Follow us on :

Silahla Yağma Suçu ve Cezası

TCK’nın 149/1-a maddesine göre silahla yağma suçu daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak düzenlenmiş olup fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kısaca hırsızlık suçunun cebir veya tehditle işlenmiş şekli diyebileceğimiz yağma suçu,  başkasının kullanımında olan menkul bir malın “cebir” veya “tehdit” ile alınmasıyla gerçekleşir.

Silahla yağma suçunda, silahın mağdurda korku meydana getirmesi neticesinde mağdurun direnme gücünün kırılması ve failin yağma suçunu daha kalay işleyebilmesi ağırlaştırıcı nedeninin gerekçesi olarak değerlendirilmektedir.

Silahla yağma suçu açısından silahın tehdit veya cebir unsuru olarak kullanılmasının önemi yoktur. Bu itibarla, failin yağma suçunu gerçekleştirirken silahı mağdura yöneltmesi ve bu şekilde tehdit aracı olarak kullanması ile mağduru silahla yaralayarak yağma eylemini gerçekleştirmesi arasında nitelikli halin uygulanması yönünden bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da fail TCK m. 149/1-a maddesine göre silahla yağma suçu ile cezalandırılır.

Silahla yağma suçunun söz konusu olabilmesi için failin yağma eylemini gerçekleştirirken silahın korkutucu etkisinden yararlanacak şekilde kullanması gerekmektedir. Bu nedenle failin sadece silahı üzerinde taşıması yeterli değildir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2006/2642 sayılı kararına göre, sanığın polis olduğunu söyleyip belindeki silahı çekerek namlusuna mermi sürer gibi yaptıktan sonra “cep telefonu hırsızlığı” olaylarını soruşturduğunu, çalıntı olup olmadığını anlamak için inceleme yapacağını belirterek cep telefonunu istemesi sonucunda kendisine silah çekilmesinden korkan müştekinin telefonu sanığa vermesi silahla yağma suçunu oluşturur.

Silah, tehdit ederek malın teslim alınması için kullanılıyorsa mağdur bilmediği sürece boş veya dolu olmasının önemi yoktur. Bu suç açısından önemli olan silahın mağduru korkutması ve mağdurun silahın dolu olduğunu düşünerek hareket etmesidir.

Yağma suçu, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmekte ve faillerden sadece biri silahlı ise, ve eğer diğer failler silah kullanılacağını biliyorlarsa tümü hakkında silahla yağma suçu oluşur.

Silah Kavramından Ne Anlaşılmalıdır?

TCK’nın 6. maddesine göre;

1. Ateşli silahlar,

2. Patlayıcı maddeler,

3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler,

4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,

5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler silah olarak tanımlanmıştır.

Yargıtay’ın çeşitli tarihlerde verdiği kararlardan, tabanca, (kuru sıkı olsa bile), bıçak, av tüfeği, tornavida, pense, jilet, balta, kasatura, keser, tırpan, orak, çekiç, kürek, testere, ustura, makas, bijon anahtarı, levye demiri, ucu sivri sopa, çelik cop, cam parçası,  kırık şişe ve göz yaşartıcı spreyi silah olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay, TCK’ya göre silah sayılamayacağı yönünde değerlendirdiği araçlarla yağma suçunun işlenmesi halinde failin silahla yağma suçundan değil normal yağma suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtmektedir.

Tekme ve Tokatla İşlenen Eylem Silahla Yağma Suçunu Oluşturmaz

Yargıtay, insan vücudunun bölümlerini ve yumruk, elin kenarı, çıplak ayak veya diz gibi uzuvlarını silah olarak kabul etmemektedir. Bu itibarla, fail, mağdura yumruk vurmak, tekme atmak veya kafa atarak taşınır bir malını alması durumunda ağırlaştırıcı hükümler uygulanmayacaktır. Bunun yanında vücuda sonradan takılan yapay parçalar bir silahın korkutucu özelliğine sahip ve bu şekilde kullanılıyorsa silahla yağma suçu oluşur.

Duvar, zemin, sabit direk gibi taşınmaz mallar da silah olarak kabul edilmemektedir.

Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2007/4695 sayılı kararında, sanığın, cep telefonunu geri isteyen müştekinin yüzüne tahta parçası ile vurup, yaşamsal tehlike geçirmeksizin ve basit bir tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralayıp olay yerinden kaçmasını, tahta parçasının silah kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle, silahla yaralama suçunu oluşturmayacağına karar vermiştir.

Öte yandan aynı Daire 2007/7385 sayılı kararında, sanığın, müştekiye ait cep telefonunu masanın üzerinden alarak kaçmaya başladığı sırada, kendisini yakalamaya çalışan mağdurdan kurtulmak için kurusıkı tabanca ile havaya ateş ederek çaldığı cep telefonu ile birlikte kaçmasını yağma suçunun silahla işlenmesi kapsamında kaldığını belirtmiştir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2005/ 9551 sayılı kararında, sanığın, eylemini gerçekleştirmek için parkta oturmakta olan müştekiye polis olduğunu söyleyerek, kadınlara karşı hayasızca davranışlarda bulunmakla suçlayıp ve kadınlarla yüzleştirme bahanesiyle parkın yakınında bulunan inşaatın üçüncü katına çıkartıp, tekme tokat vurup, kırık bira şişesiyle tehdit ettikten sonra cep telefonunu ve parasını almasını yağma suçunun silahla işlenmesi durumunu oluşturacağına karar vermiştir.

Silahla Yağma Suçunda Köpek Kullanılması

Yargıtay köpeğin korkutucu gücünden faydalanılarak ve tehdit unsuru olarak kullanılarak gerçekleştirilen yağma eylemini silahla yağma suçu kapsamında kabul etmektedir.

Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2019/4397sayılı kararına göre, sanıkların eylemini yanlarında bulunan köpeğin yaratmış olduğu korkutucu güçten faydalanarak gerçekleştirmiş olduklarının anlaşılması karşısında, silahla yağma suçu gerçekleşmiştir. 

Silahla Yağma Suçuna Teşebbüs

Silahla yağma suçu failin mağdurun malını almasıyla tamamlanır. Bunun yanında fail, malı hakimiyet alanına sokmadan eylem yarım kalırsa fail teşebbüsten cezalandırılır.  Bu itibarla, failin cebir veya tehdit kullanmasından malı mağdurdan almasına kadar geçen sürede yağma eylemi failin elinde olmayan nedenlerle kesilir ve sonuç gerçekleşmezse teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan söz edilebilir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/1972 sayılı kararında, mağdur ve arkadaşlarının mahallede bir düğünü izledikleri sırada, sanığın mağdura “buraya gel lan” diyerek seslendiği, mağdurun sanığın yanına gitmesi üzerine, sanığın “niye koşarak gelmiyorsun a..na koyduğumun çocuğu” diyerek hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Mağdurun kendisine neden hakaret ettiğini sorması üzerine sanık, muşta ile mağdura yumruk vurmuş, yere düşen mağdura tekme atmaya başlamış ve mağdura “bana … marketten bira alacaksın seni daha da kötü yapacam” diyerek tehdit etmiştir. Sanık, aynı zamanda mağdurun sırt çantasını karıştırmıştır. Bu esnada, bir fırsatını bulan mağdur çantasını da alarak kaçmıştır. Sanığın eylemi, gece vakti, silahla yağmaya teşebbüs suçunu oluşturur.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2017/229 sayılı kararında da yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığını belirtmiştir. Somut olayda, sanık 07.10.2013 günü annesi olan mağdurdan para istemiş, ancak mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine silahını mağdurların başına doğrultarak “bir gün bunu kafanızda patlatacağım” demiştir. Sanık, 10.02.2013 günü aynı kast altında mağdurdan bir kez daha para istemiş, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine kardeşi olan mağdura “git komşulardan para iste” demiştir.  Mağdur olan kardeşinin karşı çıkması üzerine mağdurları basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde yaralayıp mutfaktan aldığı bıçağı onlara doğru yöneltmiştir. Mağdurlar, kendilerini evin yatak odasına kilitleyerek sanıktan kurtulmuşlardır. Yargıtay’a göre bu olayda sanığın eylemleri yağmaya teşebbüs ve suçunu oluşturmaktadır.

Silahla Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık

Silahla yağma suçunu işleyen kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak ister ve suç ortaklarını, azmettirenleri veya suça yardım edenlerin kimlik bilgilerini adli makamlara bildirirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Bunun yanında yağmayı gerçekleştiren kişi mağdurun uğradığı zararı aynen iade veya tazmin suretiyle giderirse yine etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilecektir.

Silahla yağma suçunu işleyen kişi, bu suç işlendikten sonra fakat dava açılmadan önce etkin pişmanlıktan faydalanırsa cezası yarısına kadar indirilebilir. Ancak dava açıldıktan sonra ve hüküm verilmeden önce etkin pişmanlıktan faydalanılması durumunda ceza 1/3’üne kadarı indirilebilecektir.

Bu durumda, silahla yağma suçu işleyen kişi dava açılmadan önce mağdurun zararını karşılarsa, (cezanın alt sınırdan verilmesi durumunda) 5 yıl gibi bir ceza ile kurtulabilecektir.

Silahla Yağma Suçundan Tutuksuz Yargılanmak Mümkün Müdür?

Yağma suçu, cezasının ağırlığı nedeniyle ağır ceza mahkemesinde görülmektedir. Yağma suçunun oluşması belli şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Eğer bu şartlar oluşmamışsa, sanığın daha az cezayı gerektiren suçlardan yargılanması ve bu suçlardan ceza alması mümkündür. Bunun yanında somut olayda teşebbüs, gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlık hükümleri doğru bir şekilde değerlendirilmelidir.

Silahla yağma suçunun işlendiği yönündeki iddia tek başına tutuklama kararı verilmesi için yeterli değildir. Gerek CMK hükümleri gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesi açısından tutuklama kararı verilebilmesi için, şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, ayrıca şüpheli veya sanığın delilleri yok edeceği, gizleyeceği veya değiştireceği yönünde kuvvetli şüphe bulunması gereklidir.

Dolayısıyla, tecrübeli bir ceza avukatı nezaretinde tutuklamanın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması verilecek karar yönünden belirleyici olabilecektir. Bunun mümkün olmaması halinde ise, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını sağlama adına gerekli adımlar atılmalıdır.

Bu itibarla, silahla yağma suçunda, soruşturma aşamasında ve yine yargılama sürecinde gerek şüpheli ve sanık, gerekse mağdur yönünden bu kişilerin yasal haklarının tecrübeli bir ağır ceza avukatı olarak savunulması önemi şüpheden varestedir.

Silahla yağma suçuyla ilgili her türlü hukuki probleminizde Kayseri Ceza Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.