Uyuşturucu Ticareti Teşebbüs Hükümleri – Yargıtay Kararları Işığında Güncel Değerlendirme

Uyuşturucu ticareti teşebbüs hükümleri nasıl uygulanır? Hazırlık hareketi ile icra hareketi arasındaki fark nedir? TCK 35 kapsamında ceza indirimi hangi durumlarda uygulanır? Yargıtay kararları ışığında ayrıntılı inceleme.

Uyuşturucu Ticaretine Teşebbüs Nedir?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenen ve en ağır yaptırımlardan birini öngören suç tiplerinden biridir. Ancak uygulamada her uyuşturucu ticareti girişimi tamamlanmış suç olarak kabul edilmez. Bazı durumlarda fail, uyuşturucu maddeyi satamadan, teslim alamadan veya sevk işlemini tamamlayamadan kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle yakalanabilmektedir. İşte bu gibi durumlarda uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs hükümleri gündeme gelir.

Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, kişi işlemeyi kastettiği suçu doğrudan doğruya icra etmeye başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamışsa, tamamlanmış suçtan değil teşebbüs hükümlerine göre cezalandırılır. Bu durumda verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılması mümkündür.

Ancak uygulamada en fazla tartışılan husus, hangi davranışın hazırlık hareketi, hangisinin ise icra hareketi olduğudur. Çünkü yalnızca suç işlemeye yönelik niyetin bulunması veya telefon görüşmeleri yapılması tek başına teşebbüs hükümlerinin uygulanması için yeterli değildir. Failin artık suçun icrasına başlamış olması gerekir.

Yargıtay da birçok kararında, hazırlık hareketleri ile doğrudan icra hareketleri arasındaki ayrımın dikkatle yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle uyuşturucu ticareti suçlarında bu ayrım, beraat ile uzun yıllar hapis cezası arasındaki farkı oluşturabilecek kadar önemlidir.

Bu yazıda, uyuşturucu ticareti teşebbüs hükümleri, Türk Ceza Kanunu hükümleri ve Yargıtay’ın güncel içtihatları doğrultusunda ayrıntılı olarak incelenecektir. Ayrıca daha önce yayımladığımız Uyuşturucu Ticareti Somut Delil Nedir?”, Uyuşturucu Ticaretinde Telefon Kayıtları, Uyuşturucu Kuryesi Kaç Yıl Ceza Alır?” ve Uyuşturucu Suçlarında Güven Alımı başlıklı yazılarımızla bağlantılı uygulama örneklerine de yer verilecektir.


Uyuşturucu Ticareti Suçu Hangi Fiilleri Kapsar?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, TCK’nın 188. maddesinde seçimlik hareketli suç olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu yalnızca uyuşturucu madde satılmasını değil, ticari amaç taşıyan birçok farklı fiili de suç kapsamına almıştır.

Buna göre uyuşturucu maddenin;

  • Satılması,
  • Satışa arz edilmesi,
  • Başkasına verilmesi,
  • Sevk edilmesi,
  • Nakledilmesi,
  • Depolanması,
  • Satın alınması,
  • Kabul edilmesi,
  • İthal edilmesi,
  • İhraç edilmesi,
  • İmal edilmesi,

durumlarında uyuşturucu ticareti suçu oluşabilecektir.

Bu nedenle uygulamada “henüz satış yapılmadı”, “para alınmadı” veya “uyuşturucu teslim edilmedi” şeklindeki savunmalar her zaman beraat sonucunu doğurmaz. Çünkü suçun oluşması bakımından satış işleminin tamamlanması zorunlu değildir. Önemli olan, kanunda belirtilen seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesidir.

Ancak bu noktada, seçimlik hareketlerin tamamlanamaması halinde teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.


Uyuşturucu Ticareti Teşebbüs Hükümlerinin Hukuki Dayanağı

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüsün hukuki dayanağı, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri arasında yer alan 35. maddedir.

Maddeye göre;

“Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.”

Bu düzenlemeden hareketle teşebbüsün uygulanabilmesi için dört temel şart bulunmaktadır.

1. Suçu İşleme Kastı Bulunmalıdır

Öncelikle failin uyuşturucu ticareti suçunu işleme iradesinin bulunması gerekir. Ancak yalnızca kastın varlığı tek başına yeterli değildir.

Örneğin, bir kişinin telefon görüşmelerinde uyuşturucu madde satın almayı konuşması veya gelecekte ticaret yapmayı planlaması, tek başına teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına imkân vermez.

Dolayısıyla kast ile birlikte suçun icrasına başlanmış olması gerekir.

2. Elverişli Hareketlerle Suçun İcrasına Başlanmalıdır

Teşebbüsün en önemli şartı budur.

Artık fail yalnızca plan yapan kişi olmaktan çıkmış, suçu gerçekleştirmeye yönelik fiilen harekete geçmiş olmalıdır.

Uyuşturucu maddeyi teslim almaya gitmek,

Uyuşturucu maddeyi alıcıya götürmek,

Numune taşımak,

Uyuşturucu maddenin teslim organizasyonunu fiilen yürütmek,

gibi davranışlar çoğu zaman icra hareketi olarak değerlendirilmektedir.

Buna karşılık;

  • Telefon görüşmeleri,
  • Mesajlaşmalar,
  • Geleceğe yönelik planlamalar,
  • Fiyat pazarlıkları,

çoğu olayda hazırlık hareketi niteliğinde kabul edilmektedir.


3. Suç Failin Elinde Olmayan Sebeplerle Tamamlanamamalıdır

Fail kendi isteğiyle suçtan vazgeçmişse teşebbüs hükümleri uygulanmaz.

Buna karşılık;

  • Polis operasyonu,
  • Yakalanma,
  • Uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi,
  • Teslim gerçekleşmeden kolluk müdahalesi,

gibi nedenlerle suç tamamlanamazsa teşebbüs hükümleri gündeme gelir.

Uyuşturucu suçlarında kolluk operasyonlarının önemli bir kısmı tam da bu aşamada gerçekleşmektedir.


4. Suç Tamamlanmamış Olmalıdır

Uyuşturucu ticareti suçu bütün unsurlarıyla tamamlanmışsa artık teşebbüsten söz edilemez.

Bu nedenle öncelikle suçun tamamlanıp tamamlanmadığı belirlenir.

Tamamlanmamış ise TCK 35 uygulanır.

Tamamlanmış ise doğrudan TCK 188 hükümleri uygulanacaktır.


Hazırlık Hareketi ile İcra Hareketi Arasındaki Ayrım Neden Bu Kadar Önemlidir?

Uyuşturucu ticareti suçlarında en fazla tartışılan hukuki meselelerden biri, failin gerçekleştirdiği davranışın hazırlık hareketi mi yoksa icra hareketi mi olduğunun belirlenmesidir.

Çünkü ceza hukukunda kural olarak hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Kanun koyucu, yalnızca suç işlemeye yönelik düşünceyi, planı veya hazırlığı cezalandırmayı değil; suçun hukuki değeri tehlikeye sokacak şekilde icrasına başlanmasını yaptırıma bağlamıştır.

Bu nedenle, uyuşturucu ticareti suçunda yapılan her telefon görüşmesi, her mesajlaşma ya da her buluşma otomatik olarak teşebbüs anlamına gelmez. Önemli olan, failin artık suçun icra alanına girip girmediğinin somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesidir.

Nitekim Yargıtay da yerleşik içtihatlarında, hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle iletişimin tespiti kayıtlarına dayalı soruşturmalarda, yalnızca telefon konuşmalarına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi çoğu zaman hukuka uygun görülmemektedir. Bu konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerimize Uyuşturucu Ticaretinde Telefon Kayıtları başlıklı yazımızda da yer verilmiştir.

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı çoğu zaman bu ayrım üzerinden belirlendiğinden, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dosyadaki delillerin titizlikle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yargıtay Kararlarına Göre Uyuşturucu Ticareti Suçunda Teşebbüs Sayılan ve Sayılmayan Haller

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanması, uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir. Bunun temel nedeni, her somut olayda failin gerçekleştirdiği hareketlerin hazırlık aşamasında mı kaldığı, yoksa doğrudan doğruya suçun icrasına mı başlandığı sorusunun farklı şekilde değerlendirilebilmesidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi genel çerçeveyi çizmekle birlikte, uyuşturucu ticareti suçlarında teşebbüsün sınırlarını esas itibarıyla Yargıtay içtihatları belirlemektedir. Nitekim Yargıtay, yıllar içerisinde verdiği kararlarla hangi eylemlerin teşebbüs kapsamında değerlendirileceğini, hangilerinin ise yalnızca hazırlık hareketi olarak kabul edileceğini önemli ölçüde netleştirmiştir.

Bu nedenle soruşturma veya kovuşturma aşamasında bulunan kişilerin yalnızca kanun hükümlerini değil, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasını da dikkate alması gerekir.


Telefon Görüşmeleri Tek Başına Uyuşturucu Ticareti Suçuna Teşebbüs Sayılır mı?

pexels jonathankwuka 17789628 1

Uyuşturucu suçlarına ilişkin soruşturmalarda en sık karşılaşılan delillerden biri, iletişimin tespiti kapsamında elde edilen telefon görüşmeleri ve mesaj kayıtlarıdır.

Çoğu dosyada şüpheliler arasında uyuşturucu madde teminine ilişkin görüşmeler bulunmakta, hatta fiyat, miktar ve teslim yeri gibi ayrıntılar konuşulmaktadır. Ancak bu durum tek başına teşebbüs hükümlerinin uygulanması için yeterli değildir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2022/6718 sayılı kararında bu konu açık biçimde değerlendirilmiştir. Olayda sanıkların telefon görüşmeleriyle uyuşturucu madde alım satımını planladıkları tespit edilmiş, ancak uyuşturucu madde henüz sanıklara teslim edilmeden kolluk kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir.

Yargıtay, telefon görüşmelerinin sanıkların suç işleme kastını ortaya koyabileceğini kabul etmekle birlikte, kastın varlığının tek başına teşebbüs için yeterli olmadığını özellikle vurgulamıştır.

Mahkemeye göre;

  • Telefon görüşmesi yapılması,
  • Uyuşturucu hakkında konuşulması,
  • Fiyat belirlenmesi,
  • Satış konusunda anlaşılması,

henüz suçun icrasına başlandığını göstermemektedir.

Çünkü bu aşamada gerçekleştirilen davranışlar, hazırlık hareketi niteliğindedir.

Bu karar, uygulamada büyük önem taşımaktadır. Özellikle iletişimin tespiti kayıtlarına dayanılarak açılan davalarda, savunmanın temel noktalarından biri, telefon görüşmelerinin tek başına suçun icra hareketi olarak değerlendirilemeyeceğinin ortaya konulmasıdır.

Bu konu hakkında daha ayrıntılı değerlendirmelerimize Uyuşturucu Ticaretinde Telefon Kayıtları başlıklı yazımızda yer verilmiştir.


Uyuşturucu Maddeyi Teslim Almaya Giderken Yakalanmak Teşebbüs Sayılır mı?

Yargıtay uygulamasına göre bazı durumlarda fail henüz uyuşturucu maddeyi fiilen teslim almamış olsa bile teşebbüs hükümleri uygulanabilmektedir.

Örneğin sanığın;

  • teslim yeri konusunda anlaşması,
  • uyuşturucu maddeyi teslim almak amacıyla olay yerine gitmesi,
  • teslim organizasyonunun aktif parçası olması,

halinde artık hazırlık hareketleri tamamlanmış, suçun icra hareketlerine başlanmış kabul edilmektedir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2019/4747 sayılı kararında, satıcı ile alıcı teslim konusunda anlaşmış, ancak polis operasyonu nedeniyle uyuşturucu madde teslim edilemeden taraflar yakalanmıştır.

Yargıtay, bu olayda suçun tamamlanmadığını kabul etmekle birlikte, sanığın yalnızca plan yapmadığını; teslim alma sürecini fiilen başlattığını belirterek eylemin uyuşturucu ticareti suçuna teşebbüs oluşturduğuna karar vermiştir.

Dolayısıyla teslim gerçekleşmemiş olması her zaman beraat sonucunu doğurmaz. Eğer fail artık uyuşturucu maddeyi teslim almaya yönelik doğrudan icra hareketlerine başlamışsa TCK’nın 35. maddesi uygulanabilecektir.


Numune Uyuşturucu Maddenin Taşınması Teşebbüs Sayılır mı?

Uyuşturucu ticaretinde tarafların güven oluşturmak amacıyla küçük miktarda uyuşturucu maddeyi “numune” olarak birbirine göstermesi veya ulaştırması uygulamada sıkça karşılaşılan yöntemlerden biridir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2015/29100 sayılı kararında sanıkların ticaret amacıyla uyuşturucu temin etmek üzere anlaştıkları, bu kapsamda numune olarak gönderilen uyuşturucu maddenin kolluk tarafından ele geçirildiği belirlenmiştir.

Yargıtay’a göre burada taraflar yalnızca plan yapmamış, uyuşturucu ticaretini gerçekleştirmek amacıyla fiilen harekete geçmişlerdir.

Numunenin taşınması, suçun icrasının başladığını gösteren önemli delillerden biri olarak kabul edilmiş ve suçun teşebbüs aşamasında kaldığı değerlendirilmiştir.

Bu karar, özellikle “henüz satış yapılmadı” şeklindeki savunmaların her zaman hukuki sonuç doğurmayacağını göstermektedir.


Başkasına Uyuşturucu Madde Temin Etmeye Çalışmak

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs yalnızca satıcı açısından değil, temin eden veya aracı olan kişiler bakımından da gündeme gelebilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2015/5163 sayılı kararında sanığın, başka bir kişiden temin edilen esrarı kullanıcıya ulaştırmak amacıyla hareket ettiği, ancak uyuşturucu maddeyi teslim alamadan satıcının yakalandığı belirlenmiştir.

Mahkeme, sanığın suçu tamamlayamadığını, ancak suçun icrasına başladığını kabul ederek teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.

Bu karar göstermektedir ki uyuşturucu maddeye fiilen sahip olunmaması her zaman teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.

Önemli olan failin suçun icrası bakımından üstlendiği rol ve gerçekleştirdiği hareketlerin niteliğidir.


Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Satın Almaya Teşebbüs

Uyuşturucu suçlarında teşebbüs hükümleri yalnızca ticaret suçunda değil, belirli şartlarda kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın alma suçunda da gündeme gelebilmektedir.

Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2019/7024 sayılı kararında sanık, uyuşturucu madde satın almak üzere satıcıyla buluşmuş, parasını vermiş ancak uyuşturucu madde teslim edilmeden polis müdahalesi gerçekleşmiştir.

Yargıtay, sanığın uyuşturucu maddeyi henüz teslim almamış olması nedeniyle suçun tamamlanmadığını, ancak satın alma iradesini fiilen ortaya koyduğu için eylemin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almaya teşebbüs oluşturduğunu kabul etmiştir.

Bu karar, teşebbüs hükümlerinin yalnızca TCK’nın 188. maddesi bakımından değil, bazı durumlarda TCK’nın 191. maddesi kapsamında da uygulanabileceğini göstermektedir.


Yurt Dışından Gelen Uyuşturucu Maddenin Teslim Alınmasına Yönelik Hareketler

Uyuşturucu ithaline ilişkin dosyalarda da zaman zaman sanıkların rolü tartışma konusu olmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2022/2431 sayılı kararında sanığın, yurt dışından gelen ve içerisine kokain gizlenen konteyneri teslim almak amacıyla Türkiye’ye geldiği, konteynerin yerini tespit etmek için çeşitli kişilerle irtibat kurduğu ve organizasyonu yönlendirdiği belirlenmiştir.

Ancak dosyada sanığın uyuşturucu maddenin yurt dışından Türkiye’ye getirilmesine iştirak ettiğini gösteren kesin delil bulunmamaktadır.

Yargıtay, buna rağmen sanığın konteyneri teslim almaya yönelik gerçekleştirdiği aktif faaliyetlerin hazırlık aşamasını geçtiğini ve suçun icra hareketlerine başlandığını kabul etmiştir.

Bu nedenle eylemin uyuşturucu madde ticareti suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kararın önemi, hazırlık hareketi ile icra hareketi arasındaki ayrımın yalnızca fiziksel teslimle sınırlı olmadığını; organizasyonun fiilen yürütülmesinin de bazı durumlarda icra hareketi sayılabileceğini göstermesidir.


Uyuşturucu Ticareti Suçunda Teşebbüs Konusunda Yargıtay Kararlarından Çıkan Ortak İlkeler

yargitay aa 2095963 3 1

İncelenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay’ın uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs konusunda benimsediği temel ilkeler şu şekilde özetlenebilir:

  • Telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar ve planlama faaliyetleri kural olarak hazırlık hareketidir.
  • Suç işleme kastının bulunması tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.
  • Uyuşturucu maddeyi teslim almak veya teslim etmek amacıyla fiilen harekete geçilmesi çoğu durumda icra hareketi olarak kabul edilir.
  • Polis müdahalesi nedeniyle suç tamamlanamazsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.
  • Her olay kendi özellikleri içinde değerlendirilmeli; failin somut davranışları ayrıntılı şekilde incelenmelidir.
  • Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, icra hareketlerine başlanıldığı kesin olarak ortaya konulamıyorsa teşebbüs hükümleri uygulanarak mahkûmiyet kurulması mümkün değildir.

Bu ilkeler, özellikle uyuşturucu suçlarında savunma stratejisinin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Zira soruşturma dosyasındaki delillerin doğru değerlendirilmesi, sanığın tamamlanmış suçtan mı yoksa yalnızca teşebbüs hükümleri kapsamında mı sorumlu tutulacağını doğrudan etkileyebilir.

Uyuşturucu Ticareti Suçunda Teşebbüs Halinde Ceza Nasıl Belirlenir? Savunma Stratejileri ve Uygulamadaki Hukuki Sorunlar

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanması, yalnızca suçun vasfını değil, sanık hakkında hükmolunacak cezanın miktarını da doğrudan etkilemektedir. Nitekim tamamlanmış suç ile teşebbüs aşamasında kalan suç arasında yıllarca hapis cezası farkı oluşabilmektedir.

Bununla birlikte uygulamada bazı mahkemelerin, hazırlık hareketlerini icra hareketi olarak değerlendirdiği veya teşebbüs hükümlerini uygulamadan tamamlanmış suçtan mahkûmiyet kararı verdiği görülmektedir. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma sürecinde dosyanın teknik açıdan değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu bölümde, TCK’nın 35. maddesi kapsamında ceza indiriminin nasıl uygulanacağı, uyuşturucu ithal etme suçunda teşebbüsün mümkün olup olmadığı, savunmada kullanılabilecek hukuki argümanlar ve uygulamada karşılaşılan temel sorunlar ele alınacaktır.


Uyuşturucu Ticareti Suçunda Teşebbüs Halinde Ceza Nasıl Hesaplanır?

pexels xiaoyi 3297302 5377052 3 1

Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesine göre teşebbüs halinde fail, tamamlanmış suçun cezasıyla değil; meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak indirilmiş ceza ile cezalandırılır.

Kanun, hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Buna göre verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılabilir.

Uyuşturucu ticareti suçunda temel ceza oldukça yüksek olduğundan, teşebbüs hükümlerinin uygulanması ceza miktarı üzerinde ciddi bir etki yaratmaktadır.

Örnek 1

Mahkeme, tamamlanmış suç nedeniyle 20 yıl hapis cezasına hükmetmiş olsun.

Eğer suç teşebbüs aşamasında kalmışsa;

  • ¼ indirim uygulanırsa: 15 yıl hapis,
  • ½ indirim uygulanırsa: 10 yıl hapis,
  • ¾ indirim uygulanırsa: 5 yıl hapis,

cezası verilebilecektir.

Görüldüğü üzere, yalnızca teşebbüs hükümlerinin uygulanması dahi sanığın özgürlüğünü doğrudan etkileyen çok önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, indirimin otomatik olarak en yüksek orandan uygulanmayacağıdır. Hâkim, suçun hangi aşamada kaldığını, failin gerçekleştirdiği hareketlerin yoğunluğunu ve ortaya çıkan tehlikenin derecesini değerlendirerek indirim oranını belirleyecektir.


Uyuşturucu Suçuna Teşebbüs Halinde İndirim Oranı Nasıl Belirlenir?

Kanunda kesin bir oran öngörülmemiştir. Bu nedenle her olay kendi özelliklerine göre değerlendirilmektedir.

Uygulamada dikkate alınan başlıca kriterler şunlardır:

  • Fail suçun icrasında ne kadar ilerlemiştir?
  • Uyuşturucu madde teslim edilmiş midir?
  • Satış gerçekleşmiş midir?
  • Kolluk müdahalesi olmasaydı suç tamamlanacak mıydı?
  • Ortaya çıkan tehlike ne düzeydedir?
  • Suçun tamamlanmasına kalan mesafe ne kadardır?

Örneğin yalnızca teslim noktasına gitmiş ancak henüz uyuşturucu maddeyi teslim almamış bir kişi ile uyuşturucu maddeyi teslim alıp müşteriye götürürken yakalanan kişinin aynı oranda indirimden yararlanması beklenmez.

Dolayısıyla TCK’nın 35. maddesi hâkime somut olayın özelliklerine göre takdir yetkisi tanımaktadır.


Uyuşturucu İthal Etme Suçunda Teşebbüs Mümkün müdür?

Uyuşturucu suçları bakımından en çok tartışılan konulardan biri de budur.

İlk bakışta her suçta teşebbüs hükümlerinin uygulanabileceği düşünülebilir. Ancak uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından Yargıtay’ın yerleşik uygulaması farklıdır.

Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2018/5516 sayılı kararına göre;

Uyuşturucu madde ithal etme suçu, uyuşturucu maddenin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından içeri sokulmasıyla tamamlanmaktadır.

Başka bir ifadeyle suç, neticesi harekete bitişik suç niteliğindedir.

Bu nedenle;

  • uyuşturucu madde ülkeye girmişse suç tamamlanmıştır,
  • ülkeye girmemişse ithal suçu henüz oluşmamıştır.

Yargıtay, hareketlerin bölünebilir nitelikte olmaması nedeniyle uyuşturucu madde ithal etme suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının kural olarak mümkün olmadığını kabul etmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Kişi uyuşturucu maddenin ülkeye sokulmasına iştirak etmemiş; buna karşılık ülkeye giren uyuşturucu maddeyi teslim almak amacıyla hareket etmişse, eylemin niteliği ithal suçu değil uyuşturucu ticareti suçuna teşebbüs olarak değerlendirilebilir.

Bu ayrım, özellikle uluslararası uyuşturucu organizasyonlarına ilişkin dosyalarda büyük önem taşımaktadır.


Uyuşturucu Suçlarında Hazırlık Hareketleri Nedeniyle Mahkûmiyet Kararı Verilebilir mi?

Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, hazırlık hareketlerinin kural olarak cezalandırılmamasıdır.

Uyuşturucu ticareti suçlarında da aynı ilke geçerlidir.

Dolayısıyla;

  • yalnızca telefon görüşmesi yapılması,
  • uyuşturucu hakkında konuşulması,
  • gelecekte satış yapılmasının planlanması,
  • fiyat konusunda anlaşılması,
  • teslim günü belirlenmesi,

tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.

Bu tür davranışların suçun icra hareketine dönüşebilmesi için failin artık suçun gerçekleşmesini sağlayacak fiili davranışlara başlamış olması gerekir.

Yargıtay da özellikle iletişimin tespiti kayıtlarına dayalı dosyalarda, yalnızca telefon konuşmaları nedeniyle mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmaktadır.

Bu nedenle soruşturma dosyasında bulunan her delilin tek tek değerlendirilmesi gerekir.


Uyuşturucu Ticaretine Teşebbüs Suçunda Savunmada İleri Sürülebilecek Hukuki Argümanlar

Uyuşturucu ticareti suçlarında savunma stratejisi, dosyanın özelliklerine göre değişmekle birlikte, teşebbüs hükümlerinin tartışıldığı dosyalarda aşağıdaki hukuki argümanlar sıklıkla gündeme gelmektedir.

1. İcra Hareketlerine Henüz Başlanmadığı Savunması

En önemli savunmalardan biri budur.

Sanığın gerçekleştirdiği davranışların yalnızca hazırlık hareketi olduğu ortaya konulabiliyorsa, teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün olmayacaktır.

Bu kapsamda;

  • telefon kayıtları,
  • mesaj içerikleri,
  • baz kayıtları,
  • tanık anlatımları,
  • fiziki takip tutanakları,

bir bütün olarak değerlendirilmelidir.


2. Somut Delil Bulunmadığı Savunması

Uyuşturucu ticareti suçlarında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için yalnızca kuvvetli şüphe yeterli değildir.

Sanığın suçu işlediğini gösteren kesin, inandırıcı ve hukuka uygun deliller bulunmalıdır.

Yargıtay’ın birçok kararında, yalnızca varsayıma veya ihtimale dayalı değerlendirmelerle mahkûmiyet kararı verilemeyeceği belirtilmektedir.

Bu nedenle soruşturma dosyasındaki delillerin hukuki niteliği ayrıntılı biçimde incelenmelidir.

Bu konuda daha önce yayımladığımız “Uyuşturucu Ticareti Somut Delil Nedir?” başlıklı yazımız da uygulamaya ilişkin önemli açıklamalar içermektedir.


3. Suç Vasfının Yanlış Belirlendiği Savunması

Bazı dosyalarda eylem;

  • kullanmak amacıyla bulundurma,
  • uyuşturucu ticareti,
  • uyuşturucu ticaretine teşebbüs,

arasında yanlış nitelendirilebilmektedir.

Örneğin teslim gerçekleşmemiş olmasına rağmen tamamlanmış suçtan hüküm kurulması ya da yalnızca hazırlık hareketleri bulunmasına rağmen teşebbüs hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle suç vasfının doğru belirlenmesi savunmanın temel unsurlarından biridir.


4. Hukuka Aykırı Delil İtirazı

Uyuşturucu suçlarında deliller çoğu zaman;

  • iletişimin tespiti,
  • gizli soruşturmacı,
  • teknik takip,
  • fiziki takip,
  • arama ve elkoyma işlemleri,

sonucunda elde edilmektedir.

Bu işlemlerin usule aykırı yapılması hâlinde elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliği kazanabilir.

Özellikle arama kararları, iletişimin denetlenmesine ilişkin kararlar ve elkoyma işlemleri titizlikle incelenmelidir.


Uyuşturucu Suçlarında Deneyimli Bir Uyuşturucu Avukatının Önemi

pexels karola g 7876088 1

Uyuşturucu ticareti suçları, Türk Ceza Kanunu’nda en ağır yaptırımları öngören suç tipleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında dosyalar çoğu zaman teknik deliller, iletişim kayıtları, kriminal raporlar ve uzun süreli soruşturmalar üzerine kurulmaktadır.

Bu nedenle yalnızca uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması değil;

  • delilin elde ediliş şekli,
  • sanığın organizasyondaki rolü,
  • teşebbüs hükümlerinin uygulanma şartları,
  • etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi,
  • suç vasfının doğru belirlenmesi,

gibi birçok hukuki konu, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Özellikle tamamlanmış suç ile teşebbüs aşamasında kalan suç arasındaki ayrım, sanık hakkında verilecek cezada yıllar süren farklılıklara neden olabileceğinden, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren profesyonel hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Uyuşturucu Ticareti Suçunda Teşebbüs Hakkında Sık Sorulan Sorular (SSS) ve Sonuç

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs hükümleri, uygulamada en fazla yanlış anlaşılan ceza hukuku konularından biridir. Özellikle telefon görüşmeleri, teslim gerçekleşmeden yapılan polis operasyonları veya uyuşturucu maddenin henüz ele geçmemiş olması gibi durumlarda birçok kişi hangi suçtan sorumlu tutulacağını bilememektedir.

Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan sorular Yargıtay kararları ve Türk Ceza Kanunu hükümleri doğrultusunda cevaplandırılmıştır.


Sık Sorulan Sorular

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs nedir?

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs; kişinin uyuşturucu ticareti suçunu işlemek amacıyla doğrudan icra hareketlerine başlamasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamamasıdır. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi uygulanır ve fail hakkında cezada indirim yapılabilir.


Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs halinde ceza ne kadar iner?

TCK’nın 35. maddesine göre, hâkim suçun hangi aşamada kaldığını değerlendirerek verilecek cezadan dörtte bir ile dörtte üç arasında indirim yapabilir.

İndirim oranı her dosyada aynı değildir. Sanığın gerçekleştirdiği hareketlerin ağırlığı, suçun tamamlanmasına ne kadar yaklaşıldığı ve meydana gelen tehlikenin boyutu dikkate alınarak belirlenir.


Telefon görüşmeleri uyuşturucu ticaretine teşebbüs sayılır mı?

Hayır.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre yalnızca telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar veya uyuşturucu madde hakkında konuşulması tek başına teşebbüs oluşturmaz.

Bu tür davranışlar kural olarak hazırlık hareketi kabul edilir.

Ancak telefon görüşmelerine ek olarak teslim organizasyonu yapılmış, uyuşturucu maddeyi teslim almaya gidilmiş veya suçun icrasına başlanmışsa değerlendirme değişebilir.


Uyuşturucu maddeyi teslim almadan yakalanırsam yine de ceza alır mıyım?

Evet.

Uyuşturucu madde henüz teslim alınmamış olsa bile, fail doğrudan suçun icrasına başlamışsa Yargıtay birçok kararında eylemi uyuşturucu ticareti suçuna teşebbüs olarak kabul etmektedir.

Bu nedenle yalnızca teslimin gerçekleşmemiş olması tek başına beraat nedeni değildir.


Uyuşturucu madde satılmadan yakalanmak suçun oluşmasını engeller mi?

Hayır.

Uyuşturucu ticareti suçu yalnızca satıştan ibaret değildir.

Uyuşturucu maddenin;

  • sevk edilmesi,
  • nakledilmesi,
  • satışa arz edilmesi,
  • başkasına verilmesi,
  • depolanması,

gibi birçok seçimlik hareket de TCK’nın 188. maddesi kapsamında suç oluşturmaktadır.

Bu nedenle satışın tamamlanmamış olması her olayda suçun oluşmadığı anlamına gelmez.


Uyuşturucu ticareti suçunda hazırlık hareketi nedir?

Hazırlık hareketleri, suçun işlenmesine yönelik planlama niteliğindeki davranışlardır.

Örneğin;

  • telefon görüşmesi yapılması,
  • fiyat konuşulması,
  • buluşma kararlaştırılması,
  • gelecekte satış planı yapılması,

çoğu durumda hazırlık hareketi olarak kabul edilmektedir.

Hazırlık hareketleri kural olarak cezalandırılmaz.


İcra hareketi ne zaman başlar?

İcra hareketi, failin suçun kanuni tanımında yer alan fiilleri gerçekleştirmeye fiilen başlamasıyla başlar.

Uyuşturucu ticareti suçlarında;

  • uyuşturucu maddeyi teslim almak üzere olay yerine gitmek,
  • numune taşımak,
  • teslim organizasyonunu yürütmek,
  • uyuşturucu maddeyi müşteriye götürmek,

gibi davranışlar somut olayın özelliklerine göre icra hareketi olarak değerlendirilebilir.


Uyuşturucu ithal etme suçunda teşebbüs mümkün müdür?

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre uyuşturucu madde ithal etme suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanması kural olarak mümkün değildir.

Çünkü ithal suçu, uyuşturucu maddenin Türkiye sınırlarından içeri girmesiyle tamamlanmaktadır.

Ancak kişi ithal suçuna iştirak etmeyip yalnızca Türkiye’ye giren uyuşturucu maddeyi teslim almaya çalışıyorsa, eylem uyuşturucu ticareti suçuna teşebbüs olarak değerlendirilebilir.


Teşebbüs hükümleri her uyuşturucu dosyasında uygulanır mı?

Hayır.

Teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için;

  • suç işleme kastının bulunması,
  • doğrudan icra hareketlerine başlanması,
  • suçun failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması,

şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bu şartlardan biri eksikse teşebbüs hükümleri uygulanamaz.


Uyuşturucu ticareti suçunda avukat desteği neden önemlidir?

Uyuşturucu suçları, yüksek hapis cezaları öngören ve teknik delillerin yoğun olarak kullanıldığı davalardır.

Özellikle şu hususların doğru değerlendirilmesi davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir:

  • Suçun kullanma amacıyla bulundurma mı yoksa ticaret suçu mu olduğu,
  • Hazırlık hareketlerinin icra hareketi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği,
  • Teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı,
  • Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânı,
  • Arama, elkoyma ve iletişimin denetlenmesi işlemlerinin hukuka uygunluğu.

Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasından itibaren ceza hukuku alanında deneyimli bir müdafi tarafından hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


Sonuç

Uyuşturucu ticareti suçunda teşebbüs hükümleri, uygulamada çoğu zaman tamamlanmış suç ile hazırlık hareketleri arasındaki ince çizgide değerlendirilmektedir. Bu nedenle her uyuşturucu dosyasında teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin genel bir sonuca varmak mümkün değildir. Somut olayın özellikleri, elde edilen deliller, sanığın suç organizasyonundaki rolü ve gerçekleştirilen hareketlerin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle Yargıtay’ın güncel kararları incelendiğinde, yalnızca suç işleme kastının bulunmasının veya telefon görüşmelerinin varlığının mahkûmiyet için yeterli görülmediği; failin doğrudan doğruya suçun icrasına başlamış olmasının arandığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık, uyuşturucu maddeyi teslim almak veya teslim etmek amacıyla fiilen harekete geçilmesi, numune taşınması ya da teslim organizasyonunun yürütülmesi gibi davranışlar birçok olayda teşebbüs kapsamında değerlendirilmektedir.

Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamasında delillerin yalnızca yüzeysel biçimde değil, ceza hukuku ilkeleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir. Hazırlık hareketlerinin yanlış şekilde icra hareketi olarak değerlendirilmesi veya tamamlanmamış bir eylem nedeniyle tamamlanmış suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.

Uyuşturucu ticareti suçlarında teşebbüs hükümleri, etkin pişmanlık, hukuka aykırı deliller, iletişimin denetlenmesi tedbirleri ve suç vasfının doğru belirlenmesi gibi konular davanın sonucunu doğrudan etkileyen hukuki meselelerdir. Bu nedenle soruşturmanın başlangıcından temyiz sürecine kadar her aşamada dosyanın uzmanlık gerektiren bir bakış açısıyla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Uyuşturucu Suçları ve Uyuşturucu Ticareti Teşebbüs Hükümleri konusunda Uyuşturucu Avukatı Harun Karadağ ile iletişime geçebilirsiniz.