Cinsel İstismar Suçunda Çocuk İzlem Merkezi Raporu Delil Olur Mu?

Çocuğun cinsel istismarı suçlarında en önemli delillerden biri çoğu zaman mağdur çocuğun beyanıdır. Özellikle olayın tanığının bulunmadığı ve fiziksel ya da biyolojik delil elde edilemediği dosyalarda, çocuğun Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) verdiği ifade soruşturmanın ve hatta mahkûmiyet hükmünün temel dayanaklarından biri haline gelebilmektedir.

Ancak Çocuk İzlem Merkezi raporu tek başına cinsel istismarın gerçekleştiğini ispatlayan kesin bir delil değildir. Aynı şekilde ÇİM’de görev yapan uzmanın çocuğun anlatımını güvenilir bulması da mahkemeyi bağlayan ve sanığın suçu işlediğini doğrudan kanıtlayan bir bilirkişi tespiti olarak kabul edilemez.

Ceza yargılamasında asıl mesele; ÇİM raporunun varlığından çok, çocuğun ÇİM’de ne anlattığı, anlatımın nasıl ortaya çıktığı, çocuğa yönlendirici sorular sorulup sorulmadığı, anlatımın önceki ve sonraki ifadelerle uyumlu olup olmadığı ve beyanın tıbbi ve diğer maddi delillerle desteklenip desteklenmediğidir.

Nitekim Yargıtay kararları incelendiğinde de ÇİM raporunun veya ÇİM’de alınan ifadenin otomatik olarak mahkûmiyet sonucunu doğurmadığı görülmektedir. Bazı dosyalarda ÇİM beyanı güçlü bir delil olarak kabul edilirken, bazı dosyalarda çelişkili veya yönlendirmeye açık ÇİM anlatımları karşısında beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) Nedir?

Çocuk İzlem Merkezleri, cinsel istismara uğradığı düşünülen 0-18 yaş grubundaki çocukların adli görüşmelerinin, gerekli adli ve psikiyatrik değerlendirmelerinin çocuk dostu bir ortamda ve uzman personel aracılığıyla gerçekleştirilmesi amacıyla oluşturulan merkezlerdir. Temel amaçlardan biri, çocuğun farklı kurumlarda tekrar tekrar aynı olayı anlatmasının önüne geçerek ikincil örselenmesini azaltmaktır.

Uygulamada çocukla önce bir ön görüşme yapılabilmekte, ardından Cumhuriyet savcısının da sürece dahil olduğu adli görüşme gerçekleştirilmektedir. Gerekli durumlarda adli muayene, çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi ve biyolojik delillerin toplanmasına yönelik işlemler de yapılabilmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesinde yapılan düzenlemeler ve Adalet Bakanlığının konuya ilişkin uygulaması kapsamında, özellikle cinsel istismar mağduru çocukların beyanlarının ÇİM ve benzeri özel ortamlarda alınması ve çocuğun mümkün olduğunca yeniden örselenmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır:

ÇİM, yalnızca çocuğun ifadesinin alındığı bir yer değildir. Ancak ÇİM tarafından hazırlanan her belge de aynı hukuki niteliğe ve aynı ispat gücüne sahip değildir.

Dosyada adli görüşme kaydı, adli görüşme değerlendirme raporu, adli muayene raporu ve psikiyatrik değerlendirme gibi birbirinden farklı belgeler bulunabilir. Bunların her biri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

ÇİM Raporu Kesin Delil Midir?

Çocuk İzlem Merkezi raporu kesin delil değildir ve tek başına sanığın cinsel istismar suçunu işlediğini göstermez.

Ceza muhakemesinde deliller bir bütün halinde değerlendirilir. ÇİM raporunun yanında;

  • mağdur çocuğun ilk anlatımı,
  • ÇİM’deki görüntülü ve sesli görüşme,
  • soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki diğer beyanları,
  • adli muayene bulguları,
  • DNA ve diğer biyolojik deliller,
  • kamera kayıtları,
  • HTS ve iletişim kayıtları,
  • tanık anlatımları,
  • olayın ortaya çıkış biçimi,
  • şikâyetin zamanı ve nedeni,
  • taraflar arasında önceden husumet bulunup bulunmadığı gibi bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle bir ÇİM raporunda çocuğun anlatımının “güvenilir”, “yaşı ve gelişim düzeyiyle uyumlu” veya benzeri şekilde değerlendirilmiş olması, mahkemenin ayrıca delil değerlendirmesi yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Bu konu, daha önce yayımladığımız Cinsel Suçlarda Somut Delil başlıklı yazımızda açıkladığımız delillerin bütün halinde değerlendirilmesi ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.

ÇİM Uzmanı “Çocuğun Beyanı Güvenilirdir” Derse Sanık Mahkûm Edilir Mi?

Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri budur.

ÇİM’de görev yapan adli görüşmeci, çocuğun kendisini ifade edebilme kapasitesi, gelişim düzeyi, görüşme sırasındaki davranışları ve anlatım özellikleri hakkında değerlendirmelerde bulunabilir. Ancak adli görüşmecinin görevi, sanığın suçu işleyip işlemediğine karar vermek değildir.

“Çocuğun beyanına itibar edilebilir” değerlendirmesi ile “sanık bu suçu işlemiştir” sonucu birbirinden tamamen farklıdır.

Suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğine ilişkin değerlendirme mahkemeye aittir.

Bu nedenle örneğin ÇİM raporunda çocuğun anlatımının güvenilir olduğu belirtilmesine rağmen;

  • çocuk farklı tarihlerde farklı olaylar anlatmışsa,
  • olayın yeri veya zamanı değişiyorsa,
  • eylemin niteliğine ilişkin önemli çelişkiler varsa,
  • ilk anlatımla sonraki anlatımlar uyuşmuyorsa,
  • maddi deliller anlatımı doğrulamıyorsa,
  • çocuğun anlatımı üçüncü kişilerin sorularından sonra ortaya çıkmışsa, mahkeme bütün bu hususları ayrıca tartışmak zorundadır.

Yönlendirici Sorular ÇİM Beyanının Güvenilirliğini Etkiler Mi?

Evet. Özellikle küçük yaştaki çocuklarda görüşmenin nasıl gerçekleştirildiği son derece önemlidir.

Çocuk adli görüşmelerinde mümkün olduğunca çocuğun olayı kendi kelimeleriyle anlatmasını sağlayan açık uçlu soruların kullanılması önem taşır. Adalet Bakanlığının adli görüşmeye ilişkin eğitim materyallerinde de çocuğun serbest hatırlamaya teşvik edilmesi, anlatımının kesilmemesi ve detaylandırıcı soruların uygun soru hiyerarşisi içerisinde yöneltilmesi öngörülmektedir.

Örneğin;

“Baban sana ne yaptı?” ile

“Bana neden burada olduğunu anlatır mısın?” aynı nitelikte sorular değildir.

Daha da önemlisi;

“Popona bir şey soktu mu?”gibi cevabın içeriğini belirli ölçüde sorunun içine yerleştiren bir soru, özellikle küçük yaştaki çocuklarda anlatımın kendiliğindenliği bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/1118 Sayılı Kararı

Bu kararın, karşı oy gerekçesinde, Çocuk İzlem Merkezi ve savcılık ifadelerinde çocuğa doğrudan fail ve eylemi tarif eden sorular yöneltildiği, açık uçlu sorularla çocuğun serbest anlatımına yeterince imkân verilmediği ve görüşme sırasında anlatımın kesilerek yönlendirildiği değerlendirilmiştir. Bu yöntemsel problemlerin beyanın özgünlüğünü ve içsel tutarlılığını zedelediği belirtilmiştir.

Aynı karşı oyda mağdurun olayın sayısı, zamanı ve meydana geliş biçimine ilişkin anlatımlarındaki ciddi farklılıklar ile tıbbi raporlar da birlikte değerlendirilmiş; sonuçta her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı görüşü savunulmuştur.

Kararın karşı oy niteliğinde olduğunun özellikle belirtilmesi gerekir. Bununla birlikte savunma açısından önemi büyüktür. Çünkü ÇİM görüşmesinin yalnızca sonucunun değil, görüşmenin gerçekleştirilme yönteminin de denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.

ÇİM Görüntülerinin İzlenmesi Neden Önemlidir?

Bir cinsel istismar dosyasında yalnızca ÇİM görüşme tutanağını okumak her zaman yeterli olmayabilir.

Görüntülü kayıt sayesinde;

  • sorunun nasıl sorulduğu,
  • çocuğun cevabı kendiliğinden verip vermediği,
  • görüşmecinin çocuğu yönlendirip yönlendirmediği,
  • cevabın tutanağa nasıl aktarıldığı,
  • çocuğun soruyu anlayıp anlamadığı,
  • anlatım sırasında tereddüt edip etmediği daha sağlıklı değerlendirilebilir.

Bu nedenle özellikle mahkûmiyetin esas itibarıyla mağdur çocuğun anlatımına dayandığı dosyalarda ÇİM görüntülerinin duruşmada izlenmesi savunma açısından son derece önemlidir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2024/6526 Sayılı Kararı

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, CMK’nın 210 ve 217. maddelerini dikkate alarak olayın tek tanığı durumundaki mağdurun mahkemede dinlenmesi; bunun mümkün olmadığı durumda ise Çocuk İzlem Merkezi’nde kaydedilen görüntülerin duruşmada izlenerek sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulması gerektiğine karar vermiştir.

Yalnızca önceki beyanların okunmasıyla yetinilmesi eksik araştırma kabul edilmiş ve hüküm bozulmuştur.

Bu karar savunma pratiği açısından önemlidir. Çünkü ÇİM tutanağının dosyada bulunması, ÇİM kaydının yargılama sırasında gerektiğinde doğrudan incelenmesinin yerini her durumda tutmamaktadır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/822 Sayılı Kararı

Benzer bir uyuşmazlık Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/822 sayılı kararına konu olmuştur.

Dosyada ilk mahkûmiyet kararından önce mağdur duruşmada dinlenmemiş ve Çocuk İzlem Merkezi’nde alınan görüntülü ifade CD’si de duruşmada izlenmemiştir.

Yargıtay önceki bozma kararında, olayın tek tanığı durumundaki mağdurun maddi hakikatin ortaya çıkarılması açısından dinlenmesi; bunun mümkün olmaması halinde soruşturma aşamasında alınan görüntülü ÇİM ifadesinin taraflarla birlikte izlenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu yaklaşım özellikle mağdur beyanının tek veya belirleyici delil olduğu cinsel istismar davalarında savunma hakkı ile delilin doğrudanlığı bakımından önem taşımaktadır.

ÇİM Raporunda Fiziksel Bulgu Bulunmaması Beraat Nedeni Midir?

Tek başına değildir.

Cinsel istismar iddiasında fiziksel bulgu bulunmaması otomatik olarak “istismar gerçekleşmemiştir” anlamına gelmeyeceği gibi, ÇİM veya adli muayenede fiziksel bulgu tespit edilmesi de her durumda tek başına failin kim olduğunu göstermez.

Bu nedenle tıbbi bulguların niteliği ve isnat edilen eylemle uyumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler için Cinsel Suçlarda DNA Delili başlıklı yazımıza da bakılabilir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/5848 Sayılı Kararı

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/5848 sayılı kararı bu konuda dikkat çekicidir.

Dosyada mağdurun aşamalardaki soyut ve tutarsız anlatımlarının yanında, Çocuk İzlem Merkezi raporunda anal ve vajinal cinsel istismara ilişkin herhangi bir fiziksel bulgu tespit edilmediği belirtilmiştir. Ayrıca bilirkişi tarafından incelenen ses ve video kaydında mağdurun babasından korktuğu için sanığı şikâyet ettiğine ilişkin anlatımlar bulunduğu görülmüştür.

Yargıtay tüm bu delilleri birlikte değerlendirerek mahkûmiyetin dosya kapsamıyla uyuşmadığı sonucuna ulaşmış ve hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Dolayısıyla bu kararın önemi, “fiziksel bulgu yoksa beraat gerekir” şeklinde anlaşılmamalıdır. Asıl önemli olan, ÇİM raporundaki bulguların mağdurun çelişkili anlatımları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmiş olmasıdır.

ÇİM Beyanı ile Adli Tıp Raporu Çelişirse Ne Olur?

pexels kindelmedia 7979442 1

Bu durumda mahkeme çelişkiyi görmezden gelemez.

Özellikle mağdur; “organ sokuldu”, “parmak sokuldu”, “anal penetrasyon gerçekleşti” gibi nitelikli cinsel istismar kapsamında değerlendirilebilecek bir eylem anlatıyorsa, buna ilişkin tıbbi raporların içeriği suçun vasfının belirlenmesinde önem taşıyabilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/8753 Sayılı Kararı

Bu kararda mağdurun anlatımı ile adli tıp uzmanı raporu birlikte değerlendirilmiştir. Raporda himende yırtık bulunmadığı ve fiili livataya ilişkin bulgu olmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay, sanığın eylemi organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna ulaşmış; buna karşılık organ sokmaya varmayan cinsel istismar eyleminin sübuta erdiğini kabul ederek suç vasfının hatalı belirlenmesi nedeniyle bozma kararı vermiştir.

Bu karar önemli bir noktayı göstermektedir:

Bir ÇİM anlatımının bulunması, anlatılan eylemin bütün ayrıntılarının otomatik olarak sabit kabul edilmesi sonucunu doğurmaz.

Mahkeme eylemin varlığı kadar eylemin niteliğini de şüpheden uzak delillerle belirlemelidir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/822 Sayılı Kararı

Aynı yaklaşım Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/822 sayılı kararında da görülmektedir.

Mağdurun anal muayenesinde organ sokulduğuna ilişkin fiziksel bulgu bulunmaması, mağdurun annesinin olay sonrasında çocuğun vücudunda ekimoz, yara veya kanama gördüğüne ilişkin bir anlatımının bulunmaması ve dosyanın diğer delilleri birlikte değerlendirilmiştir.

Yargıtay, parmak veya cinsel organ sokulduğu iddiasının şüphede kaldığını kabul etmiş; buna karşılık yanağından ve dudağından öpme ile kıyafet içerisinden kalçaya dokunma biçimindeki eylemlerin sübuta erdiğini belirterek nitelikli cinsel istismar mahkûmiyetini bozmuştur.

Dolayısıyla ceza yargılamasında “istismar oldu mu?” sorusu ile “iddia edilen bütün eylemler aynen gerçekleşti mi?” soruları birbirinden ayrılmalıdır.

ÇİM’deki İlk Beyan ile Sonraki Beyanlar Çelişirse Ne Olur?

Cinsel istismar davalarında mağdur beyanının değerlendirilmesindeki en önemli konulardan biri beyanların aşamalar içerisindeki değişimidir.

Her küçük farklılık beyanı değersiz hale getirmez. Çocuğun yaşı, zamanın geçmesi ve olayın niteliği nedeniyle ayrıntılarda bazı değişikliklerin ortaya çıkması mümkündür.

Ancak çelişki;

  • eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği,
  • failin kim olduğu,
  • organ sokulup sokulmadığı,
  • olay yeri,
  • olay sayısı,
  • olayın gerçekleşme biçimi gibi isnadın esasını ilgilendiriyorsa mahkemenin bu farklılıkları açıklaması gerekir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/1038 Sayılı Kararı

Bu karar ÇİM’deki ilk beyanın önemini göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir.

Dosyada çocuk, olaydan kısa süre sonra Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ifadede iddia edilen cinsel istismar olayını anlatmamış; aksine sanığın özel bölgelerine dokunmadığını açıkça ifade etmiştir. Adli görüşmeci de çocuğun kendisini ifade etmesinde sorun bulunmadığını ve davranışlarının yaş ve gelişim düzeyine uygun olduğunu değerlendirmiştir.

Buna karşılık yaklaşık altı ay sonra ortaya çıkan sosyal inceleme raporunda farklı anlatımlar yer almıştır.

İlk derece mahkemesi, olayın sıcağı sıcağına alınan ÇİM beyanı ile sonradan ortaya çıkan anlatımlar arasındaki çelişkiyi, kamera görüntülerini ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek sanığın beraatine karar vermiştir.

Yargıtay da olaydan kısa süre sonra alınan ÇİM ifadesinde çocuğun babasının kendisine yönelik cinsel eylemde bulunmadığını söylemesini; kamera kayıtları ve diğer delillerle birlikte değerlendirerek her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını hukuka uygun bulmuştur.

Bu karar özellikle sonradan ortaya çıkan cinsel istismar iddialarında ilk anlatımın neden sonradan değiştiğinin araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Bu konu, Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir Mi? başlıklı yazımızdaki mağdur beyanının delil değeri tartışmasıyla da doğrudan bağlantılıdır.

ÇİM Beyanı Sonradan Değişirse Sanık Beraat Edebilir Mi?

Evet; ancak bunun otomatik bir sonucu yoktur.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/7574 sayılı kararında mağdurun Çocuk İzlem Merkezi’ndeki başlangıç beyanları ile sonradan verdiği dilekçe ve ifadelerin farklı olduğu görülmüştür. Bu durum; tıbbi muayenede iddiayı doğrulayan bulgu bulunmaması, tanık anlatımları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul edilmiş ve beraat kararı verilmiştir. Yargıtay da bu değerlendirmede hukuka aykırılık görmemiştir.

Buradan çıkan sonuç şudur:

ÇİM beyanı dokunulmaz bir delil değildir.

Çocuğun önceki veya sonraki beyanlarıyla önemli ölçüde çelişiyorsa mahkeme hangi anlatıma neden üstünlük tanıdığını gerekçelendirmelidir.

ÇİM Beyanının Tutanakta Düzeltilerek Yazılması Sorun Oluşturabilir Mi?

Özellikle küçük çocukların anlatımları doğal olarak dağınık olabilir. Çocuk olayları kronolojik sıraya koyamayabilir veya yetişkinlerin kullandığı hukuki ve anatomik kavramları kullanmayabilir.

Bu nedenle çocuğun doğal anlatımının tutanağa geçirilirken sistematik hale getirilmesi bazen delilin özgünlüğü açısından tartışma yaratabilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/1293 Sayılı Kararı

Bu kararda mağdurun ÇİM’de alınan ifadesinin çözümünün yaptırılamamış olması özellikle dikkate alınmıştır.

Dosyadaki ifade tutanağında mağdurun anlatımlarının kronolojik ve sistematik olmadığı halde tutanağa geçirilirken olayların kronolojik ve sistematik biçimde yazıldığı belirtilmiştir.

Ayrıca iddiaların moleküler genetik inceleme raporuyla doğrulanamadığı değerlendirilmiş ve Yargıtay, sanığın suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bu karar savunma açısından son derece değerlidir.

Çünkü yalnızca yazılı ÇİM tutanağının değil, mümkün olduğu ölçüde görüşmenin gerçek görüntü ve ses kaydının incelenmesinin önemini göstermektedir.

ÇİM Beyanı Mahkûmiyet İçin Güçlü Delil Olabilir Mi?

Elbette olabilir.

ÇİM raporlarının yalnızca sanık lehine değerlendirildiği düşünülmemelidir.

Çocuğun anlatımı;

  • ayrıntılı,
  • kendiliğinden,
  • olayın özellikleriyle uyumlu,
  • aşamalar boyunca istikrarlı ise ve özellikle başka maddi delillerle destekleniyorsa ÇİM beyanı oldukça güçlü bir delil haline gelebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/5860 sayılı kararına konu dosyada, mağdurun ÇİM’de verdiği ayrıntılı anlatım yanında bilirkişi tarafından çözümlenen ses kaydı da bulunmaktaydı. Ses kaydındaki konuşmaların sanığa ait olduğu bilirkişi incelemesiyle belirlenmiş ve sanık da daha sonra konuşmaların kendisine ait olduğunu kabul etmişti. Dosyada ÇİM anlatımının yanında onu destekleyen bağımsız bir ses kaydı bulunması delil değerlendirmesinde önemli rol oynamıştır.

Dolayısıyla mesele ÇİM raporunun sanık lehine veya aleyhine olması değildir.

Asıl mesele ÇİM anlatımının diğer deliller tarafından doğrulanıp doğrulanmadığıdır.

Fiziksel Bulgu Olmaması Her Zaman İstismar Olmadığını Göstermez

Burada savunma açısından da önemli bir denge kurulmalıdır.

Bazı cinsel eylemler herhangi bir kalıcı fiziksel bulgu bırakmayabilir. Bu nedenle yalnızca “adli raporda bulgu yoktur” denilerek her dosyada doğrudan beraat sonucuna ulaşılması doğru değildir.

Yargıtay bir kararında, mağdurun vücudunda olayla ilişkilendirilebilecek travmatik patoloji bulunmadığı belirtilmesine rağmen, bazı anal penetrasyon vakalarında fiziksel bulgunun bulunmayabileceği raporda açıklanmıştır. Dosyada ayrıca olay yerine gelen kolluk görevlilerinin anlatımları gibi bağımsız destekleyici deliller bulunmuştur.

Bu nedenle savunmada daha güçlü yaklaşım;

“Fiziksel bulgu bulunmadığı için olay kesinlikle gerçekleşmemiştir”demek yerine;

“Fiziksel bulgu bulunmayan somut olayda mağdur anlatımını doğrulayan başka güvenilir deliller bulunup bulunmadığının ve beyanın kendi içerisindeki tutarlılığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir”şeklinde olmalıdır.

Bu yaklaşım Cinsel Suçlarda Somut Delil ve Cinsel Suçlarda DNA Delili başlıklı yazılarımızda açıkladığımız ispat sorunuyla da uyumludur.

ÇİM Raporu ile Sosyal İnceleme Raporu Aynı Şey Midir?

Hayır. Uygulamada bu iki rapor zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.

Çocuk İzlem Merkezi’nde gerçekleştirilen adli görüşme ve buna ilişkin değerlendirmeler, çocuğun adli süreçteki beyanının alınmasına yönelik özel bir prosedürün parçasıdır.

Sosyal inceleme raporu ise çocuğun aile ilişkileri, sosyal çevresi, gelişimi ve çeşitli psikososyal koşulları hakkında değerlendirmeler içerebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/1038 sayılı kararında bu ayrımın pratik önemi açıkça görülmektedir. Olaydan kısa süre sonra ÇİM’de alınan ifadede çocuk istismar iddiasını doğrulamazken yaklaşık altı ay sonra düzenlenen sosyal inceleme raporunda farklı anlatımlar ortaya çıkmıştır. Mahkeme, ilk ÇİM anlatımına ve diğer objektif delillere üstünlük tanımış ve beraat kararı Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunmuştur.

Boşanma ve Velayet Davalarında Ortaya Çıkan Cinsel İstismar İddialarında ÇİM Raporu

Cinsel istismar iddialarının boşanma veya velayet uyuşmazlığı sırasında ortaya çıktığı dosyalarda ayrıca dikkatli değerlendirme yapılmalıdır.

Elbette taraflar arasında boşanma veya velayet uyuşmazlığı bulunması, tek başına çocuğun anlatımının gerçek dışı olduğunu göstermez.

Ancak çocuğun anlatımının;

  • ilk olarak kime yapıldığı,
  • hangi sorudan sonra ortaya çıktığı,
  • çocuğun olay hakkında daha önce sorgulanıp sorgulanmadığı,
  • ebeveynlerden birinin çocuğa tekrarlayan sorular yöneltip yöneltmediği,
  • ilk ÇİM anlatımıyla sonraki anlatımların değişip değişmediği incelenmelidir.

Özellikle çocuğun anlatımının bağımsızlığını etkileyebilecek bir aile çatışması varsa bu durum diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Bu noktada Cinsel İftira Mağdurları başlıklı yazımızda ele aldığımız yanlış veya gerçeğe aykırı suçlamalar konusunun da göz önünde bulundurulması gerekir. Bununla birlikte her boşanma veya velayet uyuşmazlığında ortaya çıkan cinsel istismar iddiasının “iftira” olduğu şeklinde peşin bir kabul de hukuken doğru değildir.

Cinsel İstismar Davasında ÇİM Kaydı Savunma Tarafından Nasıl İncelenmelidir?

pexels pavel danilyuk 8112110 5 1

Çocuk İzlem Merkezi kaydı bulunan bir dosyada yalnızca adli görüşme raporunu okumak yeterli olmayabilir.

Savunma açısından özellikle şu soruların cevaplandırılması önem taşır:

  1. Çocuğun ilk açıklaması kime ve hangi koşullarda yapılmıştır?
  2. Çocuk ÇİM’e gelmeden önce aile üyeleri tarafından olay hakkında sorgulanmış mıdır?
  3. ÇİM görüşmesinde açık uçlu sorular kullanılmış mıdır?
  4. Failin veya eylemin cevabın içinde bulunduğu yönlendirici sorular sorulmuş mudur?
  5. Çocuğun kendi kullandığı kelimeler ile tutanağa geçirilen ifadeler aynı mıdır?
  6. Görüntü kaydı ile yazılı tutanak arasında anlamlı farklılık bulunmakta mıdır?
  7. Çocuk aynı olayı önceki ve sonraki ifadelerinde aynı şekilde anlatmış mıdır?
  8. Olayın yeri, zamanı, sayısı ve eylemin niteliği değişmiş midir?
  9. Adli muayene bulguları anlatımla uyumlu mudur?
  10. DNA, kamera kaydı, HTS, mesaj, tanık veya başka bağımsız destekleyici delil bulunmakta mıdır?
  11. ÇİM raporunda “beyan güvenilir” şeklinde bir değerlendirme varsa bunun hangi somut gözlemlere dayandığı açıklanmış mıdır?
  12. ÇİM görüntüsü duruşmada izlenmiş ve savunma tarafına görüşlerini açıklama imkânı verilmiş midir?

Özellikle ağır ceza mahkemelerinde görülen çocukların cinsel istismarı davalarında bu inceleme mahkûmiyet ile beraat arasındaki sonucu doğrudan etkileyebilir.

Mağdurun ÇİM Beyanı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Olabilir Mi?

Bu soruya bütün dosyalar için geçerli tek bir cevap vermek mümkün değildir.

Ceza muhakemesinde belirli bir delil türü için matematiksel bir ispat değeri bulunmamaktadır. Mağdur beyanı da diğer deliller gibi somut olayın özellikleri içerisinde değerlendirilir.

Ancak mahkûmiyet hükmü verilebilmesi için sonuçta sanığın suçu işlediğinin her türlü makul şüpheden uzak şekilde ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle mağdur beyanı dosyanın tek veya belirleyici delili ise;

  • anlatımın ortaya çıkış biçimi,
  • tutarlılığı,
  • özgünlüğü,
  • yönlendirme ihtimali,
  • diğer delillerle uyumu,
  • sanığın savunmasını çürüten unsurlar çok daha dikkatli incelenmelidir.

Bu konu hakkında daha ayrıntılı açıklama için Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir Mi? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yargıtay Kararlarına Göre ÇİM Raporunun Delil Değeri

yargitay da secim krizi sona erdi yeni baskan belli oldu 1 2

Yukarıda incelenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay uygulamasından şu sonuçlara ulaşmak mümkündür:

Birincisi: ÇİM raporu veya ÇİM’de alınan mağdur beyanı önemli bir delildir; ancak tek başına tartışmasız ve kesin delil niteliğinde değildir.

İkincisi: ÇİM’deki beyan ile sonraki anlatımlar arasında suçun esasına ilişkin önemli çelişkiler bulunuyorsa bunların giderilmesi gerekir.

Üçüncüsü: Özellikle küçük çocuklarda yönlendirici soruların kullanılması beyanın güvenilirliği değerlendirilirken önem taşır.

Dördüncüsü: ÇİM tutanağı ile görüntülü görüşme kaydı aynı şey değildir. Gerektiğinde görüntünün duruşmada izlenmesi ve savunmaya bu delil hakkında açıklama yapma imkânı tanınması gerekir.

Beşincisi: ÇİM beyanı ile tıbbi bulguların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı araştırılmalıdır.

Altıncısı: Fiziksel bulgu bulunmaması tek başına istismar olmadığı anlamına gelmez; ancak anlatımın başka delillerle desteklenmediği ve ciddi çelişkiler içerdiği bir dosyada fiziksel veya biyolojik doğrulamanın bulunmaması şüphe değerlendirmesinde önem kazanabilir.

Yedincisi: ÇİM beyanını doğrulayan ses kaydı, kamera görüntüsü, tanık anlatımı, tıbbi bulgu veya başka bağımsız delillerin bulunması beyanın ispat gücünü önemli ölçüde artırabilir.

ÇİM Raporuna İtiraz Edilebilir Mi?

Evet. Sanık ve müdafii ÇİM raporunun değerlendirilmesine itiraz edebilir; görüşme kaydının incelenmesini, gerektiğinde duruşmada izlenmesini ve dosyanın özelliklerine göre uzman değerlendirmesi yapılmasını talep edebilir.

Özellikle;

  • yönlendirici soru bulunduğu,
  • çocuğun anlatımının tutanağa değiştirilerek aktarıldığı,
  • görüşmenin bilimsel görüşme yöntemlerine uygun olmadığı,
  • ÇİM değerlendirmesinin tıbbi delillerle çeliştiği,
  • mağdurun önceki ve sonraki beyanları arasında ciddi farklılık bulunduğu ileri sürülüyorsa yalnızca raporun sonuç bölümüne bakılması yeterli değildir.

Görüşmenin bütününün değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2024/6526 sayılı kararında ÇİM görüntülerinin gerektiğinde duruşmada izlenmesinin zorunluluğuna yapılan vurgu da bu açıdan önemlidir.

ÇİM Raporu Olmadan Cinsel İstismar Davası Açılabilir Mi?

ÇİM raporunun bulunması çocuğun cinsel istismarı suçunun oluşmasının kanuni şartı değildir.

Dolayısıyla dosyada ÇİM raporu bulunmaması tek başına soruşturmayı veya kovuşturmayı geçersiz hale getirmez.

Ancak özellikle çocuk mağdurların ifadelerinin alınmasında ikincil örselenmenin önlenmesi ve sağlıklı bir adli görüşme gerçekleştirilmesi amacıyla özel usuller öngörülmüştür. Adalet Bakanlığı uygulamasında da cinsel istismar mağduru çocukların ifadelerinin uzman eşliğinde, zorunlu olmadıkça tek seferde ve mümkün olduğu ölçüde ÇİM kullanılarak alınması gerektiği belirtilmektedir.

Sonuç: Çocuk İzlem Merkezi Raporu Tek Başına Mahkûmiyet Anlamına Gelmez

Cinsel istismar suçunda Çocuk İzlem Merkezi raporu önemli bir delil olmakla birlikte tek başına suçun işlendiğini veya sanığın fail olduğunu kesin biçimde göstermez.

ÇİM raporunun delil değeri somut dosyanın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Özellikle ÇİM’de alınan mağdur beyanının; nasıl ortaya çıktığı, kendiliğinden olup olmadığı, yönlendirici sorular içerip içermediği, önceki ve sonraki ifadelerle uyumu ve maddi deliller tarafından desteklenip desteklenmediği incelenmeden sağlıklı bir sonuca ulaşılması mümkün değildir.

Yargıtay kararları da ÇİM raporuna otomatik bir ispat gücü tanımamaktadır. Bazı dosyalarda ayrıntılı ÇİM anlatımı diğer bağımsız delillerle desteklendiği için mahkûmiyet bakımından güçlü bir delil olarak değerlendirilirken; bazı dosyalarda ÇİM anlatımındaki çelişkiler, yönlendirici sorular, tıbbi bulguların yetersizliği ve diğer objektif deliller nedeniyle mahkûmiyet kararlarının bozulduğu veya beraat kararlarının hukuka uygun bulunduğu görülmektedir.

Bu nedenle çocukların cinsel istismarı davalarında doğru soru yalnızca “ÇİM raporu var mı?” değildir.

Asıl sorulması gereken;

“ÇİM’deki anlatım güvenilir bir yöntemle mi elde edildi ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın suçu işlediğini her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya koyuyor mu?” sorusudur.

Cinsel istismar suçlarında delillerin değerlendirilmesi hakkında ayrıca Cinsel Suçlarda Somut Delil, Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir Mi?, Cinsel İftira Mağdurları ve Cinsel Suçlarda DNA Delili başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Çocuk İzlem Merkezi raporu kesin delil midir?
Hayır. ÇİM raporu önemli bir delil olmakla birlikte tek başına kesin delil değildir. Mağdur beyanları, tıbbi raporlar ve diğer maddi delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

ÇİM raporu tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?
Her dosyanın özellikleri farklıdır. Mahkûmiyet için sonuçta sanığın suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulması gerekir. ÇİM raporunun ispat gücü de diğer delillerle birlikte belirlenir.

ÇİM raporuna itiraz edilebilir mi?
Evet. Özellikle görüşmede yönlendirici sorular bulunduğu, anlatımın tutanağa farklı aktarıldığı veya raporun diğer delillerle çeliştiği ileri sürülebilir.

ÇİM görüntüleri mahkemede izlenebilir mi?
Evet. Yargıtay kararlarında özellikle mağdurun olayın tek tanığı olduğu durumlarda, mağdurun yeniden dinlenmesinin mümkün olmaması halinde ÇİM görüntülerinin duruşmada izlenerek sanık ve müdafiinin görüşünün alınması gerektiğine ilişkin kararlar bulunmaktadır.

ÇİM raporunda fiziksel bulgu çıkmaması beraat sebebi midir?
Tek başına değildir. Bazı cinsel eylemlerin fiziksel iz bırakmaması mümkündür. Ancak fiziksel bulgu bulunmaması, mağdurun çelişkili anlatımları ve başka destekleyici delillerin bulunmamasıyla birleştiğinde sanık lehine şüphe değerlendirmesinde önem kazanabilir.

ÇİM’de çocuğa yönlendirici soru sorulması önemli midir?
Evet. Özellikle küçük yaştaki çocuklarda yönlendirici sorular anlatımın özgünlüğünü etkileyebilir. Çocuğun mümkün olduğunca açık uçlu sorularla serbest anlatıma teşvik edilmesi önemlidir.

ÇİM beyanı ile Adli Tıp raporu çelişirse hangisine itibar edilir?
Bunlardan birine otomatik olarak üstünlük tanınmaz. Mahkeme çelişkinin niteliğini, iddia edilen eylemi ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirmelidir.

ÇİM’deki ilk ifade ile sonraki ifade farklıysa ne olur?
Suçun esasını etkileyen ciddi farklılıkların mahkeme tarafından açıklanması gerekir. Yargıtay kararlarında olaydan hemen sonra alınan ÇİM beyanıyla aylar sonra ortaya çıkan anlatımlar arasındaki önemli çelişkilerin beraat değerlendirmesinde dikkate alındığı örnekler bulunmaktadır.

Cinsel Suçlar ve Çocuk İzlem Merkezi Raporu ile ilgili hukuki problemlerinizde Cinsel Suçlar Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.