Çocuk pornografisi suçu, özellikle internet, sosyal medya, WhatsApp, Telegram, Instagram, Facebook ve bulut depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ceza soruşturmalarında daha sık karşılaşılan suçlardan biri hâline gelmiştir. Uygulamada “çocuk pornosu bulundurma”, “çocuk pornografisi paylaşma”, “telefonda çocuk pornosu çıkması” veya “NCMEC soruşturması” gibi ifadeler kullanılsa da Türk Ceza Kanunu’nda “çocuk pornografisi suçu” adı altında ayrı bir suç başlığı bulunmamaktadır.
Bu fiiller esas olarak Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu kapsamında cezalandırılmaktadır.
Ancak her cinsel içerikli görüntünün telefonda veya bilgisayarda bulunması otomatik olarak mahkûmiyet anlamına gelmez. Görüntünün içeriği, görüntüdeki kişinin yaşı, dosyanın nasıl elde edildiği, bilinçli olarak kaydedilip kaydedilmediği, cihazın kimler tarafından kullanıldığı, dosyanın geçici internet klasöründe mi yoksa kullanıcı tarafından oluşturulan bir klasörde mi bulunduğu ve görüntünün başkalarına gönderilip gönderilmediği ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Nitekim Yargıtay kararlarında da “görüntünün cihazda bulunması” ile “bilinçli biçimde depolanması” arasında önemli bir ayrım yapılmaktadır.
Çocuk Pornografisi Suçu Hangi Maddede Düzenlenmiştir?
Çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlere ilişkin temel düzenleme TCK’nın 226/3. maddesinde yer almaktadır.
Güncel kanun hükmüne göre müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin kullanılması hâlinde 5 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Bu ürünleri;
- ülkeye sokan,
- çoğaltan,
- satışa arz eden,
- satan,
- nakleden,
- depolayan,
- ihraç eden,
- bulunduran veya
- başkalarının kullanımına sunan kişi bakımından ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası söz konusudur.
Çocukların kullanıldığı bu içeriklerin basın veya yayın yoluyla yayımlanması ya da çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okumasının sağlanması hâlinde TCK 226/5 gündeme gelir ve ceza 6 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına çıkabilir.
Dolayısıyla çocuk pornosu üretmek, çocuk pornosu bulundurmak ve çocuk pornosu yayınlamak aynı hukuki nitelikte eylemler değildir. Somut olayda hangi fiilin gerçekleştirildiği cezanın miktarını doğrudan etkiler.
Çocuk Pornosu Bulundurmak Suç Mudur?
Evet. Üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerin bilerek depolanması veya bulundurulması, ticari amaç bulunmasa dahi TCK 226/3 kapsamında suç oluşturabilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2012/7013 sayılı kararında da bu konu açık biçimde değerlendirilmiştir. Kararda, çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerin yalnızca satış veya dağıtım amacıyla elde tutulmasının değil, kasıtlı şekilde kişisel amaçla depolanmasının ve bulundurulmasının da suç olduğu belirtilmiştir.
Bu nedenle “kimseyle paylaşmadım, yalnızca kendim izlemek için indirdim” şeklindeki bir savunma, görüntülerin bilinçli olarak depolandığının kanıtlandığı bir olayda tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Konuyla ilgili daha ayrıntılı değerlendirmeler için ayrıca Müstehcen Görüntü Bulundurma Suçu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Çocuk Pornosu İzlemek Suç Mudur?
Bu sorunun cevabında izlemek ile depolamak arasındaki fark son derece önemlidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/23109 sayılı kararına göre, depolama veya bulundurma kastı bulunmaksızın yalnızca görüntünün izlenmesi, seyredilmesi veya dinlenmesi TCK 226 kapsamında depolama ya da bulundurma suçunu oluşturmaz.
Özellikle bir internet sitesinin ziyaret edilmesi sırasında tarayıcı veya işletim sistemi tarafından içeriğin temporary internet files, cache veya benzeri sistem klasörlerine otomatik biçimde kaydedilmesi, kullanıcı tarafından bilinçli bir depolama iradesi bulunmadığı sürece farklı değerlendirilmelidir. Yargıtay bu tür kayıtlarda kastın teknik olarak ortaya konulmasını aramaktadır.
Bu ayrım çocuk pornografisi davalarında savunmanın en önemli noktalarından biridir.
Bilgisayarda bir görüntünün teknik olarak bulunması ile sanığın o görüntüyü bilerek indirip saklaması aynı şey değildir.
Silinmiş Çocuk Pornosu Görüntüleri Ceza İçin Yeterli midir?
Silinmiş görüntüler açısından da dosyanın teknik özellikleri incelenmelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/23109 sayılı kararında; seyretmek amacıyla indirildikten sonra silinen ve ancak özel veri kurtarma programlarıyla geri getirilebilen dosyalar bakımından depolama kastının ayrıca araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay özellikle;
- görüntünün ne kadar süre tutulduğunu,
- dosya sayısını,
- görüntülerin özel klasörlerde tasnif edilip edilmediğini,
- klasörlere özel isim verilip verilmediğini,
- silinen görüntüleri yeniden elde etmek amacıyla program bulunup bulunmadığını kastın belirlenmesinde önemli görmektedir.
Bu nedenle bilirkişi raporunda yalnızca “silinmiş dosyalarda çocuk pornosu tespit edildi” denilmesi her olayda yeterli değildir. Dosyanın nasıl ve ne zaman oluşturulduğu ile kullanıcının bu dosya üzerindeki iradesi de araştırılmalıdır.
548 Çocuk Pornosu Görüntüsü Bulunması: Yargıtay’ın Farklı Yaklaşımı
Dosyada bir veya birkaç tesadüfi görüntü bulunması ile yüzlerce görüntünün belirli klasörlere kaydedilmiş olması aynı şekilde değerlendirilmemektedir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/3782 sayılı kararına konu olayda sanığın bilgisayarındaki hard diskte 548 adet çocuk pornosu görüntüsünün “Belgelerim/Alınan Dosyalarım” klasörüne kaydedildiği ve daha sonra silindiği belirlenmiştir.
Yargıtay, görüntülerin sayısı ve kayıt şekli karşısında sanığın “internette baktım ve hemen sildim” şeklindeki savunmasını hayatın olağan akışına uygun bulmamış ve beraat hükmünü bozmuştur.
Bu karar önemlidir. Çünkü çocuk pornografisi davalarında dosya sayısı tek başına suçun unsuru olmasa bile kastın belirlenmesinde kuvvetli bir gösterge hâline gelebilir.
Bilgisayarda Tek Bir Çocuk Pornosu Görüntüsü Bulunursa Ne Olur?
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/23109 sayılı kararında, depolama veya bulundurma eylemi gerçekten mevcutsa tek bir müstehcen ürünün dahi yeterli olabileceği ifade edilmiştir.
Ancak buradan “bilgisayarda tek görüntü bulunduğu anda suç kesinleşir” sonucu çıkarılmamalıdır.
Nitekim Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2015/738 sayılı kararında bilgisayarda beş porno görüntüsü bulunmuş, bunlardan yalnızca birinin çocuk pornosu olduğu belirtilmiştir. Sanık görüntülerden haberdar olmadığını savunmuştur.
Yargıtay; görüntüdeki kişinin kim olduğu, içeriğin gerçekten çocuk pornografisi niteliği taşıyıp taşımadığı, görüntünün nasıl elde edildiği ve sanığın kastı belirlenmeden yetersiz bilirkişi raporuyla mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Dolayısıyla bir görüntünün bulunması maddi unsur bakımından yeterli olabilse de görüntünün sanık tarafından bilerek bulundurulduğunun ispatı ayrıca gereklidir.
Ortak Kullanılan Bilgisayarda Çocuk Pornosu Bulunursa Kim Sorumlu Olur?
Çocuk pornografisi soruşturmalarında sık karşılaşılan sorunlardan biri de aynı bilgisayarı veya internet bağlantısını birden fazla kişinin kullanmasıdır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/2386 sayılı kararında, işyerindeki şifresiz masaüstü bilgisayarlarda çocuk pornosu ve hayvan pornosu niteliğinde görüntüler bulunmuştur. Ancak bilgisayarların personel, müşteriler ve başka kişiler tarafından da kullanılabildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay, görüntüleri sanıkların depoladığına dair cezalandırmaya yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını kabul etmiş ve beraatin CMK 223/2-e kapsamında olması gerektiğine karar vermiştir.
Bu kararın günümüzde;
- ailece kullanılan bilgisayarlar,
- ortak tabletler,
- işyeri bilgisayarları,
- ortak Wi-Fi bağlantıları,
- paylaşımlı telefonlar bakımından da önemli olduğu açıktır.
Bir dosyanın cihazda bulunması başka, o dosyayı hangi kişinin indirdiğinin ispat edilmesi başka bir meseledir.
IP Adresinin Sanığa Ait Olması Çocuk Pornografisi Suçunu İspatlar mı?
Tek başına IP aboneliğinin belirlenmesi, paylaşımı veya indirmeyi mutlaka o kişinin gerçekleştirdiğini göstermez.
Günümüzde çocuk pornografisi soruşturmalarının önemli bir kısmı NCMEC bildirimleri üzerinden başlamaktadır. NCMEC raporunda bir IP adresi, kullanıcı hesabı veya e-posta adresi bulunabilir. Ancak bu teknik bağlantının somut faille ilişkilendirilmesi gerekir.
Bu konuda ayrıntılı açıklamalar için NCMEC Raporu Nedir? NCMEC Davalarından Nasıl Beraat Edilir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 12.03.2025 tarihli, 2025/2684 sayılı kararında Instagram hesabı üzerinden çocuklara ait müstehcen görüntü paylaşıldığına ilişkin NCMEC bildirimi bulunmasına rağmen, sanığın paylaşımı kendisinin yapmadığı yönündeki savunması karşısında dijital materyaller üzerinde uzman incelemesi yapılmadan karar verilemeyeceği belirtilmiştir.
Yargıtay; suça konu görüntünün sanığın dijital cihazlarında bulunup bulunmadığının ve paylaşımın sanık tarafından gerçekleştirildiğinin teknik olarak tereddütsüz şekilde araştırılması gerektiğini vurgulayarak hükmü bozmuştur.
Bu nedenle NCMEC raporu önemli bir soruşturma başlangıcı olmakla birlikte, failin kimliği konusunda yapılması gereken teknik incelemenin yerine geçmez.
2026 Tarihli Yargıtay Kararı: CyberTipline Raporu Tek Başına Yayınlama Suçuna Yetmedi
Çocuk pornografisi davaları açısından son derece önemli güncel kararlardan biri de Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.03.2026 tarihli, 2026/2426 sayılı kararıdır.
Dosyada sanığın Facebook hesabından çocuklara ilişkin müstehcen görüntü yüklendiğine dair bir CyberTipline raporu bulunmaktaydı. Buna karşılık sanığın bilgisayarında ve cep telefonunda ihbara konu görüntü bulunamamış, yalnızca başka müstehcen görüntüler tespit edilmişti.
Yargıtay, ihbara konu görüntünün sanık tarafından Facebook’ta paylaşıldığına dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığını kabul ederek TCK 226/5 kapsamında verilen hükmü bozmuştur. Bununla birlikte sanığın cihazında bulunan farklı görüntüler yönünden depolama fiilinin TCK 226/3 kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu karar önemli bir ayrımı ortaya koymaktadır:
Bir kişinin cihazında çocuklara ilişkin müstehcen içerik bulunması, hakkında ihbar edilen başka bir görüntüyü sosyal medyada onun yayınladığını kendiliğinden ispatlamaz.
Çocuk Pornosu WhatsApp veya Telegram’da Paylaşılırsa Hangi Suç Oluşur?
Çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüyü başka bir kişiye göndermek TCK 226/3 kapsamında başkasının kullanımına sunma fiili yönünden değerlendirilebilir.
Ancak görüntü geniş bir sosyal medya hesabında, internet sitesinde veya elektronik kitle iletişim aracı niteliğindeki ortamda yayınlanmışsa TCK 226/5 gündeme gelebilir.
Bu noktada uygulamanın niteliği önemlidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/2644 sayılı kararında, bir sohbet uygulamasındaki +18 grubunda çocuk pornosu niteliğindeki videoların paylaşılması incelenmiştir. Yargıtay; kullanılan programın web üzerinden etkileşim sağlayıp sağlamadığı, kaç kişinin grupta olduğu, dışarıdan kişilerin gruba dahil edilip edilemediği ve sistemin elektronik kitle iletişim aracı niteliğinde olup olmadığı araştırılmadan TCK 226/5 açısından hüküm kurulamayacağını belirtmiştir.
Bu yaklaşım bugün WhatsApp, Telegram ve benzeri mesajlaşma uygulamalarında yapılan paylaşımlar açısından da önem taşımaktadır. Bir kişiye özel mesajla gönderilen görüntü ile yüzlerce kişinin bulunduğu açık veya yarı açık bir grupta yapılan paylaşım aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen müstehcenlik fiilleri hakkında ayrıca Sosyal Medyada Müstehcenlik Suçu başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi alınabilir.
Facebook’ta Çocuk Pornosu Paylaşmanın Cezası
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/7831 sayılı kararında Facebook üzerinden çocukların kullanıldığı cinsel içerikli görüntülerin hem depolandığı hem de yayınlandığı tespit edilmiştir.
Daire; depolama eyleminin TCK 226/3, görüntülerin Facebook’ta yayınlanmasının ise TCK 226/5 kapsamında bulunduğunu değerlendirmiş; somut olayda fikri içtima hükümleri çerçevesinde daha ağır yaptırımı içeren hükmün uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Dolayısıyla sosyal medya hesabına yükleme, yalnızca telefonda veya bilgisayarda görüntü bulundurmaya göre çok daha ağır bir hukuki sonuç doğurabilir.
Bilirkişi “Çocuk Pornosu Olabilir” Derse Mahkûmiyet Verilebilir mi?
Çocuk pornografisi davalarında önemli sorunlardan biri de bilirkişi raporlarının bazen kesin tespit içermemesidir.
“Çocuk olduğu değerlendirilmektedir”, “15 yaşından küçük olabileceği düşünülmektedir” veya yalnızca “çocuk pornosu” şeklindeki soyut değerlendirmeler her olayda yeterli değildir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2019/6041 Sayılı Kararı
Soruşturma raporunda görüntünün çocuk pornosu olduğu belirtilmesine rağmen kovuşturma aşamasındaki bilirkişi raporunda çocukların kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay, bu çelişki giderilmeden mahkûmiyet kurulamayacağını ve görüntülerin ek bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2019/4078 Sayılı Kararı
Benzer şekilde soruşturma aşamasında iki videonun çocuk pornosu olduğu değerlendirilmiş; kovuşturmadaki bilirkişi ise görüntülerdeki kişilerin 15 yaşından büyük olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay, çelişkili raporlar karşısında yeniden uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını zorunlu görmüştür.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/5099 Sayılı Kararı
Bu kararda da bazı içeriklerin yalnızca soyut biçimde çocuk pornosu veya TCK 226/4 kapsamındaki görüntüler olduğunun belirtilmesi yeterli görülmemiştir. Yargıtay, görüntülerin tek tek değerlendirilmesi ve TCK 226’nın hangi fıkrası kapsamına girdiğini ortaya koyan ayrıntılı uzman raporu alınmasını istemiştir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, çocuk pornografisi suçunda bilirkişinin yalnızca sonuç bildirmesi değil, sonuca nasıl ulaştığını teknik ve denetlenebilir biçimde açıklaması gerektiği söylenebilir.
Görüntüdeki Kişinin 18 Yaşından Küçük Olması Önemli midir?
Türk Ceza Kanunu bakımından “çocuk”, henüz 18 yaşını doldurmamış kişiyi ifade eder.
Ancak görüntünün TCK 226/3 kapsamında değerlendirilebilmesi için yalnızca kişinin yaşının belirlenmesi yeterli değildir. İçeriğin müstehcen niteliği, ürünün üretim şekli ve suçlanan kişinin hangi fiili gerçekleştirdiği de belirlenmelidir.
Dolayısıyla 18 yaşından küçük bir kişinin sıradan fotoğrafını veya sosyal medya fotoğrafını telefonda bulundurmak elbette “çocuk pornografisi suçu” oluşturmaz. TCK 226 kapsamında müstehcen bir ürünün söz konusu olması gerekir.
18 yaşından küçük kişilerle internet üzerinden iletişim kurulmasının hangi durumlarda suç oluşturabileceği konusunda 18 Yaş Altı Biriyle Konuşmak Suç Mu? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.
Karşılıklı Cinsel Yazışma Çocuk Pornografisi Suçunu Oluşturur mu?
Salt yazışma ile çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerin üretilmesi veya bulundurulması birbirinden farklı hukuki konulardır.
Bir konuşmada cinsel içerikli ifadelerin bulunması, kendiliğinden TCK 226/3 anlamında çocuk pornografisi ürünü bulunduğu anlamına gelmez. Ancak yazışma sırasında çocuktan müstehcen görüntüler istenmesi, görüntü oluşturulmasının sağlanması, bu görüntülerin kaydedilmesi veya üçüncü kişilere gönderilmesi hâlinde somut olayın özelliklerine göre TCK 226 yanında çocukların cinsel istismarı, cinsel taciz, şantaj veya başka suç tipleri de gündeme gelebilir.
Konunun yazışma boyutu hakkında ayrıca Karşılıklı Cinsel Konuşma Suç Mu? başlıklı yazımızdan yararlanılabilir.
Başkasına Ait Müstehcen Fotoğrafı Paylaşmak Çocuk Pornografisi Suçu mudur?
Görüntüdeki kişinin çocuk olup olmaması burada temel ayrımlardan biridir.
Yetişkin bir kişinin mahrem görüntüsünün rızası dışında paylaşılması hâlinde özel hayatın gizliliğini ihlal ve koşullarına göre başka suçlar gündeme gelebilir. Görüntü çocukların kullanıldığı müstehcen bir ürün niteliğindeyse TCK 226 hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Bu ayrım hakkında Uygunsuz Fotoğraf Paylaşmanın Cezası başlıklı makalemizde daha ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
Çocuk Pornografisi Davalarında Arama ve El Koyma Hukuka Uygun Olmalıdır
Bu davaların neredeyse tamamında telefon, bilgisayar, tablet, harici disk veya başka dijital materyaller üzerinde inceleme yapılmaktadır.
Bu nedenle dijital delilin ne söylediği kadar nasıl elde edildiği de önemlidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/23109 sayılı kararında bilgisayar ve CD’ler üzerinde CMK 134’e uygun karar ve imaj alma işlemleri bulunmadan yapılan inceleme sonucunda elde edilen deliller hukuka uygun delil olarak kabul edilmemiştir.
Burada kararın verildiği dönemdeki mevzuat ile güncel düzenlemenin birbirinden ayrılması gerekir. 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan CMK 134’e göre, gerekli şartların varlığı hâlinde hâkim; gecikmesinde sakınca bulunan durumda ise Cumhuriyet savcısı bilgisayarda arama ve kopyalama kararı verebilir. Savcı kararının 24 saat içinde hâkim onayına sunulması gerekir. Ayrıca elkoyma sırasında verilerin yedeklenmesine ilişkin usuller de kanunda düzenlenmiştir.
Dolayısıyla savunmada yalnızca “arama kararı var mı?” sorusuyla yetinilmemeli;
- kararın kapsamı,
- hangi cihazları kapsadığı,
- imaj alma işlemleri,
- hash değerleri,
- veri bütünlüğü,
- incelemenin hangi kopya üzerinde yapıldığı,
- tutanaklar ve
- dijital materyalin teslim–muhafaza zinciri bir bütün hâlinde incelenmelidir.
Çocuk Pornografisi Davasında Beraat Hangi Durumlarda Mümkün Olabilir?

Her dosyanın kendi özellikleri bulunmakla birlikte Yargıtay kararlarından hareketle beraat veya bozma sonucuna yol açabilecek bazı temel sorunlar belirlenebilir:
- Suça konu görüntünün gerçekten çocukların kullanıldığı müstehcen içerik olduğunun kesin olarak belirlenememesi,
- çelişkili veya yetersiz bilirkişi raporları,
- dosyanın kullanıcı iradesi dışında geçici internet dosyalarına kaydedilmiş olması,
- görüntünün bilinçli depolandığının kanıtlanamaması,
- ortak kullanılan bilgisayar veya telefon nedeniyle faili belirlemenin mümkün olmaması,
- yalnızca IP aboneliğinden hareketle fail kabulü yapılması,
- NCMEC veya CyberTipline raporunun cihaz incelemesiyle desteklenmemesi,
- sosyal medya paylaşımının sanık tarafından yapıldığını gösteren teknik delil bulunmaması,
- hukuka aykırı arama veya dijital inceleme,
- yayınlama ile özel kişiye gönderme arasındaki hukuki ayrımın araştırılmaması.
Özellikle Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/2386 sayılı kararında ortak kullanılan şifresiz bilgisayar nedeniyle failin belirlenememesi beraat gerekçesi olurken; Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/23109 sayılı kararında otomatik internet kayıtlarının depolama kastını göstermeyebileceği kabul edilmiştir.
Müstehcenlik suçlarında verilen başka beraat kararları için Müstehcenlik Suçu Beraat Kararları başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Çocuk Pornografisi İddiasında Suçu Başka Birinin İşlemiş Olması
Dijital cihaz veya internet aboneliğinin kimin adına kayıtlı olduğu ile suçu fiilen kimin işlediği her zaman aynı olmayabilir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2020/4644 sayılı kararına konu olayda bir kişinin internet bağlantısı ve bilgisayarı üzerinden çocuk pornografisi görüntülerinin indirildiği iddiası bulunmasına rağmen başka bir şüpheli, bilgisayarı zaman zaman kendisinin kullandığını ve görüntüleri kendi flash belleğine aktardığını açıkça beyan etmiştir.
Yargıtay bu durumda delillerin mahkeme tarafından tartışılması gerektiğini ve bu beyanlar karşısında soruşturmanın dava açılmadan sona erdirilemeyeceğini değerlendirmiştir.
Karar, cihaz veya internet aboneliği sahibinin otomatik biçimde fail sayılamayacağını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Ceza soruşturmasında gerçek dışı cinsel suç isnatları ve bunlara karşı başvurulabilecek yollar bakımından ayrıca Cinsel İftira Mağdurları Hangi Hukuki Haklara Sahiptir? başlıklı yazımızdaki açıklamalardan yararlanılabilir.
Çocuk Pornografisi Davalarında Dijital Bilirkişi Raporunda Nelere Bakılmalıdır?
Bu dosyalarda sağlıklı bir savunma için bilirkişi raporunda en azından şu konuların açıklığa kavuşturulması önem taşır:
- Görüntünün hash değeri nedir?
- Dosya hangi tarihte cihaza gelmiştir?
- Kullanıcı tarafından mı indirilmiştir?
- İşletim sistemi veya tarayıcı tarafından otomatik mi kaydedilmiştir?
- Dosya açılmış veya tekrar kullanılmış mıdır?
- Özel bir klasöre taşınmış mıdır?
- Dosyanın adı kullanıcı tarafından değiştirilmiş midir?
- Görüntü başka bir kişiye gönderilmiş midir?
- Paylaşım hangi hesap ve cihazdan yapılmıştır?
- İhbara konu görüntü ile cihazda bulunan görüntünün hash değerleri aynı mıdır?
- Cihazı başka kişilerin kullanma ihtimali var mıdır?
- Görüntü silinmişse ne zaman ve ne şekilde silinmiştir?
- Silinmiş görüntü yalnızca adli bilişim programıyla mı ortaya çıkarılmıştır?
- Görüntüde bulunan kişinin çocuk olduğu teknik olarak nasıl belirlenmiştir?
- İnceleme hukuka uygun elde edilmiş imaj üzerinde mi gerçekleştirilmiştir?
Yargıtay’ın 2015/738, 2019/6041, 2019/4078 ve 2014/5099 sayılı kararları birlikte değerlendirildiğinde, dosyanın içeriğini ve oluşum biçimini açıklamayan soyut bilirkişi raporlarının mahkûmiyet için yeterli görülmemesi gerektiği açık biçimde ortaya çıkmaktadır.
NCMEC Raporu Çocuk Pornografisi Davasında Kesin Delil midir?
Hayır. NCMEC bildirimi ciddi bir teknik ihbar niteliğindedir ve soruşturmanın başlamasına neden olabilir; ancak raporda bir IP veya kullanıcı hesabının bulunması ile mahkûmiyet için gerekli ispat standardı aynı değildir.
Özellikle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/2684 sayılı kararı, sanık paylaşımı inkâr ediyorsa dijital materyaller üzerinde uzman incelemesi yapılarak paylaşımın sanığa ait olduğunun teknik biçimde araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
2026/2426 sayılı karar ise bu yaklaşımı daha da somutlaştırmış; CyberTipline ihbarındaki görüntünün sanığın telefon veya bilgisayarında bulunmaması ve paylaşımı sanığa bağlayan kesin delil elde edilememesi nedeniyle yayınlama suçundan verilen mahkûmiyetin isabetli olmadığını kabul etmiştir.
Dolayısıyla NCMEC dosyalarında şu üç soruyu birbirinden ayırmak gerekir:
Hangi hesap kullanılmıştır?
Hangi cihaz kullanılmıştır?
O cihazı suç tarihinde hangi kişi kullanmıştır?
Bu üç sorunun tek bir cevabı olduğu varsayılarak mahkûmiyet kurulması ceza muhakemesinin ispat kurallarıyla bağdaşmayabilir.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk pornosu bulundurmanın cezası kaç yıldır?
TCK 226/3 kapsamında çocukların kullanıldığı müstehcen ürünleri depolayan veya bulunduran kişi hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Çocuk pornosu paylaşmanın cezası nedir?
Paylaşımın biçimine göre TCK 226/3 veya TCK 226/5 uygulanabilir. Basın ve yayın yolu kapsamında kalan yayınlama fiillerinde ceza 6 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına ulaşabilir.
Telefonda çocuk pornosu bulunması suç mudur?
Bilerek kaydedilip bulundurulmuşsa suç oluşturabilir. Ancak görüntünün telefona otomatik olarak gelmesi, mesajlaşma uygulamasının önbelleğine kaydolması veya kullanıcı iradesi dışında cihazda bulunması hâlinde kast ayrıca araştırılmalıdır.
Bir tane çocuk pornosu görüntüsü bulunması yeterli midir?
Yargıtay’a göre bilinçli depolama veya bulundurma varsa tek görüntü de yeterli olabilir. Ancak görüntünün nasıl elde edildiği ve sanığın kastı ispatlanmalıdır.
Silinmiş çocuk pornosu görüntüsü nedeniyle ceza verilir mi?
Her olayda otomatik olarak verilmez. Görüntünün ne kadar süre tutulduğu, tasnif edilip edilmediği, kullanıcı tarafından bilinçli şekilde indirilip indirilmediği ve yalnızca adli bilişim programıyla mı geri getirildiği araştırılmalıdır.
NCMEC raporu tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?
Özellikle güncel Yargıtay kararları, sanığın paylaşımı inkâr ettiği durumlarda NCMEC verilerinin dijital cihaz incelemeleriyle desteklenmesini aramaktadır.
IP adresinin benim adıma olması ceza almam için yeterli midir?
Tek başına internet aboneliğinin kişi adına kayıtlı bulunması, paylaşımı veya indirme işlemini mutlaka onun yaptığını ispatlamaz. Ortak internet ve ortak cihaz kullanımı teknik delillerle araştırılmalıdır.
Telegram grubunda çocuk pornosu paylaşmak suç mudur?
Evet, çocukların kullanıldığı müstehcen görüntünün başkasının kullanımına sunulması suç oluşturabilir. Uygulamanın ve grubun niteliğine göre TCK 226/5’in uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuk Pornografisi Davalarında Ceza Avukatının Önemi

Çocuk pornografisi ve NCMEC dosyaları klasik ceza davalarından farklı olarak ceza hukuku ile adli bilişimin iç içe geçtiği dosyalardır.
Dosyada “çocuk pornosu bulundu” şeklinde tek cümlelik bir tespit mevcut olsa dahi savunma bununla yetinmemelidir. Görüntünün gerçekten çocuğa ait olup olmadığı, ne şekilde kaydedildiği, hangi kullanıcı tarafından indirildiği, otomatik kayıt ihtimali, IP–cihaz–hesap bağlantısı, dosya metadata bilgileri, hash değerleri, paylaşım kayıtları ve arama-el koyma işlemlerinin hukuka uygunluğu birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı şekilde yalnızca sanık açısından değil, gerçek çocuk istismarı mağdurlarının korunması bakımından da etkili ve teknik açıdan doğru yürütülen soruşturmalar büyük önem taşımaktadır. Gerçek faili ortaya çıkarmanın yolu, varsayımlardan değil güvenilir dijital delillerden geçmektedir.
Bu nedenle çocuk pornografisi, NCMEC raporu, müstehcen görüntü bulundurma veya sosyal medya üzerinden çocuklara ait müstehcen görüntü paylaşma nedeniyle yürütülen soruşturma ve davalarda dosyanın yalnızca ceza hukuku açısından değil, adli bilişim verileri ve güncel Yargıtay kararları doğrultusunda ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekir.
Müstehcenlik Suçu ve Çocuk Pornografisi Suçuyla ilgili hukuki problemlerinizde Cinsel Suçlar Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.


