Çocuğa Sarkıntılığın Cezası Nedir? TCK 103 ve Yargıtay Kararları

Çocuğa sarkıntılığın cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçu kapsamında belirlenmektedir. Cinsel davranışın ani, kısa süreli ve kesik hareketler şeklinde gerçekleşmesi ve eylemin yoğunluk itibarıyla daha ileri bir cinsel istismar boyutuna ulaşmaması hâlinde, eylem “sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı” olarak değerlendirilebilir.

TCK 103 uyarınca çocuğun cinsel istismarının sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde ise sarkıntılık nedeniyle verilecek ceza beş yıldan az olamaz.

Ancak çocuğa yönelik her dokunma otomatik olarak sarkıntılık suçunu oluşturmadığı gibi, her cinsel temas da sarkıntılık kapsamında kalmaz. Eylemin süresi, yoğunluğu, gerçekleştiriliş biçimi, tekrar edip etmediği ve cinsel amaç taşıyıp taşımadığı suçun hukuki niteliğini değiştirebilir.

Bu nedenle “çocuğa dokunmanın cezası nedir?”, “çocuğun kalçasına dokunmak sarkıntılık mıdır?”, “çocuğu öpmek suç mudur?” veya “hangi hareketler çocuğun cinsel istismarı sayılır?” şeklindeki sorulara yalnızca yapılan hareketin adına bakılarak cevap verilmesi mümkün değildir.

Çocuğa Sarkıntılık Suçu Nedir?

Halk arasında “çocuğa sarkıntılık suçu” olarak adlandırılan eylem, esasen bağımsız bir suç tipi olmayıp çocuğun cinsel istismarı suçunun daha hafif cezayı gerektiren şeklidir.

TCK 103 bakımından cinsel istismar kavramının değerlendirilmesinde çocuğun yaşı özellikle önem taşımaktadır.

On beş yaşını tamamlamamış veya on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte gerçekleştirilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlarda çocuğun rızası hukuken geçerli kabul edilmez.

On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından ise TCK 103’ün uygulanması için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bunun yanında 15–18 yaş grubundaki çocukların rızaya dayalı cinsel ilişkileri bakımından TCK 104’te düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu da ayrıca gündeme gelebilir. Bu nedenle özellikle mağdurun yaşı konusunda hukuki değerlendirme yapılırken yalnızca TCK 103 üzerinden sonuca gidilmemelidir.

Mağdurun yaşı konusunda yanılma bulunduğunun ileri sürüldüğü dosyalarda ise TCK’nın hata hükümleri ayrıca önem taşır. Bu konuyu ayrıntılı olarak ele aldığımız Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hata yazımız incelenebilir.

Çocuğa Sarkıntılığın Cezası Kaç Yıldır?

pexels xiaoyi 3297302 5377052 9 1

TCK 103’e göre çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi kural olarak sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.

Ancak cinsel istismar eyleminin sarkıntılık düzeyinde kalması durumunda ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.

Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması durumunda ise kanun daha ağır bir alt sınır öngörmektedir. Buna göre sarkıntılık düzeyinde kalan eylem nedeniyle hükmedilecek ceza beş yıldan az olamaz.

Dolayısıyla aynı nitelikte olduğu düşünülen bir temas, mağdurun yaşı ve eylemin gerçekleştiriliş biçimine göre oldukça farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Sarkıntılık ile Çocuğun Cinsel İstismarı Arasındaki Fark Nedir?

Uygulamada en önemli tartışmalardan biri, cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığının belirlenmesidir.

Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde sarkıntılığın belirlenmesinde özellikle eylemin; ani ve kesik biçimde gerçekleşmesi, kısa sürmesi, devamlılık göstermemesi ve cinsel davranışın yoğunluğunun ileri boyuta ulaşmaması önem taşımaktadır.

Buna karşılık temasın devam etmesi, aynı olay içerisinde birden fazla yoğun cinsel davranışın gerçekleştirilmesi, mağdurun vücudunun farklı bölgelerine yönelik eylemlerin sürdürülmesi veya davranışların farklı tarihlerde tekrarlanması hâlinde eylem sarkıntılık sınırını aşabilir.

Bu ayrım teorik olmaktan çok uzaktır. Çünkü eylemin sarkıntılık olarak kabul edilmesi ile temel şekliyle çocuğun cinsel istismarı olarak değerlendirilmesi arasında ceza miktarı bakımından ciddi fark bulunmaktadır.

Cinsel Taciz ile Çocuğa Sarkıntılık Aynı Suç Mudur?

Hayır Cinsel taciz ile sarkıntılık birbirinden farklıdır.

Cinsel tacizde kural olarak mağdurun vücuduna yönelik cinsel nitelikte fiziksel temas bulunmaz. Cinsel içerikli sözler, mesajlar veya fiziksel temas içermeyen bazı davranışlar somut olayın özelliklerine göre cinsel taciz kapsamında değerlendirilebilir.

Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarında ise çocuğun vücut dokunulmazlığına yönelik cinsel nitelikte bir davranış söz konusudur.

Bu nedenle özellikle sosyal medya veya mesaj yoluyla gerçekleştirilen eylemler ile fiziksel temas içeren davranışların birbirinden ayrılması gerekir. Fiziksel temas bulunmayan davranışların hangi hâllerde cinsel taciz oluşturabileceği konusunda Cinsel Tacize Giren Davranışlar yazımız ayrıntılı bilgi içermektedir.

Yargıtay’a Göre Hangi Hareketler Çocuğa Sarkıntılık Sayılabilir?

yargitay 1643800 16 1

Yargıtay kararlarında tek bir hareket türünün her durumda sarkıntılık oluşturduğuna ilişkin matematiksel bir ölçüt bulunmamaktadır.

Bununla birlikte önceki kararlar incelendiğinde ani, kısa ve devamı bulunmayan cinsel temasların sıklıkla sarkıntılık kapsamında değerlendirildiği görülmektedir.

Çocuğun Kalçasına Ani Şekilde Dokunmak

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/10407 sayılı kararında, üst geçitte yürüyen mağdur çocuğun kalçasına ani şekilde dokunulması biçimindeki eylemin devamı bulunmayan ve kesik biçimde gerçekleşen niteliği dikkate alınmış ve fiil sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı kapsamında değerlendirilmiştir.

Kararın önemli bir diğer yönü, failin çocuk olmasıdır. Yargıtay, sarkıntılık düzeyinde kalan suçun çocuk tarafından işlenmesi hâlinde şikâyet konusunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Çocuğa Arkadan Sarılmak

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/3022 sayılı kararına konu olayda sanık mağdura arkasından sarılmış, mağdurun çığlık atması üzerine eylemini sona erdirmiştir.

Yargıtay, eylemin kısa sürmesi ve devamlılık göstermemesi nedeniyle fiilin sarkıntılık düzeyinde kaldığını kabul etmiştir.

Bu karar, “sarılmak her durumda suç mudur?” sorusunun da yalnızca hareketin adına bakılarak cevaplanamayacağını göstermektedir. Temasın cinsel nitelikte olup olmadığı ve olayın bütün koşulları ayrıca araştırılmalıdır.

Kalçayı Sıkmak, Öpmek ve Göğse Dokunmak

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/2145 sayılı kararında, okulda çalışan sanığın mağdur çocukların kalçalarını sıkması, onları öpmesi, göğüs ve bel bölgelerine dokunması değerlendirilmiştir.

Daire, somut olaydaki hareketlerin kısa süreli, ani ve kesintili biçimde gerçekleşmesini dikkate alarak eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kaldığını belirtmiştir.

Bu kararın gösterdiği önemli nokta şudur: Yalnızca temas edilen vücut bölgesine bakılarak suç vasfı belirlenmemektedir. Temasın süresi ve devamlılığı da son derece önemlidir.

Motosiklet Üzerinden Çocuğun Göğsüne Dokunmak

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2017/541 sayılı kararında, sanığın okula giden mağdura motosikletiyle yaklaştığı, bir şey sorma bahanesiyle durdurduğu ve ani bir hareketle göğüslerine dokunduktan sonra kaçtığı olay değerlendirilmiştir.

Yargıtay, temasın süreklilik göstermemesi ve ani-kesik hareket şeklinde gerçekleşmesi nedeniyle eylemi sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı olarak kabul etmiştir.

Çocuğun Cinsel Organına Ani Şekilde Dokunmak

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/3471 sayılı kararında, sanığın mağdurun cinsel organına dokunması, mağdurun bağırması ve bir tanığın olay yerine gelmesi üzerine eylemin sona ermesi değerlendirilmiştir.

Daire, hareketin ani nitelikte ve devamı bulunmayan kesik bir davranış olması nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı sonucuna ulaşmıştır.

Buradan hareketle “cinsel organa dokunma varsa mutlaka sarkıntılık sınırı aşılmıştır” şeklinde otomatik bir sonuca ulaşılamaz. Yargıtay eylemin tamamının süresini ve gerçekleşme biçimini dikkate almaktadır.

Çocuğun Dizine El Koymak Sarkıntılık Sayılır Mı?

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2017/2514 sayılı kararında, mağdur sanığın elini yaklaşık on saniye boyunca dizinde tuttuğunu ve sonrasında birkaç kez dizine dokunduğunu belirtmiştir.

Yargıtay, hareketlerin devamlılık göstermemesi ve kesiklik arz etmesi nedeniyle eylemin sarkıntılık düzeyinde değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Hangi Hareketler Sarkıntılık Sınırını Aşar?

Çocuğa yönelik cinsel davranışın uzun sürmesi, yoğunlaşması veya farklı hareketlerle devam ettirilmesi durumunda Yargıtay’ın sarkıntılık hükümlerini uygulamadığı kararlar da bulunmaktadır.

Farklı Tarihlerde Tekrarlanan Dokunmalar

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/2823 sayılı kararında, sanığın farklı tarihlerde mağdurlardan birinin bacak ve kalçasını dört kez, diğer mağdurun ise göğüslerini farklı tarihlerde iki kez okşaması değerlendirilmiştir.

Yargıtay, tekrar eden bu davranışların sarkıntılık düzeyini aştığını ve çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.

Bu karar özellikle “birden fazla kez dokunmak sarkıntılık mıdır?” sorusu bakımından önemlidir. Tekrar sayısı ve eylemlerin süreklilik kazanması suç vasfını değiştirebilir.

Çocuğu Dudaktan Öpüp Kazağını Çıkarmaya Çalışmak

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/464 sayılı kararında, mağdurun dudaktan öpülmesi ve ardından kazağının çıkarılmaya çalışılması şeklindeki hareketlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda eylemin sarkıntılık sınırını aştığı kabul edilmiştir.

Burada temas yalnızca ani bir öpme hareketinden ibaret kalmamış; eylemin başka bir cinsel davranışla sürdürülmesi suçun niteliğinin ağırlaşmasında etkili olmuştur.

Cinsel Davranışların Devam Ettirilmesi

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/1473 sayılı kararında, yedi yaşındaki mağdurun apartmanın bodrumuna götürülmesi, bedensel temasın ardından başka temasların devam ettirilmesi değerlendirilmiştir.

Daire, sanığın hareketlerinin ani ve kesik olmadığını, devamlılık gösterdiğini belirterek eylemin sarkıntılık sınırını aştığı sonucuna ulaşmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/7037 sayılı kararında mağdurun kalçasına ve göğüslerine dokunma, boynundan öpme, cinsel organına dokunma ve mağdurun elini sanığın kendi cinsel organına götürmesi şeklindeki birbiri ardına devam eden davranışlar sarkıntılık olarak kabul edilmemiştir.

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde “ani ve kesik hareket–devamlılık gösteren cinsel davranış” ayrımının suç vasfının belirlenmesindeki en önemli kriterlerden biri olduğu görülmektedir.

Her Dokunma Çocuğa Sarkıntılık Suçu Oluşturur Mu?

Hayır, bir kişiye yönelik fiziksel temasın TCK 103 kapsamında değerlendirilebilmesi için davranışın cinsel nitelikte olması gerekir.

Bu nedenle çocuğa dokunulmuş olması tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Hareketin gerçekleştirildiği ortam, tarafların ilişkisi, temasın biçimi, süresi ve amacı birlikte incelenmelidir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2022/4128 sayılı kararına konu olay bu açıdan dikkat çekicidir.

Beş yaşından küçük çocuk, evinin önündeki keçiden korkmasının ardından sanığın yanına gitmiş; sanık da çocuğu kucağına alarak yanağından öpmüştür.

Yargıtay, sanığın bu davranışı cinsel saikle gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını belirterek mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Dolayısıyla özellikle aile, eğitim, spor veya günlük sosyal yaşam kapsamında gerçekleşmesi olağan olabilecek fiziksel temaslarda “cinsel amaç” unsurunun somut olayın özellikleri içerisinde titizlikle değerlendirilmesi gerekir.

Spor Eğitimi Sırasındaki Dokunma Cinsel İstismar Sayılır Mı?

Öğretmen, antrenör, fizyoterapist veya sağlık çalışanı gibi kişilerin meslekleri gereği çocukla fiziksel temas kurmasının gerekebildiği durumlarda, temasın mesleki gereklilik mi yoksa cinsel nitelikte bir davranış mı olduğunun ortaya çıkarılması gerekir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/2884 sayılı kararında, masa tenisi öğretmeninin raketin nasıl tutulacağını gösterirken öğrencinin göğüs bölgesine dokunması ve bazı sportif hareketler sırasında temas gerçekleşmesi tartışılmıştır.

Yargıtay, mahkemenin doğrudan mahkûmiyet sonucuna gitmesini yeterli görmeyerek söz konusu dokunma ve tutmaların masa tenisi eğitimi kapsamında kullanılan yöntemlerden olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla araştırılması gerektiğine karar vermiştir.

Karar ceza yargılamasında bağlamın önemini açık şekilde göstermektedir.

Fiziksel temasın bulunduğunun ispatlanması ile bu temasın cinsel istismar oluşturduğunun ispatlanması aynı şey değildir.

Çocuğa Sarkıntılık Suçunda Mağdur Beyanı Tek Başına Yeterli Midir?

Cinsel suçlar çoğu zaman üçüncü kişilerin bulunmadığı ortamlarda gerçekleştiğinden mağdur beyanı son derece önemli bir delildir.

Ancak mağdurun çocuk olması, söylediği her hususun başka hiçbir inceleme yapılmadan doğru kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Aynı şekilde çocuk mağdurun anlatımındaki küçük veya olayın özünü etkilemeyen farklılıkların otomatik biçimde beyanı değersiz hâle getirdiği de söylenemez.

Esas olan, beyanın somut olayın bütün delilleriyle birlikte değerlendirilmesidir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/210 sayılı kararında, olay tarihinde sekiz yaşında olan mağdurun soyut ve çelişkili anlatımları ile dosyanın diğer unsurları birlikte değerlendirilmiş ve sanığın suçu işlediğine ilişkin cezalandırmaya yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mağdurun farklı aşamalardaki anlatımlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin daha kapsamlı Yargıtay kararları için Cinsel Suçlarda Mağdurun Çelişkili Beyanları yazımız incelenebilir.

Çocuğa Sarkıntılık Suçunda Somut Delil Aranır Mı?

Ceza yargılamasında mahkûmiyet için belirli bir delil türünün mutlaka bulunmasını öngören genel bir kural yoktur.

Buna karşılık dosyada mağdur beyanını doğrulayan veya çürüten objektif deliller bulunuyorsa bunların araştırılması gerekir.

Kamera görüntüsü, ses kaydı, mesaj kayıtları, HTS verileri, tanık anlatımları, adli raporlar, olay yeri bulguları ve somut olayın niteliğine göre diğer teknik veriler ispat açısından önem kazanabilir.

Özellikle mağdur beyanıyla teknik veya bilimsel deliller arasında ciddi bir çelişki bulunuyorsa bu çelişkinin giderilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi tartışma yaratacaktır.

Bu konuya ilişkin ayrıntılı Yargıtay kararları için Cinsel Suçlarda Somut Delil yazımız incelenebilir.

Çocuk İzlem Merkezi Raporu Sarkıntılık Davasında Delil Olur Mu?

Çocuk mağdurların beyanları sıklıkla Çocuk İzlem Merkezlerinde alınmaktadır. ÇİM görüşmesi ve buna ilişkin rapor önemli bir delildir; ancak tek başına ve otomatik biçimde kesin delil sayılması doğru değildir.

Çocuğun anlatımının kendiliğinden olup olmadığı, yönlendirici soru kullanılıp kullanılmadığı, ÇİM tutanağı ile görüntülü kayıt arasında farklılık bulunup bulunmadığı, çocuğun önceki ve sonraki anlatımlarının uyumu ve beyanın başka deliller tarafından desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir.

Nitekim ÇİM kayıtlarının değerlendirilmesine ilişkin Yargıtay kararlarında da yalnızca raporun sonuç bölümüne bakılmasının yeterli olmadığı görülmektedir. Mağdurun anlatımının dosyanın bütünü içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Bu konuda daha ayrıntılı açıklamalara Çocuk İzlem Merkezi Raporu Delil Olur Mu? yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Çocuğa Sarkıntılık İftirası Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Çocuğa yönelik cinsel suç iddiaları son derece ciddi şekilde soruşturulmalıdır. Gerçek bir cinsel istismar mağdurunun korunması kadar, işlemediği bir suçla itham edilen kişinin masumiyet karinesinin korunması da ceza yargılamasının temel gereğidir.

Bu nedenle bir cinsel istismar iddiasının doğru olmadığı ileri sürülüyorsa savunmanın yalnızca “suçu işlemedim” şeklinde kurulması çoğu zaman yeterli değildir.

İddianın ortaya çıkış biçimi, mağdurun ilk açıklamasını kime yaptığı, anlatımlar arasındaki önemli değişiklikler, olayın gerçekleştiği iddia edilen yer, kamera kayıtları, mesajlar, taraflar arasındaki önceki ilişki, tanıklar, tıbbi bulgular ve varsa ÇİM kayıtları birlikte incelenmelidir.

Bu konu hakkında Cinsel İftira Mağdurları Hangi Hukuki Haklara Sahiptirler? yazımız ile Cinsel İftiraya Uğrayan Kişi Ne Yapmalı? yazımız ayrıca incelenebilir.

Burada özellikle vurgulanmalıdır ki bir dosyada beraat kararı verilmesi veya delil yetersizliği bulunması, şikâyetçinin kendiliğinden iftira suçunu işlediği anlamına gelmez. İftira suçunun ayrıca kendi kanuni unsurları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Failin Çocuk Olması Hâlinde Çocuğa Sarkıntılık Suçu Şikâyete Tabi Midir?

TCK 103’te bu konuda özel bir düzenleme bulunmaktadır.

Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması durumunda, soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/10407 sayılı kararında da çocuk sanık tarafından gerçekleştirilen ve ani-kesik hareket niteliğindeki sarkıntılık eylemi bakımından şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonuçlarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla “çocuğa sarkıntılık suçu şikâyete tabi midir?” sorusuna bütün olaylar için tek kelimeyle cevap verilmesi doğru değildir. Failin çocuk olup olmadığı özellikle önemlidir.

Çocuğa Sarkıntılık Suçunda Yargıtay’ın Temel Ölçütü Nedir?

Yukarıdaki kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay’ın sarkıntılık değerlendirmesinde yalnızca “nereye dokunulduğu” sorusuna cevap aramadığı görülmektedir.

Asıl değerlendirilmesi gereken husus eylemin bütünüdür.

Tek ve ani bir temas, olayın özelliklerine göre sarkıntılık düzeyinde kalabilir. Aynı temasın uzun sürmesi, birbiri ardına başka cinsel hareketlerle devam ettirilmesi veya farklı tarihlerde tekrarlanması ise sarkıntılık sınırının aşılmasına neden olabilir.

Diğer taraftan fiziksel temasın varlığı tek başına yeterli değildir. Dokunmanın cinsel nitelikte olduğunun da ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle çocuğa sarkıntılık davalarında üç ayrı soru birbirinden ayrılmalıdır:

Eylem gerçekleşti mi?

Gerçekleşen hareket cinsel nitelikte mi?

Cinsel nitelikteyse sarkıntılık düzeyinde mi kaldı, yoksa çocuğun cinsel istismarı suçunun daha ağır şeklini mi oluşturdu?

Mahkemenin suç vasfını belirlerken bu soruları ayrı ayrı cevaplandırması gerekir.

Cinsel Suçlar Avukatının Önemi

pexels pavel danilyuk 8112107 1

Çocuğa yönelik cinsel istismar iddiaları hem mağdur hem de şüpheli veya sanık açısından ceza hukukunun en hassas alanlarından biridir.

Özellikle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ile temel şekliyle cinsel istismar arasındaki ayrım, verilecek cezanın miktarını doğrudan değiştirebilir. Bunun yanında cinsel taciz, reşit olmayanla cinsel ilişki, yaşta hata ve delil değerlendirmesine ilişkin hukuki meseleler de aynı dosyada birlikte ortaya çıkabilir.

Bu nedenle soruşturmanın başlangıcından itibaren mağdur beyanları, ÇİM görüntüleri, uzman raporları, kamera kayıtları, mesajlar, tanık anlatımları ve diğer delillerin birlikte incelenmesi önem taşımaktadır.

Özellikle çocuk mağdurun beyanına dayanan dosyalarda savunmanın yalnızca beyanlar arasındaki farklılıklara dayanması yerine bu farklılıkların olayın esasını değiştirip değiştirmediğini ve objektif delillerle uyuşup uyuşmadığını ortaya koyması gerekir.

Gerçek bir cinsel istismar mağdurunun haklarının korunması kadar, yeterli ve kesin delil bulunmadan bir kişinin ağır bir suçtan mahkûm edilmemesi de adil yargılanmanın gereğidir.

Cinsel Suçlar ve “Çocuğa Sarkıntılığın Cezası” konusuyla ilgili hukuki problemlerinizde Cinsel Suçlar Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.