Cinsel Suçlarda Tanık Beyanının Önemi

Av. Harun Karadağ

Cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz suçları çoğu zaman üçüncü kişilerin bulunmadığı ortamlarda gerçekleştiği iddia edilen suçlardır. Bu nedenle cinsel suç soruşturması ve davalarında mağdur ile şüpheli veya sanığın anlatımları çoğu kez dosyanın merkezinde yer alır. Bununla birlikte olayın tamamını veya bir bölümünü gören, olaydan hemen önce ya da sonra tarafları gözlemleyen, mağdurun ilk anlatımına muhatap olan veya sanığın savunmasını doğrulayabilecek bilgiye sahip kişilerin tanık beyanları da davanın sonucunu değiştirebilecek derecede önemli olabilir.

Ancak cinsel suçlarda her tanık beyanı aynı ispat gücüne sahip değildir. Cinsel eylemi bizzat gören bir kişinin anlatımı ile mağdurun günler sonra kendisine anlattıklarını mahkemeye aktaran kişinin beyanı aynı şekilde değerlendirilemez. Benzer biçimde mağduru olaydan hemen sonra ağlarken gören tanık, cinsel eylemin kendisini görmemiş olsa bile olay sonrasındaki durumu hakkında önemli bilgiler verebilir.

Bu nedenle cinsel suçlarda tanık beyanının önemi, yalnızca “tanık var mı, yok mu?” sorusuyla değerlendirilemez. Asıl araştırılması gereken; tanığın neyi gördüğü, neyi işittiği, bilgiyi kimden öğrendiği, olayı algılama imkânının bulunup bulunmadığı, anlatımının mağdur beyanı ve diğer delillerle örtüşüp örtüşmediğidir.

Nitekim Yargıtay kararlarında tanığın dinlenmemesi bazı dosyalarda eksik araştırma kabul edilirken, başka dosyalarda tanığın mağdur anlatımıyla çelişmesi mahkûmiyet için gerekli kesinliğin oluşmadığı sonucuna götürebilmektedir.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanı Delil midir?

Tanık beyanı ceza yargılamasında hukuken geçerli delillerden biridir. Cinsel suçlar açısından da farklı bir kural bulunmamaktadır. Ancak hâkim tanık beyanını dosyadaki diğer delillerden bağımsız biçimde değil, bütün delillerle birlikte değerlendirir.

CMK’nın 217. maddesi uyarınca hâkim kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır. Deliller vicdani kanaat çerçevesinde değerlendirilir. Dolayısıyla tanığın söyledikleri sırf “tanık beyanı” olduğu için doğru kabul edilmediği gibi, yalnızca mağdurun veya sanığın yakını olması nedeniyle de peşinen değersiz sayılamaz.

Tanık anlatımının ispat gücü değerlendirilirken özellikle tanığın olayla ilgili bilgisinin kaynağı önemlidir.

Cinsel eylemi doğrudan gören bir görgü tanığı ile mağdurdan daha sonra olayı dinleyen tanık arasındaki temel fark burada ortaya çıkar.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanı Neden Önemlidir?

Cinsel suçların büyük bölümü gizli veya üçüncü kişilerden uzakta gerçekleştiği iddia edilen olaylardır. Bu nedenle cinsel eyleme doğrudan şahit olan bir kişinin bulunması olağan dosyalara göre daha büyük önem taşıyabilir.

Görgü tanığı; olayın nerede gerçekleştiği, tarafların olay sırasında nerede bulunduğu, aralarında fiziksel temas olup olmadığı, mağdurun karşı koyup koymadığı, sanığın cebir veya tehdit kullanıp kullanmadığı, olayın ne kadar sürdüğü ve tarafların olay sırasındaki davranışları hakkında doğrudan bilgi verebilir.

Ancak görgü tanığının varlığı da otomatik olarak mahkûmiyet anlamına gelmez. Tanığın olay yerini gerçekten görme imkânının bulunup bulunmadığı, mesafe, görüş açısı, ışık koşulları, olayın süresi ve tanığın beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/1219 Sayılı Kararı

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/1219 sayılı kararında, dokuz yaşındaki mağdurun kolluk ifadesinin olayın aydınlatılması bakımından yeterli görülmediği bir dosya incelenmiştir.

Mağdurun annesi, cinsel istismar eylemlerinden birinin Muhammet isimli bir çocuk tarafından görüldüğünü belirtmiştir. Buna rağmen söz konusu kişinin açık kimliği belirlenip tanık olarak dinlenmeden hüküm kurulmuştur.

Yargıtay; adı geçen tanığın bulunarak gerçekten cinsel istismar eylemine şahit olup olmadığının ve şahit olmuşsa olayın nasıl gerçekleştiğinin sorulması gerektiğini belirterek eksik araştırma nedeniyle hükmü bozmuştur.

Karar önemli bir noktayı göstermektedir:

Cinsel suçun işlendiği ana ilişkin doğrudan görgüsü olduğu ileri sürülen bir tanık varsa, bu kişinin beyanı alınmadan dosyanın sonuçlandırılması önemli bir araştırma eksikliği oluşturabilir.

Cinsel Suçlarda Olayın Tek Tanığı Varsa Duruşmada Dinlenmesi Gerekir mi?

CMK’nın 210. maddesi bu konuda açık bir düzenleme içermektedir. Olayın delili bir tanığın açıklamasından ibaretse tanığın duruşmada dinlenmesi gerekir. Önceki ifadesinin bulunduğu tutanağın okunması kural olarak doğrudan dinlemenin yerini tutmaz.

Bu düzenleme özellikle cinsel suçlarda önemlidir. Çünkü bazı dosyalarda olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini açıklayabilecek tek kişi mağdur veya tek bir görgü tanığı olabilmektedir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/7843 Sayılı Kararı

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/7843 sayılı kararında, çocuğun cinsel istismarı iddiasına konu olayın bir bölümünü gördüğü belirtilen tanığın soruşturma aşamasında ifadesi alınmış ancak yargılama sırasında gerektiği şekilde dinlenmemiştir.

Yargıtay, CMK 210 ve 217 hükümlerine özellikle atıfta bulunmuş; olayın tanığı konumundaki mağdur ile diğer tanığın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından duruşmada dinlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun mümkün olmaması halinde soruşturma aşamasındaki görüntülü ifadenin duruşmada taraflarla birlikte izlenmesi ve tartışılması gerektiği kabul edilmiştir.

Tanık beyanının yalnızca soruşturma dosyasında bulunması her durumda yeterli değildir. Özellikle mahkûmiyet veya beraat sonucunu belirleyebilecek bir anlatım söz konusuysa doğrudanlık ve yüz yüzelik ilkeleri önem kazanmaktadır.

Tanık Cinsel Eylemi Görmemişse Beyanı Değersiz midir?

Hayır. Cinsel eylemi bizzat görmemiş bir kişinin beyanı tamamen değersiz kabul edilemez.

Fakat burada tanığın neye tanıklık yaptığı açık biçimde ayrılmalıdır.

Örneğin bir kişi cinsel saldırının kendisini görmemiş ancak mağdurun olay yerinden ağlayarak çıktığını, kıyafetlerinin durumunu, mağdurun korkmuş olduğunu veya sanığın hemen arkasından olay yerinden ayrıldığını görmüş olabilir.

Bu tanık “cinsel saldırıyı gördüm” diyemez. Buna karşılık olayın öncesi veya sonrasına ilişkin doğrudan gözlemlerini mahkemeye aktarabilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/8697 Sayılı Kararı

Bu kararda sanığın küçük yaştaki mağduru evine götürüp cinsel istismarda bulunduğu iddia edilmiştir. Dosyada mağdurun ablası, ağlayan mağduru sanığın balkonunda görmüş ve buradan almıştır. Mağdur daha sonra yaşadıklarını annesine anlatmıştır.

Tanık cinsel eylemin gerçekleştiği odada bulunmamaktadır. Buna rağmen mağduru hemen olayın devamında, sanığın bulunduğu yerde ve ağlar durumda görmesi dosyanın değerlendirilmesinde önem taşımıştır. Diğer delillerle birlikte kurulan mahkûmiyet hükmü Yargıtay incelemesinden geçmiştir.

Bu tür tanıklar “olayın doğrudan görgü tanığı” ile karıştırılmamalıdır. Fakat olay sonrasında gözlemlenen durum, mağdur anlatımının zamanlaması ve olayın gelişimi bakımından destekleyici nitelik taşıyabilir.

Cinsel Suçlarda Mağdurun Olayı Anlattığı Kişinin Tanıklığı Önemli midir?

Cinsel suçlarda sık karşılaşılan tanık türlerinden biri, mağdurun olayı daha sonra anlattığı kişidir.

Mağdur arkadaşına, annesine, öğretmenine, kardeşine veya başka bir kişiye “bana şu kişi tarafından cinsel saldırıda bulunuldu” demiş olabilir. Bu kişi cinsel eylemin görgü tanığı değildir. Dolayısıyla yalnızca mağdurun kendisine söylediklerini tekrar etmesi, cinsel eylemi doğrudan gördüğü anlamına gelmez.

Bununla birlikte bu tür bir tanığın anlatımı bazı soruların cevaplandırılması açısından önem kazanabilir:

Mağdur olayı ilk kez ne zaman anlattı? İlk anlatımı daha sonraki beyanıyla uyumlu muydu? Olayı adli makamlara başvurmadan önce mi anlattı? Mağdurun anlatımında daha sonra ortaya çıkan önemli ayrıntılar ilk anlatımında da var mıydı? Mağdur olay sonrasında nasıl bir ruh hâli içerisindeydi?

Bu noktalar tanığın delil değerini belirleyebilir.

Özellikle mağdurun henüz herhangi bir soruşturma başlamadan önce aynı olayı birden fazla kişiye benzer şekilde anlattığının tespit edilmesi bazı dosyalarda mağdur anlatımını destekleyici bir olgu olarak değerlendirilmektedir.

Ancak bu durumun da otomatik bir doğruluk karinesi yaratmadığı unutulmamalıdır.

Bir kişinin “mağdur bana böyle anlattı” demesi, anlatılan olayın mutlaka gerçekleştiğini tek başına göstermez. Tanık esasen mağdurun kendisine yaptığı açıklamanın varlığına ve içeriğine tanıklık etmektedir.

Tanığın Mağdur Beyanını Doğrulaması Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Her dosyada yeterli değildir.

Önemli olan tanığın hangi bölümü doğruladığıdır.

Mağdurun yakın arkadaşının “mağdur bana istismara uğradığını söyledi” demesi ile “olay günü sanığı mağdurun odasından çıkarken gördüm ve hemen ardından mağduru ağlarken buldum” demesi aynı ispat gücüne sahip değildir.

Birinci anlatım büyük ölçüde mağdurdan aktarılan bilgiye dayanırken ikinci anlatım tanığın kendi gözlemlediği maddi vakıaları da içermektedir.

Bu nedenle mahkeme; tanığın doğrudan gözlemi ile mağdurdan duyduğu bilgileri birbirinden ayırmalı, ardından bunların diğer delillerle uyumunu değerlendirmelidir.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanı Mağdur Beyanıyla Çelişirse Ne Olur?

Cinsel suçlarda tanık beyanının en önemli işlevlerinden biri mağdur anlatımının dış dünyadaki verilerle uyumlu olup olmadığını test etmesidir.

Tanık mağdurun anlatımını doğrulayabileceği gibi tam tersine onun önemli bir bölümünü çürütebilir.

Fakat burada her çelişki aynı öneme sahip değildir.

Tanığın olay saatini birkaç dakika farklı hatırlaması ile mağdurun “tanık yanımızdaydı ve sanığın söylediği sözleri duydu” demesine rağmen tanığın “ben böyle bir söz duymadım” demesi farklıdır.

İkinci durumda çelişki doğrudan isnadın güvenilirliğini etkileyebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/8202 Sayılı Kararı

Kararda mağdur, sanıkla yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında yanında bulunan tanığın görüşmeyi hoparlörden dinlediğini ve sanığın geçmişteki cinsel istismar olaylarına ilişkin sözler söylediğini ileri sürmüştür.

Ancak tanık, konuşmanın içeriğini mağdurun anlattığı şekilde doğrulamamıştır.

Mahkeme; tanık ile mağdurun anlatımlarındaki bu çelişkiyi, olaylara ilişkin doğrudan görgü tanığı bulunmamasını ve diğer delil durumunu birlikte değerlendirmiş; sanığın suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlanmadığı sonucuna ulaşarak beraat kararı vermiştir. Yargıtay da hükümde hukuka aykırılık görmemiştir.

Bu karar, tanığın yalnızca “dosyada bulunan başka bir anlatım” olmadığını göstermektedir. Tanık bazen mağdur iddiasının önemli bir bölümünün doğruluğunu sınayan bağımsız bir kontrol mekanizması işlevi görebilir.

Mağdurun farklı aşamalardaki anlatımlarının birbirleriyle veya başka delillerle çelişmesinin hukuki sonuçlarını Cinsel Suçlarda Mağdurun Çelişkili Beyanları başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Tanık Beyanı Sanık Lehine Delil Olabilir mi?

Tanık delili yalnızca iddia makamının lehine kullanılmaz. Sanığın savunmasını doğrulayan tanık beyanları da aynı şekilde değerlendirilmek zorundadır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/5188 Sayılı Kararı

Dosyada mağdur, sanığın kendisine yönelik cinsel istismarda bulunduğunu ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi mağdurun anlatımlarına ve bazı tanık beyanlarına dayanarak mahkûmiyet kararı vermiştir.

Ancak dosyadaki başka bir tanık olay sırasında herhangi bir cinsel istismar eylemi görmediğini belirtmiştir. Mağdurun ağabeyinin soruşturma aşamasındaki anlatımında da sanığın mağdurla konuştuğu sırada ellerinin cebinde olduğu yönünde gözlemler yer almıştır.

Yargıtay bütün bu anlatımları birlikte değerlendirerek sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı sonucuna ulaşmış ve mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Bu kararın savunma açısından önemli tarafı şudur:

Mahkeme yalnızca suçlamayı destekleyen tanıkları değil, sanık lehine sonuç doğurabilecek tanık anlatımlarını da aynı ciddiyetle değerlendirmek zorundadır.

Lehe tanık beyanının neden kabul edilmediği, özellikle mahkûmiyet bakımından belirleyici olabilecekse, gerekçeli kararda açıklanmalıdır.

Tanığın Mağdurdan Duyduğu Beyan ile Görgüye Dayalı Beyan Ayrılmalıdır

Cinsel suç davalarında uygulamada en sık yapılan hatalardan biri tanığın anlattığı her hususun “tanık tarafından doğrulanmış olay” gibi değerlendirilmesidir.

Örneğin tanık şöyle diyebilir: “Mağdur bana sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu söyledi. Kendisi ağlıyordu.”

Bu anlatım iki ayrı delil içerir.

Tanığın “mağdur bana cinsel saldırıya uğradığını söyledi” bölümü mağdurdan aktarılan bilgidir.

Buna karşılık “mağdur ağlıyordu” kısmı tanığın bizzat gözlemidir.

Mahkeme bu iki kısmı birbirinden ayırmalıdır. Tanık mağdurun ağladığını doğrudan görmüştür; ancak cinsel saldırı eylemini görmemiştir.

Bunun aksi şekilde değerlendirilmesi dolaylı anlatımın doğrudan görgü deliline dönüştürülmesi sonucunu doğurabilir.

Cinsel Suçlarda Mağdurun Şikâyetten Önce Olayı Tanığa Anlatması Önemli midir?

Bazı Yargıtay kararlarında mağdurun adli sürecin başlamasından önce üçüncü kişilere yaptığı anlatımlar özellikle değerlendirilmektedir.

Bunun sebebi, henüz soruşturma başlamadan önce yapılan anlatımın olayın sonradan oluşturulduğu yönündeki iddiaların değerlendirilmesinde önem taşıyabilmesidir.

Ancak yalnızca “mağdur olaydan daha önce arkadaşına da anlatmış” denilerek mahkûmiyet kararı verilemez.

Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/4924 sayılı kararında ilk derece mahkemesi; mağdurun olay ortaya çıkmadan önce yakın arkadaşlarına babasının kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlattığını da mahkûmiyeti destekleyen unsurlardan biri olarak değerlendirmiştir.

Buna karşın Yargıtay daha sonra olayın intikal şekli, mağdur beyanlarındaki çelişkiler, anlatımın ayrıntı düzeyi ve Adli Tıp raporuyla uyum gibi diğer hususları birlikte incelemiş ve mahkûmiyet gerekçesini yeterli bulmamıştır.

Dolayısıyla şikâyetten önce üçüncü kişiye yapılan anlatım önemli olabilir ancak tek başına belirleyici değildir.

Tanık Beyanı ile Adli Tıp, HTS ve Dijital Deliller Birlikte Değerlendirilmelidir

Tanık anlatımının doğruluğu bazı durumlarda objektif deliller üzerinden de araştırılabilir.

Örneğin mağdur “olaydan hemen sonra arkadaşımı aradım ve başıma gelenleri anlattım” diyorsa, tanığın bu görüşmenin yapıldığını söylemesi önemli olmakla birlikte telefon kayıtları da araştırılabilir.

HTS kayıtları konuşmanın içeriğini göstermese de belirtilen zamanda gerçekten bir iletişim kurulup kurulmadığını ortaya koyabilir.

Cinsel suçlarda telefon ve baz istasyonu kayıtlarının bu tür anlatımların kontrolünde nasıl kullanılabileceği konusunda Cinsel Suçlarda HTS Kayıtları Delil Olur mu? başlıklı yazımız incelenebilir.

Benzer şekilde tanığın; “mağduru darp edilmiş halde gördüm”, “üzerinde kan vardı”, “kıyafetleri yırtılmıştı” veya “olaydan sonra yürümekte zorlanıyordu” şeklindeki anlatımları varsa adli muayene raporlarıyla karşılaştırılması gerekir.

Tanığın anlattığı fiziksel durum ile olaydan hemen sonra düzenlenen tıbbi raporun tamamen farklı olması halinde bu çelişkinin açıklanması gerekir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/930 Sayılı Kararı

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/930 sayılı kararında mağdurenin aşamalardaki tutarlı ve ayrıntılı anlatımları, mağdureyi doğrulayan tanık ifadeleri, mesajlaşma içerikleri, sanığın farklı aşamalardaki savunmaları ve HTS kayıtları birlikte değerlendirilmiştir.

Dosyada hukuka aykırı şekilde elde edildiği kabul edilen bir ses kaydının hükme esas alınamayacağı belirtilmesine rağmen diğer delillerin mahkûmiyet için yeterli olduğu kabul edilmiştir.

Bu karar, cinsel suçlarda sağlıklı ispat yönteminin tek bir delili mutlaklaştırmak olmadığını göstermektedir.

Tanık anlatımı, mağdur beyanı, mesaj kayıtları, HTS ve sanık savunması birbirlerini doğruladığında ortaya çıkan delil bütünü, tek tek delillerden çok daha güçlü olabilir.

Cinsel Suçlarda Tanığın Tarafların Yakını Olması Beyanını Geçersiz Kılar mı?

Tanığın mağdurun annesi, babası, kardeşi, arkadaşı veya sanığın yakını olması beyanını kendiliğinden geçersiz hâle getirmez.

Fakat tanığın taraflarla ilişkisi beyanın güvenilirliği değerlendirilirken göz önünde bulundurulabilir.

Burada asıl önemli olan yalnızca akrabalık değildir.

Tanığın olayın gerçekleştiği yerde bulunup bulunmadığı, anlatımının fiziksel olarak mümkün olup olmadığı, önceki ifadeleriyle uyumu, taraflardan biriyle husumeti veya menfaat ilişkisi bulunup bulunmadığı ve objektif deliller tarafından doğrulanıp doğrulanmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Başka bir ifadeyle “mağdurun annesidir, o hâlde doğru söylüyordur” yaklaşımı da “mağdurun annesidir, o hâlde beyanına hiç itibar edilemez” yaklaşımı da doğru değildir.

Tanığın Olayı Algılamasının Fiziksel Olarak Mümkün Olup Olmadığı Araştırılmalıdır

Tanık delilinin değerlendirilmesinde sıklıkla gözden kaçan meselelerden biri tanığın anlattığı şeyi gerçekten algılayıp algılayamayacağıdır.

Örneğin telefondaki konuşmanın hoparlör açık olmadan duyulduğu ileri sürülüyorsa tanığın nerede bulunduğu ve görüşmeyi gerçekten duyma imkânının olup olmadığı araştırılmalıdır.

Benzer şekilde olayın onlarca metre uzaktan, karanlık ortamda veya kapalı bir odanın dışından görüldüğü iddia ediliyorsa bunun fiziksel olarak mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Tanığın samimi görünmesi tek başına yeterli değildir. Anlatılan olayın maddi olarak gerçekleşebilir olması gerekir.

Cinsel Suçlarda Tanığın Dinlenmemesi Eksik Araştırma Sayılabilir

Dosyada sonucu değiştirebilecek bir tanık bulunduğu hâlde mahkemenin bu kişiyi hiç dinlememesi önemli bir bozma nedeni olabilir.

Özellikle; olayı bizzat gördüğü belirtilen kişi, sanığın savunmasında açıkça ismini verdiği kişi, mağdurun olay sırasında yanında olduğunu söylediği kişi veya tartışmalı bir telefon görüşmesini duyduğu belirtilen kişi dosyanın sonucunu etkileyebilecekse tanığın dinlenmesi gerekir.

Yargıtay kararlarında mahkemelerin bu kişileri araştırmadan ve beyanlarını almadan hüküm kurmaları birçok kez “eksik araştırma” olarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle cinsel suç soruşturmasının henüz başlangıç aşamasında tanık olabilecek kişilerin isimlerinin belirlenmesi önemlidir. Zaman ilerledikçe kişilere ulaşılması güçleşebileceği gibi olayla ilgili hatırlanan ayrıntılar da azalabilir.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanı Suçun Niteliğini Değiştirebilir mi?

Evet. Tanık yalnızca suçun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinde değil, eylemin hukuki niteliğinin tespitinde de önemli olabilir.

Örneğin cinsel temasın kısa süreli ve ani olup olmadığı, eylemin devam edip etmediği, mağdurun karşı koyması üzerine sanığın ne yaptığı, cebir veya tehdidin ne zaman kullanıldığı ya da eylemin dış bir nedenle yarıda kalıp kalmadığı tanık anlatımından anlaşılabilir.

Bu hususlar suçun sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı, tamamlanmış suç veya teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve bazı nitelikli hâller bakımından önem taşıyabilir.

Tamamlanmış cinsel saldırı ile teşebbüs arasındaki ayrım hakkında Cinsel Saldırıya Teşebbüs Cezası başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi edinilebilir.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanı Cinsel İftira İddiasında Önemli midir?

Cinsel suç isnadının gerçeğe aykırı olduğu savunulan dosyalarda tanık anlatımları ayrıca önem taşıyabilir.

Örneğin mağdurun olaydan önce veya sonra sanıkla ilişkisine, taraflar arasındaki husumete, tehdit veya intikam içerikli açıklamalara ya da suçlamanın ortaya çıkış sürecine tanıklık eden kişiler bulunabilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/8831 sayılı kararında mağdurun ilk suçlamasından sonra arkadaşına babasından intikam aldığı yönünde beyanda bulunması, daha sonraki aşamalarda ilk iddiasının doğru olmadığını açıklaması ve diğer deliller birlikte değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesinin sanığın mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verdiği beraat kararı Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunmuştur.

Bu tür dosyalarda tanığın yalnızca suçlamanın kendisine değil, suçlamanın ortaya çıkmasına neden olan olaylara ilişkin bilgisinin de araştırılması gerekir.

Asılsız bir cinsel suç isnadıyla karşılaşılması hâlinde izlenebilecek hukuki yolları Cinsel İftira Mağdurları Hangi Hukuki Haklara Sahiptirler? başlıklı yazımızda ayrıca değerlendirdik.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanının Güvenilirliği Nasıl Değerlendirilir?

Tanığın güvenilirliği tek bir ölçüt üzerinden belirlenemez.

Mahkeme öncelikle tanığın bilgisinin kaynağını tespit etmelidir. Ardından tanığın olayı algılama imkânı, ilk anlatımından itibaren tutarlı olup olmadığı, mağdur veya sanıkla ilişkisi, taraflardan biriyle husumeti, beyanının objektif kayıtlarla uyumu ve diğer tanıklarla çelişip çelişmediği değerlendirilmelidir.

Özellikle olayın sonucunu değiştiren bir tanık beyanı varsa mahkemenin neden bu beyana itibar ettiğini veya neden reddettiğini gerekçelendirmesi gerekir.

Tanık ifadesinin yalnızca dosyada bulunması yeterli değildir. Beyanın diğer deliller içerisindeki yeri açıklanmalıdır.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Bu soruya bütün cinsel suç dosyaları açısından tek bir cevap vermek mümkün değildir.

Ceza muhakemesinde deliller için önceden belirlenmiş matematiksel bir değer sistemi bulunmamaktadır. Bir tanığın son derece ayrıntılı, tutarlı, doğrudan görgüye dayalı ve objektif verilerle uyumlu anlatımı güçlü delil oluşturabilir.

Buna karşılık tanığın olayı bizzat görmediği, yalnızca mağdurdan duyduklarını aktardığı, anlatımının mağdur beyanıyla çeliştiği veya fiziksel olarak görmesi ya da duyması mümkün olmayan hususlardan bahsettiği bir dosyada aynı ispat gücünden söz edilemez.

Ayrıca ağır bir mahkûmiyet kararı ihtimale değil, her türlü makul şüpheden uzak ispat düzeyine dayanmalıdır.

Bu nedenle doğru soru “Tanık var mı?” değil;

“Tanığın anlattığı husus, suçun hangi unsurunu ve ne ölçüde ispatlıyor?” sorusudur.

Cinsel istismar suçlarında yalnızca mağdur anlatımının bulunduğu dosyalarda ispat sorununu ayrıca Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi? başlıklı yazımızda ele aldık.

Cinsel Suçlarda Tanık Beyanları Nasıl İncelenmelidir?

Bir cinsel suç dosyasında tanık ifadeleri değerlendirilirken yalnızca tanığın son duruşmada söylediği sözlere bakılması yeterli olmayabilir.

Tanığın kolluk, savcılık ve mahkeme ifadeleri karşılaştırılmalıdır. Tanığın olayın hangi bölümünü bizzat gördüğü, hangi kısmını mağdurdan veya başka bir kişiden öğrendiği ayrılmalıdır. Aynı şekilde tanık anlatımı mağdur beyanları, sanık savunması, kamera kayıtları, HTS verileri, mesajlaşmalar, adli raporlar ve diğer maddi delillerle karşılaştırılmalıdır.

Böyle bir inceleme sonucunda tanık beyanının gerçekten suçlamayı doğrulayıp doğrulamadığı daha sağlıklı biçimde ortaya çıkar.

Sık Sorulan Sorular

Cinsel suçlarda tanık olmak zorunda mı?

Hayır. Cinsel saldırı, cinsel istismar ve cinsel taciz suçunun ispat edilebilmesi için mutlaka üçüncü bir kişinin görgü tanığı olması şart değildir. Bununla birlikte tanık mevcutsa beyanı dosyanın sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir.

Olayı görmeyen kişi tanık olabilir mi?

Olabilir. Ancak bu kişinin beyanı cinsel eylemi doğrudan ispat eden görgü tanıklığı olarak değerlendirilmez. Mağdurun kendisine ne anlattığını, mağdurun olay sonrasındaki durumunu veya kendi gözlemlediği diğer maddi vakıaları anlatabilir.

Mağdurun annesinin tanıklığı geçerli midir?

Evet. Akrabalık tek başına tanık beyanını geçersiz hâle getirmez. Ancak mahkeme taraflarla ilişkiyi ve beyanın diğer delillerle uyumunu değerlendirir.

Tanık mağdurun anlatımını doğrulamazsa beraat kararı verilir mi?

Her durumda değil. Çelişkinin suçun hangi unsuruna ilişkin olduğu önemlidir. Olayın temelini etkileyen ciddi bir çelişki başka delillerle de giderilemiyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi gündeme gelebilir.

Mağdurun olayı daha önce arkadaşına anlatmış olması delil midir?

Tanığın bu yöndeki anlatımı delil olarak değerlendirilebilir. Ancak arkadaş olayın kendisini görmemişse cinsel eylemin doğrudan görgü tanığı değildir. Şikâyetten önce yapılmış tutarlı anlatım destekleyici önem taşıyabilir fakat dosyanın tamamından bağımsız değerlendirilmemelidir.

Tek görgü tanığı varsa mahkemede dinlenmesi gerekir mi?

CMK 210 gereğince olayın delili tek bir tanığın açıklamasına dayanıyorsa tanığın duruşmada dinlenmesi önem taşır. Yargıtay cinsel suçlara ilişkin birçok kararında belirleyici tanığın dinlenmeden hüküm kurulmasını eksik araştırma olarak kabul etmiştir.

Sanık lehine tanık dinlenmek zorunda mı?

Savunmanın sonucunu etkileyebilecek ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilecek tanıkların dinlenmesi gerekir. Mahkeme sanık lehine önemli bir tanık anlatımını hiçbir gerekçe göstermeden göz ardı edemez.

Tanık beyanı mı, mağdur beyanı mı daha güçlüdür?

Ceza hukukunda böyle önceden belirlenmiş bir delil sıralaması bulunmamaktadır. Beyanın doğrudanlığı, tutarlılığı, somut olayla uyumu ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilir.

Cinsel Suçlarda Ceza Avukatının Önemi

front view blurry lawyer working 11 1

Cinsel suçlarda tanık beyanı kimi dosyalarda suçlamayı güçlendiren, kimi dosyalarda ise suçlamanın güvenilirliğini ciddi şekilde sarsan en önemli delillerden biri olabilir.

Bu nedenle tanığa yalnızca “sanığın suçu işlediğini doğruluyor mu?” açısından bakılmamalıdır. Tanığın olayın hangi aşamasına ilişkin doğrudan bilgisi olduğu belirlenmelidir.

Cinsel eylemi bizzat gören görgü tanığı ile mağdurun kendisine olayı sonradan anlattığı kişinin beyanı aynı delil değerine sahip değildir. Olaydan hemen sonra mağduru gören kişinin anlatımı da eylemin kendisini doğrudan ispatlamasa bile olay sonrası durumun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Yargıtay kararlarından çıkan temel sonuç, tanık beyanlarının dosyanın bütününden koparılarak değerlendirilmemesi gerektiğidir. Mağdur anlatımı, sanık savunması, tanık ifadeleri, adli raporlar, HTS kayıtları, mesajlar, kamera görüntüleri ve diğer maddi deliller birbirleriyle karşılaştırılmalıdır.

Özellikle tanık anlatımının mağdur beyanıyla çeliştiği veya sanık lehine önemli bilgiler içerdiği durumlarda bu çelişkilerin giderilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi ciddi hukuki sorunlara yol açabilir. Buna karşılık doğrudan görgüye dayalı, tutarlı ve objektif delillerle desteklenen bir tanık anlatımı cinsel saldırı, cinsel istismar veya cinsel taciz suçunun ispatında son derece güçlü bir delil hâline gelebilir.

Sonuç olarak cinsel suçlarda önemli olan tanık sayısı değil, tanığın neyi, nasıl ve hangi koşullarda bildiği ile bu anlatımın dosyanın geri kalanıyla ne ölçüde örtüştüğüdür.

Av. Harun Karadağ