Follow us on :

Ortopedi Malpraktis Örnek Yargıtay Kararları

Yazımızda, ortopedi malpraktis örnek Yargıtay kararları üzerinden görevi ihmal ve taksirle yaralama suçları inceleme konusu yapılacaktır.

Sağlık ceza hukukunda malpraktise yönelik en fazla karşılaşılan suç tiplerini, hekimlerin taksirle yaralama suçu ve görevi ihmal suçuna ilişkin iddialar oluşturmaktadır.

Hekimler ve yardımcı sağlık personelinin işledikleri iddia olunan, taksirle yaralama ve görevi ihmal suçlarının kapsamına, unsurlarına ve cezalarına ilişkin daha önceki yazılarımızda ayrıntılı bilgi verilmişti. Linkler üzerinden bu bilgilere erişim sağlanabilir.

Bu yazımızda ise konuya daha spesifik yaklaşılarak ortopedi malpraktis örnek Yargıtay kararları baz alınarak yargı makamlarının konuya bakış açısı aktarılmaya çalışılacaktır.

Mahkûmiyet Kararının Onandığı Ortopedi Malpraktis Örnek Yargıtay Kararları

1-Kalça Protezi Çıkığı (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/5389 sayılı karar)

Olayın Seyri

Katılan …’in sol kalçada ağrı ve hareket kısıtlılığı şikayetleri ile … Devlet Hastanesinde görevli ortopedi uzmanı sanık … tarafından muayene edildiği ve yapılan tetkikler sonucu 11/03/2009 tarihinde katılana total kalça protez ameliyatı yapıldığı, ameliyattan bir gün sonra katılanın sol ayak bileği ve sol ayak parmaklarını oynatamadığı, bunun üzerine yeniden muayene edildiği, kalça kırığı tespit edilen katılana sanık tarafından kalça redüksiyonu yapıldığı, katılan hakkındaki 07/01/2013 tarihli kati adli raporunda mağdurun sol kalçasına total protez takılmasının tek başına sol bacak için işlev kaybı niteliğinde olduğu hususunun belirtildiği anlaşılmaktadır.

Adli Rapor

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun raporuna göre, “ameliyat sonrası kalça protezi çıkığı oluşarak, sinire bası yaptığı ve sinir hasarına neden olduğunun anlaşıldığı, hastaya konulan sol koksartroz tanısı sonucu ameliyat endikasyonu bulunduğu, ameliyat sonrası ilk 24 saatte gelişen total kalça protezi çıkığı ve siyatik sinir paralizisinin bu tür ameliyatlardan sonra oluşabilen “komplikasyon” olarak nitelendirildiği, ancak her iki komplikasyonun birlikte görülmesi dikkate alındığında, ameliyat sonrası röntgen değerlendirilmesinde asetabuler komponentin muhtemel yerleşim probleminin olması ve erken dislokasyon sebepleri arasında sayılan protezin uyumsuz yerleştirilmesi gibi faktörlerin yeterince değerlendirilmediği, ameliyat sonrası güvenli zon denilen hareket açıklığının tanımlanmaması ve gelişen siyatik sinir hasarı sonrası steroid uygulanmaması ve iyileşme yönünden fizik tedavi uygulanmaması gibi tedavi eksikliklerinin de bulunduğu, söz konusu durumların komplikasyon yönetiminde eksiklik olarak değerlendirildiği, ortopedi ve travmatoloji uzmanı doktor …’un bu yönden kusurlu bulunduğu” bildirilmiştir.

Yargıtay Kararı

Yargıtay’a göre, sanığın eylemi TCK’nın 257/2. maddesindeki ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilerek, sanığın bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi tarafından delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu TCK’nın 89/1. maddesi uyarınca sanık olan doktorun taksirle yaralama suçundan cezalandırılması yasaya aykırıdır.

2- Osteotomisi + Fiksasyon Ameliyatı (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/4281 sayılı karar)

Olayın Seyri

….. Özel…. Hastanesinde ortopedi uzmanı olarak görev yapan sanığa dirseğinde düşmeye bağlı ağrı şikayetiyle başvuran katılana sanık tarafından 25.04.2013 tarihinde önceye bağlı kırık sekeli sebebiyle şekil bozukluğu tanısıyla büyük kemik osteotomisi + fiksasyon ameliyatı yapıldığı, ameliyat sonrası aylar geçmesine rağmen ağrıları devam eden hastanın kolundaki kırıkta iyileşme olmayınca daha sonra başka bir sağlık kuruluşuna başvurarak yeniden ameliyat olduğu anlaşılmaktadır.

Adli Rapor

 İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesince düzenlenen adli rapora göre “Eski kırığa bağlı kemik düzensizliğinin düzeltilmesi amacıyla için osteotomi + fiksasyon ameliyatının uygulanan yöntemlerden biri olduğu ancak ameliyatta wedge rezeksiyonu uygun yerden yapılmakla birlikte açılanmasının yetersiz olduğunun tespit edildiği, osteotomilerden sonra fiksasyon için uygun olan materyalin tek veya çift kolon plak vida olduğunun tıbben bilindiği, bununla birlikte mevcut ameliyatta bunların tercih edilmediğinin görüldüğü, kullanılan materyallerin ise tespitte yetersiz kaldığı ve rijit olmadığının tespit edildiği, ameliyat sonrası hastada pseudoartroz geliştiği, pseudoartroz nedenleri multifaktoriyel olmakla birlikte mevcut olguda kullanılan tespit yönteminin pseudoartroz gelişimine katkıda bulunduğunun tespit edildiği dolayısıyla ameliyatı yapan Dr. …’nun bu yönden kusurlu bulunduğun” tespit edildiği ve yapılan ameliyat neticesinde meydana gelen pseudoartrozun (ameliyat ile oluşturulan kemik kırığının kaynamaması durumunun) katılanda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek bir yaralanmaya sebep olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay Kararı

Yargıtay, ilk derece mahkemesi tarafından sanık olan doktor hakkında taksirle yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararını onamıştır.

3- Alçılama İşlemi Sonrası Anaerob Enfeksiyon (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/1974 sayılı karar)

Olayın Seyri

…Hastanesinde ortopedi uzmanı olarak görev yapan sanığa, mağdur …’nın evlerinin bahçesinde oynamaktayken çitten düşmesi sonucu sol kolundan kan gelmesi sebebiyle, annesi ve dedesi tarafından başvurulduğu, mağdurun yapılan muayenesinde spiral şaft kırığı ve radius başı çıkığı teşhisi konularak, kolunun alçıya alındığı ve üç gün sonra kontrol için gelmesi tavsiye olunarak, taburcu edildiği, iki gün sonra aynı kolda ağrı ve morarma şikayeti ile yeniden sanığa başvurulduğu, bu kez alçıda yapılan gevşetme ile parmakların renginin ve sıcaklığının normale dönmesi üzerine eve giden mağdurun, 4-5 saat sonra parmak uçlarında morarma ve ağrının arttığı gerekçesiyle tekrar hastaneye geldiği, yapılan muayenede sol ön kolunda, el bilek ve parmaklarında soğukluk ve morarma görülmesi üzerine gazlı gangren şüphesiyle acilen ameliyata alındığı, gerçekleştirilen ameliyatta kolun yıkanarak yara açık kalacak şekilde uzun kol atel alçısına gevşekçe sarılarak, hastanın takibinin tam teşekküllü bir hastanede yapılması gerektiğinden bahisle…Üniversitesine sevk edildiği, …Plastik Cerrahi Anabilim dalında elin dolaşım sıkıntısı yaşama ihtimaline karşın hastanın müşahede altında tutulduğu, bir gün sonra tedavi amaçlı eksplorasyona alınan hastanın ön kolunda dolaşımın kapanması sebebiyle sol kol dirsek altından kesilmiştir.

Adli Rapor

İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden alınan raporda; “Olayın hemen akabinde yapılan alçılama işlemi sonrası anaerob enfeksiyon olma ihtimali de göz önünde bulundurularak etkin bir antibiyoteripi uygulanması gerekeceği, dava dosyasında bulunan belgelere göre etkin bir antibiyoterapi yapıldığına ilişkin belge bulunmadığı, bunun bir eksiklik olarak değerlendirileceği ve sanığın kusurunun bulunduğu” bildirilmiştir.

Yargıtay Kararı

Yargıtay, ilk derece mahkemesi tarafından sanık olan doktor hakkında taksirle yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararını onamıştır.

Adli Raporlar Arasındaki Çelişki Nedeniyle Dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna Gönderilmesi Gerektiğine Yönelik Yargıtay Kararı

Klavikula Kırığında İmplant Uygulanması (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/8003 sayılı karar)

Olayın Seyri

Katılanın 28.03.2011 günü sağ klavicula parçalı kırığı nedeniyle ….. Devlet Hastanesi Ortopedi Polikliniğine müracaat ettiğiortopedi uzmanı olarak görev yapan sanık doktor tarafından hastanın muayene edildiği ve aynı gün yatışı yapılarak 29.03.2011 tarihinde ameliyata alındığı, kırığın implant ile tespitinin yapıldığı, 30.03.2011 tarihinde taburcu edildiği, yapılan takibinde enfeksiyon oluştuğu ve kırıkta kaynamanın gerçekleşmediği görülerek 03.10.2011 günü sanık tarafından yapılan operasyonda bir vida hariç implantların çıkarıldığı, enfeksiyonun temizlendiği, kırık vidanın ise çıkarılmadığı, katılanın rahatsızlığının devam ettiğini belirterek sanık doktor hakkında şikayetçi olmuştur.

Adli Raporlar

Mersin Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporunda, “her cerrahi girişimde olduğu gibi kırıkların cerrahisinde de enfeksiyon (mikrop kapma) riski mevcut olduğu, implant (vücut içerisinde kalan metal cihazlar) kullanılan girişimlerde ise enfeksiyon riskinin daha yüksek olduğu, enfeksiyon gelişen hastada implant çıkarılmasına mecbur kalınabilir ki enfeksiyon ile birlikte bu durum da kemiğin kaynamasını engelleyebilir olduğu, yük taşıyan kemiklerde hastanın yaşamsal işlevlerini devam ettirebilmesi için kemiğin kaynamasının şart olduğu, ancak klavikula gibi kemiklerde kemik kaynamasa dahi hasta işlevlerinin tümünü gerçekleştirebileceği, söz konusu hastada gelişen olayların olağan komplikasyonlar olduğu, implant ile tedavi gerçekleştirilmiş ve enfeksiyon gelişmiş, enfeksiyonun antibiyotik tedavisine direnç göstermesi nedeniyle implantın çıkarılmış, kırık vida parçalarını çıkarmak için kemiğe daha fazla zarar verileceğinden çıkarılmasının elzem olmadığı, metalin hasta vücudunda paslanmasının mümkün olmadığı, kullanılan metaller T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından kullanımı onaylanan paslanmaz materyaller olduğu, klavikula psödoartrozu doğrudan omuz ekleminin hareket kısıtlılığına neden olmamakla birlikte tedavi sürecindeki hareketsizlik ve ağrının hareket kaybı yapmış olma ihtimalinin daha yüksek olduğu, zaman içerisinde omuz hareketlerinde kazanç gelişme ihtimalinin mevcut olduğu, sonuç olarak …’a ait tıbbi belgelerin incelenmesi ve Ortopedi Anabilim Dalı ile birlikte yapılan değerlendirme sonucunda; söz konusu hastada gelişen olayların olağan komplikasyonlar olduğu, hastaya uygulanan metalin hasta vücudunda paslanmasının mümkün olmadığı, kullanılan metallerin T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından kullanımı onaylanan paslanmaz materyaller olduğunu, mevcut olguda Dr. … in teşhis, tedavi ve takıp aşamalarında bir kusurunun bulunmadığı” bildirilmiştir.

Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulunun raporunda, “klavikula kırıklarında genel olarak konservatif yaklaşım tercih edilse de, cerrahi tedavilerin de güncel yaklaşımlar arasında yer aldığı, kişinin postoperatif dönem grafilerinin Kurulumuzca incelenmesiyle uygulanan plağın her iki kırık hattına ikişer adet vida ile tespit ettirildiğinin anlaşıldığı, bu yaklaşımın tespit için çok yeterli olmayan bir teknik olduğu cihetle; kişiye uygulanan ameliyat tekniğinin yetersiz bulunduğu ve eksik eylem olarak değerlendirildiği” belirtilmiştir.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi Anabilim Dalı Başkanlığının raporunda ise, “Klavikula kırıkları çoğunlukla ameliyatsız tedavi edilmekte birlikte, günümüzde artan bir şekilde cerrahi tedavide yapılmaktadır. Ameliyatı yapan hekimin o andaki bilgi, deneyim ve muayene bulguları bu kararda etkili olmaktadır. Ameliyat sonrası enfeksiyon birçok nedene bağlı oluşabilen ve hiçbir cerrahın istemediği bir komplikasyondur. Enfeksiyon gelişen bir ameliyatta, tüm tedavilere rağmen enfeksiyon düzelmezse. Osteosentez için konulan tüm implantların çıkarılması gerekir. Dr. …. bu işlemi yapmıştır. Kemikteki kaynamama implant yetersizliğinden ziyade enfeksiyona bağlı gelişmiş olabilir. Klavikula kırığının tespitinde her iki kırık tarafına 2 vida konulmasına rağmen enfeksiyon gelişmese kırık kaynayabilirdi. İmplant çıkarılırken bir vida başının kırılması durumunda, kemik içindeki kırık vida problem yaratmazsa, daha geniş işlem yapılarak çıkartılması şart değildir. Kemik içinde yıllarca sorun yapmadan kalabilir ve kemik içinde paslanma yapmaz. Op. Dr. ….. tüm olumsuz gelişmelere rağmen hastasına sahip çıkmış takip etmiş ve gerekli müdahaleleri yapmış olup, teşhis, tedavi ve takipte önemli bir kusuru olmadığı kanaati” bildirilmiştir.

Yargıtay Kararı

Yargıtay, dosyanın kül halinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilerek sanık tarafından yapılan tetkik, muayene, operasyon ve tanı bilgilerinin doğru olup olmadığı, tedavi sürecinde tıp kurallarına uymayan kusurlu bir davranışı olup olmadığına ilişkin kusur raporu aldırılıp bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğini belirtmiş ve ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararını bozmuştur.

Beraat Kararının Onandığı Ortopedi Malpraktis Örnek Yargıtay Kararları

Sağ Femur Çok Parçalı Dağınık Kırığı Ve Sağ Ön Kol Çift Parçalı Kırığı (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/8575 sayılı karar)

Olayın Seyri

Katılanın, 20.03.2006 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle müracaat ettiği hastanede, sağ femur çok parçalı dağınık kırığı ve sağ ön kol çift parçalı kırığı tesbit edilerek ortopedi uzmanı olan sanık tarafından 22.03.2006 ameliyata alınarak, sağ femur scopi altında redükte edilerek proximal sağlam fragmana 3 ve distal sağlam fragmana 3 adet schanz çivisi yerleştirildiği, dizilim sağlandığı, orthofix frame’i adapte edildiği, aynı seanste sağ radiusun redükte edildiği, intramedüller K teli ile tespit edildiği, ayrıca ulna üzerinden kırık fragmana varılarak redükte edilerek intramedüller K teli ile tesbit edildiği, serviste takibi yapıldığı ve 13.04.2006 tarihinde taburcu edildiği, 12.5.2006 tarihinde bir başka hastanede ortopedi uzmanı olan …….. tarafından yapılan muayenesinde, external fiksator germesine bağlı reduksiyon kaybı tesbit edilerek 18.05.2008 tarihinde ameliyata alınarak kapalı reduksiyon ve iskelet traksiyonu uygulandığı, takibinde kırık pozisyonu kabul edilebilir sınırda olması neticesinde fiksatorun çıkarıldığı ve 31.05.2006 tarihinde taburcu edildiği, ……. Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 14.08.2006 tarihinde sağ radius ulna nonunion+ sağ femur nonunion ameliyatına alındığı ve akabinde sağlığına kavuştuğu anlaşılmaktadır.

Adli Rapor

Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nun 13.02.2014 tarihli raporunda, katılanda trafik kazası sonucu sağ femur çok parçalı dağınık kırığı ve sağ ön kol çift parçalı kırığı tesbit edildiği, bu tür kırıklarda yapılan tüm müdahalelere rağmen kaynamama, kaynama gecikmesi, yanlış kaynama, reduksiyon kaybı, kısalık ve enfeksiyon gelişebileceğinin tıbben bilindiği, katılanda oluşan kırıklara yönelik yapılan işlemlerin ve uygulanan yöntemlerin günümüz tıbbında uygulanabilirliği olan yöntemler olduğu, kaynama gecikmesi ve kırığın deplase olmasının kırıkların niteliğinden kaynaklandığı, tüm gerekliliklerin yerine getirildiği durumlarda dahi görülebileceği, dava konusu olayda söz konusu kırıkların tedavisine yönelik aynı şartlarda bir ortopedi uzmanından gösterilmesi beklenen özenin gösterilmiş olduğundan sanığa atfı kabil kusur yada ihmal tespit edilmediği belirtilmiştir.

Yargıtay Kararı

Yargıtay, ilk derece mahkemesi tarafından taksirle yaralama suçundan verilen beraat kararının onanmasına karar vermiştir.

Hekimler ve diğer sağlık görevlileri, görevi ihmal ve taksirle yaralama suçu iddialarıyla ilgili olarak Sağlık Hukuku Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirler.