Cinsel suçlarda beraat nedenleri, sanığın üzerine atılı suçun kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamaması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin belirlenmesi, suçun kanuni unsurlarının oluşmaması veya ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran hukuki nedenlerin bulunmasıdır. Özellikle cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz davalarında delil yetersizliği, mağdurun çelişkili beyanları, olayın gerçekleşme koşulları, taraflar arasındaki husumet ve bilimsel delillerin değerlendirilmesi beraat kararında etkili olabilmektedir.
Ancak cinsel suçlarda beraat kararı verilmesi için mutlaka mağdurun gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun kanıtlanması gerekmez. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlanamaması da beraat için yeterlidir.
Cinsel suçların önemli bir bölümü üçüncü kişilerin bulunmadığı ortamlarda gerçekleştiği için mağdur beyanları ceza yargılamasında önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte mağdurun beyanda bulunması, sanığın mutlaka mahkûm edilmesini gerektirmediği gibi, fiziksel delillerin bulunmaması da her zaman beraat sonucunu doğurmaz.
Bu nedenle cinsel suçlarda beraat nedenleri değerlendirilirken suçun kanuni unsurları, mevcut delillerin ispat gücü ve sanığın savunması birlikte incelenmelidir.
Bu makalede cinsel suçlardan nasıl beraat edilir, hangi deliller beraat için önemlidir, mağdurun çelişkili ifadeleri beraat sebebi midir ve Yargıtay hangi durumlarda beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etmektedir sorularını ele alacağız.
Cinsel suçların ispatında kullanılan deliller hakkında daha ayrıntılı bilgi için Cinsel Suçlar Nasıl İspat Edilir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
1. Cinsel Suçlarda Beraat Kararının Hukuki Dayanağı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2. maddesinde beraat kararı verilmesini gerektiren haller düzenlenmiştir.
Bu hüküm yalnızca cinsel suçlar için değil, bütün ceza davaları için geçerlidir. Ancak cinsel suçlarda ispat güçlüklerinin sık yaşanması nedeniyle özellikle delil yetersizliğine ilişkin düzenleme önem kazanmaktadır.
CMK 223/2 kapsamında beraat nedenleri şunlardır:
| Kanuni dayanak | Beraat nedeni |
| CMK 223/2-a | Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması |
| CMK 223/2-b | Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması |
| CMK 223/2-c | Yüklenen suç açısından kast veya taksirin bulunmaması |
| CMK 223/2-d | Fiilin işlenmesine rağmen hukuka uygunluk nedeninin bulunması |
| CMK 223/2-e | Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması |
Cinsel suç davalarında bu beraat nedenlerinin her biri farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Örneğin sanığın olay tarihinde başka bir yerde olduğunun kesin delillerle belirlenmesi, suçun kendisi tarafından işlenmediğinin sabit olması anlamına gelebilir.
Buna karşılık mağdurun anlatımlarındaki önemli çelişkilerin giderilememesi ve suçun işlendiğinin yeterli kesinlikte ortaya konulamaması, CMK 223/2-e kapsamında beraat sonucunu doğurabilir.
Bu iki durum birbirinden farklıdır. Sanığın suçu işlemediğinin kesin olarak kanıtlanması ile suçu işlediğinin kanıtlanamaması aynı şey değildir. Ancak her iki durumda da beraat kararı verilebilir.
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi, özellikle CMK 223/2-e hükmünün uygulanmasında belirleyici önemdedir.
Bu ilkeyi emsal kararlarla değerlendirdiğimiz Cinsel Suçlarda Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi başlıklı makalemizde daha ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
2. Cinsel Suçlarda Delil Yetersizliği Nedeniyle Beraat
Cinsel suçlarda beraat nedenlerinin başında delil yetersizliği gelmektedir.
Bir kişi hakkında cinsel saldırı veya cinsel istismar suçundan kamu davası açılması, mahkûmiyet kararı verilebilmesi için yeterli değildir.
Savcılığın dava açmak için değerlendirdiği yeterli şüphe ile ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararı verebilmesi için ulaşması gereken ispat düzeyi birbirinden farklıdır.
Mahkûmiyet için sanığın suçu işlediğinin her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir.
Örneğin sanık hakkında cinsel saldırı iddiasında bulunulmuş ancak mağdurun anlatımında ciddi çelişkiler mevcutsa, suçlamayı doğrulayan başka deliller elde edilememişse ve sanığın savunması da çürütülememişse mahkûmiyet için gereken kesinliğe ulaşılamayabilir.
Böyle bir durumda uygulanması gereken hüküm CMK 223/2-e maddesidir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2019/11837 Sayılı Kararı
Yargıtay’ın bu kararına konu olayda, bir işyerinde çalışmaya başlayan katılana yönelik basit cinsel saldırıda bulunulduğu ileri sürülmüştür.
Ancak katılanın aşamalardaki anlatımları, sanığın savunması ve dosyanın tamamı birlikte değerlendirildiğinde mahkûmiyete yeterli kesinlikte delil bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay, delil durumuna göre beraat kararı verilmesi gerekirken sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Bu kararın önemi, cinsel saldırı suçlamasının niteliği ne kadar ciddi olursa olsun mahkûmiyet için gerekli ispat ölçütünün değişmemesidir.
Benzer Yargıtay kararlarını Basit Cinsel Saldırıda Delil Yetersizliği başlıklı yazımızda inceleyebilirsiniz.
3. Mağdurun Çelişkili Beyanları Beraat Sebebi midir?
Cinsel suçlarda mağdurun çelişkili beyanları, beraat değerlendirmesinde önemli olabilir.
Özellikle cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarı suçlarında mağdurun anlatımı bazı dosyalarda temel delil niteliğindedir.
Bununla birlikte mağdurun farklı aşamalarda verdiği ifadeler arasında her zaman tam bir kelime ve ayrıntı uyumu aranması doğru değildir.
Olaydan uzun süre sonra ifade verilmesi, yaş küçüklüğü, korku ve travma gibi nedenlerle bazı ayrıntıların farklı anlatılması mümkündür.
Burada önemli olan, çelişkinin suçun esasına ilişkin olup olmadığıdır.
Örneğin olayın gerçekleştiği yer, failin kimliği, cinsel davranışın niteliği veya olayın meydana geliş biçimi konusunda birbirini dışlayan açıklamalar bulunması önemli olabilir.
Buna karşılık olay sırasında kullanılan kıyafetin rengi veya önemsiz bir ayrıntının farklı hatırlanması tek başına beyanı güvenilmez hale getirmeyebilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/8083 Sayılı Kararı
Kararda mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımlarının değiştiği ve önemli çelişkiler içerdiği değerlendirilmiştir.
Ayrıca bu beyanları doğrulayan yeterli somut delilin bulunmadığı, sanığın suçlamayı kabul etmediği ve dosyanın bütünüyle mahkûmiyete yeterli kesinlik sağlamadığı belirtilmiştir.
Yargıtay, bu delil durumu karşısında beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/2924 Sayılı Kararı
Bu kararda mağdurun anlatımları yanında psikiyatrik değerlendirmeler ve diğer tanık açıklamaları da incelenmiştir.
Yargıtay, mağdurun beyanlarındaki ciddi farklılıkların ve mevcut diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda sanıkların mahkûmiyetine yeterli kesinlikte delil bulunmadığı kanaatine ulaşmıştır.
Her iki kararın ortak noktası, yalnızca anlatım değişikliğinin değil, çelişkilerin giderilememesinin ve delillerin bütününün mahkûmiyet için yeterli olmamasının beraat yönünden belirleyici olmasıdır.
Mağdur beyanlarındaki hangi farklılıkların beraat sonucunu doğurabileceğini Cinsel Suçlarda Mağdurun Çelişkili Beyanları başlıklı yazımızda daha kapsamlı olarak değerlendirdik.
4. Sadece Mağdur Beyanı Varsa Cinsel Suçtan Beraat Edilir mi?
Cinsel suç davalarında en fazla tartışılan konulardan biri, mağdur beyanı dışında delil bulunmamasıdır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki mağdur beyanı da hukuken delildir. Bu nedenle yalnızca kamera kaydı, DNA veya görgü tanığı bulunmadığı gerekçesiyle her cinsel suç dosyasında beraat kararı verilmesi gerektiği söylenemez.
Ancak bunun tersi de doğru değildir.
Mağdurun bir kişiyi suçlaması, sanığın suçlu olduğunun peşinen kabul edilmesini gerektirmez.
Mağdur beyanının güvenilirliği değerlendirilirken anlatımın kendi içindeki tutarlılığı, zaman içerisindeki değişimi, diğer delillerle uyumu ve olayın gerçekleşme koşulları incelenmelidir.
Özellikle mağdurun anlatımının objektif kayıtlarla açıkça çeliştiği, failin kimliğinin belirlenemediği veya suçun esaslı unsurlarının şüpheli kaldığı durumlarda, sadece suçlayıcı bir anlatıma dayanılarak mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı olabilir.
Bununla birlikte mağdurun tutarlı ve güvenilir bulunan anlatımı, somut olayın diğer koşullarıyla birlikte suçun işlendiği konusunda yeterli kesinliği sağlıyorsa mahkûmiyet kararı verilebilir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü cinsel suçlarda ne mağdur beyanının mutlaka başka bir delille desteklenmesini zorunlu kılan genel bir kural ne de mağdur beyanının her durumda doğru kabul edilmesini gerektiren bir karine bulunmaktadır.
Özellikle çocuk mağdurun beyanlarının değerlendirilmesi konusunda Cinsel İstismarda Delil Olmadan Ceza Verilir mi? başlıklı yazımızda ek açıklamalara yer verilmiştir.
5. Cinsel Suçlarda Adli Tıp Raporu ve DNA Bulunmaması Beraat Nedeni midir?
Cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarı davalarında Adli Tıp raporları ile DNA incelemeleri önem taşıyabilir.
Ancak bu delillerin bulunmaması her zaman suçun işlenmediğini göstermez.
Örneğin sarkıntılık niteliğindeki bir cinsel davranış fiziksel iz bırakmayabilir. Benzer şekilde olaydan uzun süre sonra yapılan muayenede herhangi bir biyolojik bulguya ulaşılamaması mümkündür.
Dolayısıyla adli raporda yaralanma tespit edilmemesi veya DNA eşleşmesi bulunmaması tek başına beraat için yeterli kabul edilemez.
Buna karşılık suçlamanın niteliği gereği bilimsel delillerin bulunması bekleniyorsa ve mevcut bulgular iddiayla önemli ölçüde uyuşmuyorsa bu durum sanık lehine değerlendirilebilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/1683 Sayılı Kararı
Bu karara konu olayda mağdurun farklı aşamalardaki anlatımları arasında çelişkiler bulunduğu belirtilmiştir.
Ayrıca olay yerinde bulunduğu ifade edilen bazı materyaller üzerinde sanığa ait DNA örneğine ulaşılamamış ve iddiayı doğrulayabilecek görüntü kaydı da elde edilememiştir.
Yargıtay, bütün bu hususları birlikte değerlendirerek sanığın mahkûmiyeti için yeterli kesinliğe ulaşılamadığı sonucuna varmıştır.
Kararda belirleyici olan yalnızca DNA bulunmaması değildir. Mağdur anlatımlarındaki çelişkiler ile diğer delillerin ispat gücü birlikte değerlendirilmiştir.
Aynı şekilde DNA eşleşmesi bulunması da yetişkinler arasındaki bir cinsel ilişkinin rıza dışında gerçekleştiğini tek başına kanıtlamaz. DNA, cinsel temasın gerçekleştiğine ilişkin önemli bir veri olabilir; ancak rıza konusu ayrıca araştırılmalıdır.
6. Rızaya Dayalı Cinsel İlişki Beraat Sebebi Olabilir mi?
Yetişkinler arasında özgür iradeyle ve karşılıklı rızayla gerçekleştirilen cinsel ilişki, TCK 102 kapsamında cinsel saldırı suçunu oluşturmaz.
Bu nedenle özellikle taraflar arasında daha önce duygusal veya cinsel ilişki bulunan dosyalarda, isnat edilen eylemin rızaya dayanıp dayanmadığı önemli bir uyuşmazlık konusu olabilir.
Ancak tarafların sevgili olması, birlikte yaşamaları veya daha önce cinsel ilişkiye girmiş olmaları sonradan gerçekleşen bütün cinsel davranışlara rıza gösterildiği anlamına gelmez.
Rıza, somut cinsel davranış bakımından mevcut olmalıdır. Kişinin belirli bir yakınlaşmaya izin vermesi, başka bir cinsel davranışa da izin verdiği anlamına gelmeyebilir.
Rıza savunmasının değerlendirilmesinde olayın öncesindeki ve sonrasındaki mesajlar, tarafların anlatımları, tıbbi bulgular ve diğer deliller önem kazanabilir.
Bunun yanında kişinin iradesini özgürce açıklayabilecek durumda olup olmadığı da araştırılmalıdır. Beden veya ruh bakımından savunmasızlık, iradeyi etkileyen durumlar ve ilgili diğer koşullar göz ardı edilemez.
Yargıtay Kararlarında Rıza Savunması
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/5661 sayılı kararına konu olayda sanık, cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğunu savunmuştur.
Ancak mağdurun vücudundaki yaralanmalar ve adli muayene bulguları mağdurun anlatımlarıyla birlikte değerlendirilmiş; mahkûmiyet hükmü hukuka uygun bulunmuştur.
Bu karar, rıza savunmasının ileri sürülmesinin tek başına beraat için yeterli olmadığını göstermektedir.
Diğer yandan yetişkinler arasındaki cinsel ilişkinin rıza dışında gerçekleştiği yönündeki iddia kesin delillerle ispatlanamamışsa, somut olayın koşullarına göre beraat kararı verilmesi gerekebilir.
Konuyla ilgili ayrıntılar Sevgiliyle Cinsel İlişki Suç mudur? ve Rıza ile Cinsel İlişki Cezası başlıklı makalelerimizde incelenmiştir.
7. Cinsel Suçun Kanuni Unsurlarının Oluşmaması Nedeniyle Beraat
Cinsel suçlarda beraat yalnızca delil yetersizliğinden kaynaklanmaz.
Bazı olaylarda sanığın gerçekleştirdiği kabul edilen davranış, iddia edilen suçun kanuni unsurlarını taşımayabilir.
Örneğin TCK 105 kapsamında cinsel taciz suçunun oluşması için davranışın cinsel amaç taşıması gerekir.
Bir kişinin rahatsız edici, kaba veya uygunsuz sözler söylemesi, bu sözlerin mutlaka cinsel taciz suçunu oluşturacağı anlamına gelmez. Sözlerin içeriği, amacı ve söylendiği koşullar değerlendirilmelidir.
Benzer şekilde cinsel saldırı suçu bakımından vücut dokunulmazlığının cinsel davranışlarla ihlal edilmesi gerekir. Fiziksel temas bulunmayan bir eylemin TCK 102 kapsamında cinsel saldırı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir; ancak koşulları varsa cinsel taciz veya başka bir suç oluşabilir.
Bu nedenle cinsel suçlarda savunmanın ilk aşamalarından biri, isnat edilen davranışın hangi suçun unsurlarını oluşturduğunun belirlenmesidir.
Öte yandan suç vasfındaki her hata beraat sonucunu doğurmaz.
Örneğin organ veya cisim sokma suretiyle cinsel saldırı iddiasının ispatlanamaması, daha hafif nitelikteki bir cinsel davranışın da gerçekleşmediği anlamına gelmez.
Mahkeme, sabit olduğunu kabul ettiği fiilin hukuki niteliğini ayrıca belirlemelidir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2021/1762 Sayılı Kararı
Bu kararda cinsel eylemin niteliği ve daha ağır nitelikteki davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmıştır.
Yargıtay, dosyada bazı cinsel temasların kabul edilmesinin, daha ağır nitelikteki bütün eylemlerin de gerçekleştiğinin kabulü için yeterli olmayacağına işaret etmiştir.
Dolayısıyla cinsel suçlarda her bir eylemin ve suçun ağırlaştırıcı unsurlarının ayrı ayrı ispatlanması gerekir.
8. Taraflar Arasında Husumet Bulunması Cinsel Suçlarda Beraat Sebebi midir?
Cinsel suçlarda taraflar arasında husumet bulunması, suçlamanın güvenilirliğinin değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Özellikle boşanma, velayet, miras, alacak verecek ilişkisi, işten çıkarma veya duygusal ilişkinin sona ermesi nedeniyle yaşanan ciddi anlaşmazlıklar bazı dosyalarda önem kazanmaktadır.
Ancak husumet bulunması tek başına mağdurun gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu göstermez.
Önemli olan, taraflar arasındaki anlaşmazlığın suç isnadına etkisi olabileceğini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığıdır.
Örneğin suçlamadan önce sanığın cezalandırılması yönünde tehditler içeren mesajlar gönderilmişse, taraflar arasında ciddi bir ekonomik uyuşmazlık mevcutsa ve mağdurun anlatımlarında giderilemeyen çelişkiler bulunuyorsa bu hususlar birlikte değerlendirilebilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/4852 Sayılı Kararı
Karara konu olayda mağdurenin yakını ile sanık arasında para alışverişinden kaynaklanan husumet bulunmaktadır.
Mağdure, yargılamanın ilerleyen aşamalarında gerçeğe aykırı suçlamada bulunması konusunda yakınının kendisini yönlendirdiğini açıklamıştır.
Dosyada ekonomik anlaşmazlığı doğrulayan mesajlar, tanık anlatımları ve uzman değerlendirmeleri de yer almaktadır.
İlk derece mahkemesi, bütün delilleri birlikte değerlendirerek mahkûmiyet için gerekli kesinliğin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi de beraat kararını onamıştır.
Bu içtihatta önemli olan husumet iddiasının soyut biçimde ileri sürülmesi değil, dosyadaki diğer delillerle somutlaştırılmasıdır.
Konu hakkında farklı Yargıtay kararlarına Cinsel Suçlarda Husumet Beraat Sebebi mi? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.
9. Boşanma ve Velayet Davalarında Cinsel İstismardan Beraat
Boşanma ve velayet uyuşmazlıkları sırasında ortaya çıkan cinsel istismar iddiaları, çocuk mağdurların korunması ve maddi gerçeğin araştırılması bakımından özel önem taşımaktadır.
Bazı dosyalarda eşler arasındaki anlaşmazlık nedeniyle çocuğun yönlendirilmiş olabileceği ileri sürülebilmektedir.
Ancak çocuğun anne veya babasından biriyle yaşaması, velayet davasının bulunması veya ebeveynler arasında anlaşmazlık yaşanması, cinsel istismar iddiasının gerçek dışı olduğunu göstermez.
Böyle bir savunmada çocuğun ilk anlatımının hangi koşullarda ortaya çıktığı, sonraki beyanlarla uyumu, uzman değerlendirmeleri ve iddiayı destekleyen diğer deliller araştırılmalıdır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/4889 Sayılı Kararı
Karara konu olayda anne ve baba boşanmıştır. Müşterek çocuk, babasıyla kişisel ilişki kurduğu dönemlerde cinsel istismara uğradığını ileri sürmüştür.
Sanık baba ise çocukla görüşmesinin engellenmek istendiğini savunmuştur.
Dosyada çocuğun çok küçük yaşta olması, anlatımlarının değişmesi ve uzman değerlendirmeleri önem kazanmıştır.
İlk derece mahkemesi, aile içi anlaşmazlığı ve mevcut diğer delilleri birlikte değerlendirerek sanığın beraatine karar vermiştir.
Yargıtay, beraat hükmünü onamıştır.
Bu karar, çocukların cinsel istismarı davalarında aile içi husumetin tek başına yeterli kabul edilmediğini; çocuğun beyanlarının gelişim özellikleri ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Konuyla ilgili daha ayrıntılı kararlar Boşanma Sürecinde Cinsel İstismar İftirası başlıklı yazımızda bulunmaktadır.
10. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hata Beraat Sebebi Olabilir mi?
Çocuğun cinsel istismarı suçunda mağdurun yaşı, suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde temel unsurlardan biridir.
TCK 103 uyarınca 15 yaşını tamamlamamış çocuklara yönelik cinsel davranışların değerlendirilmesi ile 15 yaşını tamamlamış çocuklara yönelik eylemlerin değerlendirilmesi birbirinden farklıdır.
On beş yaşını tamamlamamış çocukların cinsel davranışa rıza göstermesi, fiili kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.
On beş yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ve iradeyi etkileyen diğer nedenler önem taşımaktadır. Ayrıca şartları oluştuğunda TCK 104 kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gündeme gelebilir.
Bu ayrım nedeniyle, sanığın mağdurun gerçek yaşı konusunda hataya düşmesi bazı olaylarda ceza sorumluluğunu etkileyebilir.
TCK 30/1 kapsamında suçun maddi unsurlarında hata bulunması halinde kastın oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır.
Ancak yalnızca mağdurun yaşını bilmediğini söylemek yeterli değildir.
Sanığın mağdurun yaşına ilişkin hangi bilgilere sahip olduğu, tarafların nasıl tanıştığı, ilişkinin süresi, sosyal medya ve mesaj içerikleri ile diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/334 Sayılı Kararı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2014 tarihli, 2014/88 E. ve 2014/334 K. sayılı kararında yaşta hata meselesini değerlendirmiştir.
Kararda, mağdurun yaşına ilişkin kabul edilebilir bir hatanın TCK 30/1 kapsamında kastı etkileyebileceği açıklanmıştır.
Ancak somut olayda sanığın böyle bir hataya düştüğüne ilişkin savunma ileri sürmemesi ve taraflar arasındaki uzun süreli tanışıklık dikkate alınarak hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dolayısıyla yaşta hata savunması, olayın maddi gerçekliğiyle uyumlu olmalı ve delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Yaşta hatanın hangi durumlarda beraat veya suç vasfının değişmesi sonucunu doğurabileceğini Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Yaşta Hata başlıklı makalemizde Yargıtay kararlarıyla inceledik.
11. WhatsApp Yazışmaları, Kamera ve HTS Kayıtları Beraat Kararında Nasıl Etkili Olur?
Cinsel suç soruşturmalarında dijital delillerin önemi giderek artmaktadır.
Özellikle WhatsApp yazışmaları, sosyal medya mesajları, kamera görüntüleri, HTS verileri ve telefon incelemeleri iddiaların doğruluğunun araştırılmasında kullanılabilmektedir.
Ancak dijital bir delilin dosyada bulunması, içeriğinin ve ispat gücünün tartışılmasına engel değildir.
Örneğin bir ekran görüntüsünün hangi cihazdan elde edildiği, mesajların gerçekten ilgili kişi tarafından gönderilip gönderilmediği, konuşmanın tamamının sunulup sunulmadığı ve görüntülerde değişiklik bulunup bulunmadığı incelenebilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/929 sayılı kararında WhatsApp Web üzerinden mesajların başka biri tarafından gönderilmiş olabileceği yönündeki somut savunmanın araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu yaklaşım, dijital delillerin gerçekliğinin gerektiğinde teknik incelemeyle denetlenmesinin önemini göstermektedir.
Diğer yandan HTS kayıtları veya baz istasyonu verileri de dikkatle yorumlanmalıdır.
Bir kişinin telefonunun belirli bir baz istasyonundan sinyal alması, o kişinin kesin olarak belirli bir odada veya adreste bulunduğunu tek başına kanıtlamaz.
Buna karşılık kamera görüntüleri, çalışma kayıtları, seyahat belgeleri ve diğer verilerle birlikte değerlendirildiğinde olayın zamanı ve yeri hakkında önemli sonuçlara ulaşılabilir.
Sanığın iddia edilen olay sırasında başka bir yerde bulunduğunun güvenilir ve kesin delillerle ortaya konulması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin belirlenmesi bakımından önem taşıyabilir.
12. Cinsel Suçlarda Tanık Beyanlarının Çelişkili Olması Beraat Nedeni midir?
Cinsel suç dosyalarında tanıkların önemli bir bölümü olayı doğrudan görmüş kişiler değildir.
Bazı tanıklar mağdurun kendilerine anlattıklarını aktarırken, bazıları olay öncesi veya sonrasındaki gelişmelere ilişkin bilgi vermektedir.
Bu nedenle tanığın hangi konuda doğrudan bilgi sahibi olduğunun belirlenmesi gerekir.
Örneğin mağdurun kendisine cinsel saldırıya uğradığını anlattığını söyleyen tanık, mağdurun bu açıklamayı yaptığını doğrulayabilir. Ancak bu durum, tanığın cinsel saldırı eylemini bizzat gördüğü anlamına gelmez.
Tanıkların anlatımları arasında olayın esasına ilişkin önemli çelişkiler bulunması, özellikle başka delillerle giderilemiyorsa beraat değerlendirmesinde etkili olabilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2019/8954 Sayılı Kararı
Kararda taraflar arasında önceden mevcut husumet, tek tanığın aşamalardaki çelişkili anlatımları ve mağdurun failin teşhisine ilişkin açıklamaları birlikte değerlendirilmiştir.
Yargıtay, mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna ulaşarak mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Bu karar, cinsel suç davalarında yalnızca mağdur beyanının değil, tanıkların güvenilirliğinin ve fail teşhisinin de önem taşıdığını göstermektedir.
13. Cinsel Suçlarda Şikâyetin Geç Yapılması Beraat Sebebi midir?
Cinsel suçlarda şikâyetin olaydan hemen sonra yapılmaması, tek başına beraat nedeni değildir.
Mağdurun korku, utanç, tehdit, aile baskısı, sosyal çevre veya travma nedeniyle olayı geç açıklaması mümkündür.
Bu nedenle geç şikâyet otomatik olarak suçlamanın gerçek dışı olduğunu göstermez.
Ancak olayın adli makamlara intikal zamanı, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde önem taşıyabilir.
Örneğin olayın üzerinden uzun süre geçtikten sonra şikâyette bulunulması, şikâyetten hemen önce taraflar arasında ciddi bir menfaat çatışmasının yaşanması ve mağdurun anlatımlarında giderilemeyen çelişkiler bulunması halinde bu koşullar birlikte araştırılmalıdır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2020/499 sayılı kararında, yaklaşık 24 gün sonra yapılan şikâyet, mağdur anlatımlarındaki çelişkiler, tıbbi bulgular ve sanığın savunması bir bütün olarak değerlendirilmiştir.
Burada önemli olan şikâyetin geç yapılması değil, bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda mahkûmiyet için yeterli ispatın bulunup bulunmadığıdır.
14. Cinsel Suçlarda Eksik Araştırma Beraat Sebebi midir?
Cinsel suçlarda eksik araştırma yapılması, her zaman doğrudan beraat kararı verilmesini gerektirmez.
Örneğin olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini aydınlatabilecek kamera görüntülerinin araştırılmaması, önemli tanıkların dinlenmemesi veya Çocuk İzlem Merkezi kayıtlarının gerektiği şekilde incelenmemesi yargılamanın eksik yürütüldüğünü gösterebilir.
Böyle bir durumda kanun yolu incelemesinde hükmün bozulması veya kaldırılması gündeme gelebilir.
Ancak eksik araştırma ile delil yetersizliği birbirine karıştırılmamalıdır.
Delillerin eksiksiz toplanıp değerlendirildiği bir dosyada mahkûmiyet için gerekli kesinliğe ulaşılamamışsa beraat kararı verilmesi gerekebilir.
Buna karşılık henüz araştırılmamış ve davanın sonucunu etkileyebilecek önemli deliller bulunuyorsa bunların değerlendirilmesi gerekebilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/9160 Sayılı Kararı
Bu kararda iki çocuğa yönelik cinsel istismar iddiaları bulunmaktadır.
İlk derece mahkemesi beraat kararı vermiştir.
Ancak Yargıtay, çocukların farklı aşamalardaki anlatımlarının, sosyal çalışmacıyla yapılan görüşmelerin, tanık açıklamalarının ve bağlantılı boşanma dosyasının yeterince araştırılmadığını değerlendirmiştir.
Bu nedenle beraat hükmü eksik araştırma gerekçesiyle bozulmuştur.
Karar, cinsel suçlarda yalnızca mahkûmiyet kararlarının değil, beraat kararlarının da eksik araştırma nedeniyle bozulabileceğini göstermektedir.
Beraat kararının hukuka uygunluğu, lehe ve aleyhe delillerin birlikte değerlendirilmesine bağlıdır.
15. Cinsel Saldırı, Cinsel İstismar ve Cinsel Taciz Suçlarında Beraat Nedenleri Farklı mıdır?
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda beraatin genel hukuki dayanağı CMK 223 olmakla birlikte, suçun türüne göre araştırılması gereken unsurlar farklılaşmaktadır.
Cinsel Saldırı Suçundan Beraat
TCK 102 kapsamında cinsel saldırı suçlarında cinsel nitelikteki fiziksel davranışın gerçekleşip gerçekleşmediği, failin kimliği ve rıza durumu önem taşımaktadır.
Sanığın eylemi gerçekleştirmediğinin belirlenmesi, suçun kanuni unsurlarının oluşmaması veya mahkûmiyet için gerekli delillerin bulunmaması beraat sonucunu doğurabilir.
Bununla birlikte cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması ya da organ veya cisim sokma unsurunun ispatlanamaması, her durumda bütün suçlamalardan beraat edilmesini gerektirmez. Sabit kabul edilen eylemin niteliği ayrıca incelenmelidir.
Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Beraat
TCK 103 kapsamında çocuğun yaşı, algılama yeteneği, isnat edilen cinsel davranışın niteliği ve olayın gerçekleşme koşulları önemlidir.
Özellikle mağdur çocuğun beyanları, ÇİM kayıtları, uzman değerlendirmeleri ve bilimsel deliller birlikte incelenmelidir.
Sanığın suçu işlediğinin ispatlanamaması beraat nedeni olabilir. Yaşta hata gibi maddi unsurlara ilişkin savunmaların hukuki sonucu da somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Cinsel Taciz Suçundan Beraat
TCK 105 kapsamında cinsel taciz suçunda fiziksel temas şart değildir.
Bu nedenle cinsel tacizin ispatında sözlerin ve davranışların içeriği, cinsel amaç, mesajların gerçekliği, tanık anlatımları ve diğer kayıtlar önem taşır.
Suçun cinsel amaç unsurunun bulunmaması, isnat edilen davranışın gerçekleşmemesi veya delillerin mahkûmiyete yeterli olmaması beraat sonucunu doğurabilir.
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Beraat
TCK 104 kapsamında özellikle mağdurun yaşı, cinsel ilişki unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve failin kastı incelenmelidir.
Cinsel ilişki unsurunun ispatlanamaması veya suçun maddi unsurlarına ilişkin hukuken kabul edilebilir hata bulunması beraat değerlendirmesinde etkili olabilir.
Ancak 15 yaşını tamamlamış ve 18 yaşından küçük bir çocukla rızaya dayalı cinsel ilişki gerçekleşmiş olması, TCK 104 kapsamındaki sorumluluğu kendiliğinden kaldırmaz.
16. Cinsel Suçlarda Şikâyetten Vazgeçme Beraat Sebebi midir?
Cinsel suçlarda sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri de şikâyetten vazgeçilmesidir.
Öncelikle beraat kararı ile davanın düşmesi arasındaki farkın belirlenmesi gerekir.
Beraat kararı, CMK 223/2 kapsamında suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, suçun ispatlanamaması veya kanunda belirtilen diğer beraat nedenlerinden birinin bulunması halinde verilir.
Düşme kararı ise şikâyet şartının bulunmaması, şikâyetten vazgeçilmesi veya kanunda düzenlenen diğer düşme nedenlerinin gerçekleşmesi halinde gündeme gelebilir.
Ancak şikâyetten vazgeçmenin sonuç doğurabilmesi için suçun şikâyete tabi olması gerekir.
Örneğin TCK 104/1 kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete tabidir. Buna karşılık TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki hallerde şikâyet şartı aranmaz.
TCK 103 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı suçu ise kural olarak şikâyete tabi değildir. Bununla birlikte sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması halinde kanunda özel şikâyet düzenlemesi bulunmaktadır.
Cinsel saldırı ve cinsel taciz suçlarında da temel şekil ve nitelikli haller bakımından şikâyet koşulları farklılık gösterebilir.
Ayrıca CMK 223/9 uyarınca derhal beraat kararı verilebilecek hallerde düşme kararı verilemeyeceği de dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi otomatik olarak beraat sonucunu doğurmaz.
Bu konuda Cinsel İstismarda Kamu Davası Nasıl Düşer? başlıklı yazımızdan yararlanabilirsiniz.
17. Cinsel İftira İddiası ve Beraat Kararı Arasındaki İlişki
Cinsel suç isnadı nedeniyle yargılanan bir kişi, hakkında gerçeğe aykırı suçlamada bulunulduğunu ileri sürebilir.
Ancak ceza yargılamasında beraat kararı verilmesi ile şikâyetçinin iftira suçunu işlemiş olması birbirinden farklıdır.
Bir kişi, cinsel saldırı veya cinsel istismar suçunu işlediğinin ispatlanamaması nedeniyle beraat edebilir.
Bunun için şikâyetçinin bilerek yalan söylediğinin ayrıca kanıtlanması gerekmez.
Buna karşılık TCK 267 kapsamında iftira suçunun oluşabilmesi için kişinin, işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili ilgili kişiye isnat etmesi ve kanunda belirtilen diğer koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Dolayısıyla cinsel suçtan beraat eden herkesin iftiraya uğradığı sonucuna ulaşılamaz.
Ancak gerçeğe aykırı suçlamanın önceden planlandığını gösteren mesajlar, suç isnadının bilerek uydurulduğunu ortaya koyan deliller veya başka somut bulgular varsa iftira suçu ayrıca değerlendirilebilir.
Bazı olaylarda cinsel suç isnadının para veya başka bir menfaat elde etmek için kullanıldığı ileri sürülebilmektedir.
Örneğin kişinin itibarına zarar verecek görüntülerin açıklanacağı tehdidiyle menfaat talep edilmesi durumunda, şartları varsa şantaj suçu da gündeme gelebilir.
Ancak bir kişinin tazminat istemesi veya olay nedeniyle maddi talepte bulunması, tek başına cinsel suç iddiasının asılsız olduğunu göstermez.
Ayrıntılı açıklamalar için Cinsel İftira Nasıl Kanıtlanır?, Cinsel İftira Mağdurlarının Hakları ve Cinsel Şantaj Suçu başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
18. Cinsel Suçlardan Beraat İçin Savunmada Nelere Dikkat Edilmelidir?

Cinsel suçlarda beraat savunmasının yalnızca suçlamanın reddedilmesinden ibaret olmaması gerekir.
Öncelikle isnat edilen cinsel davranışın ne olduğu, olayın zamanı ve yeri ile hangi suç kapsamında değerlendirme yapıldığı belirlenmelidir.
Daha sonra iddiayı destekleyen ve çürütebilecek deliller incelenmelidir.
Özellikle şu konuların araştırılması önem taşımaktadır:
- Mağdurun bütün beyanlarının karşılaştırılması: Soruşturma, ÇİM ve mahkeme anlatımlarının suçun esaslı unsurları bakımından uyumu değerlendirilmelidir.
- Sanığın savunmasının araştırılması: Sanığın olayın gerçekleştiği iddia edilen yerde bulunup bulunmadığı, olayın zamanı ve savunmanın objektif kayıtlarla doğrulanabilirliği incelenmelidir.
- Dijital delillerin korunması: Mesajlaşmalar, kamera kayıtları ve diğer dijital verilerin hukuka uygun biçimde temini ve gerektiğinde teknik incelemesi istenmelidir.
- Bilimsel raporların değerlendirilmesi: Adli Tıp, DNA ve diğer uzman raporlarının iddiayı hangi ölçüde desteklediği veya desteklemediği belirlenmelidir.
- Tanıkların bilgi kaynaklarının araştırılması: Tanıkların olayı doğrudan görüp görmedikleri ve anlatımlarının kendi içinde tutarlı olup olmadığı incelenmelidir.
- Husumet ve diğer özel koşulların değerlendirilmesi: Varsa taraflar arasındaki anlaşmazlıkların suç isnadıyla bağlantısı somut deliller üzerinden araştırılmalıdır.
- Suçun hukuki unsurlarının incelenmesi: Rıza, kast, mağdurun yaşı, cinsel amaç ve diğer kanuni unsurlar bakımından hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
Bu incelemelerin amacı yalnızca sanık lehine olabilecek delilleri belirlemek değildir.
Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için suçlamayı destekleyen ve desteklemeyen bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Savunmanın dayandığı somut bir delil toplama talebinin karşılanmaması, gerekçesiz biçimde reddedilmesi veya önemli çelişkilerin giderilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması kanun yolu incelemesinde önem taşıyabilir.
19. Cinsel Suçlarda Beraat Nedenleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
Cinsel suçlarda en sık beraat nedeni nedir?
Cinsel suçlarda önemli beraat nedenlerinden biri, suçun sanık tarafından işlendiğinin mahkûmiyet için gereken kesinlikte ispatlanamamasıdır. Böyle bir durumda CMK 223/2-e kapsamında beraat kararı verilebilir. Ancak beraat nedenlerinin sıklığına ilişkin güvenilir istatistik bulunmadan belirli bir nedenin en yaygın olduğu söylenemez.
Cinsel suçlarda somut delil yoksa beraat edilir mi?
Fiziksel veya dijital delil bulunmaması otomatik olarak beraat sonucunu doğurmaz. Mağdur beyanı da delildir. Ancak bütün dosya değerlendirildiğinde suçun işlendiği konusunda giderilemeyen makul şüphe bulunuyorsa mahkûmiyet kararı verilemez.
Cinsel istismarda sadece çocuğun beyanıyla ceza verilebilir mi?
Çocuğun beyanı önemli bir delildir ve bazı dosyalarda belirleyici olabilir. Ancak beyanın güvenilirliği, alınış koşulları, çocuğun gelişim özellikleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir. Mahkûmiyet için gerekli ispat ölçütü çocukların cinsel istismarı suçlarında da geçerlidir.
Mağdur ifadesini değiştirirse sanık beraat eder mi?
Mağdurun ifadesini değiştirmesi tek başına beraat nedeni değildir. İfade değişikliğinin nedenleri ve suçun esasına etkisi araştırılır. Giderilemeyen önemli çelişkiler bulunması ve diğer delillerin mahkûmiyet için yetersiz kalması halinde beraat kararı gündeme gelebilir.
Cinsel saldırı davasında DNA bulunmazsa beraat edilir mi?
DNA bulunmaması otomatik olarak beraat sebebi değildir. Ancak mağdur anlatımlarındaki çelişkiler, tıbbi bulgular ve diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanık lehine önem taşıyabilir.
Cinsel suçlarda husumet varsa beraat kararı verilir mi?
Taraflar arasındaki husumet tek başına beraat nedeni değildir. Ancak ciddi bir husumetin somut delillerle ortaya konulması ve suçlamanın güvenilirliğini etkileyen diğer koşullarla birleşmesi halinde beraat değerlendirmesinde önem kazanabilir.
Cinsel istismar suçunda mağdur şikâyetini geri çekerse dava biter mi?
Çocukların cinsel istismarı suçu kural olarak şikâyete tabi değildir. Bu nedenle mağdurun veya yakınlarının şikâyetten vazgeçmesi genel olarak davayı sona erdirmez. Kanunda öngörülen özel şikâyet halleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Cinsel suçlarda ilk mahkemede beraat kararı verilebilir mi?
Hukuken mümkündür. Ancak beraat kararı verilmesi, delillerin duruşmada tartışılmasına ve gerekli araştırmaların tamamlanmasına bağlıdır. Her dosyanın ilk duruşmada sonuçlanması beklenemez.
Cinsel suçlardan beraat eden kişi tazminat alabilir mi?
Beraat kararı, tek başına otomatik tazminat hakkı doğurmaz. Ancak hukuka aykırı yakalama veya tutuklama gibi koruma tedbirlerinin uygulanması ve kanuni koşulların gerçekleşmesi halinde tazminat gündeme gelebilir. Ayrıca gerçeğe aykırı suç isnadında bulunan kişinin hukuki sorumluluğuna ilişkin koşullar ayrıca değerlendirilebilir.
Cinsel suçlarda beraat kararına itiraz edilebilir mi?
Beraat hükmüne karşı kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilir. Kanun yolu incelemesinde delillerin değerlendirilmesi, gerekçenin yeterliliği, araştırma eksiklikleri ve hukuki nitelendirme denetlenebilir.
Cinsel Suçlarda Beraat Kararında Belirleyici Olan Etkenler ve Ceza Avukatının Önemi

Cinsel suçlarda beraat nedenleri incelendiğinde, kararın tek bir delile veya taraflardan birinin anlatımına peşinen üstünlük tanınarak verilmemesi gerektiği görülmektedir.
Mağdurun çelişkili beyanları, taraflar arasındaki husumet, DNA bulunmaması, geç şikâyet veya olay sonrasındaki mesajlaşmalar her zaman tek başına beraat nedeni değildir.
Buna karşılık bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde suçun sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamadığı sonucuna ulaşılabilir.
Yargıtay kararlarında da mahkûmiyetin yalnızca ihtimale veya varsayıma dayandırılamayacağı, mevcut delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Cinsel suçlarda beraat için temel ölçüt, isnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun delillerle ve her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispatlanıp ispatlanamadığıdır.
Suçun işlendiği konusunda giderilemeyen makul şüphe bulunması halinde, masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekir.
Bu nedenle cinsel suç davalarında etkili bir savunma, yalnızca suçlamanın reddedilmesine değil; iddianın hukuki unsurlarının, mağdur beyanlarının, bilimsel raporların, dijital kayıtların ve diğer delillerin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine dayanmalıdır.


