunmasını desteklediği kabul edilerek beraat hükmü onanmıştır.
HTS kayıtları sahte abonelik veya telefonun gerçek kullanıcısının belirlenmesinde de önem taşıyabilir
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/2370 sayılı kararında, sanık adına kayıtlı hattı kullanmadığı ve aboneliğin sahte olduğu yönündeki savunma karşısında HTS kayıtlarının incelenmesi, sık görüşülen numaraların kullanıcılarının araştırılması ve abonelik sözleşmesinin aslının getirtilerek imza incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar özellikle “telefon hattı sanığın üzerine kayıtlıysa mesajı veya aramayı kesinlikle sanık yapmıştır” şeklindeki otomatik değerlendirmelerin her durumda yeterli olmayacağını göstermesi bakımından önemlidir.
HTS Kayıtları ile DNA Delili Birlikte Değerlendirilebilir Mi?
Evet. Cinsel suç soruşturmalarında deliller birbirinden bağımsız şekilde değerlendirilmemelidir.
Örneğin HTS kayıtları tarafların olay öncesinde veya sonrasında iletişim kurduğunu gösterebilir. DNA incelemesi ise olayla bağlantılı biyolojik materyalin kime ait olduğunu ortaya koyabilir.
Daha önce yayımladığımız “Cinsel Suçlarda DNA Delili” başlıklı yazımızda da DNA delilinin tek başına olayın bütününü açıklamayabileceği, DNA’nın nerede ve hangi materyal üzerinde bulunduğunun, taraflar arasındaki önceki temasların ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Cinsel Suçlarda DNA Delili başlıklı yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/429 sayılı kararında da HTS kayıtlarının, telefon görüşmesine ilişkin ses kaydının oluşum şeklinin araştırılması ve mağdurdan elde edilen biyolojik materyaldeki DNA’nın sanığa ait olup olmadığının tespit edilmesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Bu karar, HTS + ses kaydı + DNA gibi farklı delillerin birbirini tamamlayabileceğini göstermektedir.
Cinsel Suçlarda HTS Kayıtları Nasıl Talep Edilmelidir?
Savunma açısından HTS talebinin mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir.
Örneğin;
“Tarafların HTS kayıtlarının getirtilmesi”şeklindeki genel bir talep yerine;
- Sanığın kullandığı telefon numarası,
- Mağdurun kullandığı telefon numarası,
- Olay tarihi,
- Olaydan önceki ve sonraki makul zaman aralığı,
- Arayan ve aranan numaralar,
- Görüşme tarih ve saatleri,
- Gerekli ise baz istasyonu bilgileri,
- Gerekli ise belirli numaralarla yapılan iletişim kayıtları belirtilerek araştırmanın kapsamı açıklanabilir.
Eğer sanık olay tarihinde başka bir yerde olduğunu ileri sürüyorsa, baz istasyonu kayıtlarının da özellikle talep edilmesi önemlidir.
Ancak yinelemek gerekir ki baz istasyonu verisinin teknik niteliği dikkate alınmalı ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi istenmelidir.
HTS Kayıtları Cinsel İftira İddialarında Nasıl Kullanılabilir?
Cinsel suç isnadıyla karşılaşan kişinin savunmasında HTS kayıtları önemli bir objektif delil haline gelebilir.
Özellikle mağdurun veya müştekinin;
- Sanıkla hiç iletişim kurmadığını,
- Sanığın kendisini sürekli aradığını,
- Olaydan sonra belirli bir kişiye ulaştığını,
- Sanıkla olay tarihinde görüştüğünü,
- Sanığın kendisini belirli bir zamanda belirli bir yere çağırdığınıileri sürdüğü durumlarda HTS kayıtları bu anlatımların doğruluğunu test edebilir.
Daha önce yayımladığımız “Cinsel İftira Mağdurları Hangi Hukuki Haklara Sahiptir?” başlıklı yazımızda da cinsel suç isnadıyla karşılaşan kişinin iddiaları yalnızca sözlü olarak reddetmekle yetinmemesi, somut ve hukuki delillerle savunmasını ortaya koyması gerektiği üzerinde durulmuştur.
Cinsel İftira Mağdurları Hangi Hukuki Haklara Sahiptir? başlıklı yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
HTS kayıtları bu açıdan özellikle değerlidir. Çünkü tarafların anlatımlarından bağımsız olarak iletişim trafiğine ilişkin objektif bir veri sağlayabilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2024/9701 Sayılı Kararı ve HTS’nin Sanık Lehine Önemi
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2024/9701 sayılı kararı, HTS kayıtlarının sanık lehine nasıl kullanılabileceğini göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekicidir.
Kararda sanığın, katılanla uzun süredir duygusal ilişki içinde bulunduğu ve cinsel ilişkinin rıza dahilinde gerçekleştiği yönündeki savunmasının, alınan HTS kayıtları ve bazı tanık anlatımlarıyla kısmen doğrulandığı belirtilmiştir.
Bunun yanında katılanın sanıkla görüşüp görüşmediğine ilişkin anlatımlarının değiştiği, Adli Tıp Kurumu raporundaki tespitler ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın rıza dışında cinsel eylem gerçekleştirdiğini gösteren her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yargıtay bu nedenle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığına karar vermiştir.
Bu kararın savunma açısından önemli sonucu şudur:
HTS kayıtları yalnızca suçlamayı destekleyen bir araç olarak görülmemelidir. Dosyada sanığın savunmasını destekleyen objektif bir delil niteliğinde de olabilir.
HTS Kayıtlarının Cinsel Suç Dosyasındaki Delil Değeri Nasıl Belirlenmelidir?
Bir HTS kaydının delil değeri belirlenirken şu soruların sorulması gerekir:
- HTS kaydı hangi iddiayı doğruluyor?
- Kayıt mağdurun anlatımıyla uyumlu mu?
- Kayıt sanığın savunmasını destekliyor mu?
- Taraflar olaydan önce birbirlerini tanıyor muydu?
- Olay tarihinde taraflar arasında iletişim olmuş mu?
- Olay sonrasında mağdur kimlerle iletişim kurmuş?
- Telefon görüşmelerinin zamanı olayın anlatımıyla uyumlu mu?
- Baz istasyonu kayıtları tarafların olay yerinde bulunduğunu gerçekten destekliyor mu?
- Baz istasyonu verisinin teknik kapsamı nedir?
- HTS kayıtları başka delillerle çelişiyor mu?
- Telefon hattı gerçekten sanık tarafından mı kullanılıyordu?
- HTS kayıtlarının sonucu tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirildiğinde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
Bu soruların cevapları alınmadan yalnızca “HTS kaydı mevcut” denilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
Cinsel Suçlarda HTS Kayıtları Hakkında Sonuç
Cinsel suçlarda HTS kayıtları delildir ve ceza yargılamasında önemli bir araştırma aracı olabilir.
Ancak HTS kaydı, çoğu durumda cinsel eylemin kendisini doğrudan göstermez. Daha çok tarafların iletişim kurup kurmadığını, iletişimin zamanını, bazı durumlarda kullanılan baz istasyonlarını ve tarafların anlatımlarının objektif verilerle uyumlu olup olmadığını ortaya koyar.
Yargıtay’ın kararları incelendiğinde, cinsel suç dosyalarında HTS kayıtlarının;
- Mağdur beyanını doğrulamak,
- Mağdur beyanındaki çelişkileri ortaya çıkarmak,
- Sanık savunmasını test etmek,
- Sanığın olay tarihinde nerede bulunduğunu araştırmak,
- Tarafların olay öncesindeki ilişkisini belirlemek,
- Olay sonrasında yapılan telefon görüşmelerini araştırmak,
- Telefon hattının gerçek kullanıcısını belirlemek,
- Baz istasyonları üzerinden olay yeri iddiasını araştırmak amacıyla kullanılabildiği görülmektedir.
Bu nedenle cinsel saldırı, cinsel istismar veya cinsel taciz isnadı bulunan bir dosyada HTS kayıtlarının hiç araştırılmamış olması, olayın özelliklerine göre savunma açısından önemli bir husus olabilir.
Özellikle mağdurun anlatımı ile HTS kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, sanığın olay yerinde bulunmadığını ileri sürdüğü, tarafların birbirleriyle iletişim kurup kurmadığının uyuşmazlık konusu olduğu veya olaydan sonra yapılan telefon görüşmelerinin ispat açısından önem taşıdığı dosyalarda HTS kayıtları üzerinde ayrıntılı şekilde durulmalıdır.
Bununla birlikte HTS kayıtlarının tek başına değerlendirilmesi de doğru değildir. HTS kayıtları; mağdur beyanı, sanık savunması, tanık anlatımları, adli raporlar, DNA incelemeleri, kamera kayıtları, dijital deliller ve dosyadaki diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Nitekim daha önce yayımladığımız “Cinsel Suçlarda Somut Delil”, “Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi?”, “Cinsel İftira Mağdurları Hangi Hukuki Haklara Sahiptir?” ve “Cinsel Suçlarda DNA Delili” başlıklı çalışmalarımızın ortak noktasında da delillerin tek tek değil, olayın bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Sonuç olarak;
HTS kayıtları cinsel suçlarda tek başına suçun işlendiğini göstermeyebilir; ancak olayın öncesi, olay anı ve olay sonrasına ilişkin birçok önemli maddi vakıanın aydınlatılmasını sağlayabilir. Bu nedenle gerekli olduğu halde HTS kayıtlarının araştırılmaması, somut olayın özelliklerine göre eksik araştırma ve savunma hakkı bakımından önemli bir hukuki sorun oluşturabilir.
Cinsel Suçlar ve Cinsel Suçlarda HTS Kayıtları ile ilgili olarak Cinsel Suçlar Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.


