Sarhoşken cinsel ilişkiye girmek her durumda suç değildir. Ancak kişinin alkol nedeniyle iradesini açıklayamayacak, davranışlarını yönlendiremeyecek veya kendisini savunamayacak derecede sarhoş olması halinde, bu kişinin içinde bulunduğu durumdan yararlanılarak gerçekleştirilen cinsel ilişki veya diğer cinsel davranışlar cinsel saldırı suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle “Sarhoşken cinsel ilişki suç mudur?” sorusunun cevabı yalnızca kişinin alkol alıp almadığına bakılarak verilemez. Asıl önemli olan, olay sırasında kişinin gerçek anlamda rıza gösterebilecek durumda olup olmadığıdır.
Özellikle ceza yargılamasında alkol miktarı, kişinin olay sırasındaki davranışları, olay öncesi ve sonrasındaki hareketleri, tanık anlatımları, kamera görüntüleri, mesajlaşmalar, sağlık raporları ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporları birlikte değerlendirilmelidir.
Bu konuda daha önce ayrıntılı olarak ele aldığım [Cinsel Suçlarda Somut Delil], [Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi?], [Cinsel Suçlarda DNA Delili] ve [Cinsel İftira Mağdurları] başlıklı yazılar da konunun delil ve ispat boyutunun anlaşılması bakımından önem taşımaktadır.
Sarhoş Olmak Tek Başına Cinsel İlişkiyi Suç Haline Getirir mi?
Bir kişinin alkol almış olması, onun cinsel ilişkiye rıza gösterme yeteneğini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yetişkin iki kişinin karşılıklı ve özgür iradeleriyle cinsel ilişkiye girmeleri, taraflardan birinin alkol almış olması nedeniyle kendiliğinden suç haline gelmez.
Burada birbirinden ayrılması gereken iki farklı durum bulunmaktadır:
Birinci durumda, kişi alkol almıştır ancak olay sırasında çevresinin farkındadır, ne yaptığını bilmektedir, karar verme yeteneğini kullanabilmektedir ve cinsel ilişkiye özgür iradesiyle rıza göstermektedir.
İkinci durumda ise, kişi alkol nedeniyle bilincini veya iradesini önemli ölçüde kaybetmiş, kendisini savunamayacak veya cinsel davranış konusunda özgür iradesini ortaya koyamayacak hale gelmiştir.
İkinci durumda kişinin sarhoşluğundan yararlanılarak gerçekleştirilen cinsel eylemin hukuki değerlendirmesi tamamen farklıdır.
Dolayısıyla “Alkollü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmek suç mudur?” sorusuna tek kelimelik “evet” veya “hayır” cevabı vermek doğru değildir.
Sarhoşluk derecesi neden önemlidir?
Çünkü ceza hukuku bakımından yalnızca kandaki alkol oranının bulunması değil, alkolün kişinin iradesi ve bedensel savunma yeteneği üzerindeki etkisi önem taşır.
Örneğin kişinin birkaç kadeh içki içmiş olması ile baygın halde bulunması hukuken aynı şekilde değerlendirilemez.
Bu nedenle somut olayda;
- Kaç promil alkol bulunduğu,
- Alkolün ne zaman alındığı,
- Olaydan ne kadar süre önce içki içildiği,
- Kişinin olay sırasında konuşup konuşamadığı,
- Yürüme ve denge durumu,
- Olayları algılayıp algılayamadığı,
- Olay sırasında direnme veya karşı koyma imkanının bulunup bulunmadığı,
- Olaydan sonra neler yaptığı,
- Tanıkların gözlemleri,
- Kamera görüntüleri,
- Mesaj ve telefon kayıtları,
- Doktor ve Adli Tıp raporları birlikte değerlendirilmelidir.
Cinsel İlişkide Sarhoş Kişinin Rızası Geçerli midir?
Bu sorunun cevabı, kişinin rızasını açıklayabilecek durumda olup olmadığına göre belirlenmelidir.
Ceza hukukunda rıza, yalnızca “hayır dememek” anlamına gelmez. Rızanın gerçek anlamda özgür bir iradeye dayanması gerekir.
Örneğin kişi alkol almış olmasına rağmen olay sırasında bilinçli şekilde karar verebiliyor, karşısındaki kişiyle iletişim kurabiliyor ve cinsel ilişkiye yönelik iradesini ortaya koyabiliyorsa, sırf alkollü olması nedeniyle verilen rızanın geçersiz olduğu söylenemez.
Buna karşılık kişi;
- bilincini büyük ölçüde kaybetmişse,
- olayları algılayamıyorsa,
- davranışlarını yönlendiremiyorsa,
- kendisini savunamayacak durumdaysa,
- cinsel eyleme ilişkin özgür iradesini ortaya koyamayacak haldeyse, bu kişinin içinde bulunduğu durumdan yararlanılarak gerçekleştirilen cinsel eylemin “rıza vardı” denilerek hukuka uygun kabul edilmesi mümkün olmayabilir.
Burada özellikle rıza ile hareketsizlik birbirinden ayrılmalıdır.
Bir kişinin direnmemesi, her zaman cinsel ilişkiye rıza gösterdiği anlamına gelmez. Özellikle ağır sarhoşluk, baygınlık veya bilincin önemli ölçüde etkilenmesi halinde kişinin direnememesi, rıza bulunduğunu göstermeyebilir.
Yargıtay’a Göre Sarhoşluk ve Cinsel İlişki

Yargıtay kararları incelendiğinde, Yüksek Mahkemenin somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirmeler yaptığı görülmektedir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan temel ilke şudur:
Alkol kullanılması tek başına cinsel saldırı suçunun oluşması için yeterli değildir; ancak alkolün mağdurun iradesini ortadan kaldıracak veya kişinin kendisini savunamayacak hale gelmesine neden olduğu somut olarak ortaya konulabiliyorsa, bu durum cinsel saldırı bakımından belirleyici olabilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/8289 sayılı kararında, mağdure ile sanığın birlikte alkol aldığı ve sonrasında cinsel ilişkinin gerçekleştiği bir olay değerlendirilmiştir.
İlk derece mahkemesi; mağdurenin vücudunda bulunan diş kırığı, morluklar ve diğer yaralanmaları da dikkate alarak ilişkinin rıza dışında gerçekleştiği sonucuna ulaşmış ve sanığın mahkumiyetine karar vermiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise dosya kapsamındaki delilleri ve mahkemenin değerlendirmesini inceleyerek sanık müdafiinin temyiz nedenlerini yerinde görmemiş ve mahkumiyet hükmünü onamıştır.
Bu kararın önemli taraflarından biri, sarhoşluk iddiasının olayın diğer delillerinden bağımsız olarak değerlendirilmemesi gerektiğini göstermesidir.
Somut olayda fiziksel bulgular, olayın gelişimi ve mağdurenin olaydan sonraki davranışları birlikte değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla “Mağdur alkollüydü” şeklindeki tek bir tespit, olayın hukuki sonucunu kendiliğinden belirlememektedir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/1722 sayılı kararında, Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı anlatımları, olay örgüsünün tutarlılığı ve olaydan hemen sonra alınan sağlık raporları ile Adli Tıp raporları birlikte değerlendirmiştir.
Bu karar, cinsel suçlarda tek bir delilin değil, delillerin birbirleriyle olan bağlantısının önemini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Cinsel suçlarda çoğu zaman olayın doğrudan görgü tanığı bulunmayabilir. Bu nedenle mağdur beyanının yanı sıra olayın hemen sonrasında yapılan başvuru, sağlık raporları, fiziksel bulgular, mesajlaşmalar ve diğer maddi olgular önem kazanabilir.
Bu noktada daha önce yayımladığım [Cinsel Suçlarda Somut Delil] başlıklı yazıda ele aldığım ispat sorunları da önem kazanmaktadır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/6953 sayılı kararında da mağdurenin alkol içmeye zorlandığı ve sarhoş hale geldiği, bu durumdan yararlanılarak cinsel istismar gerçekleştirildiği kabul edilen bir olay bulunmaktadır.
Kararın olay örgüsünde mağdurenin alkol içirilerek sarhoş hale getirildiği ve sonrasında cinsel eylemlere maruz bırakıldığı belirtilmektedir.
Bu karar, özellikle kişinin alkol nedeniyle savunmasız hale gelmesinden bilinçli olarak yararlanılması iddiasının cinsel suçlarda neden önemli olduğunu göstermektedir.
Burada alkol kullanımı olayın tesadüfi bir unsuru olmaktan çıkmakta ve failin eyleminin değerlendirilmesinde önemli bir olgu haline gelmektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2024/3416 sayılı kararında ise sanıkların mağdureye alkol içeren meyve suyu içirerek sarhoş olmasını sağladıkları ve ardından cinsel nitelikte eylemlerde bulundukları iddiası değerlendirilmiştir.
Bu kararın da gösterdiği üzere, kişinin sarhoşluğundan yararlanılması ile tarafların birlikte alkol alması aynı hukuki durum değildir.
Dolayısıyla her dosyada şu soruların cevaplandırılması gerekir:
Alkolü kim verdi?
Kişi ne kadar alkol aldı?
Alkol nedeniyle ne hale geldi?
Sanık bu durumdan haberdar mıydı?
Sanık kişinin bu durumundan yararlandı mı?
Cinsel eylem sırasında mağdurun iradesi mevcut muydu?
Bu soruların cevapları olayın hukuki niteliğinin belirlenmesinde önemlidir.
1,70 Promil Alkol Cinsel Saldırı Bakımından Ne Anlama Gelir?
Yargıtay kararlarından özellikle dikkat çekici olanlardan birinde, olaydan sonra alınan alkol raporunda 0,67 promil tespit edilmiş; Adli Tıp Kurumu değerlendirmesinde ise olay anındaki alkol düzeyinin ortalama olarak 1,70 promil olduğu kabul edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Dairesinin ………… tarihli ve 2018/ …… karar numaralı raporunda, 1,50 promilin üzerindeki kan alkol düzeyinin orta-ileri derecede sarhoşluğa neden olabileceği ve algılama ile muhakemeyi etkileyebileceği değerlendirilmiştir.
Kararda bu değerlendirmelerden hareketle olay sırasında kişinin;
- algılama ve muhakeme bozukluğu içerisinde olduğu,
- iradesini ortaya koyabilecek durumda bulunmadığı,
- denge ve koordinasyon bozukluğu yaşadığı,
- karar verme yeteneğini kaybettiği,
- beden bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Burada önemli bir ayrıntı bulunmaktadır:
Yargıtay açısından belirleyici olan yalnızca “1,70 promil” rakamı değildir.
Promil değerinin kişinin olay sırasındaki algılama, muhakeme, karar verme ve kendisini savunma yeteneğine etkisi esas alınmıştır.
Bu nedenle “1,70 promil üzerindeki herkesin rızası geçersizdir” şeklinde genel bir hukuk kuralı çıkarmak doğru değildir.
Her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
Alkol Nedeniyle Kendisini Savunamayacak Durumda Olan Kişiyle Cinsel İlişki
Özellikle ağır sarhoşluk durumlarında gündeme gelen en önemli kavramlardan biri, kişinin bedenen kendisini savunamayacak durumda olmasıdır.
Yargıtay kararında Adli Tıp değerlendirmesine dayanılarak kişinin olay sırasında bilişsel ve davranışsal yeteneklerini kaybettiği, karar verme iradesini kullanamadığı ve cinsel ilişki sırasında beden bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu kabul edilmiştir.
Bu tür durumlarda kişinin olay sırasında “hayır” dememiş olması da tek başına rıza bulunduğu anlamına gelmez.
Çünkü kişinin fiziksel veya zihinsel kapasitesinin ciddi biçimde etkilenmesi nedeniyle karşı koyamaması mümkündür.
Dolayısıyla ceza yargılamasında;
“Direnmedi.”
“Bağırmadı.”
“Kendisi sanıkla birlikte eve gitti.”
“Daha önce birlikte alkol içmişlerdi.” gibi olguların tek başına rıza sonucunu doğurduğu söylenemez.
Bütün olay örgüsü değerlendirilmelidir.
Uyuyan veya Bilinci Yerinde Olmayan Sarhoş Kişiyle Cinsel İlişki
Sarhoşluğun en ağır biçimlerinden biri kişinin bilincini kaybetmesi veya uyku/şuur bozukluğu nedeniyle cinsel davranış konusunda irade oluşturamayacak hale gelmesidir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/7199 sayılı kararında da mağdurenin alkol aldıktan sonra pansiyona döndüğü ve sarhoş halde uyuduğu bir olay değerlendirilmiştir. Kararın olay anlatımında sanığın uyumakta olan mağdureyle onun iradesi dışında cinsel ilişkiye girdiği ve mağdurenin sonrasında uyanarak sanığı uzaklaştırdığı belirtilmektedir.
Buradaki hukuki sorun, kişinin sarhoş olup olmamasından daha ileri bir noktadadır:
Kişi cinsel eylem sırasında bilinçli ve özgür bir iradeye sahip midir?
Uyuyan veya bilinci kapalı bir kişinin cinsel ilişkiye yönelik özgür iradesinden söz etmek mümkün değildir.
Bu nedenle böyle olaylarda “alkol aldı ve kendi isteğiyle eve gitti” şeklindeki bir savunmanın tek başına yeterli olması beklenemez. Kişinin cinsel eylemin gerçekleştiği andaki durumu ayrıca incelenmelidir.
Cinsel Suçlarda Mağdurun Beyanı Tek Başına Yeterli Olabilir mi?
Cinsel suçlar çoğu zaman kapalı alanlarda veya iki kişi arasında gerçekleştiğinden, her olayda kamera görüntüsü, DNA veya görgü tanığı bulunması beklenemez.
Bu nedenle mağdur beyanı bazı durumlarda önemli bir delil niteliği taşıyabilir.
Ancak mağdur beyanının değerlendirilmesinde;
- Tutarlı olup olmadığı,
- Aşamalar arasında çelişki bulunup bulunmadığı,
- Olayın diğer delillerle desteklenip desteklenmediği,
- Olayın ne zaman ve nasıl bildirildiği,
- Sanıkla mağdur arasındaki önceki ilişki,
- Mesajlaşmalar,
- Kamera kayıtları,
- Fiziksel bulgular,
- Adli Tıp raporları bir bütün halinde ele alınmalıdır.
Daha önce yayımladığım [Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi?] başlıklı makalemde de bu konuyu ayrıntılı olarak incelemiştim.
Özellikle yetişkinler arasındaki cinsel saldırı iddialarında, “mağdurun beyanı var” şeklindeki basit bir yaklaşım yerine, beyanın güvenilirliği ve dosyanın diğer delilleriyle uyumu üzerinde durulmalıdır.
Cinsel Suçlarda DNA Delili Yoksa Ne Olur?

Sarhoşken gerçekleştirildiği iddia edilen cinsel suçlarda DNA incelemesi önemli bir delil olabilir.
Ancak DNA bulunmaması, tek başına cinsel saldırının gerçekleşmediğini de göstermez.
Örneğin;
- Boşalma gerçekleşmemiş olabilir,
- Cinsel eylemin niteliği DNA bırakmaya elverişli olmayabilir,
- Deliller olaydan sonra ortadan kalkmış olabilir,
- Aradan uzun zaman geçmiş olabilir,
- Mağdur veya sanık yıkanmış olabilir,
- Kıyafet veya çarşaf gibi deliller korunmamış olabilir.
Bu nedenle “DNA yoksa cinsel saldırı yoktur” şeklindeki bir değerlendirme de hukuken doğru değildir.
Öte yandan DNA veya başka bir maddi delilin bulunmaması, özellikle mağdur anlatımında ciddi çelişkilerin bulunması halinde savunma açısından önem taşıyabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı olarak [Cinsel Suçlarda DNA Delili] başlıklı yazımda ele aldım.
Yargıtay: Her Alkollü Kişi Savunmasız Kabul Edilemez
Burada özellikle önemli bir diğer husus, Yargıtay kararlarında alkol etkisinin somut biçimde ortaya konulmasının önem taşımasıdır.
Ekteki kararlardan birinde, mağdurenin olay sırasında iradesini ortadan kaldıracak ve karşı koymasına engel olacak düzeyde uyuşturucu veya alkol etkisinde olduğunu gösteren somut bir tespit bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu yaklaşım son derece önemlidir.
Çünkü ceza yargılamasında;
“Alkol aldı.” İle “Alkol nedeniyle iradesini kullanamayacak ve kendisini savunamayacak hale geldi.” ifadeleri aynı anlama gelmez.
İkinci durumun somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Sarhoşken Cinsel İlişki İddiasında Hangi Deliller Önemlidir?
Bir kişinin sarhoşken cinsel saldırıya uğradığının iddia edildiği soruşturma veya kovuşturmada aşağıdaki deliller özellikle önem taşıyabilir:
Alkol raporu
Olaydan sonra alınmış alkol raporu, kişinin kanındaki alkol miktarının belirlenmesi bakımından önemlidir.
Ancak raporun olaydan ne kadar sonra alındığı da ayrıca dikkate alınmalıdır.
Adli Tıp Kurumu raporu
Kandaki alkol miktarı ile kişinin olay sırasındaki zihinsel ve bedensel durumu arasında değerlendirme yapılması gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporları önem kazanabilir.
Kamera kayıtları
Kişinin olaydan önce ve sonra nasıl hareket ettiği, yürüyüp yürüyemediği, bilincinin yerinde olup olmadığı gibi hususlar kamera görüntülerinden anlaşılabilir.
Tanık anlatımları
Özellikle olay öncesinde mağdurun yanında bulunan kişilerin anlatımları, mağdurun ne kadar alkollü olduğunu ortaya koyabilir.
Mesaj ve telefon kayıtları
Olaydan önce veya sonra yapılan mesajlaşmalar, tarafların olayla ilgili davranışlarının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Sağlık raporları
Darp, morluk, sıyrık veya başka fiziksel bulguların bulunması olayın rıza dışında gerçekleştiği iddiasını destekleyebilir.
DNA ve biyolojik deliller
Cinsel eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği ve taraflar arasındaki biyolojik temas bakımından önemli olabilir.
Bu nedenle cinsel suç soruşturmalarında yalnızca tek bir delile odaklanmak yerine, bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Sarhoşluk Cinsel Saldırı İddiasında Sanık Savunması Nasıl Değerlendirilmelidir?
Sanık açısından en önemli hususlardan biri, “mağdur alkollüydü” şeklindeki soyut bir savunma ile yetinilmemesidir.
Eğer sanık, cinsel ilişkinin rıza ile gerçekleştiğini savunuyorsa;
- Tarafların olay öncesindeki ilişkisi,
- Birlikte alkol alıp almadıkları,
- Olay yerine nasıl gittikleri,
- Mağdurun olay sırasındaki davranışları,
- Taraflar arasındaki mesajlaşmalar,
- Olaydan sonraki iletişim,
- Olayın neden ve ne zaman şikayet edildiği,
- Kamera görüntüleri,
- Tanık anlatımları,
- Sağlık raporları bir bütün olarak ortaya konulmalıdır.
Çünkü savunmanın amacı yalnızca “mağdur rıza gösterdi” demek değil, rıza bulunduğunu gösteren somut olguları dosyaya kazandırmak olmalıdır.
Cinsel İftira İhtimali de Araştırılmalı mıdır?
Cinsel suç isnatları kişinin sosyal ve mesleki hayatı üzerinde son derece ağır sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle soruşturma makamları ve mahkemeler, bir yandan gerçek bir cinsel saldırı iddiasının etkin biçimde araştırılmasını sağlarken, diğer yandan masum bir kişinin yalnızca soyut veya çelişkili bir isnat nedeniyle cezalandırılmasını önlemek zorundadır.
Özellikle;
- Mağdur anlatımlarındaki ciddi çelişkiler,
- Olayın oluş şekliyle bağdaşmayan iddialar,
- Kamera görüntüleri,
- Mesaj içerikleri,
- Tanık anlatımları,
- Fiziksel bulgularla anlatım arasındaki uyuşmazlıklar,
- Sonradan ortaya çıkan farklı anlatımlar varsa bunların ayrıca araştırılması gerekir.
Bu konuda [Cinsel İftira Mağdurları] başlıklı yazımda ayrıntılı değerlendirmelere yer verdim.
Burada önemli olan, cinsel suç iddiasını peşinen doğru veya yanlış kabul etmek değil; delilleri objektif biçimde değerlendirmektir.
Sonuç: Sarhoşluk ile Rızasızlık Aynı Şey Değildir
Sarhoşken cinsel ilişki suç mudur? Sorunun doğru cevabı şudur:
Her sarhoşken gerçekleştirilen cinsel ilişki suç değildir.
Ancak kişinin alkol nedeniyle özgür iradesini kullanamayacak veya kendisini savunamayacak durumda olduğu somut biçimde ortaya konulmuşsa, bu kişinin içinde bulunduğu durumdan yararlanılarak gerçekleştirilen cinsel eylem cinsel saldırı suçunu oluşturabilir.
Bu nedenle cinsel suç soruşturmalarında yalnızca “alkollüydü” veya “alkollü değildi” şeklindeki değerlendirmeler yeterli değildir.
Alkol oranı, olayın zamanı, kişinin davranışları, bilinç durumu, fiziksel ve ruhsal kapasitesi, tarafların olay öncesi ve sonrası davranışları, mağdur ve sanık beyanları, tanık anlatımları, kamera görüntüleri, sağlık raporları ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle sanık açısından da yalnızca mağdurun “rıza göstermedim” şeklindeki beyanının bulunması veya mağdurun olay sırasında alkollü olması üzerinden otomatik bir mahkumiyet sonucuna gidilmemelidir. Ceza mahkumiyeti için dosyadaki delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir.
Cinsel suç iddialarında hem mağdurun korunması hem de masumiyet karinesinin gözetilmesi zorunludur. Bu nedenle her somut olayın kendi delilleri ve koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
Cinsel Suçlar ve Sarhoşken Cinsel İlişki konusu ile ilgili olarak Cinsel Suçlar Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.


